bugün
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- taksim delisi cenk5
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- anın görüntüsü24
- kabak tatlısını sevenler8
- nat rothschild4
- kihkih yuzır2
- kafanın çok büyük olması8
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- erecto kral reyiz3
- ismet gurbuz 20244
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- 20043
- göksel'in memeleri3
- boyun ağrısı2
- 1 doların 50 tl olması3
- fenerbahçe11
- oğuz tezmen2
- ismed ibni semiz cincihocaevi efendi2
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- android için televizyon uygulaması yapılmalı2
- kimse beslenmesine dikkat etmiyor2
- nervio'nun gerçek yüzü4
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı4
- allah vardır diyenlerin kanıtları2
- elektrik2
- nervio34
- elmas bey birader dönsün2
- barış alper yılmaz4
- devlet2
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- bafra pidesi3
- halef dizisinin final yapması2
- yalnız çirkin asosyal erkek5
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- alanyaspor2
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- 2019 tasarımı4
- kaan girgin'in son hali2
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- duygu özaslan6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- bir can kurtaran tüm insanları kurtarmış gibi olur2
yabancı isimli eseri kalitelidir kitap bittikten sonra üzerinde sizi düşündürür bende bazı konularda böyle değilmiyim dersiniz. etkilemiştir beni kendimize yabancılaşmamızı anlatır bir nevi.
sisifos söyleni' yle hayatıma giren ve bi daha da çıkmayan yazar.
"Kadın dostlarımızın Napoleon Bonaparte'la şu ortak yönleri vardır ki, herkesin başarısızlığa uğradığı yerde başaracaklarını sanırlar hep."
Diyerek aslında çoğumuzun durumunu nasıl da özetlemiştir.
Diyerek aslında çoğumuzun durumunu nasıl da özetlemiştir.
tanışmayı en çok istediğim yazar. Her kitabı bir şekilde hayatınıza siner ve size açık kapılar bırakarak kendinizi yüzünüze kapatır. Siz acıyı ararsınız o anda; oysa çoktan acının kendisi olmuşsunuzdur. Ve bunu inkâr ettiğiniz anda da inkârın kendisi olursunuz. "düşüş" romanında şöyle der;
"insan bazen sapıtıyor, apaçık gerçeklerden kuşkuya düşüyor, hatta iyi bir yaşamın sırlarını keşfettiği zaman bile. Benim çözümüm kuşkusuz en iyisi değil. Ama insan yaşamını sevmediği zaman, onu değiştirmek gerektiğini bildiği zaman, elinde başka seçeneği yoktur, öyle değil mi? Bir başkası olmak için ne yapmalı? Olanaksız bu. Artık hiç kimse olmamak, herhangi biri uğruna kendini unutmak gerekirdi, hiç değilse bir kez. Ama nasıl? Bunaltmayın beni. Ben, bir gün bir kahvenin tersında elimi bırakmak isteyen o ihtiyar dilenci gibiyim. Ah,bayım, diyordu adam,
mesele kötü insan olmak değil; ama ışığı yitiriyor insan.
Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz."
"insan bazen sapıtıyor, apaçık gerçeklerden kuşkuya düşüyor, hatta iyi bir yaşamın sırlarını keşfettiği zaman bile. Benim çözümüm kuşkusuz en iyisi değil. Ama insan yaşamını sevmediği zaman, onu değiştirmek gerektiğini bildiği zaman, elinde başka seçeneği yoktur, öyle değil mi? Bir başkası olmak için ne yapmalı? Olanaksız bu. Artık hiç kimse olmamak, herhangi biri uğruna kendini unutmak gerekirdi, hiç değilse bir kez. Ama nasıl? Bunaltmayın beni. Ben, bir gün bir kahvenin tersında elimi bırakmak isteyen o ihtiyar dilenci gibiyim. Ah,bayım, diyordu adam,
mesele kötü insan olmak değil; ama ışığı yitiriyor insan.
Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz."
Gençler deneyimin bir bozgun olduğunu, biraz bilgi edinmek için her şeyi yitirmek gerektiğini bilmezler. diyerek bilmenin, anlamanın, keşfetmenin zorluğunu en sarsıcı biçimde anlatan yazar, düşünürdür.
alkolün kana nüfuz etmesi suretiyle kendisine ağza alınmayacak küfürler savuruyorum "o adam bu masaya gelecek" diye bağırıyorum, hakkını helal etsin! sevdiğimizden ulan. beni biliyorsun.
ülkemizde piyasa yapmak için felsefeyle uğraşan çakma enteller tarafından göklere çıkarılmış vasat balon. fikirleri kreş bebeleri için bile saçmalıktan ibarettir.
"Gece yarısı kıyıda yalnız başımayım. Biraz daha bekleyip gideceğim. Göğün kendisi de kazaya uğramış, tüm yıldızlarıyla birlikte, şu saatte, tüm dünyada, ateşler içinde, limanların karanlık sularını aydınlatan şu şilepler gibi. Uzam ve sessizlik yüreğin üstüne tüm ağırlığıyla çöküyor. Birden bastıran bir aşk, bir büyük yapıt, belirleyici bir edim, dönüştüren bir düşünce, kimi anlarda aynı katlanılmaz sıkıntıyı verir, karşı konulmaz bir çekimle birlikte. Güzelim var olma bunalımı, adını bilmediğimiz bir tehlikenin çok hoş bir yakınlığı, yaşamak, o zaman, kendi yıkımımıza koşmak mıdır?"
Haklı olma ihtiyacı sıradan insanlara özgüdür diyor ve gönlümü yine yine fethediyor.
'artık çok geç,her zaman hep geç olacak.' diyerek (bkz: düşüş) adlı eserini bitiren yazar.
"dünyanın en eski mesleği kendini satmaktır. bunu fahişelik ile karıştırmak da bir o kadar eski yanılgıdır."
eyvallah.
eyvallah.
" insan bazen sapıtıyor, apaçık gerçeklerden kuşkuya düşüyor, hatta iyi bir yaşamın sırlarını keşfettiği zaman bile. Benim çözümüm kuşkusuz en iyisi değil. Ama insan yaşamını sevmediği zaman, onu değiştirmek gerektiğini bildiği zaman, elinde başka seçeneği yoktur, öyle değil mi? Bir başkası olmak için ne yapmalı? Olanaksız bu. Artık hiç kimse olmamak, herhangi biri uğruna kendini unutmak gerekirdi, hiç değilse bir kez. Ama nasıl? Bunaltmayın beni. Ben, bir gün bir kahvenin terasında elimi bırakmak isteyen o ihtiyar dilenci gibiyim. "Ah,bayım," diyordu adam,
"mesele kötü insan olmak değil; ama ışığı yitiriyor insan."
Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz." *
"mesele kötü insan olmak değil; ama ışığı yitiriyor insan."
Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz." *
yurtseverliği en iyi anlatan yazar.
''fransız ordusunun cephede bana ihtiyacı olmadı. sadece geri çekilişe katılmamı istediler. ondan sonra, paris e döndüm; almanları da orada buldum. o sıralarda, sağda solda sözü geçmeye başlayan direnme hareketi bir ara çekti beni. aşağı yukarı yurtsever olduğumu anladığım zamana rastlar bu. gülümsemeyin, yanılıyorsunuz. chatelet de, yeraltı trenine inilen geçitlerde farkına varmıştım bu işin. o karmakarışık geçitlerde bir köpek yolunu şaşırmıştı. sert tüylü, iri bir köpekti; bir kulağını kısmış, şaşkın gözlerle bakıyor, sıçrıyor, gelip geçenlerin baldırlarını kokluyordu. oldum olası köpeklere içten bir yakınlık duymuşumdur. severim onları, çünkü hep bağışlarlar. çağırdım köpeği; ilkin bir duraladı; besbelli mest olmuştu. birkaç metre önümde duruyordu, kuyruğu tirtir titriyordu. o sırada genç bir alman askeri, keyifle yürüyerek önüme geçti. köpeğin yanına varınca hayvanın başını okşadı. köpek hiç duralamaksızın, aynı coşkunlukla oğlanın arkasına takılıp gözden kayboldu. kızgınlığıma, alman askerine karşı duyduğum öfkeye bakınca tepkimin yurtseverlikten ileri geldiğini anladım.köpek başıbozuk bir fransızın arkasına takılmış olsaydı, aklıma en küçük bir şey gelmeyecekti. tersine bu sevimli hayvanı, bir alman birliğinin uğuru olarak gözümün önüne getirdikçe bütün cinlerim başıma üşüşüyordu.''
la chute* sf.(119-120)
''fransız ordusunun cephede bana ihtiyacı olmadı. sadece geri çekilişe katılmamı istediler. ondan sonra, paris e döndüm; almanları da orada buldum. o sıralarda, sağda solda sözü geçmeye başlayan direnme hareketi bir ara çekti beni. aşağı yukarı yurtsever olduğumu anladığım zamana rastlar bu. gülümsemeyin, yanılıyorsunuz. chatelet de, yeraltı trenine inilen geçitlerde farkına varmıştım bu işin. o karmakarışık geçitlerde bir köpek yolunu şaşırmıştı. sert tüylü, iri bir köpekti; bir kulağını kısmış, şaşkın gözlerle bakıyor, sıçrıyor, gelip geçenlerin baldırlarını kokluyordu. oldum olası köpeklere içten bir yakınlık duymuşumdur. severim onları, çünkü hep bağışlarlar. çağırdım köpeği; ilkin bir duraladı; besbelli mest olmuştu. birkaç metre önümde duruyordu, kuyruğu tirtir titriyordu. o sırada genç bir alman askeri, keyifle yürüyerek önüme geçti. köpeğin yanına varınca hayvanın başını okşadı. köpek hiç duralamaksızın, aynı coşkunlukla oğlanın arkasına takılıp gözden kayboldu. kızgınlığıma, alman askerine karşı duyduğum öfkeye bakınca tepkimin yurtseverlikten ileri geldiğini anladım.köpek başıbozuk bir fransızın arkasına takılmış olsaydı, aklıma en küçük bir şey gelmeyecekti. tersine bu sevimli hayvanı, bir alman birliğinin uğuru olarak gözümün önüne getirdikçe bütün cinlerim başıma üşüşüyordu.''
la chute* sf.(119-120)
yazdığı kitaplar insanları sıvılaştırır. kitabın şeklini aldırır adeta. misal yabancıyı okurken aşina olduğunuz herşeye birden uzaklaşır yabancılaşırsınız. vebayı okurken , sanki o dönemde yaşamış ve gerçekten çaresiz kalmış gibi hissedersiniz.
aslında ironik bir şekilde varoluşun için yokoluşu anlatır bu yazar. inkar ettiğin herşey aslında kabullendiğindir. o kadar kabullenirsin ki yok sayarsın.
kişinin dönüm noktalarından biridir. camus'u gerçekten anladığınızda aslında vaktiyle anladığınız herşeyin ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaksınız.
aslında ironik bir şekilde varoluşun için yokoluşu anlatır bu yazar. inkar ettiğin herşey aslında kabullendiğindir. o kadar kabullenirsin ki yok sayarsın.
kişinin dönüm noktalarından biridir. camus'u gerçekten anladığınızda aslında vaktiyle anladığınız herşeyin ne kadar anlamsız olduğunu anlayacaksınız.
1960 ta fransa da geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden, 1913, cezayir doğumlu ünlü fransız yazar. absürdizm in öncülerinden kabul edilen camus, varoluşçuluk ile ilgilenmiştir. 1957 yılında nobel edebiyat ödülünü kazanmıştır. roman, hikaye ve deneme dalında önemli eserler vermiştir.
her ne kadar kendini absürdist biri olarak tanımlamasa da bu konuda şunları söyler.
"Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt'ü sisifos Söylencesi de ele alırken, bir metod arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle 'tabula rasa' yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım."
her ne kadar kendini absürdist biri olarak tanımlamasa da bu konuda şunları söyler.
"Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürt'ü sisifos Söylencesi de ele alırken, bir metod arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceği düşüncesiyle 'tabula rasa' yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin bir anlamı olmadığı varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım."
''bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın''
sözünün sahibi yazardır.
sözünün sahibi yazardır.
saçma felsefenin babalarından biri. ona göre hayat gayet saçmadır fakat yine de yaşanmalıdır. yani bir intihar sempatizanı değildir. bunun yanı sıra, camus fikirleriyle sol akımlara yatkındır fakat başarısız sovyet modelini gördükten sonra komünist ideadan vazgeçer hatta bunun için sartre ile araları bozulmuştur. camus okumak insana gerçek hayatı gösterir.
"unutmayın, evliliğe benzer mutsuzluk. kişi seçtiğine inanır, ama seçilmiştir." (Caligula eserinden)
hiçbir insan, hiçbir zaman kendini olduğu gibi anlatmayı göze alamaz diyen karizmatik filozof.
seni sevdim, ama artık yoruldum. Gitmekten mutlu değilim, ama yeniden başlamak için mutlu olmam gerek.
jean paul sartre ile yoğun felsefi tartışmalara girmiştir. biri varoluşçu, diğer hiççi olunca maç beraberlikle sonuçlanmıştır. belirtmek isterim ki bol gollü geçen karşılaşma seyir zevki açısından birinci sınıf bir mücadele idi.
Hayat bir şey değildir, itinayla yaşayınız.
kötümser felsefenin doruktaki isimlerinden birisidir. nobel ödüllü bir yazardır, ayrıca futbol kaleciliği de yapmış bir isimdir. "saçma" kavramı, o'nun düşüncelerini anlamlandırmada çok önemli bir yer tutar. hayatın saçmalığından yola çıkan diğer bir filozof olan camus, saçmayı bilinç ile idrak edip onu onaylamanın ve bu onaya karşılık gelen hayatı yaşamanın bizi acı ve ıstıraptan kurtaracağını dile getirmiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com