bugün
- fiziği güzel sözlük kızları57
- evli bir adama aşık oldum sözlük14
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek4
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- kadının en öpülesi yeri11
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler4
- görsel yükleme problemi5
- yağmuru kim döküyor4
- birine aşık olup kafayı yemek3
- sydney sweeney'in memeleri3
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- sözlükteki kız yazarları deşifre ediyorum4
- ben geldim lazanyalar3
- fatma betül sayan kaya68
- from gold from dust18
- puzzle2
- gece döner bıçaklı şirinler tarafından kovalanmak3
- ismet birader cinleri biliyor mu sorunsalı3
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- belçika attı3
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması5
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- kuran da namazın olmaması12
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı8
- traveler vs iock4
- başkasının evinde sıçamamak4
- şarbon toplayan çocuk2
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- uğurcan çakır8
- ibneder4
- gece mahalledeki evleri gezerek para istemek2
- biraderi tenhada kıstırmak3
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- geceye son bir entry bırak2
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- claudian clouds6
- şafak baskınında gecelikle görüntü almak2
- görünmez savaş uçağı5
- en iyi antidepresan5
- insan olmaya çeyrek kala'nın biraz şey olması3
- intel pentium 43
- yağmur sesi2
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
darası alınmış söz.
duyguların bir düzen içerisinde sanatsal bir üslüpla dile getirilmesi.
niye hep kanar diye merak edilendir. çünkü şairler kalemleri kalplere batırırlarda ondan. hüzne durmaktır çünkü şiir.
"kirlidir şiir, ve söz, atılmazsa zehirdir'' demiş şair cemal süreyya bir de zaten hepimiz birer şiir değilmiyizdir?
"kirlidir şiir, ve söz, atılmazsa zehirdir'' demiş şair cemal süreyya bir de zaten hepimiz birer şiir değilmiyizdir?
Artık hayatlarımız düşlerinden sökülüp monte ediliyorlar. Üstümüzde ne
kuşlar ne dolunay... Böyle alkole batmış akşamlar, sersem sabahlar; gittikçe tuzak, sevdikçe ihanet, sevdikçe batak! Herkes kavramış da ötekini çaresiz- liğinden emeğinin tabutuna zar atıyorlar; sonra her gece alkolün esrik tadın- dan etin vahşi tadına sızıyorlar ve sokak çocukları her gece gökyüzüne eksik yatakların şarkısını söylüyorlar...
Kirvem, buradan görünmüyor uzun koyaklar;
yine o dağların ardı yâr,
ama vuslat bir uzak diyar.
Dağlar dağıldı, kentler yenildi diyorlar!
Böyle geçip giderken uzun zamanlar,
kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Y.Odabaşı
kuşlar ne dolunay... Böyle alkole batmış akşamlar, sersem sabahlar; gittikçe tuzak, sevdikçe ihanet, sevdikçe batak! Herkes kavramış da ötekini çaresiz- liğinden emeğinin tabutuna zar atıyorlar; sonra her gece alkolün esrik tadın- dan etin vahşi tadına sızıyorlar ve sokak çocukları her gece gökyüzüne eksik yatakların şarkısını söylüyorlar...
Kirvem, buradan görünmüyor uzun koyaklar;
yine o dağların ardı yâr,
ama vuslat bir uzak diyar.
Dağlar dağıldı, kentler yenildi diyorlar!
Böyle geçip giderken uzun zamanlar,
kimleri unuttuk kimler kalanlar?
Y.Odabaşı
Alpha
Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!
Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:
aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!
Küçük iskender
Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!
Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:
aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!
Küçük iskender
içinde bulunmuş olduğum sanat.
Aydilge'nin fazlasıyla Cranberries'ten Dolores O'riordan'ı andıran yorumuyla söylediği güzel bir parçası.
(bkz: ozan deniz sarıtop) ozan deniz sarıtop şiiri.
şairin ruhununun aynasıdır.
herkes baktığında kendini görür.
herkes baktığında kendini görür.
''baretsiz girme'' diyordu ''aşk sahası''na, levhadaki adam
bu '' aşk sahası'' zaten
bizim için hep deplasman...
*
bu '' aşk sahası'' zaten
bizim için hep deplasman...
*
bir dilden başka bir dile çevirmenin, aynı duyguyu vermeyeceği için imkansız olduğu olay.
ama çok güzel şiir çevirileri vardır; lakin sadece çevirisini değil, şiirin aslını da okuyun. çevirenin bambaşka bir şiir yazdığını, o şiirin şairinin aslında çevirmen olduğunu görmek zor olmayacaktır.
(bkz: şiir çevirmenliği)
ama çok güzel şiir çevirileri vardır; lakin sadece çevirisini değil, şiirin aslını da okuyun. çevirenin bambaşka bir şiir yazdığını, o şiirin şairinin aslında çevirmen olduğunu görmek zor olmayacaktır.
(bkz: şiir çevirmenliği)
hayatı "şiir" gibi yaşamak gerek!
çok kişiye uzak bir kavram gibi gelse de, hayatın iç sesidir. aslında, hayatımın her döneminde, bir şekilde şiir olduğu için (tıpkı müzik gibi), onsuz nasıl yapılır bilmiyorum. ama zor olmalı. her derde devadır, kutsallığı farkedilmeyecek kadar şeffaftır.
hayatın satırlarda anlam bulması..
kafasına pembe bıranda sarmış
gerilmiş suratı pespeyade sararmış
"uh ah dev adam
on biri buçuk dev adam" şarkısında
virgülden sonraki beşmiş
ayakta resim çektirmezmiş
çitin üzerinde oturur
kısalığım bundandır dermiş
yorgun argın süzülürken
baygın baylar çöpteymiş
gözleri fırlamışken yerlerinden
parmak basıp patlatılasıymış
ya da
o bir parasit
sen bir bağırsak
gördüğüm en son tenya
karnındaki derin sancı
yeme dedim yedin çiğ çiğ* *
sen yedin ben de yedim
en sonunda sen zayıfladın
şimdi doktora git bağırsak
gibi birşeydir.
(bkz: yazacak birşey bulamadığı halde yazmak istemek)
gerilmiş suratı pespeyade sararmış
"uh ah dev adam
on biri buçuk dev adam" şarkısında
virgülden sonraki beşmiş
ayakta resim çektirmezmiş
çitin üzerinde oturur
kısalığım bundandır dermiş
yorgun argın süzülürken
baygın baylar çöpteymiş
gözleri fırlamışken yerlerinden
parmak basıp patlatılasıymış
ya da
o bir parasit
sen bir bağırsak
gördüğüm en son tenya
karnındaki derin sancı
yeme dedim yedin çiğ çiğ* *
sen yedin ben de yedim
en sonunda sen zayıfladın
şimdi doktora git bağırsak
gibi birşeydir.
(bkz: yazacak birşey bulamadığı halde yazmak istemek)
...
ben seni seviyordum sen bilmiyordun
sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
sonra herhangi biri oldun,bütün sevinçlerim bittikten sonra
yağmurlar yağdı serin haziran akşamlarına
bir gün herhangi biri olur inşallah...
ben seni seviyordum sen bilmiyordun
sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
sonra herhangi biri oldun,bütün sevinçlerim bittikten sonra
yağmurlar yağdı serin haziran akşamlarına
bir gün herhangi biri olur inşallah...
bir isim bulmaktı sevdamıza tek gayem
belki bir yol aramak çığırından çıkan topraklarda
bir nefes, bir heyecan ya da yaşanmamış bir roman
küçük bir çocuğun elinde can çekişen bir arı kuşu gibi
durduğu mahkumiyeti bozmaya yelteniyordu kalbim
ve sevda bir dağ gibiydi hınca hınç
yelkenlerini açmış bir gemi gibi süzülmek göklerde
ve uzatmaktı elimi sensizliğe doğru
''dur'' dedim kalbime ama duymazdı ki serzenişlerimi
belki isyanı banaydı onu hapsettiğim için
belki koşmak istiyordu senin kollarına
ve coşmaktı tek amacı
küçük çocuğun elindeki arı kuşu gibi
ağlamak..
ağlamak yetmiyordu ki beni sana getirmeye
çaresizliğimi, acizliğimi bile anlatamıyordum
ya da dinlemek istemiyordu kalbim kim bilir
koşuyordum umarsızca ve yalın ayak
ama sana yaklaşmak istediğim her adım
sanki beni daha uzak kılıyordu
ve daha imkansız oluyordun gecelerimde
şimdi ölüm vaktim gelmişti
mezarımdaki kelebekler gibi
ben de kanat çırpacaktım belli ki sana
ve kırık bir aynadan baktığım solgun yüzüm
biraz olsun şenlenmişti
sana koştuğum çorak topraklarda
ve ölmüştüm
çünkü ölmek büyütecekti bu körpe bedenimi
kalbimde kocaman bir kadın
ve ruhum çocuklar misali hür ve şen
ağlamak yoktu artık
''ağlamak çocuklara mahsus'' derdin ya her zaman
şimdi gülmek ve heyecan vardı senin kollarında
topraktın benim için
sımsıkı saracaktın bedenimi
ve ölmek
ve sana kavuşmak yeniden doğar gibi
ve...
ve yine coşmak, yine sevdalanmak......
belki bir yol aramak çığırından çıkan topraklarda
bir nefes, bir heyecan ya da yaşanmamış bir roman
küçük bir çocuğun elinde can çekişen bir arı kuşu gibi
durduğu mahkumiyeti bozmaya yelteniyordu kalbim
ve sevda bir dağ gibiydi hınca hınç
yelkenlerini açmış bir gemi gibi süzülmek göklerde
ve uzatmaktı elimi sensizliğe doğru
''dur'' dedim kalbime ama duymazdı ki serzenişlerimi
belki isyanı banaydı onu hapsettiğim için
belki koşmak istiyordu senin kollarına
ve coşmaktı tek amacı
küçük çocuğun elindeki arı kuşu gibi
ağlamak..
ağlamak yetmiyordu ki beni sana getirmeye
çaresizliğimi, acizliğimi bile anlatamıyordum
ya da dinlemek istemiyordu kalbim kim bilir
koşuyordum umarsızca ve yalın ayak
ama sana yaklaşmak istediğim her adım
sanki beni daha uzak kılıyordu
ve daha imkansız oluyordun gecelerimde
şimdi ölüm vaktim gelmişti
mezarımdaki kelebekler gibi
ben de kanat çırpacaktım belli ki sana
ve kırık bir aynadan baktığım solgun yüzüm
biraz olsun şenlenmişti
sana koştuğum çorak topraklarda
ve ölmüştüm
çünkü ölmek büyütecekti bu körpe bedenimi
kalbimde kocaman bir kadın
ve ruhum çocuklar misali hür ve şen
ağlamak yoktu artık
''ağlamak çocuklara mahsus'' derdin ya her zaman
şimdi gülmek ve heyecan vardı senin kollarında
topraktın benim için
sımsıkı saracaktın bedenimi
ve ölmek
ve sana kavuşmak yeniden doğar gibi
ve...
ve yine coşmak, yine sevdalanmak......
şekilden çok şekilci insanlar beni eden sinir
kafiye kaygısındakiler eden şiiri kötü
gören eden yok aslında önümüz açık
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü
ağlamayanı yok insanlardan doğanı, kadar ölene
belki bu yüzden kıskanılır gülene, birinin ölümü
nasıldımcılardan çok neyimciler bizi eden sinir
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü.
kafiye kaygısındakiler eden şiiri kötü
gören eden yok aslında önümüz açık
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü
ağlamayanı yok insanlardan doğanı, kadar ölene
belki bu yüzden kıskanılır gülene, birinin ölümü
nasıldımcılardan çok neyimciler bizi eden sinir
hep geri duvara yaslanmış unutamayan dünü.
hermann hesse'e göre; şiir, dünyanın benliğe yansıması, benliğin dünyaya cevabıdır. tamamiyle bilinen bir yalnızlaşmanın, bilinci, şikayeti ve oyunudur.
her satırda ölümü öldürmektir..
Hislerin kelimelere döküldüğü,iç sesin konuşturulabildiği edebi eserlerdir.
kelimeler.. kelimeler.. kelimeler...
söylersen deli, yazarsan şair dedirten düşüncelerin vücut bulmuş hali.
batıda da, bizde de, şiiri denemeden, öteki türlerde doğrudan tanınmış yazarlar göstermek hiç de güç değildir. ama şiir, sözcük kuyumculuğu olduğuna göre, bu deneyimden romanda, öyküde, oyunda yararlanılabileceği söylenebilir; ancak bu, romanın, öykünün, oyunun şiirden çıktığı, çıkacağı anlamını taşımaz hiç de. tam tersine, bütün yazınsal türler, ancak kendilerine özgü temeller üzerine kurulabilir. t s eliot'un koşuk oyun denemesi, geleneği yaşatmak kaygısından kaynaklanıyordu ve düz söze güvensizliğini yansıtıyordu. oysa ahmet muhip dıranas, oyunlarında, kişilerini kendi şiiri gibi konuşturmak hevesinden kendini alamaz. necip fazıl kısakürek de bu eğilimi taşır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar