bugün
- en lezzetli balık6
- linç yiyeceğin bir şey söyle5
- dinci ahlaksızlığı20
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak16
- gönlü götü geniş sözlük yazarı5
- yunan aşığı tip15
- yunan adalarına gitmek20
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet4
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması4
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- turşu suyu içen bayan2
- takıntılı olduğunuz hareketler4
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker2
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi7
- arjantinli erkekler5
- simli ped kullanan sözlük erkeği2
- sexting2
- antipanik4
- rüyada nervio yu görmek6
- korkulan ölüm şekli4
- sözlük erkeklerini cimere şikayet etmek3
- ucu nereye giderse gitsin5
- zengin kadın bulup evinin erkeği olmak5
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- rujlu erkekle öpüşmek14
- ruj sürmüş kadının dudaklarını yiyip bitirmek3
- sizce instagram ders sözlük de tenefüs mü2
- filozofların yunanların delileri olması3
- kalbin cız ettiği anlar3
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması17
- fon vurgunu sonrası akepeye desteği sürdürmek7
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- günün recep tayyip erdoğan repliği8
- kaliteli entryler girip eksi oy almak6
- karton toplayan çocuğu zabıtaya ihbar etmek2
- bekir2
- elisa2
- akın gürlek'in fon soruşturması açıklaması4
- haram yerken besmele çekenler2
- sağlıklı yaşama katkı payı3
- ingiliz erkekleri2
- evlenmeyip zina mı yapalım4
- panda2
- karton toplarken köpek çetesine yem olmak2
- fiziği güzel sözlük kızları47
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- zencefil2
- zamanın gerçekliği meselesi2
sevdiği entry'ler
Nedendir bilmem ama gitmek kalmaktan hep daha basit gelmiştir bana. Rahatsızsam giderim, kötüyse giderim, bittiyse giderim. Gider gider dururum nihayetinde.
Bir şeyleri düzeltmek için uğraşmak zor gelir. Özellikle son dönemlerde.
Bu davranışımı zamanında uğraşıp uğraşıp sonuç alamamama yorsam da aslında içinde bir kırıklığın büyüdüğünün de farkındayım.
Ama sonuçta bir şeyleri düzeltmeme yahut yorulmama sebebiyet veren şeylerin içerisinde yer almak da benim için pek kolay değil artık. Fazla uğraştırıcı, yorucu.
Belki büyüdüm belki olgunlaştım ya da belki de tam aksi… küçüldüm, çocuklaştım. Bir çocuğun bir oyuncak için ağlaması, inat etmesi gibi inat ettim. Gittim. Bilmiyorum.
Tek bildiğim şu anda bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde bulunmadan sadece aklıma geleni klavyeye döküyor olduğumdur. Muhtemelen tekrar dönüp okumam bile.
Neyse, devam edelim otopsi.
Her şey birilerinden uzaklaşmak ayrılmakla başladı. Belki bir yakının belki muhtaç olduğun kişi… ama sonuç olarak başladı. Çocukluğundan beri defalarca ev değiştiren sen her defasında bir şeyler değişecek umuduyla bakıyordun ve evet, genel kuralın aksine (nereye gidersen git kendinle gideceksen gitmiş, ayrılmış olmazsın sözü) bir şeylerin değiştiğini de gördün. Gerçi belki de fark etmeden kurala uyuyordun. Hiçbir olumsuzluğu sıkıntıyı peşinde götürmüyor yaşandığı yerlerde bırakıyordun. Yahut çalışıyordun. Bu kuralı biliyor muydun otopsi?
Başka çocuklar ayrıldıkları o yerler için genelde üzülseler de sen heyecanla ve umutla bir sonraki yaşayacağın yeri merak ettin. Bağlanmadın hiçbir yere. Bağlanamadın.
Çocuksun sen ya nasıl bağlanmaz sadece hayatına bir ders ve yaşantı için giren ve belli dönemlerde çıkması gereken insanlar yerler olarak bakardın her şeye? Fazla mantıklıydın otopsi.
Çocuktun sen. Kovalaman gerektiği yerlerde oturmamalıydın.
Neyse, sonuç olarak hep bir yerlere gittin. Başta küçük çaplı olan bu gitmeler büyüdü.
Sonuç olarak bir başka şehirde aradın kendini. Ve hatta belki buldun da… bulmaya çalışıyorsun. o kadar iyi geldi ki sana gitmeler. O kadar iyi hissettiriyordu ki seni yüz kez olsa yine giderdin.
Yüz kez daha.
Neyse varacağım yer aslında başka otopsi. Evet temelli bir gitme olmasa da önümüzdeki birkaç sene için zamanının çoğunu geçireceğin bir yere daha gidiyorsun. Bir başka şehre otopsi. Bunu sana giderken yazıyorum. Eminim ki küçük sen senelerce beklediğin bu şeyin yaşanmasına çok heyecanlandın. Büyük ya da küçüğüm bilinmez ama ilk kez sen hissediyorum. Küçük sen.
Hep gitmeleri kendisine pek iyi gelen sana umarım bu da iyi gelir. kendi değerine fazlaca ulaşırsın.
Unutmadan… içindeki o küçüğü seviyorum.
Görüşmek üzere.
Bir şeyleri düzeltmek için uğraşmak zor gelir. Özellikle son dönemlerde.
Bu davranışımı zamanında uğraşıp uğraşıp sonuç alamamama yorsam da aslında içinde bir kırıklığın büyüdüğünün de farkındayım.
Ama sonuçta bir şeyleri düzeltmeme yahut yorulmama sebebiyet veren şeylerin içerisinde yer almak da benim için pek kolay değil artık. Fazla uğraştırıcı, yorucu.
Belki büyüdüm belki olgunlaştım ya da belki de tam aksi… küçüldüm, çocuklaştım. Bir çocuğun bir oyuncak için ağlaması, inat etmesi gibi inat ettim. Gittim. Bilmiyorum.
Tek bildiğim şu anda bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde bulunmadan sadece aklıma geleni klavyeye döküyor olduğumdur. Muhtemelen tekrar dönüp okumam bile.
Neyse, devam edelim otopsi.
Her şey birilerinden uzaklaşmak ayrılmakla başladı. Belki bir yakının belki muhtaç olduğun kişi… ama sonuç olarak başladı. Çocukluğundan beri defalarca ev değiştiren sen her defasında bir şeyler değişecek umuduyla bakıyordun ve evet, genel kuralın aksine (nereye gidersen git kendinle gideceksen gitmiş, ayrılmış olmazsın sözü) bir şeylerin değiştiğini de gördün. Gerçi belki de fark etmeden kurala uyuyordun. Hiçbir olumsuzluğu sıkıntıyı peşinde götürmüyor yaşandığı yerlerde bırakıyordun. Yahut çalışıyordun. Bu kuralı biliyor muydun otopsi?
Başka çocuklar ayrıldıkları o yerler için genelde üzülseler de sen heyecanla ve umutla bir sonraki yaşayacağın yeri merak ettin. Bağlanmadın hiçbir yere. Bağlanamadın.
Çocuksun sen ya nasıl bağlanmaz sadece hayatına bir ders ve yaşantı için giren ve belli dönemlerde çıkması gereken insanlar yerler olarak bakardın her şeye? Fazla mantıklıydın otopsi.
Çocuktun sen. Kovalaman gerektiği yerlerde oturmamalıydın.
Neyse, sonuç olarak hep bir yerlere gittin. Başta küçük çaplı olan bu gitmeler büyüdü.
Sonuç olarak bir başka şehirde aradın kendini. Ve hatta belki buldun da… bulmaya çalışıyorsun. o kadar iyi geldi ki sana gitmeler. O kadar iyi hissettiriyordu ki seni yüz kez olsa yine giderdin.
Yüz kez daha.
Neyse varacağım yer aslında başka otopsi. Evet temelli bir gitme olmasa da önümüzdeki birkaç sene için zamanının çoğunu geçireceğin bir yere daha gidiyorsun. Bir başka şehre otopsi. Bunu sana giderken yazıyorum. Eminim ki küçük sen senelerce beklediğin bu şeyin yaşanmasına çok heyecanlandın. Büyük ya da küçüğüm bilinmez ama ilk kez sen hissediyorum. Küçük sen.
Hep gitmeleri kendisine pek iyi gelen sana umarım bu da iyi gelir. kendi değerine fazlaca ulaşırsın.
Unutmadan… içindeki o küçüğü seviyorum.
Görüşmek üzere.
Sevginin de yetmediği anlar, ilişkiler vardır elbet.
Öyle bir vardır ki üstelik… Yemyeşil bir ormanda kupkuru bir ot gibi hissettirir.
Dünyanın en güzel ve birçok koşulda yaşamaya elverişli çiçeği de olsan temel gereksinimlerinden biri bile karşılanmadığı sürece bir hiçsin.
Belki ışığın, toprağın, suyun ve sana güzel sözler söyleyen, seni seven birisi vardı ancak uygun bir mevsimde değildin.
Uygun zamanda olmadıktan sonra ne kadar kötü bir durum olursa olsun diğer şeylerin ne gibi bir önemi kalabilirdi ki?
Kuruyup gidecektin…
Eksikler ve canlı farklılık gösterse de aslında her şey benzerdir.
Anlayış yok.
Saygı yok.
Düşünce yok.
Dinlemek yok.
…
Gerçekten seven kuruyup gitmene göz yumar mıydı?
Her gün bir dalını kesip heba eden o kişi… Bu hatalarını gerçekleştirdiği güzelliklerin arkasına, halının altına süpürülen bir toz gibi saklayabilir miydi?
Gerçi saklasa ne kadar sürerdi?
Nihayetinde öleceksin.
Eğer sevgi varsa yaşatmak vardır; öncelik yaşatmaktır, eksik ve yaşatılan şeylerle benim olsun değil.
Mutlu ve iyi olmasını sağlamaktır.
Sırf yanında değil diye mutsuz ve kötü olmasını istemek değildir sevgi.
Bir lotussan gölde, kaktüssen çölde yaşaman gerekir. Yerini değişmeye zorlanıp çürümemelisindir.
“Sevgi varsa var, teşekkür ederim ancak önce sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamalıyım.” Unutulmamalıdır.
Tüm bunlar konuşulduğu hâlde bir şey düzeltmeyen ancak sadece seviyorum diyen insan da muhtemelen yerinizi değiştirmek için bırakın şefkati kökünüze bile dikkat etmeden gövdenizden koparıp peşinde götürmeye çalışıyordur.
Bir çocuk gibi, sanki “Bak, benim oyuncağım.” dercesine.
Kapının dışına kadar itip kaktıktan sonra kapıyı kapattığınız için size kızan insanlardan uzak durun.
Evet, belki sizi seviyor olabilir ancak siz de bir çiçeksiniz.
Unutmayın.
Öyle bir vardır ki üstelik… Yemyeşil bir ormanda kupkuru bir ot gibi hissettirir.
Dünyanın en güzel ve birçok koşulda yaşamaya elverişli çiçeği de olsan temel gereksinimlerinden biri bile karşılanmadığı sürece bir hiçsin.
Belki ışığın, toprağın, suyun ve sana güzel sözler söyleyen, seni seven birisi vardı ancak uygun bir mevsimde değildin.
Uygun zamanda olmadıktan sonra ne kadar kötü bir durum olursa olsun diğer şeylerin ne gibi bir önemi kalabilirdi ki?
Kuruyup gidecektin…
Eksikler ve canlı farklılık gösterse de aslında her şey benzerdir.
Anlayış yok.
Saygı yok.
Düşünce yok.
Dinlemek yok.
…
Gerçekten seven kuruyup gitmene göz yumar mıydı?
Her gün bir dalını kesip heba eden o kişi… Bu hatalarını gerçekleştirdiği güzelliklerin arkasına, halının altına süpürülen bir toz gibi saklayabilir miydi?
Gerçi saklasa ne kadar sürerdi?
Nihayetinde öleceksin.
Eğer sevgi varsa yaşatmak vardır; öncelik yaşatmaktır, eksik ve yaşatılan şeylerle benim olsun değil.
Mutlu ve iyi olmasını sağlamaktır.
Sırf yanında değil diye mutsuz ve kötü olmasını istemek değildir sevgi.
Bir lotussan gölde, kaktüssen çölde yaşaman gerekir. Yerini değişmeye zorlanıp çürümemelisindir.
“Sevgi varsa var, teşekkür ederim ancak önce sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamalıyım.” Unutulmamalıdır.
Tüm bunlar konuşulduğu hâlde bir şey düzeltmeyen ancak sadece seviyorum diyen insan da muhtemelen yerinizi değiştirmek için bırakın şefkati kökünüze bile dikkat etmeden gövdenizden koparıp peşinde götürmeye çalışıyordur.
Bir çocuk gibi, sanki “Bak, benim oyuncağım.” dercesine.
Kapının dışına kadar itip kaktıktan sonra kapıyı kapattığınız için size kızan insanlardan uzak durun.
Evet, belki sizi seviyor olabilir ancak siz de bir çiçeksiniz.
Unutmayın.
Kendini seçtiğin sürece mutlu olacaksın.
Ne de olsa istisnalar kaideyi bozmaz.
Ne de olsa istisnalar kaideyi bozmaz.
Son 1 yıl hayatımın en zor dönemi idi.
Çok şükür 2026 yazı bu zorlukları büyük ölçüde geride bıraktığım, güzel haberler aldığım, güzel zamanlar geçirdiğim, görmediğim yeni yerler görüp aileme daha fazla vakit ayırabildiğim bir yaz oldu.
Şükür kelimesi kalpten söylenince çok rahatlatıcı geliyor. Bugünümüze şükür.
Çok şükür 2026 yazı bu zorlukları büyük ölçüde geride bıraktığım, güzel haberler aldığım, güzel zamanlar geçirdiğim, görmediğim yeni yerler görüp aileme daha fazla vakit ayırabildiğim bir yaz oldu.
Şükür kelimesi kalpten söylenince çok rahatlatıcı geliyor. Bugünümüze şükür.
Beyaz atlı bir prens bulurum uludağ sözlük'ten diye koydum... ❤️
“Görünürde sürekli gülümsesem de içimde çaresizdim.”
(bkz: insanlığımı yitirirken)
(bkz: insanlığımı yitirirken)
insan, defter… En çok zararı kendinden görür. Kendi kendini bitiren kendisidir.
Kangren olan uzvunun daha fazla zarar vermeden kesilip atılması gerekirken yayılışını izlemek gibidir hayat. Farkında değilsin. Canın çok yanıyor belki ama öyle bir izlemeye dalmışsın ki… Acın tatlı geliyor. O ufak acıların gidişi büyük, büsbüyük acını gölgeliyor.
Herkes bir ağızdan konuşuyor. Herkes…
Sadece sen susuyorsun, her zaman olduğu gibi işte defter.
Kendine layık gördüğünü yaşıyorsun.
Hayır, sadece yaşamaya çalışıyorsun. Üstelik kangrenin tüm vücuduna yavaş yavaş yayılıyor olduğunu bilmeden.
Peki… Ben hangi andayım?
Kangren olan uzvunun daha fazla zarar vermeden kesilip atılması gerekirken yayılışını izlemek gibidir hayat. Farkında değilsin. Canın çok yanıyor belki ama öyle bir izlemeye dalmışsın ki… Acın tatlı geliyor. O ufak acıların gidişi büyük, büsbüyük acını gölgeliyor.
Herkes bir ağızdan konuşuyor. Herkes…
Sadece sen susuyorsun, her zaman olduğu gibi işte defter.
Kendine layık gördüğünü yaşıyorsun.
Hayır, sadece yaşamaya çalışıyorsun. Üstelik kangrenin tüm vücuduna yavaş yavaş yayılıyor olduğunu bilmeden.
Peki… Ben hangi andayım?
Şapırdatma bunlardan biri olmakla beraber tırnağın kağıda sürtme, diş gıcırtısı gibi seslerdir.
Burdayız be burdayız.
"Fakat, susmak da konuşmak kadar tehlikeli oluyordu artık. Dalgınlık, suskunluğu arttırıyordu."
Gördüm ve kahroldum. inanılmaz.
Ve bugün bir yaş daha aldım defter. Bu denli sevildiğimi bilmiyordum. Daha doğrusu aralarından birisi için özellikle, bu denli önemli olduğumu. ileride ne olur, nasıl hissederim veya bu konuda yanılır mıyım bilmiyorum ama ileride aklıma gelecek günler varsa bugün kesinlikle içinde olacak. Pek nadir de olsa bir dilek de benden kendime; hep mutlu ol ve kendine iyi davran otopsi. Belli ki sevilmeye değersin.
Sanırım aşık oluyorum sözlük.
Ardı ardına maskeler değiştiriyor, geri takıyor ve benliğimizi unutuyoruz. Kendimiz olmaktan çok olmamız gerektiği söylenen insan olma yolunda ilerliyoruz. Elimize kolumuza bağlı ipler olmasa da en nihayetinde birer kukla sayılırız. Tek yapmamız gereken bağlı olduğumuz o görünmez ipleri bize bağlı oldukları yerden teker teker kesmek.
edit:fight club izlemedim. izlemeden de gayet yazılabilecek cümleler bunlar.
edit:fight club izlemedim. izlemeden de gayet yazılabilecek cümleler bunlar.
Dünyanın en iyi santrforu.
Pek tanımasam da ayrı bir yazardır benim için. Sürekli yazsın.
Ne güzel bir Sezen Aksu parçası olan.
Dinlenesidir.
Dinlenesidir.