bugün
- recep tayyip erdoğan22
- sözlük kızlarının kombinleri17
- tai lung51
- ne kadar yaşlısın19
- avon ultra colour indulgence ruj3
- sarapci koala40
- ankete gelin beyler27
- şarapçı koala niye kuzey kore'ye gitmiyor8
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar2
- stephen king ile birlikte içip sohbet etmek2
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek21
- sözlükte yükselen reis sevdası20
- doğu perinçek6
- kızarmış ekmek10
- uludağ sözlük iç huzur ve aydınlanma derneği9
- kendine yabancılaşmak10
- sevmediğiniz yazarlar14
- bir otel odasında yalnızken duyulan hüzün4
- ben gökten inen ekmeğim5
- terörsüz türkiye5
- şarapcı koala ile beyaz toros küba turu yapmak2
- isa kendini tanrı'nın oğlu olarak görüyordu5
- blok3ün gece napıyorsun mesela diye mesaj atması2
- rica ediyorum beni eksilemeyiniz6
- akepelilerdeki imamoğlu korkusunun asıl nedeni3
- sözlükte yaratım sancısı çekmek5
- sözlük sosyalistlerinin fotoğrafları5
- 210 olduğunu iddia eden sözlük beyinin 158 çıkması2
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak3
- bir orduya karşı tek kişi olup doğruları savunmak8
- pkk'nın silah bırakmasını takip edecek kurul31
- aktrolleri çıldırtacak bir şey bırak9
- mazlum abdi den sdg'nin feshi açıklaması2
- koala aniden 180 derece neden döndü sorunsalı6
- velvet39
- yalnızlık rahatlıktır15
- sözlüğe küsmek2
- ben de reise oy vericem12
- bir soru sor7
- sdg ypg'nin kendini fesh etmesi3
- duşta dinlenebilecek şarkı önerileri2
- canım kardeşim2
- persac ile tantuni yiyip sinema konuşmak6
- iskoçya4
- pkk kürt ağa ve kürt feodallere ne yapmış26
- batının kktc'nin tanınmasına engel olması6
- her dönerin adamı5
- dem'in lenin che guevara ve deniz gezmişle alakası3
- 25 ağustos 2026 ankara madenci eylemi6
- temu'dan giyinmek4
gri şehir.
Birkaç hafta önce müdürüme, ankaraya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.
Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?
Şans bu ya, gerçekten ankaraya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.
Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.
Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbulda bir yere gideyim derken tekirdağa gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.
Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.
Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.
Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütişe gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.
Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.
Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.
Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtünün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.
Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 kmymiş, başlıyoruz sürmeye.
Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.
10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.
Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 kmde yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.
Karnım acıkıyor, Bahçelide çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçelide sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.
Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.
Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucksa giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankaraya diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.
Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankarada bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
Birkaç hafta önce müdürüme, ankaraya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.
Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?
Şans bu ya, gerçekten ankaraya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.
Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.
Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbulda bir yere gideyim derken tekirdağa gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.
Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.
Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.
Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütişe gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.
Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.
Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.
Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtünün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.
Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 kmymiş, başlıyoruz sürmeye.
Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.
10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.
Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 kmde yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.
Karnım acıkıyor, Bahçelide çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçelide sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.
Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.
Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucksa giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankaraya diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.
Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankarada bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar