bugün
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- pankek yiyen erkek6
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- iskilipli atıf hoca3
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı4
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- ismail kartal20
- ben tevratı da okudum incili de12
- sözlük kürdü54
- traş olmaya üşenmek7
- damat tıraşı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- muhteşem yüzyıl kösem3
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- 6 yaşındaki kızını satan anne7
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- şöyle tüysüz bir şeftali olsa da2
- ahmet nazif zorlu3
- arkadaşlar naber ya4
- volkswagen passat9
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- türkiyeli kahvesi8
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- 20073
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- millette manyak para var13
- escort ile para kavgası4
- şanzıman ustası4
- yahuda işkariyot3
- 30 liraya satılan tavuk döner10
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- allah5
- eski sevgiliyi cadılar bayramı kutlarken görmek3
- cop315
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- simit ayran3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- charm2
- zenginin çocuğu olaydım yiyip yataydım düşüncesi3
- 007 tarzı entry girmek3
- adana tarım fuarı3
genç yaşta rahmetlik olmuştur.
yabancı adlı kitabında, bildiğin emperyalizm savunuculuğu yapmış, cezayir'i sömürmeyi hoş göstermiş yazar, filozof, edebiyatçı,her ne şeklimse...
yabancı ile tanınan yazar. mutlu ölüm adında bir romanı vardır ki halbuki tadından yenmez. aslına bakarsanız tüm camus kitaplarının arasında en iyi kitap mutlu ölüm'dür. mutlu bir okuyuş için.
http://oznurdogan.com/201...ak-mutlu-olum-ve-yabanci/
http://oznurdogan.com/201...ak-mutlu-olum-ve-yabanci/
Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi,
ölünceye kadar reddedeceğim.
ölünceye kadar reddedeceğim.
1913 yılında cezayir'de dünyaya gelen, cezayir üniversitesinde sürdürdüğü felsefe öğrenimini sağlık nedeniyle yarıda bırakan nihilist yazar.
ilk yapıtları ''tersi ve yüzü'' ve ''düğün'' 1938'de paris'e gittiği dönemde yayımlandı.asıl ününü ''yabancı'' ve ''sisifos söyleni'' kitaplarıyla kazanan yazar 1957'de nobel edebiyat ödülüne layık görüldü.20. yüzyıl edebiyat ve düşünce dünyasının en önemli isimlerinden biri kabul edilen camus, 1960 yılında bir araba kazasında hayatını kaybetti.
ilk yapıtları ''tersi ve yüzü'' ve ''düğün'' 1938'de paris'e gittiği dönemde yayımlandı.asıl ününü ''yabancı'' ve ''sisifos söyleni'' kitaplarıyla kazanan yazar 1957'de nobel edebiyat ödülüne layık görüldü.20. yüzyıl edebiyat ve düşünce dünyasının en önemli isimlerinden biri kabul edilen camus, 1960 yılında bir araba kazasında hayatını kaybetti.
Okumak iÇin Çok sağlam altyapı gerektiren yazar. baş kaldıran insanı 6 ayın sonunda bitirdigimde, kitabın başını unutmuştum. yalnız basınıza denemeyin. Çok tehlikeli . heleki tatil de filan sakın ha
yakışıklılığına güvenip Sartre'ın sevgilisini ayartan ve sartre ile aralarının açılmasına neden olan yazar. kınadım.
insanların bütün mutsuzluğu kendilerini kalenin sessizliginden koparan,kurtuluş bekleyişi içinde surlara atan umuttan gelmektedir. Sözünün sahibi, iyi bir oyun yazarı da olmasına karşı, futbol mu tiyatro mu? sorusuna ''Tereddütsüz futbol'' cevabını vermiş, süper kişilik.
Kalecidir kendileri, hatta kendisinin söylediğine göre etik üzerine çalışmalarına kaleciliği vesile olmuştur, çünkü top hiç bir zaman umduğu yerden gelmemiş.
(bkz: al pırt camış)
nobel ödülüne sahip bir yazar.
gece gece ismini görünce bi garip hissettiren. kitap okumayı çok sevmem dostoyevski ve albert camus dışında. albert camus'nün ilk kez yabancı isimli kült ötesi inanılmaz eserini okumuştum o günden beri albert kamü okumak benim için bambaşka bir şey. yolculuk hikayelerini yazar kendimi bulurum, yabancı'yı yazmış kitabın içindeyim direkt. yani ne yazmışsa kendimi bi şekilde kitabın içinde hissettiğim tek yazar. bendeki yeri öyle böyle büyük değil. öyle bir yazar. yazardan çok bir arkadaş bir dost. gideyim de okuyayım.
bu arada orda ''camus'nün'' ne diyen arkadaşlar için gelsin. camus kamü diye okunur arkadaşlar. kamus ya da keymus falan değildir.
bu arada orda ''camus'nün'' ne diyen arkadaşlar için gelsin. camus kamü diye okunur arkadaşlar. kamus ya da keymus falan değildir.
bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor. -albert camus
romanlarından, denemelerinden veya düşüncelerinden ayrı tiyatrolarıyla ve gazeteceliğiyle de anılmalıdır.
yakışıklı piç... manita düşürmekte bire bir...
elinde onun kitabıyla dolaş, bütün kızların dibi düşmezse, gel ben vericem. *
elinde onun kitabıyla dolaş, bütün kızların dibi düşmezse, gel ben vericem. *
mal bir dünya görüşünün sözcüsüdür... evet, derinlikli sözler söylemiştir, ama toplayıp ana hatlarını ortaya çıkardığın zaman, ortaya trajikomik bir karikatür çıkar...
üç büyük düşmanı vardır:
1. nazizim, faşizm
2. sovyet komünizmi
3. islam ve diğer üçüncü dünya kültürleri...
seks ve alkol, arada molalarda biraz da felsefe parçalamayı gerektiren bir dünya görüşü ortaya koymuştur. amerikan emperyalizminden de çok hoşlanmaz, ama ona pek sataşmaz. görünüşte hümanist, derinde koyu bir fransız milliyetçisidir.
bizde mallar bayılırlar böyle tiplere. hele solcular. cinayet dediği ideolojinin "katiller" dediği müritleri... burası türkiye, olur tabii...
ekleme: bak eksilemişler hemen. eksilerinizi değil, bulacağınız yanlışlarımı görelim!
üç büyük düşmanı vardır:
1. nazizim, faşizm
2. sovyet komünizmi
3. islam ve diğer üçüncü dünya kültürleri...
seks ve alkol, arada molalarda biraz da felsefe parçalamayı gerektiren bir dünya görüşü ortaya koymuştur. amerikan emperyalizminden de çok hoşlanmaz, ama ona pek sataşmaz. görünüşte hümanist, derinde koyu bir fransız milliyetçisidir.
bizde mallar bayılırlar böyle tiplere. hele solcular. cinayet dediği ideolojinin "katiller" dediği müritleri... burası türkiye, olur tabii...
ekleme: bak eksilemişler hemen. eksilerinizi değil, bulacağınız yanlışlarımı görelim!
düşüş adlı kitabında bir cümlesi vardır;
'' eğer pezevenkler ve hırsızlar her zaman ve her yerde mahkum olsalardı, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklardı kendilerini. ''
esaslı cümlelerin yazarı, büyük adam.
'' eğer pezevenkler ve hırsızlar her zaman ve her yerde mahkum olsalardı, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklardı kendilerini. ''
esaslı cümlelerin yazarı, büyük adam.
iyi bir dosttur, kendisiyle sık sık konuşuruz.
hayran olunası bir aydındır.
Nietzche'nin hocasıdır. Veba adlı kitabı meşhurdur.
--spoiler--
bu sıkıntılar dışında pek de mutsuz sayılmazdım.yine bütün sorun vakit öldürmekti.anılarımı gözümün önünde canlandırmayı öğrendim öğreneli artık sıkılmıyordum.kimi zaman odamı düşünmeye koyuluyor, düşümde, bir köşeden kalkıyor, yolum üzerindeki eşyaları bir bir aklımdan geçirip yine o noktaya dönüyordum.ilk zamanlar bu gezi çabucak bitiveriyordu.ama her tekrarlayışımda daha uzun sürüyordu.çünkü her eşyayı, her birinin üzerindeki nesneleri, sonra bunları, bunların ayrıntılarını, her ayrıntıda örneğin bir çatlağı, kakmayı, onun yenik kenarlarını, renklerini ya da pürüzlerini bir bir gözümün önüne getiriyordum.aynı zamanda sayılarını unutmamaya, hepsini tam tamına saymaya çalışıyordum.öyle ki bir kaç hafta sonunda, sadece odamdaki eşyaları bir bir saymakla saatlerimi eşeledikçe, iyi tanımadığım, unuttuğum şeyleri de bulup çıkarıyordum.o zaman anladım ki, dışarıda bir gün yaşamış olan bir insan, cezaevinde hiç sıkıntı çekmeden bin yıl yaşayabilirdi.canı sıkılmayacak kadar anıları olacaktı.bir bakıma bu da bir kazançtı.
--spoiler--
--spoiler--
bir gün gardiyan bana, '5 aydır buradasın.' deyince sözüne inandım, ama bunu aklım almadı.benim için sanki bu, hücremde yuvarlanıp giden aynı gündü ve ben aynı işi yapıp duruyordum.o gün gardiyan gittikten sonra yemek kabımda yüzümü seyrettim.bana öyle geldi ki, gülümsemeye çalıştığım halde, görüntüm ciddi duruyordu.kabı oynattım.yeniden gülümsedim, ama görüntüm hep o aynı ciddi, o aynı üzgün hali bırakmadı.gün sona eriyordu.vakit, cezaevinin bütün katlarından, akşam gürültülerinin büyük bir sessizlik alayı halinde yükseldiği, sözünü etmek istemediğim o adsız saatti.tepe penceresine yaklaştım, günün son ışığında bir kez daha görüntüme baktım.yine ciddiydi.bunda şaşılacak ne vardı!o anda ben de öyleydim.ama, aynı zamanda aylardır ilk kez kendi sesimi açık açık duydum.bu ses ne zamandır kulaklarımda çınlayan sese benziyordu.o vakit anladım ki, bütün bu zaman içinde kendi kendimle konuşmuşum.o vakit, anacığımın cenazesinde hasta bakıcı kadının söylediklerini anımsadım.hayır, çıkar yol yoktu ve kimse hapisteki akşamların ne olduğunu aklının köşesinden geçiremezdi.
--spoiler--
albert camus - yabancı.
bu sıkıntılar dışında pek de mutsuz sayılmazdım.yine bütün sorun vakit öldürmekti.anılarımı gözümün önünde canlandırmayı öğrendim öğreneli artık sıkılmıyordum.kimi zaman odamı düşünmeye koyuluyor, düşümde, bir köşeden kalkıyor, yolum üzerindeki eşyaları bir bir aklımdan geçirip yine o noktaya dönüyordum.ilk zamanlar bu gezi çabucak bitiveriyordu.ama her tekrarlayışımda daha uzun sürüyordu.çünkü her eşyayı, her birinin üzerindeki nesneleri, sonra bunları, bunların ayrıntılarını, her ayrıntıda örneğin bir çatlağı, kakmayı, onun yenik kenarlarını, renklerini ya da pürüzlerini bir bir gözümün önüne getiriyordum.aynı zamanda sayılarını unutmamaya, hepsini tam tamına saymaya çalışıyordum.öyle ki bir kaç hafta sonunda, sadece odamdaki eşyaları bir bir saymakla saatlerimi eşeledikçe, iyi tanımadığım, unuttuğum şeyleri de bulup çıkarıyordum.o zaman anladım ki, dışarıda bir gün yaşamış olan bir insan, cezaevinde hiç sıkıntı çekmeden bin yıl yaşayabilirdi.canı sıkılmayacak kadar anıları olacaktı.bir bakıma bu da bir kazançtı.
--spoiler--
--spoiler--
bir gün gardiyan bana, '5 aydır buradasın.' deyince sözüne inandım, ama bunu aklım almadı.benim için sanki bu, hücremde yuvarlanıp giden aynı gündü ve ben aynı işi yapıp duruyordum.o gün gardiyan gittikten sonra yemek kabımda yüzümü seyrettim.bana öyle geldi ki, gülümsemeye çalıştığım halde, görüntüm ciddi duruyordu.kabı oynattım.yeniden gülümsedim, ama görüntüm hep o aynı ciddi, o aynı üzgün hali bırakmadı.gün sona eriyordu.vakit, cezaevinin bütün katlarından, akşam gürültülerinin büyük bir sessizlik alayı halinde yükseldiği, sözünü etmek istemediğim o adsız saatti.tepe penceresine yaklaştım, günün son ışığında bir kez daha görüntüme baktım.yine ciddiydi.bunda şaşılacak ne vardı!o anda ben de öyleydim.ama, aynı zamanda aylardır ilk kez kendi sesimi açık açık duydum.bu ses ne zamandır kulaklarımda çınlayan sese benziyordu.o vakit anladım ki, bütün bu zaman içinde kendi kendimle konuşmuşum.o vakit, anacığımın cenazesinde hasta bakıcı kadının söylediklerini anımsadım.hayır, çıkar yol yoktu ve kimse hapisteki akşamların ne olduğunu aklının köşesinden geçiremezdi.
--spoiler--
albert camus - yabancı.
'insanlarla uzun süre yaşayamıyorum. sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.'
bana da...
bana da...
konuşma çizgisi kullanmadan da akıcı kitap yazabilen yazardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar