bugün
- insanın bu hayattaki amacı13
- intihar etmek7
- sözlüğe gelince alınan koku7
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- yaşadım demek için ne yapmalı10
- erikli su5
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi6
- kimseyi memnun edememek4
- çok güzel seven kadın2
- ışıktan daha hızlı olan şey5
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni7
- sistemin bizi paralı köle yaptığı gerçeği3
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın6
- hayata dair iç burkan detaylar2
- yeni sevgilide olması istenen özellikler5
- gulmekicinyaratilmis3
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması8
- açlık grevi2
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi6
- güne bir şarkı bırak7
- altılı masa diye kıçını yırtıp sonra dama çıkmak3
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi3
- ab'nin türkiye'deki terör örgütlerini beslemesi4
- murat kurum3
- beşiktaş gain fenerbahçe beko maçı3
- idare etme aynen iade et2
- yaya geçidinde yayaya yol vermemek2
- peş peşe iki aracın çarptığı 4 yaşındaki çocuk2
- sedat pekmez17
- akademisyen egosu2
- teoman duralı2
- otobüs2
- milli takımın 6 puanla grubu lider bitirmesi2
- ortamda herkesi birbirine dolduran kadın2
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- ona bir şey söyle20
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak12
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik12
- sigarayı tersten yakmak9
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- hep kendini suçlamak12
- 12 saat çalışmak7
- insan sanatsal bir varlıktır7
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu7
sözlük admini.
edit: ne zall mış arkadaş gelen eksi basıyo giden eksi basıyo.
edit: ne zall mış arkadaş gelen eksi basıyo giden eksi basıyo.
--spoiler--
ayrıca artık yazarların kişisel sayfaları için yaptıkları temalar görüntü seçerken bölümü kullanılabilecek.
--spoiler--
"sitemin admini uğraşmış yollamış, okumamak ayıptır." düsturuyla yazdıklarını sonuna kadar okuduğum, gelişmeler butonumu yanım yanım yandıran adminciğimdir.çözemedim tabi o ayrı.
ve son olarak;sanırım bize bir şey anlatmaya çalışıyor
ayrıca artık yazarların kişisel sayfaları için yaptıkları temalar görüntü seçerken bölümü kullanılabilecek.
--spoiler--
"sitemin admini uğraşmış yollamış, okumamak ayıptır." düsturuyla yazdıklarını sonuna kadar okuduğum, gelişmeler butonumu yanım yanım yandıran adminciğimdir.çözemedim tabi o ayrı.
ve son olarak;sanırım bize bir şey anlatmaya çalışıyor
sözlüğe girdiğim her zaman yeni bir uygulama ile karşılaşıyorum. Çok samimi söylüyorum zerre kadar umurumda değil bunlar, herhangi bir yazarın da çok büyük anlamlar yüklediğini düşünmüyorum bu yeniliklere. Herhalde kimse "bizim sözlüğe şöyle bir eplikeyşin konuldu yaa" diye hava atmıyordum, facebook'ta duvarına yazmıyordur. He sen şu sözlüktekilere hizmet etmek istiyorsan adam gibi yazarları tut. inanki bizleri daha çok sevindireceksin. Yoksa şu gösterdiğin çabanın, gayretin zerre hükmü yok kimsenin nezdinde. Boşa çabalama bence. gerenk yok.
arada p.m. atıyorum. merhaba zall nasılsın? benimle konuşmak ister misin gibisinden. kötü niyetli değil ama gerçekten böyle arada acıtasyon yapıyorum işte sözlüğündeki diğer yazarlardan bir farkım yok falan ama yine de konuşmak istiyorum seninle diye. ne diye konuşmak istiyorum bilmiyorum. senin benim gibi insan işte zall. cevap vermedi şimdiye kadar tabiiki...
ama bir gün ters tarafına denk gelecek. yine mi bu lan diye. silik yapacak beni. demedi demeyin.*
edit : valla lan. zall bir zirveye gelse ne deli olur.
ama bir gün ters tarafına denk gelecek. yine mi bu lan diye. silik yapacak beni. demedi demeyin.*
edit : valla lan. zall bir zirveye gelse ne deli olur.
yaklaşık iki senedir burdayım kimseyi taciz ettiğini duymadım *. terbiyeli, kaliteli sözlüğümüzün sahibi.
sözlük sahibi olması, adına 1408 entry girmeye (yalakalığa) yeterli yazar..
insanların, meşhur kişilere ilgi duymasının bir örneği. yolda görülen bir ünlüye bakıp gülmek mesela. bütün ülke çapında ünlü olmasına da gerek yok o kişinin, x takımın tribün lideri, o taraftar arasında ünlüdür, onda da vardır aynı durum. ya da bir sosyal çevre, gibi. zall'ın da burada hep ilgi görmesinin sebebi budur. x bir şekilde ünlü olan kişiye ekstra ilgi duymayan adama helal olsun derim ben o yüzden, karakterli biri demektir.
tatlı tatlı yeni konuşmayı çözmüş çocuk edasıyla röportajlarıyla beni benden eden sempatik kişilik.
yeni bir roportaj verse de izlesek insani * .
tanımıyorum, belki iyi insandır; lakin tanımayan adamın bile burda adama sanki şehzadenin sol taşşağı muamelesi yapması, adama antipati uyandırıyor be.. aynısı bkm oğuzhanda da olmuştu, herifi takdir ediyordum ta ki oğuzhaaaan bokunu yiyim bilmem ne ayılanlar bayılanlar oldu sonuç tiksiniyorum heriften. kısacası tiksindirtmeyin.. röportaj vereyim mi?
adama arada p.m. atıyorum cevap vermiyor falan yazmışım. gelip ayar falan vermişler. sana ne lan istediğim muameleyi yaparım. sen anca bok at. en iyi yaptığınız şey o zaten. evet zall la konuşmak istiyorum. hatta vaudeville for vendetta ile de görüşmek istiyorum gerçi geçen radyoya çıktı pek bir tatsızdı ama olsun hala abi gel görüşelim dese görüşebiliriz kendisiyle. lakin sözlükten biriyle görüşmeye karşı vs.
(#7672254) nolu entry me gelip saçmalayacaklarını biliyordum. eksi oy manyağı da yapmışlar zaten. eksileyin ha bire egonuzu tatmin edin. ne diyim.
ve ünlü olanı çekememek böyle bir şey olsa gerek. daha iyisini yapsaydınız lan. bir kere de eleştirmek yerine daha iyisini yapsaydınız. her neyse.
zall p.m. bekliyorum.* esenlik...
haa unutmadan: birileri de gelmiş hem mesaj atmış hem zall ın nick altına ünlü olduğu için konuşmak istiyorsundur demiş. allah allah bak işte bunu hiç düşünmemiştim. bu günden itibaren bu konu üzerinde odaklanıyorum.*
(#7672254) nolu entry me gelip saçmalayacaklarını biliyordum. eksi oy manyağı da yapmışlar zaten. eksileyin ha bire egonuzu tatmin edin. ne diyim.
ve ünlü olanı çekememek böyle bir şey olsa gerek. daha iyisini yapsaydınız lan. bir kere de eleştirmek yerine daha iyisini yapsaydınız. her neyse.
zall p.m. bekliyorum.* esenlik...
haa unutmadan: birileri de gelmiş hem mesaj atmış hem zall ın nick altına ünlü olduğu için konuşmak istiyorsundur demiş. allah allah bak işte bunu hiç düşünmemiştim. bu günden itibaren bu konu üzerinde odaklanıyorum.*
görmüyorum"diyen admindir
siteyi şuanlık mahvetmiş olandır.
cep telefonu numarası bulunması şartıyla şakalanası modüş.
noktalama işaretleri konusunda yetersiz olan admin.
--spoiler--
salcacım bak sana yapma demiyorum böyle şakalar. hobi olarak gene yap ama bütün yazarların ismini, paso bize dava açan bi adamın ismini koyarsan o adamın avukatı yarın cebimi çaldırır. zaten mahkeme koridolarında dolaşmaktan bıktım sen benim geleceğimi mi karartacan. hapislerde mi çürüyüm ben yani. bunu mu istiyorsun. lütfen daha edepli daha adaplı şakalar.
--spoiler--
soru cümlesinin sonuna ''.'' mı konur ismail? he ismail?.. sadece bu da değil yani; son cümlen ''...'' ile bitmeliydi. ayrıca ''korido'' değil ''koridor'' olacak o.
--spoiler--
salcacım bak sana yapma demiyorum böyle şakalar. hobi olarak gene yap ama bütün yazarların ismini, paso bize dava açan bi adamın ismini koyarsan o adamın avukatı yarın cebimi çaldırır. zaten mahkeme koridolarında dolaşmaktan bıktım sen benim geleceğimi mi karartacan. hapislerde mi çürüyüm ben yani. bunu mu istiyorsun. lütfen daha edepli daha adaplı şakalar.
--spoiler--
soru cümlesinin sonuna ''.'' mı konur ismail? he ismail?.. sadece bu da değil yani; son cümlen ''...'' ile bitmeliydi. ayrıca ''korido'' değil ''koridor'' olacak o.
Karizması an itibariyle yerlerde olan, yazarların ağzına malamat olan sözlük admini.
#7685262 ==>>> bütün yazarların nickleri murat bardakcı, zall ve diger modların nickleri pelin batu olmuş.
(bkz: kızmış olm dağılın)
(bkz: kızmış olm dağılın)
beni yazar olmam konusunda ikna etmiş, çiçeklerle karşılayıp hürmette kusur etmemiş birinci nesil yazar..
(bkz: yersen)
(bkz: yersen)
unutmadım dün gibi aklımda gel jelib10 sağ kolum ol, seni mod yapayım diye yalvardığın o günler. yok dedim sana işim olmaz sizin gibilerle, ben her zaman halkla iç içeyim dedim. gurur meselesi yaptım zall itiraf ediyorum. aslında amacım üzmek değildi seni. bilseydim bu sözleri söyledim sana diye 2 yıl boyunca bana çaylaklık cezası vereceğini söyler miydim hiç? bu olaydan sonra pek bi gıcık oldun bana. tüm entrylerimi saçma sapan bahanelerle silmeye başladın. hatta bir gün kırmızı başlıklı kız başlığında kurt hakkında kötü şeyler yazdım diye "ırkçı entryler girmek çaylaklık sebebidir" diye mesaj attın ve tekrar çaylak yaptın beni. kürt dememiştim halbuki zall, kurttu o. neden zall? ne yaptım ben sana? çıkma teklifi ettiğinde ben homo değilim olum erkeklerden değil kızlardan hoşlanıyorum dedim diye de bozuldun aslında karıştırmayacaktım burasını ama kabul etmedim diye nickimi 1 aylığına pelin batu yaptın zall! şimdi düşünüyorum da iyi ki gel sözlüğe ortak ol reklam paralarından da pay vereyim sana dediğinde kabul etmemişim. eğer kabul etsem bunu da bahane yapardın sen şimdi çaylak yapmak için beni. ne biliim icralık falan yapardın. tırsıyorum senden olum. hani bi gün kokoreççiye gidelim diye tutturmuşun, ben yemem o boklu yemeği dedim diye yine küsüp çaylak yapmıştın beni. ama tiksinirim ben kokoreçten zall, yiyemem neden yaptın öyle, neden üzüyosun beni? ne istiyorsun benden kuzum? bir kızın poposuna baktım arkasından diye kıskanıp 2 ay çaylaklık verdiğini de unutmuyorum ona göre. kıskanma beni bu kadar ama üzülüyorum zall! *
kendisi ile ilk sevişmemizi hatırlıyorum.
masal gibi bir hadise idi. aslında her şey bir gün bana sözlükten mesaj atması ile başladı. bir girimi çok beğenmiş ve yazdığım güzel giri için teşekkürlerini sunuyordu. sonra laf lafı açtı ve havadan sudan muhabbet etmeye başladık. derken ne zaman mesajlaşsak, ister istemez ben onun girilerini, o da benim girilerimi okumaya başlıyordu muhtemelen. çünkü son oylanan girilerde hep anormal bir hareketlenme oluyordu. sonra da bazı giriler hakkında da yorumlar yapıyorduk birbirimize. sıradan başlayan muhabbetler, derin ve karmaşık kapıların da kilitlerini zorlamaya başlamıştı. zihin duvarlarımızda savrulan düşüncelerimiz, altında kaldığımız yığınlar haline gelmişken, açmazlarımızı görmemize yardımcı oluyorduk. bu şekilde birbirimizi yakın görmeye başladık kendimize ilk.
sonra da mesajlaşmalar yetmemeye başladı. telefon numaralarımızı ve msn adreslerimizi verdik. neredeyse onu düşünmeden tek bir dakika bile geçiremiyordum. onun da aynı hisler içerisine düşmesi için yaratıcıya dua ediyordum. bazen bana ilgisini belli edebilecek ama ucu açık sözlerini gördüğümde, acabalar içinde kafa patlatıyordum. ama emin olamamak ve o heyecan içinde kafa patlatmak, insanın yüreğine yapacağı büyük işkencelerden. bunu o zaman çok iyi anlamıştım. o da böyle düşünüyor mu diye düşünmek, gah umutlanıp gah karamsar bir havayla efkarlanmak, ruh dünyamı inişli çıkışlı bir hale sokmuştu. aslında onda da benzer ruhsal dalgalanmaları fark edebilmek zor değildi. ama sebebini bilemezdim. ne sorabilmeye, ne de gerçeklerin kötü ihtimalini bilerek katlanmaya takatim vardı. toplayamadığım cesaretim, adeta zayıf noktam olmuştu.
telefonda sesini duyduğumda içim kıpır kıpır oluyordu. onunla saatlerce konuşuyorduk ve saatler nasıl geçiyor anlamıyorduk. sesini duymak güven veriyordu bana. aynı şeyleri o da hissediyor mu bilemiyordum ama öyle olmasını umuyordum için için... çünkü kim istemediği biriyle saatlerce konuşmak ister ki... bu anlamda umutlanıyordum da. ama ağzını aramaya ve gerçeklerle yüzleşmeye cesaretim hiç yoktu. onunla olamamaktansa onsuzluğa onunla katlanabilmeyi yeğlemiştim. ta ki bir mucizeye kadar.
aslında mucizemiz bir zirve idi. bana ısrarla gelmemi teklif etti. açıkçası bu tutumundan çok hoşlanmıştım. ben gitmezsem gitmeyeceğinden ve aslında benim için geleceğinden bahsediyordu. artık beni görmek istediğini söylüyordu. çocuklar gibi sevinmiştim. bu bana ilgisini açıkça ortaya koyuyordu. o gece hiç uyuyamadım heyecandan. gece saat 03:00 gibi aradı beni. heyecandan uyuyamadığından bahsetti. üstü kapalı karşılaşınca ne olacağını merak ediyorduk ama tam anlamıyla hislerimizi ifade etmekten de kaçınıyorduk. hayal kırıklığından ikimiz de korkuyorduk sanırım. ertesi gün zirvenin olduğu bara heyecanla girdiğimde, o kalabalıkta kalkan ve gözlerini bana kilitleyen kişi oydu. sanki hissetmişçesine arkası bana dönük olmasına rağmen ayağa kalkmış ve direk bana bakmıştı. msn'de fotoğraflardan dolayı tanımıştık birbirimizi. ilk karşılaşmada ikimizin de etkilendiği çok açıktı. ellerimden tutup "hoşgeldin" dediğinde ellerinin titrediğini hatırlıyorum. benimkiler de titriyordu. hemen yanına oturmam için elimden tutup çekti yavaşça yanına. kalbim yerimden fırlayacak gibi idi. herkes gülüp eğlenirken benim aklım hep yanımda olmasına rağmen onda idi. ama onun da beni düşündüğünü hissediyordum. çünkü herkes gülerken biz uzaktık insanlara sanki. arada göz göze geliyorduk. o anlarda heyecandan gözlerim kararıyordu. yanımda sıcaklığını hissetmek, gözlerine bakabilmek, dayanabildiğim şeyler değildi o an için...
telefonuma bir mesaj geldi. bana dikkat kesildi. mesaja cevap vermediğim için yüzünde meraklı bir ifade belirmişti. bana kimden mesaj geldiğini sordu. "kıskandın mı" dedim. "evet" dedi. hiç beklemiyordum ama çok sevinmiştim. yüzümde gülümseme belirince daha da üsteledi. neden merak ettiğini sordum. sonra herkesin içinde ellerimden tutarak kaldırdı beni ve tuvaletin önüne kadar götürdü. "senden hoşlanıyorum" dedi. duyduğum en güzel şeydi ondan. kendimi kontrol etmeye çalıştım ama nafile. bir şey diyemedim. bir şey deyip demeyeceğimi sordu. heyecandan tıkanmıştım. bir şey söyleyemedim. sinirlendi ve tuvaletin kapısını sertçe açarak içeri girdi. ben de peşinden girdim. "dinle beni" sözümü tam diyemeden ellerimden tuttu ve duvara yasladı beni. o kibar ve düşünceli kişi gitmiş, yerini şevkle dolu birine bırakmıştı. dudaklarıma yapıştı. karşı koyamadım. gözlerim kapandı. vücudunu okşamaya başladım. deliler gibi öpüşmeye başladık. kapıyı elimle kilitledim kimse girmesin diye. o sırada gözüm aynaya takıldı. aman tanrım. aynada sevişen iki erkek görmüştüm resmen. bana kimse bu adamın erkek olduğunu söylememişti. zaten rüya boyunca neden kırıtıyorum anlamamıştım da. bu işte bir ibnelik olduğu en başından belliydi ama ihtirasımıza yenik düşmüştük. hemen üzerimizi topladık. kaçarak uzaklaştık zirveden. o günden beri de görüşmüyoruz.*
masal gibi bir hadise idi. aslında her şey bir gün bana sözlükten mesaj atması ile başladı. bir girimi çok beğenmiş ve yazdığım güzel giri için teşekkürlerini sunuyordu. sonra laf lafı açtı ve havadan sudan muhabbet etmeye başladık. derken ne zaman mesajlaşsak, ister istemez ben onun girilerini, o da benim girilerimi okumaya başlıyordu muhtemelen. çünkü son oylanan girilerde hep anormal bir hareketlenme oluyordu. sonra da bazı giriler hakkında da yorumlar yapıyorduk birbirimize. sıradan başlayan muhabbetler, derin ve karmaşık kapıların da kilitlerini zorlamaya başlamıştı. zihin duvarlarımızda savrulan düşüncelerimiz, altında kaldığımız yığınlar haline gelmişken, açmazlarımızı görmemize yardımcı oluyorduk. bu şekilde birbirimizi yakın görmeye başladık kendimize ilk.
sonra da mesajlaşmalar yetmemeye başladı. telefon numaralarımızı ve msn adreslerimizi verdik. neredeyse onu düşünmeden tek bir dakika bile geçiremiyordum. onun da aynı hisler içerisine düşmesi için yaratıcıya dua ediyordum. bazen bana ilgisini belli edebilecek ama ucu açık sözlerini gördüğümde, acabalar içinde kafa patlatıyordum. ama emin olamamak ve o heyecan içinde kafa patlatmak, insanın yüreğine yapacağı büyük işkencelerden. bunu o zaman çok iyi anlamıştım. o da böyle düşünüyor mu diye düşünmek, gah umutlanıp gah karamsar bir havayla efkarlanmak, ruh dünyamı inişli çıkışlı bir hale sokmuştu. aslında onda da benzer ruhsal dalgalanmaları fark edebilmek zor değildi. ama sebebini bilemezdim. ne sorabilmeye, ne de gerçeklerin kötü ihtimalini bilerek katlanmaya takatim vardı. toplayamadığım cesaretim, adeta zayıf noktam olmuştu.
telefonda sesini duyduğumda içim kıpır kıpır oluyordu. onunla saatlerce konuşuyorduk ve saatler nasıl geçiyor anlamıyorduk. sesini duymak güven veriyordu bana. aynı şeyleri o da hissediyor mu bilemiyordum ama öyle olmasını umuyordum için için... çünkü kim istemediği biriyle saatlerce konuşmak ister ki... bu anlamda umutlanıyordum da. ama ağzını aramaya ve gerçeklerle yüzleşmeye cesaretim hiç yoktu. onunla olamamaktansa onsuzluğa onunla katlanabilmeyi yeğlemiştim. ta ki bir mucizeye kadar.
aslında mucizemiz bir zirve idi. bana ısrarla gelmemi teklif etti. açıkçası bu tutumundan çok hoşlanmıştım. ben gitmezsem gitmeyeceğinden ve aslında benim için geleceğinden bahsediyordu. artık beni görmek istediğini söylüyordu. çocuklar gibi sevinmiştim. bu bana ilgisini açıkça ortaya koyuyordu. o gece hiç uyuyamadım heyecandan. gece saat 03:00 gibi aradı beni. heyecandan uyuyamadığından bahsetti. üstü kapalı karşılaşınca ne olacağını merak ediyorduk ama tam anlamıyla hislerimizi ifade etmekten de kaçınıyorduk. hayal kırıklığından ikimiz de korkuyorduk sanırım. ertesi gün zirvenin olduğu bara heyecanla girdiğimde, o kalabalıkta kalkan ve gözlerini bana kilitleyen kişi oydu. sanki hissetmişçesine arkası bana dönük olmasına rağmen ayağa kalkmış ve direk bana bakmıştı. msn'de fotoğraflardan dolayı tanımıştık birbirimizi. ilk karşılaşmada ikimizin de etkilendiği çok açıktı. ellerimden tutup "hoşgeldin" dediğinde ellerinin titrediğini hatırlıyorum. benimkiler de titriyordu. hemen yanına oturmam için elimden tutup çekti yavaşça yanına. kalbim yerimden fırlayacak gibi idi. herkes gülüp eğlenirken benim aklım hep yanımda olmasına rağmen onda idi. ama onun da beni düşündüğünü hissediyordum. çünkü herkes gülerken biz uzaktık insanlara sanki. arada göz göze geliyorduk. o anlarda heyecandan gözlerim kararıyordu. yanımda sıcaklığını hissetmek, gözlerine bakabilmek, dayanabildiğim şeyler değildi o an için...
telefonuma bir mesaj geldi. bana dikkat kesildi. mesaja cevap vermediğim için yüzünde meraklı bir ifade belirmişti. bana kimden mesaj geldiğini sordu. "kıskandın mı" dedim. "evet" dedi. hiç beklemiyordum ama çok sevinmiştim. yüzümde gülümseme belirince daha da üsteledi. neden merak ettiğini sordum. sonra herkesin içinde ellerimden tutarak kaldırdı beni ve tuvaletin önüne kadar götürdü. "senden hoşlanıyorum" dedi. duyduğum en güzel şeydi ondan. kendimi kontrol etmeye çalıştım ama nafile. bir şey diyemedim. bir şey deyip demeyeceğimi sordu. heyecandan tıkanmıştım. bir şey söyleyemedim. sinirlendi ve tuvaletin kapısını sertçe açarak içeri girdi. ben de peşinden girdim. "dinle beni" sözümü tam diyemeden ellerimden tuttu ve duvara yasladı beni. o kibar ve düşünceli kişi gitmiş, yerini şevkle dolu birine bırakmıştı. dudaklarıma yapıştı. karşı koyamadım. gözlerim kapandı. vücudunu okşamaya başladım. deliler gibi öpüşmeye başladık. kapıyı elimle kilitledim kimse girmesin diye. o sırada gözüm aynaya takıldı. aman tanrım. aynada sevişen iki erkek görmüştüm resmen. bana kimse bu adamın erkek olduğunu söylememişti. zaten rüya boyunca neden kırıtıyorum anlamamıştım da. bu işte bir ibnelik olduğu en başından belliydi ama ihtirasımıza yenik düşmüştük. hemen üzerimizi topladık. kaçarak uzaklaştık zirveden. o günden beri de görüşmüyoruz.*
canımın cananı,sözlüğün sahibidir. an itibariyle onlayn.
şş habib ne sorar lan akışta, yarın akış vizesi var.
şş habib ne sorar lan akışta, yarın akış vizesi var.
en kısa zamanda sözlüğe el atması gereken kişi. yaptın madem sahipsiz bırakma. forum oldu sözlük, başlık kalitesi düştü, bel altı çoğaldı, mallamaya başladı insanlar.
(bkz: zalla biraz sözlüğü)
(bkz: zalla biraz sözlüğü)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar