bugün
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi9
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist5
- arkadaşlar hesabı silicem14
- jack london3
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan12
- rafael leao30
- deccal7
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak5
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız18
- velvet25
- başbirader bey4
- dünyaya sürekli meteor yağsaydı2
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- istanbul'a nur doğacak2
- habire126
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı8
- hz şuayb2
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- arapça küfür edilse amin inşallah diyecek kitle2
- yılmaz güney7
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- yapay zeka ile yazılımcı olmak3
- türkiye'nin nato'dan çıkıp abd'ye barış götürmesi5
- ölürken dinlenecek müzik5
- tai lung33
- aleksey batrakov6
- avanos8
- oh şuralarıma da eksile2
- türkiye22
- keşke yunan galip gelseydi diyen adamı savunmak3
- sarapci koala71
- anın görüntüsü17
- açık eksi oy4
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar5
- günün sözü23
- gocu'nun gerçekten komik biri olması4
- rafael leao'nun galatasaray'a transferi2
- antipanik9
- gs kadro değerinin 400 milyon euroya dayanması2
- seçim akşamı chp genel merkezi5
- koala'nın tahammülsüz tipleri ifşalaması olayı4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı4
- kapadokya26
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- hücum hattı leao sane batrakov osimhen olan takım2
- akepenin imamoğlu ndan bu kadar korkma nedeni4
- hewal ebo3
- ateistlerin yaşama amacı28
- hasidik yahudilik7
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
eğer varsa, kendisiyle çelişen varlık.
mod adayları için potansiyel bir nick.
bu yazı, vaktiyle kendisini terk ettiğim, nihayetinde hatamı anlayıp kendisine geri döndüğüm hayatımın sebebine ithaftır... sevgilime ithaftır... gerçek sevgilime...
Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da...
Elbette senin için her zaman, işin sonu, başından daha hayırlıdır...
Elbette Rabbin sana ileride öyle ihsan edecek, ta ki sen de O'ndan ve verdiğinden razı olacaksın...
( duha suresi 3,4,5 )
allah, bir kulunu yanına yaklaştıracağı zaman etrafındaki bütün insanları yanından alır, onu yalnız bırakırmış... tek tesellim bu oluyor... yalnızlığımın sebebi de bu... kendimi dinledim, hep yalnız kaldım, yalnızım... yalnız olmaya da devam ediyorum, edeceğim ta ki senin emrin yerine gelene kadar... ne zaman ki feraha kavuşmama müsade edersin, ben ancak o zaman mutmain olurum. ne zaman ki, '' ey kulum çok gözyaşı döktün, kâfidir '' dersin, ben o zaman, ancak o zaman, ve ancak senin icazetinle rahatlayabilirim... sen emir vereceksin, sen '' ol '' diyeceksin...
biliyorum, senden çok uzak kaldım, adını anmadığım zamanlar da oldu, ama nefsimi kudretinin elinde tutan senin üzerine yemin ederim ki aklıma gelmediğin tek bir gün bile olmadı... kendimi bildim bileli, seni düşünmediğim tek bir günü bile hatırlamıyorum... bundan dolayı müsterihim... sesimi işitmek istiyorsun, seninle konuşmamı arzu ediyorsun. ben kimim ki senin bu davetine icabet etmeyeceğim ? gördün ki beni mutluyken yanına çekemiyorsun, o halde yapılacak tek bir şey vardı... bu garip ademoğlunu etrafındaki tüm insanlardan uzaklaştırmak... sonuç ortada... yarattığı kuluna, bir annenin yeni doğan yavrusuna gösterdiği şefkatten çok daha fazlasını gösteren sen, bana yine o sonsuzluk gölgesinin üstünde arşı titreten varlık kollarını açtın... ben o kollara sığındım ve o şekilde kurtuluyorum...
artık vaktin geldiğinin farkındayım... bu gece son kez sıkılıyorum... bir daha hiç sıkılmayacağım... sıkılırsam da, senden uzaklaştığım an sıkılacağım... senin yanındayken bana üzüntü yok, darlık yok, gözyaşı yok... senden koptuğum an, bana kederlerin en büyüğü var, tokatların en şiddetlisi, acıların en kudretlisi var... senin yanındayım... sana geldim... işte bak, gölgende bütün bir insanlık yatıyor, senden, senin varlığının nurundan aydınlanan suratlar ne kadar da mutlu.. gözleri parıldıyor, çünkü senin yanındalar... ben de senin yanındayım... davet verdin, icabet ettim...
güneşin kaybolduğu ve siyahlıkların bir yelpaze gibi dünyayı sardığı o karanlık gecenin üzerine yemin ederim ki;
ben en çok seni düşündüm...
en çok seni sevdim...
ve sen, beni hiç bırakmadın...
her düştüğümde sen vardın...
sır kalmasın senin adın,
sen ki varlığın sebebi, var olanların içinde hakiki tek varlıksın...
allah' ım...
sen kime yoksan, ona bu dünyada ve senin katında hiçbir şey yoktur...
sen kime varsan, ona bu dünyada ve senin katında herşey vardır...
sen varsın...
bu gece beni kollarımdan tutup kaldırdın,
sırtımdaki ağır yükü aldın...
Demek ki güçlükle beraber kolaylık vardır.
Evet, güçlükle beraber kolaylık vardır!
O halde bir işi bitirince, hemen başka işe giriş, onunla uğraş.
daima Rabbine yönel, O'na yaklaş!
( inşirah, 5, 6, 7 , 8 )
emir tez,
bekletmez,
ve o nur,
bulunur,
işte iz,
geliniz,
toprak post !
allah dost !
allah dost !
allah dost !
Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da...
Elbette senin için her zaman, işin sonu, başından daha hayırlıdır...
Elbette Rabbin sana ileride öyle ihsan edecek, ta ki sen de O'ndan ve verdiğinden razı olacaksın...
( duha suresi 3,4,5 )
allah, bir kulunu yanına yaklaştıracağı zaman etrafındaki bütün insanları yanından alır, onu yalnız bırakırmış... tek tesellim bu oluyor... yalnızlığımın sebebi de bu... kendimi dinledim, hep yalnız kaldım, yalnızım... yalnız olmaya da devam ediyorum, edeceğim ta ki senin emrin yerine gelene kadar... ne zaman ki feraha kavuşmama müsade edersin, ben ancak o zaman mutmain olurum. ne zaman ki, '' ey kulum çok gözyaşı döktün, kâfidir '' dersin, ben o zaman, ancak o zaman, ve ancak senin icazetinle rahatlayabilirim... sen emir vereceksin, sen '' ol '' diyeceksin...
biliyorum, senden çok uzak kaldım, adını anmadığım zamanlar da oldu, ama nefsimi kudretinin elinde tutan senin üzerine yemin ederim ki aklıma gelmediğin tek bir gün bile olmadı... kendimi bildim bileli, seni düşünmediğim tek bir günü bile hatırlamıyorum... bundan dolayı müsterihim... sesimi işitmek istiyorsun, seninle konuşmamı arzu ediyorsun. ben kimim ki senin bu davetine icabet etmeyeceğim ? gördün ki beni mutluyken yanına çekemiyorsun, o halde yapılacak tek bir şey vardı... bu garip ademoğlunu etrafındaki tüm insanlardan uzaklaştırmak... sonuç ortada... yarattığı kuluna, bir annenin yeni doğan yavrusuna gösterdiği şefkatten çok daha fazlasını gösteren sen, bana yine o sonsuzluk gölgesinin üstünde arşı titreten varlık kollarını açtın... ben o kollara sığındım ve o şekilde kurtuluyorum...
artık vaktin geldiğinin farkındayım... bu gece son kez sıkılıyorum... bir daha hiç sıkılmayacağım... sıkılırsam da, senden uzaklaştığım an sıkılacağım... senin yanındayken bana üzüntü yok, darlık yok, gözyaşı yok... senden koptuğum an, bana kederlerin en büyüğü var, tokatların en şiddetlisi, acıların en kudretlisi var... senin yanındayım... sana geldim... işte bak, gölgende bütün bir insanlık yatıyor, senden, senin varlığının nurundan aydınlanan suratlar ne kadar da mutlu.. gözleri parıldıyor, çünkü senin yanındalar... ben de senin yanındayım... davet verdin, icabet ettim...
güneşin kaybolduğu ve siyahlıkların bir yelpaze gibi dünyayı sardığı o karanlık gecenin üzerine yemin ederim ki;
ben en çok seni düşündüm...
en çok seni sevdim...
ve sen, beni hiç bırakmadın...
her düştüğümde sen vardın...
sır kalmasın senin adın,
sen ki varlığın sebebi, var olanların içinde hakiki tek varlıksın...
allah' ım...
sen kime yoksan, ona bu dünyada ve senin katında hiçbir şey yoktur...
sen kime varsan, ona bu dünyada ve senin katında herşey vardır...
sen varsın...
bu gece beni kollarımdan tutup kaldırdın,
sırtımdaki ağır yükü aldın...
Demek ki güçlükle beraber kolaylık vardır.
Evet, güçlükle beraber kolaylık vardır!
O halde bir işi bitirince, hemen başka işe giriş, onunla uğraş.
daima Rabbine yönel, O'na yaklaş!
( inşirah, 5, 6, 7 , 8 )
emir tez,
bekletmez,
ve o nur,
bulunur,
işte iz,
geliniz,
toprak post !
allah dost !
allah dost !
allah dost !
türkçesi tanrı olan arapça kelime.
bilim in big bang ten öncesini açıklayamadığı için modern dünyada "tetikleyici" olarak ifade edilen mistik bir kahraman.
(bkz: tanrı)
hatta,
(bkz: tanrı bizden biri olsaydı)
(bkz: tanrı içimizde)
(bkz: tanrı)
hatta,
(bkz: tanrı bizden biri olsaydı)
(bkz: tanrı içimizde)
(bkz: Tanrının psikolojisi)
varlığına çok fazla inanmadığım. hep bi yerlerden olsun bi ışık olsun dedim. bana bir adım at ben sana on adım koşayım dedim. olmadı bana adımdan çok beni itti kendine. bu başlığa annemin az önce kurduğu bir cümle üstüne yazıyorum bu yazımı.
"allahım sana isyan ediyoruz, acımıza ver ya rabbim"
inancım kalmadı artık, hiç bi şekilde. ama bu yazıyı yazmam biraz da isyanımdır, içimdekileri boşaltmaktır. annemin sözü üzerine...
babamdı. benim dünyaya gelmeme sebep olan insandı. herşeyiyle yanımda olan insandı. onun varlığını bilmek bile bana güven veriyorken. annem için soruyorum sana bu hesabı.
"ecel geldi mi ne bir saniye önce alır canı, ne bir saniye sonra"
"alnında böyle yazıyormuş bu şekilde öleceği"
"herkesin ne şekilde öleceği, ne şekilde göç edeceği alnında yazar"
peki soruyorum sana, ey rahmeti en yüce(!), ey kullarını düşünen (!), ey merhametli(!) allah. neden bu şekilde yazdın bu adamın kaderini.
"allah'ın verdiği cana kıymak sadece allaha mahsustur. düşünmesi bile en büyük günahlardandır"
sana gecelerce dua etti bu insan, sana secde etti bu insanlar. sana taptılar. sen ki bana dua edin bana itaat edin ben sizi boş çevirmem diyen rab, niye boş çevirdin elleri. sen ki merhametlisin, ne diye sana inanan tapan insanları boşluğa çıkmaza sürükledin.
"allah büyüktür ki, bir yerden alır-bir yerden verir"
aldın madem, aldıklarını neden geri vermedin. beni neden babasız bıraktın. neden canına kıymasına izin verdin. neden ailemi yarım bıraktın.
bu adam bu güne kadar sabrettiyse ölmemek için sana sığındığı için ölmedi. sana güvendiği için. sen ki en büyüksün(!) sana güvenen kullarını boş mu çeviriyorsun. senin adaletin bu mu. bu dünyada namussuzların cebini doldurmak mı. dürüst insanların hayatlarını karartmak mı senin amacın.
sana inanmamı bekleme hiç bir zaman. senden medet umanın halini gördük. en son nefesini boğaz köprüsünde verdi. sana güvensem neye fayda? sana secde etsem neye yarar, sana tapsam. dualarımın tutmayacağını bile bile neden sana dua edeyim.
"allahım sana isyan ediyoruz, acımıza ver ya rabbim"
inancım kalmadı artık, hiç bi şekilde. ama bu yazıyı yazmam biraz da isyanımdır, içimdekileri boşaltmaktır. annemin sözü üzerine...
babamdı. benim dünyaya gelmeme sebep olan insandı. herşeyiyle yanımda olan insandı. onun varlığını bilmek bile bana güven veriyorken. annem için soruyorum sana bu hesabı.
"ecel geldi mi ne bir saniye önce alır canı, ne bir saniye sonra"
"alnında böyle yazıyormuş bu şekilde öleceği"
"herkesin ne şekilde öleceği, ne şekilde göç edeceği alnında yazar"
peki soruyorum sana, ey rahmeti en yüce(!), ey kullarını düşünen (!), ey merhametli(!) allah. neden bu şekilde yazdın bu adamın kaderini.
"allah'ın verdiği cana kıymak sadece allaha mahsustur. düşünmesi bile en büyük günahlardandır"
sana gecelerce dua etti bu insan, sana secde etti bu insanlar. sana taptılar. sen ki bana dua edin bana itaat edin ben sizi boş çevirmem diyen rab, niye boş çevirdin elleri. sen ki merhametlisin, ne diye sana inanan tapan insanları boşluğa çıkmaza sürükledin.
"allah büyüktür ki, bir yerden alır-bir yerden verir"
aldın madem, aldıklarını neden geri vermedin. beni neden babasız bıraktın. neden canına kıymasına izin verdin. neden ailemi yarım bıraktın.
bu adam bu güne kadar sabrettiyse ölmemek için sana sığındığı için ölmedi. sana güvendiği için. sen ki en büyüksün(!) sana güvenen kullarını boş mu çeviriyorsun. senin adaletin bu mu. bu dünyada namussuzların cebini doldurmak mı. dürüst insanların hayatlarını karartmak mı senin amacın.
sana inanmamı bekleme hiç bir zaman. senden medet umanın halini gördük. en son nefesini boğaz köprüsünde verdi. sana güvensem neye fayda? sana secde etsem neye yarar, sana tapsam. dualarımın tutmayacağını bile bile neden sana dua edeyim.
(bkz: nietzsche)
onu öldürdük- sen ve ben.
biz, hepimiz onun katilleriyiz.
ama bunu nasıl yapabildik? denizi nasıl içebildik?
tüm ufukları emen süngeri bize kim verdi?
dünyayı güneşten kopardığımızda ne yaptık?
nereye gidiyor şimdi? nereye gidiyoruz şimdi? tüm güneşlerden uzak!
sürekli batmıyor muyuz? geriye, yanlara, öne, her yöne? var mı yukarıda
veya aşağıda kalan? sonsuz bir hiçlikle başıboş değil miyiz?..
tanrı ölüdür.
tanrı geride ölümü bıraktı.
ve biz onu öldürdük.
onu öldürdük- sen ve ben.
biz, hepimiz onun katilleriyiz.
ama bunu nasıl yapabildik? denizi nasıl içebildik?
tüm ufukları emen süngeri bize kim verdi?
dünyayı güneşten kopardığımızda ne yaptık?
nereye gidiyor şimdi? nereye gidiyoruz şimdi? tüm güneşlerden uzak!
sürekli batmıyor muyuz? geriye, yanlara, öne, her yöne? var mı yukarıda
veya aşağıda kalan? sonsuz bir hiçlikle başıboş değil miyiz?..
tanrı ölüdür.
tanrı geride ölümü bıraktı.
ve biz onu öldürdük.
"en büyük yalan" yazıp arkasına şöyle cool bir gülümseme bırakıp yoluna yürüyerek erekte olunca nietzche'nin burnundan sarktığını sanan akrobatlara diyeceğim o ki: sen böyle demekle çok da farklı bir iş yapmıyorsun. bunu diyerek farklılığın lezzetinin tadılması devri artık son bulmuştur. kaldı ki sen bu fakir zihninle bunun lezzetini tadamayacak kadar hamsın. yok dediğin zaman bütün sıkıntılarından kurtuluyorsun, yok dediğin zaman tüm süperego yok oluyor, yok dediğin zaman bir anda anaerkil cemiyette yaşamaya başlıyorsun , yok dediğin zaman tabiat kendini tazeliyor sanki !
inanmamak başka şey , en büyük yalan demek başka şey. yine de tadını çıkar sen kendince. madem ki böyle mutlu olduğunu sanıyorsun.
inceden bir entelektüel sakalı bırak fuları ben alacağım sana. *
inanmamak başka şey , en büyük yalan demek başka şey. yine de tadını çıkar sen kendince. madem ki böyle mutlu olduğunu sanıyorsun.
inceden bir entelektüel sakalı bırak fuları ben alacağım sana. *
kopyala yapıştır metodu ile ayet paylaşımı yapan, öncesinde ve sonrasında ne yazdığından haberi olmayan sözlük yazarlarının da mutlak hâlikidir.
ekber olan, yaratılmaya karşı olan yaratan. bütün dinleri çöle indirip orada yeşertmeyi başarmış yüce ulu,
Tanrının Müslümanlıktaki adı.
tüm evreni kusursuz bir şekilde yaratan yüce yaratıcımızdır varlığıyla tektir.
islam dininde tanrinin ismi... 99 isimden sadece birtanesidir.
hakkında bir gecede bu kadar çok entry girilince öldü sandığım varlığımız, en'el hakk.
sevgidir. başka bir şey aramayın.
sevmeyi de yaradan, sevilemyi de...
sevdikleri de vardır sevmedikleri gibi...
sevdiklerinden olmanın gayretiyle yazıyorum bu cümleleri;
saçmalamayı kesin!
sevdikleri de vardır sevmedikleri gibi...
sevdiklerinden olmanın gayretiyle yazıyorum bu cümleleri;
saçmalamayı kesin!
ateist forumlarda parantez kullanılarak tanımlanan sözcük.
örnek: allah(varsa) neden insanlara güzelliklerini göstermek için insanları yaratmıştır. insanlar gibi egosu mu var?
örnek: allah(varsa) neden insanlara güzelliklerini göstermek için insanları yaratmıştır. insanlar gibi egosu mu var?
güne iyi başlarsa kullarına (sadece erkeklere)huriler, şaraplar göller, nehirler vaadeden, tadından yenmeyen, ammmaaaaa güne kötü başlarsa, ya da o gün hoşuna gitmeyen birşeyler olduysa o zaman yakıp yıkan, azap çektiren, tehditler savuran kararsız ve dengesiz bir yapıdır.
evrimini tamamlamış tek kavramdır.
rahmeti gazabından daha büyük olan yüce yaratıcı..
doğmamış ve doğurulmamıştır sözü tüm zamanların en baş döndürücü tanımıdır.kudret ve teklik kavramları bundan başka bir ifadeyle böylesine etkileyici bir biçimde anlatılamaz.
Yüce yaratıcımızdır. Bazı kendini bilmezlerin anlayamayacağı daha doğrusu anlamak için çaba sarfetmedikleri Kuran da şöyle buyurmuştur.
--spoiler--
Kutilel insânu mâ ekferah(ekferahu).
Abese 17
--spoiler--
Şimdi bu ayeti bi ele alalım canı çıksın o insanın o ne nankördür diye yorumlamış bazıları.
Kutile Arapçada daki edilgen geçmiş zaman çatısına denk gelir. (fiil-i mazi bina i meçhul diye geçer.) yani katlolundu. Mahvedildi. Anlamındadır. Canı çıksın anlamı yoktur. Aynı zamanda ayetin sonunda yer alan hu zamiri (o diye geçen) müfessirlerce bir çok yere atıfta bulunulmuştur. Misalen. Aynı surenin 5.ayetini inceleyecek olursak.
--spoiler--
Emmâ menistagnâ.
Fakat kendini müstağni gören (bir şeye muhtaç olmadığını sanan) kimse.
--spoiler--
Buradaki insana gitmektedir. Yani kendini mahveden insanlar onlardır.
Kısacası bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuyoruz.
by ehliistirahat
--spoiler--
Kutilel insânu mâ ekferah(ekferahu).
Abese 17
--spoiler--
Şimdi bu ayeti bi ele alalım canı çıksın o insanın o ne nankördür diye yorumlamış bazıları.
Kutile Arapçada daki edilgen geçmiş zaman çatısına denk gelir. (fiil-i mazi bina i meçhul diye geçer.) yani katlolundu. Mahvedildi. Anlamındadır. Canı çıksın anlamı yoktur. Aynı zamanda ayetin sonunda yer alan hu zamiri (o diye geçen) müfessirlerce bir çok yere atıfta bulunulmuştur. Misalen. Aynı surenin 5.ayetini inceleyecek olursak.
--spoiler--
Emmâ menistagnâ.
Fakat kendini müstağni gören (bir şeye muhtaç olmadığını sanan) kimse.
--spoiler--
Buradaki insana gitmektedir. Yani kendini mahveden insanlar onlardır.
Kısacası bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuyoruz.
by ehliistirahat
her şeydir.
öncelikle önyargılı olmadan, yaftalamadan, bulunduğumuz bu sözlük ortamında -ki buraya üyeyseniz farklı görüşleri ve düşünceleri okuyarak kendi düşüncelerinizi açıklama ve yer yer eğlenme platformu- hele ki çok hassas bir başlık olan allah başlığı altında inançlara saygılı olarak yazı yazılmasını bütün sözlük alemine rica ediyorum.
insanoğlu yaratılışından beri din ve siyaset gibi iki kavram yüzünden bir çok kez savaşmıştır. ikisi de soyutsal şeylerdir. ikisi de öznel yargılardır; herkese göre değişir, nesnel bir gerçeklik yoktur. bu yüzden de insanoğlu bir çok kez kendi benimsediği ve doğru olduğuna inandığı düşünceyi karşısındakine de inandırıp benimsettirmek için tartışmış ve bu tartışmalar ilerki zamanlarda savaş şeklini alarak kitlelerle yıkıma ve ölümlere yol açmıştır.
siyaseti ele alırsak; insanoğlu devlet kavramını keşfedip, bir devlet altında yaşamayı benimsediğinden beri devlet şekli konusunda ki sayısızca düşüncenin hangisi en mükemmel olduğu hakkında bir çok kez tartışmıştır ve hala günümüzde devam etmektedir.
dini ele alırsak; insanoğlu din kavramını keşfedip, her zaman birine sığınmak ve kendini rahat hissetmek için hep kendinden yüce bir varlığa tapınma ihtiyacı duymuştur. musa adlı bir peygamber yahudiliği, gene onun soyundan gelen isa peygamber hristiyanlığı ve tekrar onun soyundan gelen muhammed peygamber ise islamı yaymıştır. hepsinin ortak noktası nedir? tek bir yaradan: allah. ancak hepsi farklı farklı işleyerek farklı düşünceler ortaya koyar. hepsinde kendi dinlerini bütün insanlığa yayma inanışı vardır. bu da günümüze kadar süregelen savaşlara neden olmuştur.
din neden savaşlara sebep olmuştur? din'i yaymak, kendi dinine inanmayanları öldürmek neden doğru kabul edilmiştir? ikisi de allah'ı savunmuyor mu? hristiyan'da, yahudi'de, müslüman'da allah'a inanmıyor mu?
işte burada bir sorun var.
insanlar dinlerine çok bağlıdırlar. çünkü insanın özü olan hayatı, ölümü ve kaderi, eğer bir dine mensup ise, o dinin önde gelen adamları tarafından kullanılır. günümüze kadar halife dememiş midir " cihat zamanıdır ey müminler, allah'ın bahşettiği cennete şehit olarak gideceğiz! " diye. aynı şekilde de papa'da.
ben müslüman'ım, allah'a inancım sonsuz. bu benim şahsi fikrimdir, ancak dinleri yöneten insanlara ve her söylenen sözlere inancım 0'dır. bir sürü günah işlemişimdir, doğru. kim işlemedi ki? eğer yukarıda söylediğim gibi diyelim cihat zamanı gelirse cennet'e gitmek için şehit olmayı kim istemez bu kadar günahın üstüne?
açıkçası ben isterim.
hristiyan da ister.
yahudi de.
bunu düşünerek kitleleri yönetip güce ve paraya sahip olma arzusu olan insanlar hala başlarda. bunun farkında olmayan inançlı boş beyinler hala ölmekte. bunun farkında olan inançsız beyinler bastırılmakta.
allah'a inanmayan arkadaşlar, size gerçekten çok saygı duyuyorum. bende inanmıyordum bir aralar. ancak saygılıydım. ve hiç bir zaman ne allah'ın olup olmadığı hakkında ne de sağ - sol görüşün doğru olduğu hakkındaki tartışmalarda bulunmadım.
bu konuda ki tartışmalar boştur, bir yere kesinlikle varılmaz. sadece kalp kırar ve dediğim gibi günümüze kadar süregelen savaşlara yol açmıştır bu tartışmalar.
neden biraz daha uygarlaşarak düşüncelere saygı göstermiyoruz?
insanoğlu yaratılışından beri din ve siyaset gibi iki kavram yüzünden bir çok kez savaşmıştır. ikisi de soyutsal şeylerdir. ikisi de öznel yargılardır; herkese göre değişir, nesnel bir gerçeklik yoktur. bu yüzden de insanoğlu bir çok kez kendi benimsediği ve doğru olduğuna inandığı düşünceyi karşısındakine de inandırıp benimsettirmek için tartışmış ve bu tartışmalar ilerki zamanlarda savaş şeklini alarak kitlelerle yıkıma ve ölümlere yol açmıştır.
siyaseti ele alırsak; insanoğlu devlet kavramını keşfedip, bir devlet altında yaşamayı benimsediğinden beri devlet şekli konusunda ki sayısızca düşüncenin hangisi en mükemmel olduğu hakkında bir çok kez tartışmıştır ve hala günümüzde devam etmektedir.
dini ele alırsak; insanoğlu din kavramını keşfedip, her zaman birine sığınmak ve kendini rahat hissetmek için hep kendinden yüce bir varlığa tapınma ihtiyacı duymuştur. musa adlı bir peygamber yahudiliği, gene onun soyundan gelen isa peygamber hristiyanlığı ve tekrar onun soyundan gelen muhammed peygamber ise islamı yaymıştır. hepsinin ortak noktası nedir? tek bir yaradan: allah. ancak hepsi farklı farklı işleyerek farklı düşünceler ortaya koyar. hepsinde kendi dinlerini bütün insanlığa yayma inanışı vardır. bu da günümüze kadar süregelen savaşlara neden olmuştur.
din neden savaşlara sebep olmuştur? din'i yaymak, kendi dinine inanmayanları öldürmek neden doğru kabul edilmiştir? ikisi de allah'ı savunmuyor mu? hristiyan'da, yahudi'de, müslüman'da allah'a inanmıyor mu?
işte burada bir sorun var.
insanlar dinlerine çok bağlıdırlar. çünkü insanın özü olan hayatı, ölümü ve kaderi, eğer bir dine mensup ise, o dinin önde gelen adamları tarafından kullanılır. günümüze kadar halife dememiş midir " cihat zamanıdır ey müminler, allah'ın bahşettiği cennete şehit olarak gideceğiz! " diye. aynı şekilde de papa'da.
ben müslüman'ım, allah'a inancım sonsuz. bu benim şahsi fikrimdir, ancak dinleri yöneten insanlara ve her söylenen sözlere inancım 0'dır. bir sürü günah işlemişimdir, doğru. kim işlemedi ki? eğer yukarıda söylediğim gibi diyelim cihat zamanı gelirse cennet'e gitmek için şehit olmayı kim istemez bu kadar günahın üstüne?
açıkçası ben isterim.
hristiyan da ister.
yahudi de.
bunu düşünerek kitleleri yönetip güce ve paraya sahip olma arzusu olan insanlar hala başlarda. bunun farkında olmayan inançlı boş beyinler hala ölmekte. bunun farkında olan inançsız beyinler bastırılmakta.
allah'a inanmayan arkadaşlar, size gerçekten çok saygı duyuyorum. bende inanmıyordum bir aralar. ancak saygılıydım. ve hiç bir zaman ne allah'ın olup olmadığı hakkında ne de sağ - sol görüşün doğru olduğu hakkındaki tartışmalarda bulunmadım.
bu konuda ki tartışmalar boştur, bir yere kesinlikle varılmaz. sadece kalp kırar ve dediğim gibi günümüze kadar süregelen savaşlara yol açmıştır bu tartışmalar.
neden biraz daha uygarlaşarak düşüncelere saygı göstermiyoruz?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar