bugün
- evli bir adama aşık oldum sözlük9
- ispanya'nin terör bitirme formülü40
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- damarsız tüysüz manisa yaprağı5
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi46
- ibneder4
- kadının en öpülesi yeri9
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- görünmez savaş uçağı5
- kuran da namazın olmaması11
- başkasının evinde sıçamamak2
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek3
- claudian clouds6
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması2
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- sevgili6
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- evlenmenin imkansız bir hal almaya başlaması2
- güllü muhallebi5
- fiziği güzel sözlük kızları52
- kalp krizi4
- ak troller3
- en iyi antidepresan4
- sabahın köründe işe giden ezik13
- koç burcu insanları7
- özel uçak alacaklara tavsiyeler7
- gocu kaç gün çaylak oldu sorunsalı2
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- yas sürecindeki bir insana söylenen boş sözler3
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- yahudi kıyafetleri3
- tayyip istifa7
- 2 ekim 2026 pendikspor galatasaray maçı3
- yazarlar ülkeyi yönetse yapacakları işler3
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- kadın şoför5
- ellerim bos gonlum hos8
- tel avive atom bombası atmak8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek5
- erkeklerin sadece cinsel obje olarak görülmesi2
- yay burcu4
sevdiği entry'ler
sana kpss ye çalışmak için alan tanımaz. atanamayınca da elin çocukları yapıyor sen nasi yapamazsın olur. hiçbir şey için alan tanımaz şehir dışına çıkmana razı olmaz. çünkü eve bı kız köle lazımdır. her işi yapacak bı köle. sonra senden bı halt olmaz bu tembellikle diyerek üzerine gelirler. evden gitmek istersiniz evlenmeden nereye gidebileceksin yok öyle derler. sizi evlendirmeye zorlarlar. ama erkek çocukları için durum böyle değildir. eve istedikleri zaman çıkar istedikleri zaman girer hatta girmezler. hiçbir şey için izin alma gereği duymazlar çünkü önlerine engel koyulmaz. nedeni sorgulandığında çünkü onlar erkek derler. bu ülkedeki genç kızların yeteneklerini büyük ölçüde aile öldürür.
Hatırlandığında yüreğinizin daraldığı anılardır.
Yer: Ankara ibn_i Sina hastanesi.
Aylardır onkoloji servisinde yatan babamın, yorgun ve bitik halini izliyorum usul usul, içim çekilmiş gibi, o uyuyor, ben izliyorum...
içeri paldır küldür hemşire girdi, uyuyan babama yöneldi ve damar yolundaki kelebeği lönk diye çekiverdi.
Şaşkınlıkla durumu anlamaya çalışıyorum...
irkilerek ve acıyla uyandı babam...
_ Noldu hemşire hanım?
diyebildi yorgun nefesiyle..
_ tedavin bitti, hadeee toparlan gidiyorsun! diye çemkirip, poposunu döndü ve gitti.
O an babamın yüzündeki o ifadeyi, o korkuyu, o hüznü hiç unutmadım.
Her şeyin bittiğini anlamıştı, yolun sonuna gelindiğini...
Hem de bu denli acımasızca, duygudan, merhametten uzak bir ses tonuyla!
Ûzerinden çok yıllar geçti.
Ama adın, yüzün hâlâ capcanlı duruyor beynimde.
Seni hiç affetmeyeceğim Filiz hemşire!
Nefret duyduğum tek insansın!
Yer: Ankara ibn_i Sina hastanesi.
Aylardır onkoloji servisinde yatan babamın, yorgun ve bitik halini izliyorum usul usul, içim çekilmiş gibi, o uyuyor, ben izliyorum...
içeri paldır küldür hemşire girdi, uyuyan babama yöneldi ve damar yolundaki kelebeği lönk diye çekiverdi.
Şaşkınlıkla durumu anlamaya çalışıyorum...
irkilerek ve acıyla uyandı babam...
_ Noldu hemşire hanım?
diyebildi yorgun nefesiyle..
_ tedavin bitti, hadeee toparlan gidiyorsun! diye çemkirip, poposunu döndü ve gitti.
O an babamın yüzündeki o ifadeyi, o korkuyu, o hüznü hiç unutmadım.
Her şeyin bittiğini anlamıştı, yolun sonuna gelindiğini...
Hem de bu denli acımasızca, duygudan, merhametten uzak bir ses tonuyla!
Ûzerinden çok yıllar geçti.
Ama adın, yüzün hâlâ capcanlı duruyor beynimde.
Seni hiç affetmeyeceğim Filiz hemşire!
Nefret duyduğum tek insansın!
görsel
Dünya Bankası'nın salgınının etkisiyle 2021’e kadar 150 milyona yakın insanın aşırı yoksulluğa sürükleneceği öngörüsünün de paylaşıldığı haberde yoksulluğa çözüm bulmaya çalışan Serpil'in öyküsü haberleştirildi.
"Serpil’in hikayesi son zamanlarda yoksul mahallelerde sayısı hızla artan ama hikayesini yüksek sesle dile getirmekten çekinen yüzlerce kadının yaşadıklarının da bir örneği aslında" denilen haberde Serpil'in anlatımlarına da yer verildi:
“Kimse karşıma gelip ‘sen bu işi yapıyorsun’ diye tepki gösteremiyor çünkü kimsenin hem umurumda değil hem de zaten beni 16 yaşında ilk satan babamdı, beni zorla evlendirerek, başından atarak resmen sattı. Sahip çıkmayan bir aile zaten karşıma gelip söyleyemez bir şey…”
32 yaşında ve üç kız çocuğu olan Serpil “Bazen isyan ediyorum; ne babadan yana yüzüm güldü ne anadan ne kocadan. Ama ben tek başıma ayakta duracağım. Buysa da yolu bunu yapacağım, kızlarımı açlık içinde büyütmeyeceğim” dedi.
Serpil'in hikayesi şöyle:
Serpil, 3 kardeşin ortancasıydı, kendisi 6 yaşındayken babası ve annesi ayrıldı. Babasıyla yaşamaya başlayan çocuklardan en küçüğü yurda verildi. Ablası ve Serpil ise erken yaşta evlendirildi. O süreci Serpil şöyle anlatıyor: “Babam yeniden evlendi. ikinci eşinden de 3 çocuğu oldu. 15 yaşımda beni 32 yaşında olan ve daha önce iki evlilik yapan bir adamla evlendirdi. Çocuklarımın babasıyla yani. Evliliğin ilk yılında doğum yaptım. Sonra hemen ardından bir çocuk daha. Eşim bize bakamadığı için beni kendi köyüne gönderdi. Ben eşimi hiç sevmedim, zaten çocuktum. Annen yok, baban yok. Sevgi nedir bilmiyorsun, 18 yaşında ben annesine babasına baktım köyde, annesi felçti, iki bebek kucağımda. Kaynım da oradayken beni taciz etmeye başladı. Ben bunu kocama ne zaman anlatmaya çalışsam bana ‘Sen yanlış anlıyorsundur, o sana sarkıntılık yapmıyordur’ dedi. Her gün gece 3’te gelip kapımı tıklatıp eşiğe para bırakıyordu. Seneler böyle geçti, karanlık elektriği bile olmayan bir odada kaldım çocuklarımla.”
▪︎ Devamı 》
https://t24.com.tr/haber/...bir-sey-soyleyemez,909929
Dünya Bankası'nın salgınının etkisiyle 2021’e kadar 150 milyona yakın insanın aşırı yoksulluğa sürükleneceği öngörüsünün de paylaşıldığı haberde yoksulluğa çözüm bulmaya çalışan Serpil'in öyküsü haberleştirildi.
"Serpil’in hikayesi son zamanlarda yoksul mahallelerde sayısı hızla artan ama hikayesini yüksek sesle dile getirmekten çekinen yüzlerce kadının yaşadıklarının da bir örneği aslında" denilen haberde Serpil'in anlatımlarına da yer verildi:
“Kimse karşıma gelip ‘sen bu işi yapıyorsun’ diye tepki gösteremiyor çünkü kimsenin hem umurumda değil hem de zaten beni 16 yaşında ilk satan babamdı, beni zorla evlendirerek, başından atarak resmen sattı. Sahip çıkmayan bir aile zaten karşıma gelip söyleyemez bir şey…”
32 yaşında ve üç kız çocuğu olan Serpil “Bazen isyan ediyorum; ne babadan yana yüzüm güldü ne anadan ne kocadan. Ama ben tek başıma ayakta duracağım. Buysa da yolu bunu yapacağım, kızlarımı açlık içinde büyütmeyeceğim” dedi.
Serpil'in hikayesi şöyle:
Serpil, 3 kardeşin ortancasıydı, kendisi 6 yaşındayken babası ve annesi ayrıldı. Babasıyla yaşamaya başlayan çocuklardan en küçüğü yurda verildi. Ablası ve Serpil ise erken yaşta evlendirildi. O süreci Serpil şöyle anlatıyor: “Babam yeniden evlendi. ikinci eşinden de 3 çocuğu oldu. 15 yaşımda beni 32 yaşında olan ve daha önce iki evlilik yapan bir adamla evlendirdi. Çocuklarımın babasıyla yani. Evliliğin ilk yılında doğum yaptım. Sonra hemen ardından bir çocuk daha. Eşim bize bakamadığı için beni kendi köyüne gönderdi. Ben eşimi hiç sevmedim, zaten çocuktum. Annen yok, baban yok. Sevgi nedir bilmiyorsun, 18 yaşında ben annesine babasına baktım köyde, annesi felçti, iki bebek kucağımda. Kaynım da oradayken beni taciz etmeye başladı. Ben bunu kocama ne zaman anlatmaya çalışsam bana ‘Sen yanlış anlıyorsundur, o sana sarkıntılık yapmıyordur’ dedi. Her gün gece 3’te gelip kapımı tıklatıp eşiğe para bırakıyordu. Seneler böyle geçti, karanlık elektriği bile olmayan bir odada kaldım çocuklarımla.”
▪︎ Devamı 》
https://t24.com.tr/haber/...bir-sey-soyleyemez,909929
şu sahnesiyle beni gülmekten kıvrandırmış mükemmel karakterdir.
https://www.youtube.com/watch?v=mfEEAT1A4WY
https://www.youtube.com/watch?v=mfEEAT1A4WY
Yapılması tavsiye edilen eylem. Kıyma içini kurbandaki etlerden yaptırdığım kıyma ile hazırladım. Ardından 30 lira verdim ve 20 lahmacun aldım. Normalde lahmacun 10 liradan 20 tanesi 200 lira yapar. Ben toplasan 50-60 lira harcamış olayım kıyma içi ile beraber.
Öncelikle canı çeken hakkını helal etsin. Adres atarsa yemeksepetinden lahmacun ısmarlarım. Sorun değil.
Lahmacun görselleri şu şekilde:
görsel
görsel
Öncelikle canı çeken hakkını helal etsin. Adres atarsa yemeksepetinden lahmacun ısmarlarım. Sorun değil.
Lahmacun görselleri şu şekilde:
görsel
görsel
Hz. Ali (ra) bir gün mescide geldi.
Mescidin kapısında bir adam duruyordu.
Hz. Ali, bu adamdan, kendisi mescitten çıkana kadar atını beklemesini istedi.
Hz. Ali mescide girdikten sonra, adam hayvanın yularını alıp kaçtı.
Hayvanı orada başıboş bırakıverdi.
Hz. Ali mescitten çıkarkan elinde beş dirhem para vardı.
Adamı yaptığı yardımdan dolayı bu 5 dirhemi adama vermek istiyordu.
Fakat birde ne görsün; hayvancağız tek başına, hem de yuları çalınmış olarak başıboş bir şekilde geziniyordu.
Hz. Ali evine döndü. Daha sonra, yanında çalışan çocuğu yeni bir yular alması için çarşıya gönderdi.
Çoçuk beş dirheme bir yular aldı. Hz. Ali yuları görünce şaşırdı.
Bu yular, çalınan yulardı. hırsız bu yuları çocuğa beş dirheme satmıştı. Bu durum karşısında Hz. Ali şöyle dedi:
'insanın rızkı kendinin elinde değildir. Rızık neyse odur; ne artar ne eksilir. Buna karşın rızkı helal ya da haram etmek kişinin elindedir. Biraz bekleseydi helalinden beş dirhem alacaktı. Ancak bu şekilde beş dirhem haram oldu.'
Mescidin kapısında bir adam duruyordu.
Hz. Ali, bu adamdan, kendisi mescitten çıkana kadar atını beklemesini istedi.
Hz. Ali mescide girdikten sonra, adam hayvanın yularını alıp kaçtı.
Hayvanı orada başıboş bırakıverdi.
Hz. Ali mescitten çıkarkan elinde beş dirhem para vardı.
Adamı yaptığı yardımdan dolayı bu 5 dirhemi adama vermek istiyordu.
Fakat birde ne görsün; hayvancağız tek başına, hem de yuları çalınmış olarak başıboş bir şekilde geziniyordu.
Hz. Ali evine döndü. Daha sonra, yanında çalışan çocuğu yeni bir yular alması için çarşıya gönderdi.
Çoçuk beş dirheme bir yular aldı. Hz. Ali yuları görünce şaşırdı.
Bu yular, çalınan yulardı. hırsız bu yuları çocuğa beş dirheme satmıştı. Bu durum karşısında Hz. Ali şöyle dedi:
'insanın rızkı kendinin elinde değildir. Rızık neyse odur; ne artar ne eksilir. Buna karşın rızkı helal ya da haram etmek kişinin elindedir. Biraz bekleseydi helalinden beş dirhem alacaktı. Ancak bu şekilde beş dirhem haram oldu.'
Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin! Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.' - Şems
işte burda bahsedilen aşk, tasavvuftur.
işte burda bahsedilen aşk, tasavvuftur.
yaklaşık üç yıl süren ispanyol gribi pandemisi 50 ila 100 milyon arasında kişiyi öldürmüş, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birine de bulaşmıştır.
fakat 100 yıl önce tıp da, teknoloji de, haber imkanı da yoktu.
ki çok da abartmamak gerek.
fakat doğrudan corona yüzünden değil fakat hastahanelerin yoğunluktan işleyemez hale gelmesi ve corona kapma korkusu nedeniyle, başka hastalıklarını tedavi ettiremediği için insanlar ölecek. trajik bir hadise bu.
fakat 100 yıl önce tıp da, teknoloji de, haber imkanı da yoktu.
ki çok da abartmamak gerek.
fakat doğrudan corona yüzünden değil fakat hastahanelerin yoğunluktan işleyemez hale gelmesi ve corona kapma korkusu nedeniyle, başka hastalıklarını tedavi ettiremediği için insanlar ölecek. trajik bir hadise bu.
"Kalbimin topraktan olduğunu söyleyince benimle alay etti.
Çünkü kalbi demirdendi…
Ama yakında yağmur yağacak
ve kalbim çiçek açacak,
onunkisi ise pas tutacak…"
Şems- i Tebrîzî Hz...
Çünkü kalbi demirdendi…
Ama yakında yağmur yağacak
ve kalbim çiçek açacak,
onunkisi ise pas tutacak…"
Şems- i Tebrîzî Hz...
Ne bileyim ya 6 günde yaratılmış falan ama sen tek nefeste tüm evreni yok edebilirsin. Tek nefeslik evrenin kaç günde yaratıldığı pek de mühim değil galiba, sanırsam, herhalde.
Bir saat sonra sahura, sahurdan dört saat sonra da işe uyanacağım ama önce uyumam lazım. Uyumam için de başımı yastığa koyduğum an "ne güzeeel" diye bağırmayı kesmem gerekiyor.
Ne zaman içim dışıma taşmaya çalışsa elim Kesmeşeker'e gider ve ben şarkıları dinlerken anlarım nasıl bir ruh halinde olduğumu; bu gece de öyle. Hayatın durması mı yoksa ilerlemesi mi daha kötü karar veremiyorum ve ceza sahasında yalnız kalmak istemiyorum.
Keşke uyusam böyle pıt diye.
Ne zaman içim dışıma taşmaya çalışsa elim Kesmeşeker'e gider ve ben şarkıları dinlerken anlarım nasıl bir ruh halinde olduğumu; bu gece de öyle. Hayatın durması mı yoksa ilerlemesi mi daha kötü karar veremiyorum ve ceza sahasında yalnız kalmak istemiyorum.
Keşke uyusam böyle pıt diye.
inat etmek, direnmek anlamlarına gelen kelimedir. Bir ailede doğan ilk çocuğa verilen isimlerden biridir aynı zamanda.
Sözlük okuyorum ve mezuniyetten üç sene sonra zar zor bulduğum işime tutunmaya çalışıyorum. Pek parlak değil anlayacağınız.
Siz yine de bana acımayın, bunlar mutsuz olduğum anlamına gelmiyor.
Siz yine de bana acımayın, bunlar mutsuz olduğum anlamına gelmiyor.
Heyecanlı gençlere tavsiye ettiğim olmaktır. Tadından yenmeyen bir şey çünkü bu.