bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı53
- ispanya17
- arjantin17
- 2026 dünya kupası23
- futbol13
- dünya18
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- lionel messi7
- resim hocaları3
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin2
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya2
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- ciguli kral3
- ispanyanın 2026 dünya kupasını kazanması2
- arjantin milli futbol takımı6
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak4
- marc cucurella5
- nico williams2
- 20 temmuz 20262
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek3
- le cola'nın 67 tl olması4
- şehir kurma oyunları5
- aylık 467 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- goooolll gooooolllll gooolllllll2
- memduh bashgan2
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- tefeciden borç almak4
- arjantin'in çok kötü oynaması3
- velvet9
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- kemal kılıçdaroğlu7
- eve dönmek2
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu4
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- sapık7
- allah varsa beni milli yapsın7
- haluk levent vs serdar ortaç6
- vozol4
- ispanya milli futbol takımı5
- christopher nolan5
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- iran abd savaşında yazarların tuttukları taraf2
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak5
öldük,ölümden birşeyler umarak
bir büyük boşlukta bozuldu büyü
nasıl hatırlamazsın o türküyü
gök parçası,dal demeti,kuş tüyü
alıştığımız bir şeydi yaşamak
cahit sıtkı tarancı
bir büyük boşlukta bozuldu büyü
nasıl hatırlamazsın o türküyü
gök parçası,dal demeti,kuş tüyü
alıştığımız bir şeydi yaşamak
cahit sıtkı tarancı
(bkz: olmek istemek)
(bkz: yeni bir başlangıç)
ölüm anını ve sonrasını bilen kimse olmadığından üzerine yapılan hiçbir yorumun varsayımdan ileri gidemeyeceği olay.
ölmek;hayatta sadece bir defa yaşanabilecek en büyük deneyimdir..
Bir çok kez doğmuşum, ezilmiş yıldızların
derininden, yeniden yaratırken
ellerimle bütünleşmiş sonsuzluğun ipini,
ve şimdi öleceğim tekrar, toprak olacak bedenimi örten
biraz topraktan başka hiçbir şey almadan yanıma.
Ne rahiplerin sattığı bir parça gökyüzü
aldım, ne de metafizikçilerin
yararsız zenginler için yarattığı
karanlığı selamladım.
Beni bekleyen bir giysi gibi
ellerimde kendi ölümüm, sevdiğim renkte,
bir zamanlar boşu boşuna aradığım ölçüde,
gereksinimim olan derinlikte.
Sevda tüketildiğinde somut özünde
ve kavga dağıtırsa çekiçlerini
başka ellerin birleşmiş gücü arasında
gelir ölüm ve siler
senin sınırlarını belirlemiş damgaları. *
derininden, yeniden yaratırken
ellerimle bütünleşmiş sonsuzluğun ipini,
ve şimdi öleceğim tekrar, toprak olacak bedenimi örten
biraz topraktan başka hiçbir şey almadan yanıma.
Ne rahiplerin sattığı bir parça gökyüzü
aldım, ne de metafizikçilerin
yararsız zenginler için yarattığı
karanlığı selamladım.
Beni bekleyen bir giysi gibi
ellerimde kendi ölümüm, sevdiğim renkte,
bir zamanlar boşu boşuna aradığım ölçüde,
gereksinimim olan derinlikte.
Sevda tüketildiğinde somut özünde
ve kavga dağıtırsa çekiçlerini
başka ellerin birleşmiş gücü arasında
gelir ölüm ve siler
senin sınırlarını belirlemiş damgaları. *
mefta olmak.
her nesnenin bir bitişi var.......
(bkz: kurtulus)
bir telin kopması ve sonsuz ahengin bozulması.
herşeyin sona erdiği; geriye sadece yapmadığınız, denemediğiniz duyguların ve anların kaldığı eylem.
(bkz: oyun bitti bebek)
(bkz: oyun bitti bebek)
kurtulmak, rahatlamak, huzura kavuşmak.
(bkz: oh be)
(bkz: oh be)
yıkımlı veda.
gerçek hayata adım atmak.
(bkz: ahiret)
(bkz: ahiret)
aralıksız sorguluyorum ben bu durumu, sanki hayata dair bir bug gibi geliyor. öldüğünü gördüğüm, duyduğum her kişi daha çok kafa patlatmamı, daha çok sorgulamamı sağlıyor aslında. ben bu entryi yazarken, sen şu anda okurken ölen yüzlerce insanı düşünüyorum. garip.
sadece 19 yaşında olmanın verdiği küçük beyin, dar görüş mü bu algılayamama sorunum? ya da 40 yaşına gelince tamamen hayatı çözmüş, dolaylı yoldan ölüm olayını da kavramış biri olabilecek miyim bilmiyorum. "insanlar doğar, büyür ve ölürler" tarzı bir yaklaşımı benimseyebilecek miyim? "ölenle ölünmez" diyebilecek miyim? hakikatten bilemiyorum.
klavyenin ucunda bir şey değil, betimlemesi hiçbir zaman kolay olmadı. hani bazen öyle mutlu olursun, içindeki mutluluk böyle gözlerinden, ağzından fışkıracak gibi olur. dökemezsin ama kelimelere. onun gibi. çok acıtıyor ama. ağlatmıyor beni belki, ama nasıl acıtıyor bir bilsen..
hani varya korkularımız.. hani herkesten sakladıklarımız. kendimizden dahi. bu di mi o? kendinden de sakladığın hani.
yok aslında korkum. ama emek veriyoruz hepimiz, yaşıyoruz, ayakta kalmak için her an bir şeyler yapıyoruz. hiç olmadı nefes alıp veriyoruz. bu da bir şey. ayrıca sevdiklerim var, beni sevenler var. beni hayatlarının bir köşesine koyanlar. bunca şeye yazık ulan. bu kadar kolay olmasa keşke her şeyin yitmesi bir anda.
"intihar etçem ben yeaaa", "hayat beni boğuyo yeaaaaa" diyen de bizdik bir zamanlar gerçi. kaçımız intihar ettiyse sanki. nefes almanın verdiği hazza değişemedik hiçbirimiz, götümüz yemedi. değişilmez de zaten.
şimdi bu barış akarsu gitti ya. öldü bu adam. star da bir dizisi vardı, izliyordum bir aralar. çok da severek. tabi izleme nedenim barış akarsu değil, merve sevi idi. ama olsun. izliyordum. barış akarsu'yu da sevdim. deselerdi ki bana. barış akarsu müziği televizyonları bıraktı gitti. bir daha hiç göremeyeceksin, müziğini dinleyemeyeceksin. hiç üzülmezdim. hiç görmediğim, konuşmadığım, dokunmadığım bu adama bundan sonra hiçbir şekilde dokunamayacağım, göremeyeceğim ya onu, yok ya böyle bir ihtimal, bu beni nasıl delirtiyor, nasıl çıldırtıyor anlatamam. dökemiyorum ki yazıya ben o hissi. dedim ya. ağlatmıyor beni barış akarsu'nun ölmesi. kerim tekin'in ölüşü de ağlatmamıştı, babaannemin ölümü de. ama acıtıyor. çok hem de.
onları kurtaramıyorum, geri getiremiyorum ya. çok üzgünüm ben bu yüzden. özür diliyorum hepsinden ben onların.
bu yüzdendir ki, ölüme karşı duygularımı kelimelerle ifade edemeyişimden dolayıdır ki, yatmıyorum yiyemeyeceğim -şeyin- altına. madem acımı anlatamayacağım, taziyemi yeterince içten bildiremeyeceğim girmiyorum entry içinde ölüm içeren başlıklara, katılmıyorum cenaze törenlerine mecbur değilsem. diyemiyorum "arkadaşım başın sağolsun" yakınını kaybeden arkadaşlarıma. çünkü olmuyor, yalan oluyor ne desem.
seviyorum ben bütün insanları. ve ben "seni seviyorum" diyemeden ölen herkesten özür diliyorum son kez. amam bilin arkadaş ben hepinizi seviyorum aslında. gerçi ben de gelicem yanınıza bir süre sonra ama o zaman diyemem sizi seviyorum diye yüzünüze. okuyosanız bunu anlayın * utangaç adamım ben.
kimseye yakışmayan bir giysi bu. kendinize yakışanı giyin siz annem. üzmeyin kimseyi. ölmeyin lan.
hoşçakalın iki gözüm. * * * *
sadece 19 yaşında olmanın verdiği küçük beyin, dar görüş mü bu algılayamama sorunum? ya da 40 yaşına gelince tamamen hayatı çözmüş, dolaylı yoldan ölüm olayını da kavramış biri olabilecek miyim bilmiyorum. "insanlar doğar, büyür ve ölürler" tarzı bir yaklaşımı benimseyebilecek miyim? "ölenle ölünmez" diyebilecek miyim? hakikatten bilemiyorum.
klavyenin ucunda bir şey değil, betimlemesi hiçbir zaman kolay olmadı. hani bazen öyle mutlu olursun, içindeki mutluluk böyle gözlerinden, ağzından fışkıracak gibi olur. dökemezsin ama kelimelere. onun gibi. çok acıtıyor ama. ağlatmıyor beni belki, ama nasıl acıtıyor bir bilsen..
hani varya korkularımız.. hani herkesten sakladıklarımız. kendimizden dahi. bu di mi o? kendinden de sakladığın hani.
yok aslında korkum. ama emek veriyoruz hepimiz, yaşıyoruz, ayakta kalmak için her an bir şeyler yapıyoruz. hiç olmadı nefes alıp veriyoruz. bu da bir şey. ayrıca sevdiklerim var, beni sevenler var. beni hayatlarının bir köşesine koyanlar. bunca şeye yazık ulan. bu kadar kolay olmasa keşke her şeyin yitmesi bir anda.
"intihar etçem ben yeaaa", "hayat beni boğuyo yeaaaaa" diyen de bizdik bir zamanlar gerçi. kaçımız intihar ettiyse sanki. nefes almanın verdiği hazza değişemedik hiçbirimiz, götümüz yemedi. değişilmez de zaten.
şimdi bu barış akarsu gitti ya. öldü bu adam. star da bir dizisi vardı, izliyordum bir aralar. çok da severek. tabi izleme nedenim barış akarsu değil, merve sevi idi. ama olsun. izliyordum. barış akarsu'yu da sevdim. deselerdi ki bana. barış akarsu müziği televizyonları bıraktı gitti. bir daha hiç göremeyeceksin, müziğini dinleyemeyeceksin. hiç üzülmezdim. hiç görmediğim, konuşmadığım, dokunmadığım bu adama bundan sonra hiçbir şekilde dokunamayacağım, göremeyeceğim ya onu, yok ya böyle bir ihtimal, bu beni nasıl delirtiyor, nasıl çıldırtıyor anlatamam. dökemiyorum ki yazıya ben o hissi. dedim ya. ağlatmıyor beni barış akarsu'nun ölmesi. kerim tekin'in ölüşü de ağlatmamıştı, babaannemin ölümü de. ama acıtıyor. çok hem de.
onları kurtaramıyorum, geri getiremiyorum ya. çok üzgünüm ben bu yüzden. özür diliyorum hepsinden ben onların.
bu yüzdendir ki, ölüme karşı duygularımı kelimelerle ifade edemeyişimden dolayıdır ki, yatmıyorum yiyemeyeceğim -şeyin- altına. madem acımı anlatamayacağım, taziyemi yeterince içten bildiremeyeceğim girmiyorum entry içinde ölüm içeren başlıklara, katılmıyorum cenaze törenlerine mecbur değilsem. diyemiyorum "arkadaşım başın sağolsun" yakınını kaybeden arkadaşlarıma. çünkü olmuyor, yalan oluyor ne desem.
seviyorum ben bütün insanları. ve ben "seni seviyorum" diyemeden ölen herkesten özür diliyorum son kez. amam bilin arkadaş ben hepinizi seviyorum aslında. gerçi ben de gelicem yanınıza bir süre sonra ama o zaman diyemem sizi seviyorum diye yüzünüze. okuyosanız bunu anlayın * utangaç adamım ben.
kimseye yakışmayan bir giysi bu. kendinize yakışanı giyin siz annem. üzmeyin kimseyi. ölmeyin lan.
hoşçakalın iki gözüm. * * * *
ölen insanın bir daha geri gelip hissettiklerini anlatması gibi bir durum olmadığından şu an için dünya şartlarında anlayamayacağımız durumdur. ancak ben ölümü bir çok kez tattım. * rüyalarımda sık sık ölürüm ben. ve genelde araba çarpar, arabanın altında kalırım. ve söyleyebileceğim o anda hissettiğim sadece anlatılmaz pişmanlık...
hani cırt cırtlı çanta kapakları vardır ya da gocuk, parka vs bağlamaları. açmak için çektiğimizde bi cırt sesi çıkar birbirine geçmiş iki cırttan. rivayet odur ki ruh da bedenden ayrılırken *-teşbihte hata olmaz düsturundan hareketle- aynen böyle çekilirmiş. acırmış...
insan vücudu içindeki organların haberleşmesinin kesilmesi.
Ayrıca gerçek yolculuk geriye dönüştür dedirten durumdur.
Ayrıca gerçek yolculuk geriye dönüştür dedirten durumdur.
varsa bile dönmek yoktur.
cemal sureyya nın üstü kalsın tanrım dediği mevzunun vukuu anı.
küçükken her duyduğumda ürktüğüm çekindiğim hatta anlam veremediğim.. ama büyüyünce hayatın ta kendini olduğunu anladığım karşı konulamaz olay.
küçük emrah filmlerindeki terminolojiye göre yetim hakkı yiyen kötü adamlarca, "bayılmak" sanılandır.
yenidem doğmadır. ya var olmaya ( cennette hurilerle alem ) yada yok olmaya ( zebanilerle saklambaç oynamak) gideriz. esasında önemli olan ölmek değildir, nasıl ve niçin öldüğümüz önemlidir.
(bkz: vatan için ölmek)
(bkz: vatan için ölmek)
kişinin bakış açısına göre bir son yada bir başlangıç olabilecek durum.
neyle karşılaşacağını bilmemek, belki sessiz huzurlu bir uykuya dalmak sonsuza kadar, belki de sual melekleri tarafından sorgulanıp cehenneme şutlanmak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar