bugün
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları4
- nervio'nun erkek olması12
- özelden muzunu atan yazar10
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı8
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- soğuk odalar2
- dede bu saate niye aktif ki8
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması8
- tinder'ın eşleşme algoritması3
- iltica27
- nervionun sevgili yapması8
- bana onu sormayin15
- game of thrones taki kerhaneci15
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- etli nohut vs kuru fasulye6
- 2 2 milyar tl5
- renkli gözlü insanlar7
- ibnelik yapmak4
- bana onu sormayin tatlışlığı11
- mandalinan olayım soy beni diyen kız5
- sözlükte kadın rolü yapmaktan alınan zevk6
- anın görüntüsü26
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı8
- gecenin şarkısı10
- izmir bombası7
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek5
- oyun dünyasının unutulmayan kadınları10
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek3
- türk dizileri dünyayı ele geçirdi9
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- kadın cinayetleri4
- bana onu sormayin'a zeytin dalı uzatmak7
- fatma betül sayan kaya47
- ayağıma masaj yapacak bir sözlük erkeği bulamamak8
- kürt tarihi yoktur diyen kemalist6
- insan 3 gün yemek yemezse açlıktan ölür4
- bir daha sözlüğe gelinse alınacak nick4
- silvermist15
- exlerini stalklayan kadın4
- yaprak sarması vs lahana sarması4
- akp seçmeni18
- uğurcan çakır10
- exlerini anlatan fingirfoş4
- sarapci koala hatayi6
- turşu yapabilen bir kızı üzmek5
- şehrin eski haline duyulan özlem2
- sözlük kızlarının sözlüğü adam etmesi10
- erkan oğur dinleyerek huşu bulmak2
bernd schuster, en az del bosque, jean tigana, arthur zico, fatih terim kadar kaliteli antrenördür. yıllardır eleştirdiğimiz türk antrenörlerin tüm negatif yönlerini bizlere yaşatmayan antrenördür.
takım uefa liginde porto deplasmanında oynuyor ve ezilmeden rakibin oyununu kabullenmeden oynuyor. belki bekler iyi orta kesemiyor, belki araya atılan toplara koşu yapan santrafor olmuyor, belki son vuruşlar hiç istenilen gibi sonuçlanmıyor, belki defans ve kale sürekli bireysel hatalar yapıyor ama beşiktaş deplasmanda portoya karşı hucüm ederken defans hattını ortasahaya çıkarıyor. işte yıllardır la liga ligini izlerken içimizden geçirdiğimiz ve görmek istediğimiz futbol bu. takım konyaspor ile kendi evinde oynuyor ve 2-1 önde götürüyor maçı fakat üçüncü ve dördüncü golleri arıyor takım ve sanki skor konyaspor lehineymiş gibi. mustafa denizli ve zibille türevleri gibi 2 stoper, 1 stoper çakması sağ bek, 1 ortasahayı geçmemesi tembihlenmiş sol bel, 3 önlibero , 1 oyun kurucu, 1 second striker ve 1 striker ile sahaya çıkıp kaptığı toplar ile 3 oyuncunun bireysel yetenekleri ile gol aramıyor bu takım.
adamın elinde öyle bir kadro var ki oynatmaya çalıştığı futbol ile örtüşmüyor. bu sefer ayak takımı spor yazarları elinde kadro buna uygun değilse başka sisteme geç diye sitem ediyorlar. ulan gerizekalı medya bir sistem birgünde mi oturtuluyor? bu sene sistem takıma bir şekilde iyice belletilir. sisteme uymayan adamlar yollanır ve yeni alınacak sisteme uyumlu oyuncular ile gelecek sezon harmanlanmış kadro devam eder. sonuçta gelecek sezon barcelona'nın ilk onbirini satın alamayacağımıza göre elimizdeki kadrodan maksimum oyuncuyu sisteme alıştırmamız lazım. bu şekilde alınacak 4 yada 5 oyuncu ile vasatın üzerinde bir takım oluşturulabilir.
benim gördüğüm yada hissettiğim aksan bölge ve alınması gereken oyuncu tarzlarını değinmek istiyorum. öncelikle bir tane gerard piqué tarzı stoper ihtiyaç var. onun yanına ersan adem gülüm yada tomas sivok bizim stoper ikilimizi avrupa düzeyine çıkarır. bir tane sağ bek bölgesine gökhan gönül tarzı oyuncu şart. yani oynatılan sistemde ceza sahasına ortaları hızlı hücumlar dışında sadece bekler açacak. diğer sağ ve sol açık oyuncuları bu hücumlarda ceza sahası içinde yer almak zorunda çoğalabilmek için. orta sahaya tabata yerine box to box oyunu oynaya bilecek bir oyuncu şart. buraya alınacak oyuncu necip uysal tarzı olmalı. fakat bu bölgede bazen oynayan onur bayramoğlu gelişimini sürdürürse bu bölgede sırıtmadan görev alabilir. o yüzden aslında bu orta sahaya transfer yapılmadan bile devam edilebilir. genede genç bir orta saha kadro genişliği için iyidir. sağ açık konusunda her ne kadar hilbert güvenilmese bile ben bu oyuncunun bu bölgede oynadığı oyundan memnunum. fakat yok ağa birinci sınıf adam lazım derseniz volkan şen yada benzeri bir oyuncu fena olmaz. zurnanın zırt dediği yer ise santrafor bölümüdür. buraya en az iki transfer şarttır. bobo ve ali kuçik haricinde nobre, fatih tekke, nihat kahveci acilen siktir edilmelidir. buraya ise bir adet luis fabiano veya tarzı bir forvet almak şarttır. fakat ikinci bir forvet alınması çok yararımıza olacaktır. nasıl porto japonya'nın ikinci liginden bir hulk bulup getiriyorsa bizimde o tarz yıldız olmayan fakat genç sisteme uyabilecek bir forvet ihtiyacımız var. bu şekilde kurulacak kadro ile 2 yıl içinde başarı muhakkak gelecektir.
2000'li yılların başında oynadığımız milan maçını anımsıyorum. inönü stadyumunda 2-0 gerideyiz. fakat takımımız taktik değişikliğine gidiyor ve bir anda pozisyonlar bulmaya başlıyoruz. durumu gören milan antrenörü oyuna müdahale ediyordu ve savunmaya bir işaret çakıyordu. maçın bitimine nereden baksan 30 dakika vardı. bu uyarıdan sonra bir baktım milan defans hattı orta sahada kurulmaya başlanmıştı. yani adamlar tek bir uyarı ile savunmayı öne çıkarmışlardı. kalan 30 dakika ise beşiktaş kendi yarı sahasından çıkamadı. oyun bizim yarı sahada tıkandı kaldı. bu sahneyide ömür boyu unutmam. bizimkiler skoru garanti altına almak için kale çizgisine kadar çekilirken, elin oğlu savunmayı öne çıkararak skoru korumuştu. yani futbolda günü yakalayan sistemi iyi oynayabildikten sonra ne bireysel hatalara ne karşı takımın isteğine arzusuna yer bırakılıyor. oturup sadece izliyorsun zevkle kaçınılmaz galibiyeti.
not: madem sisteminden memnunsun ve günümüz futbolunu oynamak istemiyorsun. sadece ligimizde ilk üç sıradan birine yerleşmek istiyorsun, ne sikime bernd schuster'i getiriyorsun bu takıma. git mustafa denizli'yi tekrar getir al sana süper ligde ilk üç sırada yerin garanti. fakat sonra ağlama elin 50 milyon euroluk takımları şampiyonlar liginde çeyrek final görüyor biz 120 milyon euroluk takımla neden ön elemeyi bile geçemiyoruz diye...
takım uefa liginde porto deplasmanında oynuyor ve ezilmeden rakibin oyununu kabullenmeden oynuyor. belki bekler iyi orta kesemiyor, belki araya atılan toplara koşu yapan santrafor olmuyor, belki son vuruşlar hiç istenilen gibi sonuçlanmıyor, belki defans ve kale sürekli bireysel hatalar yapıyor ama beşiktaş deplasmanda portoya karşı hucüm ederken defans hattını ortasahaya çıkarıyor. işte yıllardır la liga ligini izlerken içimizden geçirdiğimiz ve görmek istediğimiz futbol bu. takım konyaspor ile kendi evinde oynuyor ve 2-1 önde götürüyor maçı fakat üçüncü ve dördüncü golleri arıyor takım ve sanki skor konyaspor lehineymiş gibi. mustafa denizli ve zibille türevleri gibi 2 stoper, 1 stoper çakması sağ bek, 1 ortasahayı geçmemesi tembihlenmiş sol bel, 3 önlibero , 1 oyun kurucu, 1 second striker ve 1 striker ile sahaya çıkıp kaptığı toplar ile 3 oyuncunun bireysel yetenekleri ile gol aramıyor bu takım.
adamın elinde öyle bir kadro var ki oynatmaya çalıştığı futbol ile örtüşmüyor. bu sefer ayak takımı spor yazarları elinde kadro buna uygun değilse başka sisteme geç diye sitem ediyorlar. ulan gerizekalı medya bir sistem birgünde mi oturtuluyor? bu sene sistem takıma bir şekilde iyice belletilir. sisteme uymayan adamlar yollanır ve yeni alınacak sisteme uyumlu oyuncular ile gelecek sezon harmanlanmış kadro devam eder. sonuçta gelecek sezon barcelona'nın ilk onbirini satın alamayacağımıza göre elimizdeki kadrodan maksimum oyuncuyu sisteme alıştırmamız lazım. bu şekilde alınacak 4 yada 5 oyuncu ile vasatın üzerinde bir takım oluşturulabilir.
benim gördüğüm yada hissettiğim aksan bölge ve alınması gereken oyuncu tarzlarını değinmek istiyorum. öncelikle bir tane gerard piqué tarzı stoper ihtiyaç var. onun yanına ersan adem gülüm yada tomas sivok bizim stoper ikilimizi avrupa düzeyine çıkarır. bir tane sağ bek bölgesine gökhan gönül tarzı oyuncu şart. yani oynatılan sistemde ceza sahasına ortaları hızlı hücumlar dışında sadece bekler açacak. diğer sağ ve sol açık oyuncuları bu hücumlarda ceza sahası içinde yer almak zorunda çoğalabilmek için. orta sahaya tabata yerine box to box oyunu oynaya bilecek bir oyuncu şart. buraya alınacak oyuncu necip uysal tarzı olmalı. fakat bu bölgede bazen oynayan onur bayramoğlu gelişimini sürdürürse bu bölgede sırıtmadan görev alabilir. o yüzden aslında bu orta sahaya transfer yapılmadan bile devam edilebilir. genede genç bir orta saha kadro genişliği için iyidir. sağ açık konusunda her ne kadar hilbert güvenilmese bile ben bu oyuncunun bu bölgede oynadığı oyundan memnunum. fakat yok ağa birinci sınıf adam lazım derseniz volkan şen yada benzeri bir oyuncu fena olmaz. zurnanın zırt dediği yer ise santrafor bölümüdür. buraya en az iki transfer şarttır. bobo ve ali kuçik haricinde nobre, fatih tekke, nihat kahveci acilen siktir edilmelidir. buraya ise bir adet luis fabiano veya tarzı bir forvet almak şarttır. fakat ikinci bir forvet alınması çok yararımıza olacaktır. nasıl porto japonya'nın ikinci liginden bir hulk bulup getiriyorsa bizimde o tarz yıldız olmayan fakat genç sisteme uyabilecek bir forvet ihtiyacımız var. bu şekilde kurulacak kadro ile 2 yıl içinde başarı muhakkak gelecektir.
2000'li yılların başında oynadığımız milan maçını anımsıyorum. inönü stadyumunda 2-0 gerideyiz. fakat takımımız taktik değişikliğine gidiyor ve bir anda pozisyonlar bulmaya başlıyoruz. durumu gören milan antrenörü oyuna müdahale ediyordu ve savunmaya bir işaret çakıyordu. maçın bitimine nereden baksan 30 dakika vardı. bu uyarıdan sonra bir baktım milan defans hattı orta sahada kurulmaya başlanmıştı. yani adamlar tek bir uyarı ile savunmayı öne çıkarmışlardı. kalan 30 dakika ise beşiktaş kendi yarı sahasından çıkamadı. oyun bizim yarı sahada tıkandı kaldı. bu sahneyide ömür boyu unutmam. bizimkiler skoru garanti altına almak için kale çizgisine kadar çekilirken, elin oğlu savunmayı öne çıkararak skoru korumuştu. yani futbolda günü yakalayan sistemi iyi oynayabildikten sonra ne bireysel hatalara ne karşı takımın isteğine arzusuna yer bırakılıyor. oturup sadece izliyorsun zevkle kaçınılmaz galibiyeti.
not: madem sisteminden memnunsun ve günümüz futbolunu oynamak istemiyorsun. sadece ligimizde ilk üç sıradan birine yerleşmek istiyorsun, ne sikime bernd schuster'i getiriyorsun bu takıma. git mustafa denizli'yi tekrar getir al sana süper ligde ilk üç sırada yerin garanti. fakat sonra ağlama elin 50 milyon euroluk takımları şampiyonlar liginde çeyrek final görüyor biz 120 milyon euroluk takımla neden ön elemeyi bile geçemiyoruz diye...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar