bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı74
- kiraz cicegi kolonyasi20
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- okan buruk9
- dm yazarlığı9
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- bakarız diyen erkek18
- recep tayyip erdoğan14
- galatahahahahahaha7
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı4
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- gece gece bamya yenir mi5
- ne kadar paranız var10
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- 0 0 710
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan2
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar4
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması4
- cübbeli ahmet hoca9
- gta 78
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı14
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- dereden altın bulmak5
- uğurcan çakır4
- hala açılacak başlık bulunması4
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması4
- sözlüğün sarması13
- sonra konuşuruz diyen sevgili13
- sırlar denizi5
- tacettin libosoglu3
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- fransız devrimi3
- avrupa fatihahahahaha3
- çine neden bir şey olmuyor4
- arkadaşlar lütfen uyur musunuz3
- sözlükten hatun indirmek5
- true ve s'i l v'e r m'i s t birlikteliği4
- ruhi çenet10
aralıksız sorguluyorum ben bu durumu, sanki hayata dair bir bug gibi geliyor. öldüğünü gördüğüm, duyduğum her kişi daha çok kafa patlatmamı, daha çok sorgulamamı sağlıyor aslında. ben bu entryi yazarken, sen şu anda okurken ölen yüzlerce insanı düşünüyorum. garip.
sadece 19 yaşında olmanın verdiği küçük beyin, dar görüş mü bu algılayamama sorunum? ya da 40 yaşına gelince tamamen hayatı çözmüş, dolaylı yoldan ölüm olayını da kavramış biri olabilecek miyim bilmiyorum. "insanlar doğar, büyür ve ölürler" tarzı bir yaklaşımı benimseyebilecek miyim? "ölenle ölünmez" diyebilecek miyim? hakikatten bilemiyorum.
klavyenin ucunda bir şey değil, betimlemesi hiçbir zaman kolay olmadı. hani bazen öyle mutlu olursun, içindeki mutluluk böyle gözlerinden, ağzından fışkıracak gibi olur. dökemezsin ama kelimelere. onun gibi. çok acıtıyor ama. ağlatmıyor beni belki, ama nasıl acıtıyor bir bilsen..
hani varya korkularımız.. hani herkesten sakladıklarımız. kendimizden dahi. bu di mi o? kendinden de sakladığın hani.
yok aslında korkum. ama emek veriyoruz hepimiz, yaşıyoruz, ayakta kalmak için her an bir şeyler yapıyoruz. hiç olmadı nefes alıp veriyoruz. bu da bir şey. ayrıca sevdiklerim var, beni sevenler var. beni hayatlarının bir köşesine koyanlar. bunca şeye yazık ulan. bu kadar kolay olmasa keşke her şeyin yitmesi bir anda.
"intihar etçem ben yeaaa", "hayat beni boğuyo yeaaaaa" diyen de bizdik bir zamanlar gerçi. kaçımız intihar ettiyse sanki. nefes almanın verdiği hazza değişemedik hiçbirimiz, götümüz yemedi. değişilmez de zaten.
şimdi bu barış akarsu gitti ya. öldü bu adam. star da bir dizisi vardı, izliyordum bir aralar. çok da severek. tabi izleme nedenim barış akarsu değil, merve sevi idi. ama olsun. izliyordum. barış akarsu'yu da sevdim. deselerdi ki bana. barış akarsu müziği televizyonları bıraktı gitti. bir daha hiç göremeyeceksin, müziğini dinleyemeyeceksin. hiç üzülmezdim. hiç görmediğim, konuşmadığım, dokunmadığım bu adama bundan sonra hiçbir şekilde dokunamayacağım, göremeyeceğim ya onu, yok ya böyle bir ihtimal, bu beni nasıl delirtiyor, nasıl çıldırtıyor anlatamam. dökemiyorum ki yazıya ben o hissi. dedim ya. ağlatmıyor beni barış akarsu'nun ölmesi. kerim tekin'in ölüşü de ağlatmamıştı, babaannemin ölümü de. ama acıtıyor. çok hem de.
onları kurtaramıyorum, geri getiremiyorum ya. çok üzgünüm ben bu yüzden. özür diliyorum hepsinden ben onların.
bu yüzdendir ki, ölüme karşı duygularımı kelimelerle ifade edemeyişimden dolayıdır ki, yatmıyorum yiyemeyeceğim -şeyin- altına. madem acımı anlatamayacağım, taziyemi yeterince içten bildiremeyeceğim girmiyorum entry içinde ölüm içeren başlıklara, katılmıyorum cenaze törenlerine mecbur değilsem. diyemiyorum "arkadaşım başın sağolsun" yakınını kaybeden arkadaşlarıma. çünkü olmuyor, yalan oluyor ne desem.
seviyorum ben bütün insanları. ve ben "seni seviyorum" diyemeden ölen herkesten özür diliyorum son kez. amam bilin arkadaş ben hepinizi seviyorum aslında. gerçi ben de gelicem yanınıza bir süre sonra ama o zaman diyemem sizi seviyorum diye yüzünüze. okuyosanız bunu anlayın * utangaç adamım ben.
kimseye yakışmayan bir giysi bu. kendinize yakışanı giyin siz annem. üzmeyin kimseyi. ölmeyin lan.
hoşçakalın iki gözüm. * * * *
sadece 19 yaşında olmanın verdiği küçük beyin, dar görüş mü bu algılayamama sorunum? ya da 40 yaşına gelince tamamen hayatı çözmüş, dolaylı yoldan ölüm olayını da kavramış biri olabilecek miyim bilmiyorum. "insanlar doğar, büyür ve ölürler" tarzı bir yaklaşımı benimseyebilecek miyim? "ölenle ölünmez" diyebilecek miyim? hakikatten bilemiyorum.
klavyenin ucunda bir şey değil, betimlemesi hiçbir zaman kolay olmadı. hani bazen öyle mutlu olursun, içindeki mutluluk böyle gözlerinden, ağzından fışkıracak gibi olur. dökemezsin ama kelimelere. onun gibi. çok acıtıyor ama. ağlatmıyor beni belki, ama nasıl acıtıyor bir bilsen..
hani varya korkularımız.. hani herkesten sakladıklarımız. kendimizden dahi. bu di mi o? kendinden de sakladığın hani.
yok aslında korkum. ama emek veriyoruz hepimiz, yaşıyoruz, ayakta kalmak için her an bir şeyler yapıyoruz. hiç olmadı nefes alıp veriyoruz. bu da bir şey. ayrıca sevdiklerim var, beni sevenler var. beni hayatlarının bir köşesine koyanlar. bunca şeye yazık ulan. bu kadar kolay olmasa keşke her şeyin yitmesi bir anda.
"intihar etçem ben yeaaa", "hayat beni boğuyo yeaaaaa" diyen de bizdik bir zamanlar gerçi. kaçımız intihar ettiyse sanki. nefes almanın verdiği hazza değişemedik hiçbirimiz, götümüz yemedi. değişilmez de zaten.
şimdi bu barış akarsu gitti ya. öldü bu adam. star da bir dizisi vardı, izliyordum bir aralar. çok da severek. tabi izleme nedenim barış akarsu değil, merve sevi idi. ama olsun. izliyordum. barış akarsu'yu da sevdim. deselerdi ki bana. barış akarsu müziği televizyonları bıraktı gitti. bir daha hiç göremeyeceksin, müziğini dinleyemeyeceksin. hiç üzülmezdim. hiç görmediğim, konuşmadığım, dokunmadığım bu adama bundan sonra hiçbir şekilde dokunamayacağım, göremeyeceğim ya onu, yok ya böyle bir ihtimal, bu beni nasıl delirtiyor, nasıl çıldırtıyor anlatamam. dökemiyorum ki yazıya ben o hissi. dedim ya. ağlatmıyor beni barış akarsu'nun ölmesi. kerim tekin'in ölüşü de ağlatmamıştı, babaannemin ölümü de. ama acıtıyor. çok hem de.
onları kurtaramıyorum, geri getiremiyorum ya. çok üzgünüm ben bu yüzden. özür diliyorum hepsinden ben onların.
bu yüzdendir ki, ölüme karşı duygularımı kelimelerle ifade edemeyişimden dolayıdır ki, yatmıyorum yiyemeyeceğim -şeyin- altına. madem acımı anlatamayacağım, taziyemi yeterince içten bildiremeyeceğim girmiyorum entry içinde ölüm içeren başlıklara, katılmıyorum cenaze törenlerine mecbur değilsem. diyemiyorum "arkadaşım başın sağolsun" yakınını kaybeden arkadaşlarıma. çünkü olmuyor, yalan oluyor ne desem.
seviyorum ben bütün insanları. ve ben "seni seviyorum" diyemeden ölen herkesten özür diliyorum son kez. amam bilin arkadaş ben hepinizi seviyorum aslında. gerçi ben de gelicem yanınıza bir süre sonra ama o zaman diyemem sizi seviyorum diye yüzünüze. okuyosanız bunu anlayın * utangaç adamım ben.
kimseye yakışmayan bir giysi bu. kendinize yakışanı giyin siz annem. üzmeyin kimseyi. ölmeyin lan.
hoşçakalın iki gözüm. * * * *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar