bugün
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar17
- uludağ sözlük te yazar olabilme kriterleri5
- en son ne aldınız13
- kars ardahan ığdır5
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama6
- instagram da artan erotizm sebebi10
- sinemada yiyişen sevgililer9
- nervio abla13
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- insan olmaya ceyrek kala5
- eti canga3
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- uludağ yönetimi sözlük kızlarını banlama kararı7
- kuru amlı10
- sözlük kızlarının çorapları3
- başlayabilmek5
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı8
- ayağa boşmalmak10
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler8
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- sözlük ayağa düştü4
- galatasaray'ın fenere koyması normalleşmesi6
- mine koşan3
- ümit kocasakal20
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- ibrahim tatlıses3
- 30 ilde daltonlar operasyonu 85 gözaltı3
- vajinaya dil atmak10
- ayakçı ve patici yazarlar derneği7
- nervio tarzı entry girmek24
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- nişanlının annesine anne diyememe sorunsalı5
- hoppidi hoppidi zıplayan ayak gifleri veritabanı4
- ismail kartal21
- yazarların akşama dair planları2
- insan olmaya çeyrek kola2
- gabriel sara2
- güney kore34
- belediyeler2
- son buluşmada hesabı kim öder5
- french kiss yapamayan erkek5
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- fb'nin rams park ta kendini çok geliştirmesi2
- pforzheim şu an güneşli 16 derece2
- vazallı sözlük yazarları3
- kars 36 spor2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- hobbit ayaklı kız sevgili3
yok olmak , dünyadan gitmek , kalbin durması vs.. ama ölümü hissedip te ölememek var ya ondan acısı yok.
ne garip şey.
ölmek için hiçbir gün güzel değildir aslında. gülmek için nasıl her gün güzelse, yağmurlu, fırtınalı bir günde güldüğünüzde, o gün nasıl size mükemmel geliyorsa, güneşli ve mükemmel bir günde ölmek, o günün tüm güzelliğini alıp götürür.
bugün ölmek için güzel bir gün değildir, yarın da öyle değildir ve hatta dün de değildi. yatağında, yaşlılıktan huzurla gözlerini kapatıp öldüğünüzde, o gün güzel olabilir belki sizin için. ama ardınızda bıraktıklarınız için asla öyle değildir. demek istediğim, öleceği gün ölen insana güzel gelebilir belki oysa hayatında yer aldığı insanlar çemberinde bu durum böyle değildir.
ölmek için hiçbir gün güzel değildir diğerlerine.
bugün ölmek için güzel bir gün değildir, yarın da öyle değildir ve hatta dün de değildi. yatağında, yaşlılıktan huzurla gözlerini kapatıp öldüğünüzde, o gün güzel olabilir belki sizin için. ama ardınızda bıraktıklarınız için asla öyle değildir. demek istediğim, öleceği gün ölen insana güzel gelebilir belki oysa hayatında yer aldığı insanlar çemberinde bu durum böyle değildir.
ölmek için hiçbir gün güzel değildir diğerlerine.
yaşamanın riskidir ölüm.
hayatın orgazmı.
life is death, death is life. no difference. the way is one!
her şeyin sonu.
tüm aşkın, nefretin, kinin, paranın, öfkenin, itibarın, ... hiçbir şekilde öneminin kalmaması.
her ölüm erkendir. hiç kimse ölümü hakketmez.
tüm aşkın, nefretin, kinin, paranın, öfkenin, itibarın, ... hiçbir şekilde öneminin kalmaması.
her ölüm erkendir. hiç kimse ölümü hakketmez.
sanıldığı kadar kolay değildir. neye göre oluyor bilmiyorum ama bazıları sürünür resmen. ölmek onlar için daha iyidir ama ölmezler. nefes alamaz ventilatöre bağlanır, tansiyon düşer destek tedavi başlanır,... uzar gider bu işler. azrail gelir almaya emanetini, defibilatörle bir çakarsın geri döner. sevinirsin ölmedi diye; ama bilmezsin o ne düşünür. bazen Allah' tan hayırlı bir ölüm diliyorum, çektirmeden, süründürmeden.
senin gittiğin gün ben öldüm bir daha uyanamadım...
kaçınılmaz son. öyle olmasına rağmen sıkça unutuyor olmamız ne kadar acınası varlıklar olduğumuzun kanıtı.
shaggy hariç her canlıyı bekleyen kaçınılmaz son, kimilerine göre yeni bir başlangıç, kimilerine göre bitiş çizgisi..
bir gün ölmek için her gün yaşıyoruz.
güzel şey. O kadar güzel ki her vakit ölen birini düşündükçe kıskanıyorum onu. insan doğar, büyür ve kaybeder. bazen yavaş yavaş kaybeder çaktırmadan, bazen ansızın kaybeder farkında olmadan, bazen de kaybetmeye oynar diğerlerinin onu anlamasını beklemeden.
ölmek... bir bitkinin damarlarında hayat bulmak tekrar, yıldızları toplamak gök yüzünden, toprakla konuşmak ebediyen.
ölmek ne güzel şey. Korkmadan, endişelenmeden, bir şey beklemeden.
ölmek... bir bitkinin damarlarında hayat bulmak tekrar, yıldızları toplamak gök yüzünden, toprakla konuşmak ebediyen.
ölmek ne güzel şey. Korkmadan, endişelenmeden, bir şey beklemeden.
12 mayıs 2012
alsancak, retro garden önü.
motor.
ağlayan bir gerizekalı ben var başrolde. galatasaray şampiyon olmuş, bir adet gerizekalı ben, duvarları yumruklayarak ağlıyor.
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
hayatımda öyle çok erkek yoktur ehemmiyet arz eden. bir kaç tanedir. babam değildir o bir kaç taneden biri ki beni tanıyanlar bilir. biri çok küçükken bizi ziyaret eden ümit abidir. sonraları bağımız kopsa da o'dur yani. du bak anlatayım hazır canım çekmişken.
http://www.youtube.com/watch?v=YHwqtpTcRNk
bir yaz günü kapımız çalmıştı ve o gelmişti. onu daha önceden tanıyıp tanımadığımı da bilmiyorum açıkçası. neyse, bir şekilde hayatımdaki rolünü oynamak üzere gelmişti işte. çünkü öyledir, insanlar vardır, hayatınızdaki rolleri belki de sıfır virgül beş milisaniyedir, ama gelip hayatınıza girerler ve zamanları dolunca çekip giderler. belki kilometrelerce ötede bir tsunami yaratmaz bu geliş gidişler emme sizin hayatınıza küçük bir ehemmiyet kattığı şüphe götürmez bir gerçektir. gelmişti işte. ve evet, küçük bir ziyaretti bu.
sadece üç gün kaldı bizde. neden geldi, neden bizde kaldı, neden çekti gitti hiç bilmiyorum. tek bildiğim, bir abi vardı, geldi ve gitti ben küçükken. giderken nasıl ağladım, nasıl delirdim bilmiyorum. hoş, yazık; delirtmiştim çocukcağızı hatırlıyorum. erkekleri çok severdim ben küçükken, çünkü ben bir erkek çocuğuydum ve ailemde hiç erkek yoktu. ben ümit abiyi çok sevmiştim ve o beni o ziyaretinde tam bir fenerbahçeli yaptı.
daha önceden fenerbahçeli değil miydim ? evet fenerbahçeliydim. ama bir fenerbahçe forması kendisinin fenerbahçeli olduğunun ne kadar farkındaysa o kadar farkındaydım ben de. dokuz numaralı elvir boliç formamla sağa sola koştururdum sokakta. salt boşnak komşumuz kadro abinin bana o formayı hediye etmesi üzerine. yahut bilmiyorum, sanki sokaklarda umarsızca boliç boliç gol gol diye koşuşturuyordum o formadan önce de ama her neyse...
sonra ise mustafa abi girdi hayatıma ve sanırım şu an benim için hiç düşünmeden canımı vereceğim, en değerli beş insandan bir tanesi. o da fenerbahçeliliğimi pekiştirendir benim.
fenerbahçelilik bir kenara, galatasaraylı da olabilirdim. ve eminim hayatım bu yönde seyretmezdi. eminim bir çok şeyi başarmış, bir çok şeyi "iyi" yapabilen bir "aslan parçası" olurdum. "taşak mı geçiyorsun ?" demeyin, öyle.
fenerbahçelilik benden çok şey götürdü. lise hayatımı götürdü. ergenliğimi götürdü. ilk kız arkadaşımla yaşayacağım hoş anılarımı götürdü. en sevdiklerimi götürdü. fenerbahçelilik, şu an size tarif etmekte oldukça zorlanacağım, bambaşka bir şeyi gelip iliklerime kadar işledi ama koca koca şeyleri aldı götürdü benden. "nereden biliyorsun yarrağım ?" demeyin, biliyorum. "bize de söyle biz de bilelim" demeyin, ben biliyorum, çünkü fenerbahçeliyim.
ha bu şu değil amına koyayım; "hayatım sikim gibi ve bunun tek sorumlusu fener" değil öyle bir şey, alakası yok. ama böyle olduğu için böyle olması gibi tuhaf bir ironik eşitsizlik mevcut. matematikten anlamam ama bu denklemdeki tutarsızlığın maddi manevi vücudumdaki tezahürünü biliyorum amına koyayım. ben hem "ben" hem de bir galatasaraylı olamazdım ve fenerli olduğum için de zerre pişman değilim, kırk kere dünyaya gelsem kırk kere fenerli ölürdüm. o da ayrı bir durum.
http://www.youtube.com/watch?v=Ce5zUhs3L14
böyle bohemian havuzlarda yüzüyorum diye de sanmayın ki sikim sikim bunalımlarda kendimi devşiriyorum, e değil; bu gerçek. gerçek işte, ben ne zaman istedim ki şundan başka bir şey; huzur. huzur amına koyayım, bildiğin, o elle tutulup gözle görülmeyen. tek tezahürü hayatlarımıza "hayat bayram olsa, insanlar elele tutuşsa" şarkısında olan ve kalan o şey var ya hani, lan o işte benim istediğim. ya benim hayatta hep ve tek istediğim şey huzur lan. huzurlu bir yuva. evet klişe ama doğru, siktirtmeyin "ıyy çok kıro tü kaka" şekillerindeki kompleks yumağı türk filmi sekansınızı. evet klişeyim ve gerçeğim amına koduklarım, siz hâlen otsbirci ve umursamaz anevrizmalarınızda boğulabilirsiniz fakat büyüdüm ben. ve bildiğim tek şey asla bu isteğimin gerçekleşmemesi. tekrarlayayım mı anasının amını sabah akşam siktiğim; tek isteğim "ailemle beraber her daim huzurlu yaşamak".
hiç inanmadım mutlu bir ailem olacağına. hep bunu istedim ve bu asla olmadı. ve ben hep kendime küfrettim, asla mutlu bir yuvam olamayacak diye.
bir şeyin öyle olacağını yahut olmayacağını bilmiyorum ve bilemem elbet ama istatistik ve olasılık gibi ilimler irfanlar var. ve ben bir "aslan parçası"nın bir şeylerden korkacağını pek sanmıyorum. benim korktuğum şeyler var ve dolayısıyla ben bir "aslan parçası" değilim.
nelerden mi korkuyorum ?
- vicdan azabı duymaktan korkuyorum. duyuyor muyum ? evet.
- vicdansızlıktan korkuyorum. vicdansız mıyım ? zaman zaman.
- umursamazlıktan korkuyorum. umursamaz mıyım ? bazen çok derin ve karşı konulamaz bir şekilde.
- fazla umursamaktan korkuyorum. yapıyor muyum ? neredeyse her daim.
- kafayı yemekten korkuyorum. şüpheye düşüyor muyum ? neredeyse her gün bir kaç saat kadar...
bu böyle olmayacak, bırakayım da yardırayım biraz. sevmekten korkuyorum. aşık olmaktan korkuyorum. bi' de "o" olmaktan korkuyorum, babam olmaktan. kötü bir insan olmaktan, aileme yaraşır bir baba olamamaktan... şerefsiz, itin biri olmaktan korkuyorum.
bu kadar korkak bir adamken bir de uzunca bir zamandır artık neyden korkuyorum çoooook yoğun olarak ? ölmekten korkuyorum amına koyayım, bir o eksikmiş gibi bir de ondan korkuyorum.
tüm bunların üzerine "gebereyim de kurtulayım" diyeceğim ama anasının amı gibi ikircikli bir söylem olacak. ama sikimde mi ? hayır.
"git deyin de gebereyim" o zaman aslan parçaları...
neyse. dün ezkaza mezarlığa gittim. fener buhranı hâlen atılmış değil üzerimden ki bu çok normal. duvar yumruklamaktan ellerim sikimden hallice bir kıvama büründü. ağrı sızı cabası. tüm bunların üzerine mezarlık sekansı ebemden bana gönderilmiş bir selamdı adeta. emre belözoğlu'na öykündüm, küfür babası, kulakları çınlanası bir şerefsiz gibi bişey oldum adeta. o mezarlığın orta yerinde, radara yakalanınca dona kalan tavşan gibi tecavüze uğradım. tüm bir maneviyat sel oldu aktı üzerime. kamşat yapılıp parası verilmeyen orospu gibi hissettim kendimi. bir ateist olarak bedduadan korkuyorum amına koyayım, lütfen ah etmeyin.
not: alsancak'ın orta yerinde ağlarken beni gelip sakinleştirmeye çalışan gs formalı yaşlı amca, hayatımdaki yüzseksen saniyelik rolünü başarıyla oynadığın için müteşekkirim. kimbilir, belki de bruce almighty stayla bir karşılaşmaydı o ve sen "o"ydun belki de; who knows ? gözyaşlarım izin vermedi, kafamı kaldırıp suratına bile bakamadım. ne yapayım ?
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
alsancak, retro garden önü.
motor.
ağlayan bir gerizekalı ben var başrolde. galatasaray şampiyon olmuş, bir adet gerizekalı ben, duvarları yumruklayarak ağlıyor.
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
hayatımda öyle çok erkek yoktur ehemmiyet arz eden. bir kaç tanedir. babam değildir o bir kaç taneden biri ki beni tanıyanlar bilir. biri çok küçükken bizi ziyaret eden ümit abidir. sonraları bağımız kopsa da o'dur yani. du bak anlatayım hazır canım çekmişken.
http://www.youtube.com/watch?v=YHwqtpTcRNk
bir yaz günü kapımız çalmıştı ve o gelmişti. onu daha önceden tanıyıp tanımadığımı da bilmiyorum açıkçası. neyse, bir şekilde hayatımdaki rolünü oynamak üzere gelmişti işte. çünkü öyledir, insanlar vardır, hayatınızdaki rolleri belki de sıfır virgül beş milisaniyedir, ama gelip hayatınıza girerler ve zamanları dolunca çekip giderler. belki kilometrelerce ötede bir tsunami yaratmaz bu geliş gidişler emme sizin hayatınıza küçük bir ehemmiyet kattığı şüphe götürmez bir gerçektir. gelmişti işte. ve evet, küçük bir ziyaretti bu.
sadece üç gün kaldı bizde. neden geldi, neden bizde kaldı, neden çekti gitti hiç bilmiyorum. tek bildiğim, bir abi vardı, geldi ve gitti ben küçükken. giderken nasıl ağladım, nasıl delirdim bilmiyorum. hoş, yazık; delirtmiştim çocukcağızı hatırlıyorum. erkekleri çok severdim ben küçükken, çünkü ben bir erkek çocuğuydum ve ailemde hiç erkek yoktu. ben ümit abiyi çok sevmiştim ve o beni o ziyaretinde tam bir fenerbahçeli yaptı.
daha önceden fenerbahçeli değil miydim ? evet fenerbahçeliydim. ama bir fenerbahçe forması kendisinin fenerbahçeli olduğunun ne kadar farkındaysa o kadar farkındaydım ben de. dokuz numaralı elvir boliç formamla sağa sola koştururdum sokakta. salt boşnak komşumuz kadro abinin bana o formayı hediye etmesi üzerine. yahut bilmiyorum, sanki sokaklarda umarsızca boliç boliç gol gol diye koşuşturuyordum o formadan önce de ama her neyse...
sonra ise mustafa abi girdi hayatıma ve sanırım şu an benim için hiç düşünmeden canımı vereceğim, en değerli beş insandan bir tanesi. o da fenerbahçeliliğimi pekiştirendir benim.
fenerbahçelilik bir kenara, galatasaraylı da olabilirdim. ve eminim hayatım bu yönde seyretmezdi. eminim bir çok şeyi başarmış, bir çok şeyi "iyi" yapabilen bir "aslan parçası" olurdum. "taşak mı geçiyorsun ?" demeyin, öyle.
fenerbahçelilik benden çok şey götürdü. lise hayatımı götürdü. ergenliğimi götürdü. ilk kız arkadaşımla yaşayacağım hoş anılarımı götürdü. en sevdiklerimi götürdü. fenerbahçelilik, şu an size tarif etmekte oldukça zorlanacağım, bambaşka bir şeyi gelip iliklerime kadar işledi ama koca koca şeyleri aldı götürdü benden. "nereden biliyorsun yarrağım ?" demeyin, biliyorum. "bize de söyle biz de bilelim" demeyin, ben biliyorum, çünkü fenerbahçeliyim.
ha bu şu değil amına koyayım; "hayatım sikim gibi ve bunun tek sorumlusu fener" değil öyle bir şey, alakası yok. ama böyle olduğu için böyle olması gibi tuhaf bir ironik eşitsizlik mevcut. matematikten anlamam ama bu denklemdeki tutarsızlığın maddi manevi vücudumdaki tezahürünü biliyorum amına koyayım. ben hem "ben" hem de bir galatasaraylı olamazdım ve fenerli olduğum için de zerre pişman değilim, kırk kere dünyaya gelsem kırk kere fenerli ölürdüm. o da ayrı bir durum.
http://www.youtube.com/watch?v=Ce5zUhs3L14
böyle bohemian havuzlarda yüzüyorum diye de sanmayın ki sikim sikim bunalımlarda kendimi devşiriyorum, e değil; bu gerçek. gerçek işte, ben ne zaman istedim ki şundan başka bir şey; huzur. huzur amına koyayım, bildiğin, o elle tutulup gözle görülmeyen. tek tezahürü hayatlarımıza "hayat bayram olsa, insanlar elele tutuşsa" şarkısında olan ve kalan o şey var ya hani, lan o işte benim istediğim. ya benim hayatta hep ve tek istediğim şey huzur lan. huzurlu bir yuva. evet klişe ama doğru, siktirtmeyin "ıyy çok kıro tü kaka" şekillerindeki kompleks yumağı türk filmi sekansınızı. evet klişeyim ve gerçeğim amına koduklarım, siz hâlen otsbirci ve umursamaz anevrizmalarınızda boğulabilirsiniz fakat büyüdüm ben. ve bildiğim tek şey asla bu isteğimin gerçekleşmemesi. tekrarlayayım mı anasının amını sabah akşam siktiğim; tek isteğim "ailemle beraber her daim huzurlu yaşamak".
hiç inanmadım mutlu bir ailem olacağına. hep bunu istedim ve bu asla olmadı. ve ben hep kendime küfrettim, asla mutlu bir yuvam olamayacak diye.
bir şeyin öyle olacağını yahut olmayacağını bilmiyorum ve bilemem elbet ama istatistik ve olasılık gibi ilimler irfanlar var. ve ben bir "aslan parçası"nın bir şeylerden korkacağını pek sanmıyorum. benim korktuğum şeyler var ve dolayısıyla ben bir "aslan parçası" değilim.
nelerden mi korkuyorum ?
- vicdan azabı duymaktan korkuyorum. duyuyor muyum ? evet.
- vicdansızlıktan korkuyorum. vicdansız mıyım ? zaman zaman.
- umursamazlıktan korkuyorum. umursamaz mıyım ? bazen çok derin ve karşı konulamaz bir şekilde.
- fazla umursamaktan korkuyorum. yapıyor muyum ? neredeyse her daim.
- kafayı yemekten korkuyorum. şüpheye düşüyor muyum ? neredeyse her gün bir kaç saat kadar...
bu böyle olmayacak, bırakayım da yardırayım biraz. sevmekten korkuyorum. aşık olmaktan korkuyorum. bi' de "o" olmaktan korkuyorum, babam olmaktan. kötü bir insan olmaktan, aileme yaraşır bir baba olamamaktan... şerefsiz, itin biri olmaktan korkuyorum.
bu kadar korkak bir adamken bir de uzunca bir zamandır artık neyden korkuyorum çoooook yoğun olarak ? ölmekten korkuyorum amına koyayım, bir o eksikmiş gibi bir de ondan korkuyorum.
tüm bunların üzerine "gebereyim de kurtulayım" diyeceğim ama anasının amı gibi ikircikli bir söylem olacak. ama sikimde mi ? hayır.
"git deyin de gebereyim" o zaman aslan parçaları...
neyse. dün ezkaza mezarlığa gittim. fener buhranı hâlen atılmış değil üzerimden ki bu çok normal. duvar yumruklamaktan ellerim sikimden hallice bir kıvama büründü. ağrı sızı cabası. tüm bunların üzerine mezarlık sekansı ebemden bana gönderilmiş bir selamdı adeta. emre belözoğlu'na öykündüm, küfür babası, kulakları çınlanası bir şerefsiz gibi bişey oldum adeta. o mezarlığın orta yerinde, radara yakalanınca dona kalan tavşan gibi tecavüze uğradım. tüm bir maneviyat sel oldu aktı üzerime. kamşat yapılıp parası verilmeyen orospu gibi hissettim kendimi. bir ateist olarak bedduadan korkuyorum amına koyayım, lütfen ah etmeyin.
not: alsancak'ın orta yerinde ağlarken beni gelip sakinleştirmeye çalışan gs formalı yaşlı amca, hayatımdaki yüzseksen saniyelik rolünü başarıyla oynadığın için müteşekkirim. kimbilir, belki de bruce almighty stayla bir karşılaşmaydı o ve sen "o"ydun belki de; who knows ? gözyaşlarım izin vermedi, kafamı kaldırıp suratına bile bakamadım. ne yapayım ?
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
Yeni bir başlangıçtır ölmek.yok lan inception du o.
kimilerine göre yok oluş, kimilerine göre de sonsuzluğa uzanan alemin başlangıcıdır.
nefes alip almadigindan suphe duymaktir, o nefes almiyorsa, bir daha goremeyeceksem nefes almanin ne anlami var.
temel olarak doğaya ve mikro dünyaya katkı sağlamak anlamına gelen eylemdir; isteğe bağlı, opsiyonel değildir.
insanların yaşama amacıdır.
(bkz: end of the line)
hiçbir insanın düşünmek istemediği hayattaki en büyük gerçektir. ruhun artık bedene ait olmadığı ne aşkın ne hırsın ne paranın ne nefretin bir anlam ifade ettiği andır.
kaçınılmazdır.
hiçbir insanın düşünmek istemediği hayattaki en büyük gerçektir. ruhun artık bedene ait olmadığı ne aşkın ne hırsın ne paranın ne nefretin bir anlam ifade ettiği andır.
kaçınılmazdır.
her halükarda sonsuzluğa adımdır. eğer ölümden sonra hayat varsa sonsuz hayat, yoksa da sonsuz karanlık...
güzel bir şekilde ölmek, bu hayata veda etmek en iyisi. şahsen uykuda ölmek isterim.* hayata son golümü atmak isterim. the end...
Asla değişmeyecek olan 2 gerçekden biri;
-Sevgi ve Ölüm.
-Sevgi ve Ölüm.
bazi turleri acisizdir.
yeni bir başlangıçtır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar