bugün
- gece gece aniden gelen 1 buçuk adana yeme isteği3
- pandela24
- avrupa klima krizi2
- birazdan temmuza giriyoruz15
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması21
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası8
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı12
- matrix'deki zencinin torbacı olması4
- yazarların akıl hocaları9
- yengeç burcu zamanında olmamız8
- futbol34
- 2026 dünya kupası39
- israil12
- devlet2
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı10
- atatürk'ü sevmemek7
- 0 0 717
- dünya17
- tai lung17
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- sevişirken yapılması gerekenler8
- sonra döner yiyecek olmam2
- velvet52
- çin mahallesindeyim çabuk çince küfür öğretin6
- boyalı da saçların6
- hoşgörü dini islam12
- beyler bik bik erkek7
- sözlüğün en şişko kadın yazarı9
- fildişi sahili7
- siyonizm yahudilik değildir5
- ben geldim naneler7
- eski sevgilinin kabotaj bayramını kutlamak5
- sözlükte dillere destan bir aşk yaşamak istemek7
- ateist dövmek11
- kocamın ayaklarını yıkarım6
- iyi futbol oynar mısınız5
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- fransa8
- şeyhin götüne priz sokmak8
- isveç6
- norveç5
- ferdi özbeğen dinleyen erkek5
- 2026 dünya kupası şampiyonu2
- 1 temmuz 2026 meksika ekvador maçı4
- hür iradenin bir yanılsama olması3
- gerizekalı yazarlar zirvesi4
- meksika6
- ameliyat olmak15
- iremga6
- kadir mısıroğlu'nun soyu23
gri şehir.
Birkaç hafta önce müdürüme, ankaraya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.
Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?
Şans bu ya, gerçekten ankaraya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.
Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.
Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbulda bir yere gideyim derken tekirdağa gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.
Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.
Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.
Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütişe gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.
Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.
Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.
Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtünün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.
Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 kmymiş, başlıyoruz sürmeye.
Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.
10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.
Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 kmde yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.
Karnım acıkıyor, Bahçelide çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçelide sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.
Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.
Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucksa giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankaraya diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.
Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankarada bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
Birkaç hafta önce müdürüme, ankaraya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.
Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?
Şans bu ya, gerçekten ankaraya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.
Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.
Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbulda bir yere gideyim derken tekirdağa gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.
Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.
Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.
Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütişe gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.
Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.
Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.
Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtünün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.
Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 kmymiş, başlıyoruz sürmeye.
Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.
10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.
Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 kmde yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.
Karnım acıkıyor, Bahçelide çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçelide sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.
Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.
Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucksa giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankaraya diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.
Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankarada bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar