bugün
- bakarız diyen erkek17
- ne kadar paranız var4
- 0 0 78
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı31
- semicenk şarkıları3
- gta 75
- yeni şafak4
- iphone duo2
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir9
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver2
- sözlükten hatun indirmek4
- geceye bir söz bırak11
- semicenk vs blok32
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- victor osimhen10
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- kadınların evli erkeklere zaafı5
- sırlar denizi2
- bir zihinden diğer zihne geçen memler9
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- kızlar kendinden büyük erkekleri sevseydi5
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- sözlüğün sarması13
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- afd'nin lideri alice weidel5
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması3
- alkol içmek yasak mıdır3
- oğlak burcu kadını7
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- kıymalı kaşarlı pide6
- kiraz cicegi kolonyasi6
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- zengin erkeğin metresi olmayı kabul eden kadın2
- erzurum gece hayatı5
- nervio25
- taze fasulye yiyen erkek8
- renault fluence5
- vexillarius the slayer12
- espri yapmaya çalışmak3
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- nasıl bir işe bulaştığının farkında olmamak5
- cübbeli ahmet hoca4
- aleksey batrakov7
- çindistan4
- şeriatı savunan seküler3
- bu kalp seni unutur mu smsi atan evli eski sevgili3
- 100 yıl içinde ai bağımsız hareket edecek6
- ankara da 2 milyon 160 bin makaron ele geçirilmesi2
- türkiye kuş konferansı4
- kötü bir gün geçirmek3
12 mayıs 2012
alsancak, retro garden önü.
motor.
ağlayan bir gerizekalı ben var başrolde. galatasaray şampiyon olmuş, bir adet gerizekalı ben, duvarları yumruklayarak ağlıyor.
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
hayatımda öyle çok erkek yoktur ehemmiyet arz eden. bir kaç tanedir. babam değildir o bir kaç taneden biri ki beni tanıyanlar bilir. biri çok küçükken bizi ziyaret eden ümit abidir. sonraları bağımız kopsa da o'dur yani. du bak anlatayım hazır canım çekmişken.
http://www.youtube.com/watch?v=YHwqtpTcRNk
bir yaz günü kapımız çalmıştı ve o gelmişti. onu daha önceden tanıyıp tanımadığımı da bilmiyorum açıkçası. neyse, bir şekilde hayatımdaki rolünü oynamak üzere gelmişti işte. çünkü öyledir, insanlar vardır, hayatınızdaki rolleri belki de sıfır virgül beş milisaniyedir, ama gelip hayatınıza girerler ve zamanları dolunca çekip giderler. belki kilometrelerce ötede bir tsunami yaratmaz bu geliş gidişler emme sizin hayatınıza küçük bir ehemmiyet kattığı şüphe götürmez bir gerçektir. gelmişti işte. ve evet, küçük bir ziyaretti bu.
sadece üç gün kaldı bizde. neden geldi, neden bizde kaldı, neden çekti gitti hiç bilmiyorum. tek bildiğim, bir abi vardı, geldi ve gitti ben küçükken. giderken nasıl ağladım, nasıl delirdim bilmiyorum. hoş, yazık; delirtmiştim çocukcağızı hatırlıyorum. erkekleri çok severdim ben küçükken, çünkü ben bir erkek çocuğuydum ve ailemde hiç erkek yoktu. ben ümit abiyi çok sevmiştim ve o beni o ziyaretinde tam bir fenerbahçeli yaptı.
daha önceden fenerbahçeli değil miydim ? evet fenerbahçeliydim. ama bir fenerbahçe forması kendisinin fenerbahçeli olduğunun ne kadar farkındaysa o kadar farkındaydım ben de. dokuz numaralı elvir boliç formamla sağa sola koştururdum sokakta. salt boşnak komşumuz kadro abinin bana o formayı hediye etmesi üzerine. yahut bilmiyorum, sanki sokaklarda umarsızca boliç boliç gol gol diye koşuşturuyordum o formadan önce de ama her neyse...
sonra ise mustafa abi girdi hayatıma ve sanırım şu an benim için hiç düşünmeden canımı vereceğim, en değerli beş insandan bir tanesi. o da fenerbahçeliliğimi pekiştirendir benim.
fenerbahçelilik bir kenara, galatasaraylı da olabilirdim. ve eminim hayatım bu yönde seyretmezdi. eminim bir çok şeyi başarmış, bir çok şeyi "iyi" yapabilen bir "aslan parçası" olurdum. "taşak mı geçiyorsun ?" demeyin, öyle.
fenerbahçelilik benden çok şey götürdü. lise hayatımı götürdü. ergenliğimi götürdü. ilk kız arkadaşımla yaşayacağım hoş anılarımı götürdü. en sevdiklerimi götürdü. fenerbahçelilik, şu an size tarif etmekte oldukça zorlanacağım, bambaşka bir şeyi gelip iliklerime kadar işledi ama koca koca şeyleri aldı götürdü benden. "nereden biliyorsun yarrağım ?" demeyin, biliyorum. "bize de söyle biz de bilelim" demeyin, ben biliyorum, çünkü fenerbahçeliyim.
ha bu şu değil amına koyayım; "hayatım sikim gibi ve bunun tek sorumlusu fener" değil öyle bir şey, alakası yok. ama böyle olduğu için böyle olması gibi tuhaf bir ironik eşitsizlik mevcut. matematikten anlamam ama bu denklemdeki tutarsızlığın maddi manevi vücudumdaki tezahürünü biliyorum amına koyayım. ben hem "ben" hem de bir galatasaraylı olamazdım ve fenerli olduğum için de zerre pişman değilim, kırk kere dünyaya gelsem kırk kere fenerli ölürdüm. o da ayrı bir durum.
http://www.youtube.com/watch?v=Ce5zUhs3L14
böyle bohemian havuzlarda yüzüyorum diye de sanmayın ki sikim sikim bunalımlarda kendimi devşiriyorum, e değil; bu gerçek. gerçek işte, ben ne zaman istedim ki şundan başka bir şey; huzur. huzur amına koyayım, bildiğin, o elle tutulup gözle görülmeyen. tek tezahürü hayatlarımıza "hayat bayram olsa, insanlar elele tutuşsa" şarkısında olan ve kalan o şey var ya hani, lan o işte benim istediğim. ya benim hayatta hep ve tek istediğim şey huzur lan. huzurlu bir yuva. evet klişe ama doğru, siktirtmeyin "ıyy çok kıro tü kaka" şekillerindeki kompleks yumağı türk filmi sekansınızı. evet klişeyim ve gerçeğim amına koduklarım, siz hâlen otsbirci ve umursamaz anevrizmalarınızda boğulabilirsiniz fakat büyüdüm ben. ve bildiğim tek şey asla bu isteğimin gerçekleşmemesi. tekrarlayayım mı anasının amını sabah akşam siktiğim; tek isteğim "ailemle beraber her daim huzurlu yaşamak".
hiç inanmadım mutlu bir ailem olacağına. hep bunu istedim ve bu asla olmadı. ve ben hep kendime küfrettim, asla mutlu bir yuvam olamayacak diye.
bir şeyin öyle olacağını yahut olmayacağını bilmiyorum ve bilemem elbet ama istatistik ve olasılık gibi ilimler irfanlar var. ve ben bir "aslan parçası"nın bir şeylerden korkacağını pek sanmıyorum. benim korktuğum şeyler var ve dolayısıyla ben bir "aslan parçası" değilim.
nelerden mi korkuyorum ?
- vicdan azabı duymaktan korkuyorum. duyuyor muyum ? evet.
- vicdansızlıktan korkuyorum. vicdansız mıyım ? zaman zaman.
- umursamazlıktan korkuyorum. umursamaz mıyım ? bazen çok derin ve karşı konulamaz bir şekilde.
- fazla umursamaktan korkuyorum. yapıyor muyum ? neredeyse her daim.
- kafayı yemekten korkuyorum. şüpheye düşüyor muyum ? neredeyse her gün bir kaç saat kadar...
bu böyle olmayacak, bırakayım da yardırayım biraz. sevmekten korkuyorum. aşık olmaktan korkuyorum. bi' de "o" olmaktan korkuyorum, babam olmaktan. kötü bir insan olmaktan, aileme yaraşır bir baba olamamaktan... şerefsiz, itin biri olmaktan korkuyorum.
bu kadar korkak bir adamken bir de uzunca bir zamandır artık neyden korkuyorum çoooook yoğun olarak ? ölmekten korkuyorum amına koyayım, bir o eksikmiş gibi bir de ondan korkuyorum.
tüm bunların üzerine "gebereyim de kurtulayım" diyeceğim ama anasının amı gibi ikircikli bir söylem olacak. ama sikimde mi ? hayır.
"git deyin de gebereyim" o zaman aslan parçaları...
neyse. dün ezkaza mezarlığa gittim. fener buhranı hâlen atılmış değil üzerimden ki bu çok normal. duvar yumruklamaktan ellerim sikimden hallice bir kıvama büründü. ağrı sızı cabası. tüm bunların üzerine mezarlık sekansı ebemden bana gönderilmiş bir selamdı adeta. emre belözoğlu'na öykündüm, küfür babası, kulakları çınlanası bir şerefsiz gibi bişey oldum adeta. o mezarlığın orta yerinde, radara yakalanınca dona kalan tavşan gibi tecavüze uğradım. tüm bir maneviyat sel oldu aktı üzerime. kamşat yapılıp parası verilmeyen orospu gibi hissettim kendimi. bir ateist olarak bedduadan korkuyorum amına koyayım, lütfen ah etmeyin.
not: alsancak'ın orta yerinde ağlarken beni gelip sakinleştirmeye çalışan gs formalı yaşlı amca, hayatımdaki yüzseksen saniyelik rolünü başarıyla oynadığın için müteşekkirim. kimbilir, belki de bruce almighty stayla bir karşılaşmaydı o ve sen "o"ydun belki de; who knows ? gözyaşlarım izin vermedi, kafamı kaldırıp suratına bile bakamadım. ne yapayım ?
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
alsancak, retro garden önü.
motor.
ağlayan bir gerizekalı ben var başrolde. galatasaray şampiyon olmuş, bir adet gerizekalı ben, duvarları yumruklayarak ağlıyor.
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
hayatımda öyle çok erkek yoktur ehemmiyet arz eden. bir kaç tanedir. babam değildir o bir kaç taneden biri ki beni tanıyanlar bilir. biri çok küçükken bizi ziyaret eden ümit abidir. sonraları bağımız kopsa da o'dur yani. du bak anlatayım hazır canım çekmişken.
http://www.youtube.com/watch?v=YHwqtpTcRNk
bir yaz günü kapımız çalmıştı ve o gelmişti. onu daha önceden tanıyıp tanımadığımı da bilmiyorum açıkçası. neyse, bir şekilde hayatımdaki rolünü oynamak üzere gelmişti işte. çünkü öyledir, insanlar vardır, hayatınızdaki rolleri belki de sıfır virgül beş milisaniyedir, ama gelip hayatınıza girerler ve zamanları dolunca çekip giderler. belki kilometrelerce ötede bir tsunami yaratmaz bu geliş gidişler emme sizin hayatınıza küçük bir ehemmiyet kattığı şüphe götürmez bir gerçektir. gelmişti işte. ve evet, küçük bir ziyaretti bu.
sadece üç gün kaldı bizde. neden geldi, neden bizde kaldı, neden çekti gitti hiç bilmiyorum. tek bildiğim, bir abi vardı, geldi ve gitti ben küçükken. giderken nasıl ağladım, nasıl delirdim bilmiyorum. hoş, yazık; delirtmiştim çocukcağızı hatırlıyorum. erkekleri çok severdim ben küçükken, çünkü ben bir erkek çocuğuydum ve ailemde hiç erkek yoktu. ben ümit abiyi çok sevmiştim ve o beni o ziyaretinde tam bir fenerbahçeli yaptı.
daha önceden fenerbahçeli değil miydim ? evet fenerbahçeliydim. ama bir fenerbahçe forması kendisinin fenerbahçeli olduğunun ne kadar farkındaysa o kadar farkındaydım ben de. dokuz numaralı elvir boliç formamla sağa sola koştururdum sokakta. salt boşnak komşumuz kadro abinin bana o formayı hediye etmesi üzerine. yahut bilmiyorum, sanki sokaklarda umarsızca boliç boliç gol gol diye koşuşturuyordum o formadan önce de ama her neyse...
sonra ise mustafa abi girdi hayatıma ve sanırım şu an benim için hiç düşünmeden canımı vereceğim, en değerli beş insandan bir tanesi. o da fenerbahçeliliğimi pekiştirendir benim.
fenerbahçelilik bir kenara, galatasaraylı da olabilirdim. ve eminim hayatım bu yönde seyretmezdi. eminim bir çok şeyi başarmış, bir çok şeyi "iyi" yapabilen bir "aslan parçası" olurdum. "taşak mı geçiyorsun ?" demeyin, öyle.
fenerbahçelilik benden çok şey götürdü. lise hayatımı götürdü. ergenliğimi götürdü. ilk kız arkadaşımla yaşayacağım hoş anılarımı götürdü. en sevdiklerimi götürdü. fenerbahçelilik, şu an size tarif etmekte oldukça zorlanacağım, bambaşka bir şeyi gelip iliklerime kadar işledi ama koca koca şeyleri aldı götürdü benden. "nereden biliyorsun yarrağım ?" demeyin, biliyorum. "bize de söyle biz de bilelim" demeyin, ben biliyorum, çünkü fenerbahçeliyim.
ha bu şu değil amına koyayım; "hayatım sikim gibi ve bunun tek sorumlusu fener" değil öyle bir şey, alakası yok. ama böyle olduğu için böyle olması gibi tuhaf bir ironik eşitsizlik mevcut. matematikten anlamam ama bu denklemdeki tutarsızlığın maddi manevi vücudumdaki tezahürünü biliyorum amına koyayım. ben hem "ben" hem de bir galatasaraylı olamazdım ve fenerli olduğum için de zerre pişman değilim, kırk kere dünyaya gelsem kırk kere fenerli ölürdüm. o da ayrı bir durum.
http://www.youtube.com/watch?v=Ce5zUhs3L14
böyle bohemian havuzlarda yüzüyorum diye de sanmayın ki sikim sikim bunalımlarda kendimi devşiriyorum, e değil; bu gerçek. gerçek işte, ben ne zaman istedim ki şundan başka bir şey; huzur. huzur amına koyayım, bildiğin, o elle tutulup gözle görülmeyen. tek tezahürü hayatlarımıza "hayat bayram olsa, insanlar elele tutuşsa" şarkısında olan ve kalan o şey var ya hani, lan o işte benim istediğim. ya benim hayatta hep ve tek istediğim şey huzur lan. huzurlu bir yuva. evet klişe ama doğru, siktirtmeyin "ıyy çok kıro tü kaka" şekillerindeki kompleks yumağı türk filmi sekansınızı. evet klişeyim ve gerçeğim amına koduklarım, siz hâlen otsbirci ve umursamaz anevrizmalarınızda boğulabilirsiniz fakat büyüdüm ben. ve bildiğim tek şey asla bu isteğimin gerçekleşmemesi. tekrarlayayım mı anasının amını sabah akşam siktiğim; tek isteğim "ailemle beraber her daim huzurlu yaşamak".
hiç inanmadım mutlu bir ailem olacağına. hep bunu istedim ve bu asla olmadı. ve ben hep kendime küfrettim, asla mutlu bir yuvam olamayacak diye.
bir şeyin öyle olacağını yahut olmayacağını bilmiyorum ve bilemem elbet ama istatistik ve olasılık gibi ilimler irfanlar var. ve ben bir "aslan parçası"nın bir şeylerden korkacağını pek sanmıyorum. benim korktuğum şeyler var ve dolayısıyla ben bir "aslan parçası" değilim.
nelerden mi korkuyorum ?
- vicdan azabı duymaktan korkuyorum. duyuyor muyum ? evet.
- vicdansızlıktan korkuyorum. vicdansız mıyım ? zaman zaman.
- umursamazlıktan korkuyorum. umursamaz mıyım ? bazen çok derin ve karşı konulamaz bir şekilde.
- fazla umursamaktan korkuyorum. yapıyor muyum ? neredeyse her daim.
- kafayı yemekten korkuyorum. şüpheye düşüyor muyum ? neredeyse her gün bir kaç saat kadar...
bu böyle olmayacak, bırakayım da yardırayım biraz. sevmekten korkuyorum. aşık olmaktan korkuyorum. bi' de "o" olmaktan korkuyorum, babam olmaktan. kötü bir insan olmaktan, aileme yaraşır bir baba olamamaktan... şerefsiz, itin biri olmaktan korkuyorum.
bu kadar korkak bir adamken bir de uzunca bir zamandır artık neyden korkuyorum çoooook yoğun olarak ? ölmekten korkuyorum amına koyayım, bir o eksikmiş gibi bir de ondan korkuyorum.
tüm bunların üzerine "gebereyim de kurtulayım" diyeceğim ama anasının amı gibi ikircikli bir söylem olacak. ama sikimde mi ? hayır.
"git deyin de gebereyim" o zaman aslan parçaları...
neyse. dün ezkaza mezarlığa gittim. fener buhranı hâlen atılmış değil üzerimden ki bu çok normal. duvar yumruklamaktan ellerim sikimden hallice bir kıvama büründü. ağrı sızı cabası. tüm bunların üzerine mezarlık sekansı ebemden bana gönderilmiş bir selamdı adeta. emre belözoğlu'na öykündüm, küfür babası, kulakları çınlanası bir şerefsiz gibi bişey oldum adeta. o mezarlığın orta yerinde, radara yakalanınca dona kalan tavşan gibi tecavüze uğradım. tüm bir maneviyat sel oldu aktı üzerime. kamşat yapılıp parası verilmeyen orospu gibi hissettim kendimi. bir ateist olarak bedduadan korkuyorum amına koyayım, lütfen ah etmeyin.
not: alsancak'ın orta yerinde ağlarken beni gelip sakinleştirmeye çalışan gs formalı yaşlı amca, hayatımdaki yüzseksen saniyelik rolünü başarıyla oynadığın için müteşekkirim. kimbilir, belki de bruce almighty stayla bir karşılaşmaydı o ve sen "o"ydun belki de; who knows ? gözyaşlarım izin vermedi, kafamı kaldırıp suratına bile bakamadım. ne yapayım ?
"ben bütün sezonu mustafa abi için izledim".
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar