1. 1.
    şili'li ünlü şair.
    4 ... sıçtırtma lamasına
  2. 2.
    1904 - 1973 yılları arasında yaşamış sosyalist şair...

    asıl adı neftali ricardo reyes basoalto olan şair, çekoslovakya'lı şair jan neruda'ya olan hayranlığından dolayı Pablo Neruda takma adını aldı...

    1971 yılında ise, nobel edebiyat ödülünü almıştır...
    5 ... ferrole
  3. 3.
    (bkz: bizler susuyorduk)
    ... beyazyelkenli
  4. 4.
    (bkz: bir sürü ad)
    (bkz: bu akşam en hüzünlü şiir)
    ... beyazyelkenli
  5. 5.
    (bkz: FEDERiCO GARCiA LORCAYA YANIK ŞiiR)
    (bkz: gemi)

    nazım hikmet için şöyle bir şiir yazmıştır
    (bkz: güz çiçeklerinden çelenk)
    1 ... beyazyelkenli
  6. 6.
    (bkz: helene yeni sone)
    (bkz: inandım öleceğime)
    ... beyazyelkenli
  7. 7.
    Nazım Hikmet arkadaşı.
    ... p.stranger
  8. 8.
    asıl adı ricardo eliecer neftali reyes y basualto olan şili'li şair. son yüzyılın en önemli şarilerindendir. 1971 yılında nobel edebiyat ödülünü almıştır. aynı zamanda nazım hikmet'in dostudur.
    1 ... sekizgen
  9. 9.
    dünya edebiyat tarihinin en önemli isimlerinden biri olan şili'li şairdir. şiirlerinde eşsiz bir bütünlük yakalamayı başarmıştır. aynı zamanda, büyük türk şairi nazım hikmet'in en yakın dostlarındandır.

    salvador allende'nin abd güdümlü bir darbe ile devrilmesinden hemen sonra * ölmüştür.
    2 ... insomniac
  10. 10.
    BAZI ŞEYLERi AÇIKLIYORUM

    Soracaksınız: Leylaklar nerede hani?
    Gelincik yapraklı metafizik nerede?
    Sözcüklerine incecik delikler açıp
    onları saçan yağmur nerede?
    Kuşlar nerede hani?

    Her şeyi anlatayım.

    Kent dışında yaşardım,
    Madrid dışında, çanlarla,
    saatlerle, ağaçlarla.

    Görülürdü oradan
    kurumuş yüzü Kastilya'nın
    meşin bir okyanus gibi.
    Evime
    çiçek-evi derlerdi, sardunyalar fışkırırdı
    duvarlarından çünkü:
    güzel bir evdi
    köpekleriyle, çocuklarıyla.
    Hatırladın mı, Raul?
    Rafael, hatırladın mı?
    Hatırladın mı, Federico?
    yerin altında,
    hatırladın mı, balkonlarında o evin
    Haziran ışığı çiçekler doldururdu ağzına.
    Kardeşim, kardeşim!

    Her şey
    o kalın sesler, tezgâhların tuzu,
    kabarmış ekmekler çıkaran fırın
    ve heykelleriyle Argüelles pazarı
    kurumuş bir mürekkep hokkasıydı sanki aldatmalar içinde:
    yağ akardı kaşıklara,
    ayakların, ellerin derin çarpıntısı
    sokaklarda büyürdü,
    metreler, litreler, temel
    ölçüsü yaşamın,
    balık yığınları,
    rüzgâr gülünü bile şaşırtan
    soğuk güneşiyle kiremitler,
    patateslerin ince, çıldırmış beyazlığı,
    domatesler yuvalanırdı denize dalga dalga.

    Bir sabah tutuştu bunların hepsi,
    bütün canlıları yutmak için bir sabah
    fışkırdı topraktan
    şenlik ateşleri,
    silah vardı artık,
    barut vardı artık,
    artık kan vardı.
    Haydutlar geldi uçaklarıyla,
    yüzükleriyle, düşesleriyle haydutlar,
    takdisler dağıtan kara keşişleriyle
    haydutlar geldi gökyüzünden
    çocukları öldürmek için,
    çocuk kanı aktı sokaklarda
    düpedüz çocukların kanı aktı.

    Çakalların bile tiksindiği çakallar,
    kuru çalıların bile tükürdüğü taşlar,
    yılanları bile iğrendiren yılanlar!
    Yüzyüze gelince bunlarla
    kanını gördüm ispanya'nın,
    kabarıyordu
    bir onur ve bıçaklar dalgasında boğmak için sizleri!

    Hain
    generaller:
    ölü evimi görün,
    bakın paramparça ispanya'ya:
    erimiş maden akıyor her evden
    çiçek yerine,
    her çukurundan ispanya'nın
    ispanya yükseliyor,
    her ölü çocuktan bir tüfek fışkırıyor,
    gören bir tüfek,
    kurşunlar doğuyor her cinayetten,
    o kurşunlar günün birinde
    on ikisinden vuracak yüreğinizi.

    Soracaksınız: Şiiri neden
    düşleri anlatmıyor, yaprakları
    ve büyük yanardağlarını anayurdunun?

    Gelin görün kanı sokaklardaki.
    Gelin görün
    kanı sokaklardaki.
    Gelin görün kanı
    sokaklardaki.
    3 ... sayid jarrah