bugün
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- ofis pornosu12
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek7
- asansörde konuşmama kuralı8
- bu saatte yemek yemek8
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- cam açık ve çıplak uyumak4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- kolye142
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası6
- kadınların yedekte erkek tutması3
- marka giyinmek8
- siyah saçlı beyaz tenli kız8
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- gecelerin kötü olması2
- şargoz2
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- kaybolan çorabın teki3
- hayatın acı gerçekleri6
- nervionun mavi gözleri11
- aşk13
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- ona bir şey söyle13
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- cep telefonu22
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- migren3
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- nokia20
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- teselli vermek6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik'in kraliçe olması10
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- fransa11
Sınırını bilemediğimiz , bir boşluk. Kim bilir belki de sonsuzdur.
Sonsuzluk ve oksijen kesatlığı.
Sığ boşluk.
Derin boşluk.
Günlük hayatın stresi, sorunu boğmaya başlayınca üzerine düşünmeye başladığım ve kafamı az da olsa dağıtan boşluk.
Ey uzay! Seni hep düşünerek yaşadım
Seni hep düşünerek yaşayacağım bundan sonra da.
Ey uzay! Seni hep düşünerek yaşadım
Seni hep düşünerek yaşayacağım bundan sonra da.
Nezih bir mekan.
Evrenin gökcisimleri dışında kalan kısımdaki, sonsuz olduğu düşünülen bir boşluktan ibaret olan bir kümedir.
ne kadar büyük de olsa sonsuz olmadığını düşünüyorum.
ne yani her şeyin sonu var bunun yok mu?
ne yani her şeyin sonu var bunun yok mu?
Henüz keşfedildiği alan itibariyle bildiklerimizin neredeyse bir toz tanesi kadar olduğu söyleniyor. Uzay büyük bilinmezliğin içi, gizemli alan.
Galaksimizin tabiri caizse en uzağından dünyaya baktığımızda dünya basit bir yıldız gibi gözüküyor ve bir yerden sonra gözükmiyor bile. Üstelik başla galaksiler var. Çok acayip ercan.
Galaksimizin tabiri caizse en uzağından dünyaya baktığımızda dünya basit bir yıldız gibi gözüküyor ve bir yerden sonra gözükmiyor bile. Üstelik başla galaksiler var. Çok acayip ercan.
Üzerine kafa yorulası daha ciddi bir konu yoktur.
Uzay arastırmaları hem teknolojinin önünü açıyor hem de insanlığın ufkunu genişletip, büyük resimdeki yerini bulmaya yardım ediyor.
Uzayı sevelim.
Uzay arastırmaları hem teknolojinin önünü açıyor hem de insanlığın ufkunu genişletip, büyük resimdeki yerini bulmaya yardım ediyor.
Uzayı sevelim.
Uzaylıların bulunamadığı Bir Yer.
Hudutları bilinmeyen boşluk. Evet.
görsel
Uzayın mayınlı tarlası olan Kara delikler çok tehlikelidir. Uzay mekikleri bu girdaba yakalanırlarsa eğer makarna gibi esneyip dümdüz olurlar.
Uzayın mayınlı tarlası olan Kara delikler çok tehlikelidir. Uzay mekikleri bu girdaba yakalanırlarsa eğer makarna gibi esneyip dümdüz olurlar.
Hadi Size Biraz "UZAY" dan bahsedeyim.
Gökyüzündeki en parlak yıldızın adı Kutup Yıldızı’dır.
(Gece gökyüzündeki en parlak yıldızın adı Sirius, fakat görebildiğimiz gökyüzünün en parlak yıldızı Güneştir. )
Ayrıca güneşin, sistemin en büyük yıldızı olması, evrendeki en büyük yıldız olduğu anlamına gelmez, Güneşten binlerce kat büyük milyarlarca yıldız vardır"... Şu ana kadar keşfedilen en büyük yıldız UY SCUTI dir"
Kuyruklu yıldızlar, arkalarında parlak ışıklı kuyrukları olan yıldızlar değildir. Yıldız hiç değildir. Güneşe yaklaştıkça eriyen, bu nedenle yörüngesi boyunca kuyruğa benzer partiküller bırakan dönmüş gökcisimleridir"
Hep övünüyoruz "Çocuklarımız çok zeki!" Çocuklarımız yeni jenerasyon vb.
Gözünü açar açmaz tabletleri telefonları kullanıyor, herşeyi havada kapıyor bilmem ne ! Bu tür konulara gelince ama "Çocuktur anlamaz!"
O zaman ne okuma yazma öğretin, ne de doğru bilgiler verin!
Çocuk bunlar daha nereden bilecek değil mi ?
Daha sonra doğrusunu öğrenirler!
Unutmayınız!
"Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse, öbürleri de yanlış gider."
Gökyüzündeki en parlak yıldızın adı Kutup Yıldızı’dır.
(Gece gökyüzündeki en parlak yıldızın adı Sirius, fakat görebildiğimiz gökyüzünün en parlak yıldızı Güneştir. )
Ayrıca güneşin, sistemin en büyük yıldızı olması, evrendeki en büyük yıldız olduğu anlamına gelmez, Güneşten binlerce kat büyük milyarlarca yıldız vardır"... Şu ana kadar keşfedilen en büyük yıldız UY SCUTI dir"
Kuyruklu yıldızlar, arkalarında parlak ışıklı kuyrukları olan yıldızlar değildir. Yıldız hiç değildir. Güneşe yaklaştıkça eriyen, bu nedenle yörüngesi boyunca kuyruğa benzer partiküller bırakan dönmüş gökcisimleridir"
Hep övünüyoruz "Çocuklarımız çok zeki!" Çocuklarımız yeni jenerasyon vb.
Gözünü açar açmaz tabletleri telefonları kullanıyor, herşeyi havada kapıyor bilmem ne ! Bu tür konulara gelince ama "Çocuktur anlamaz!"
O zaman ne okuma yazma öğretin, ne de doğru bilgiler verin!
Çocuk bunlar daha nereden bilecek değil mi ?
Daha sonra doğrusunu öğrenirler!
Unutmayınız!
"Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse, öbürleri de yanlış gider."
Son zamanlarda olup olmadığı dahi tartışmaya açılan büyük karanlık boşluk .
arabalar uçsaydı uzaya çıkmak bir saat alırdı.
--spoiler--
*Uzay aslında uzak değildir, yeryüzünden sadece 100 kilometre uzaklıktadır. Eğer arabayla uzaya doğru seyahat edebilseydik bir saatten kısa sürede uzaya çıkabilirdik.
*Uzay boşluğunda trilyonlarca mikroskobik elmas kristali olduğunu düşünen astronomlar bu maddelerin sönen yıldızların patlamaları sonucunda ortaya çıktığını inanıyorlar.
*Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakıt miktarı 530 kg’dır.
*Uzaya baktığınızda gördüğünüz sadece uzay değil, aslında bir zaman tünelidir. Örneğin şu an Dünya’dan 65 milyon ışık yılı uzakta olan bir uzaylı Dünya’yı seyrediyor olsaydı, büyük olasılıkla şu an dinozorları görüyor olurdu.
*Uzaya çıkan ilk kedi 1963 yılında uzaya gönderilen Felicette adlı bir Fransız kedidir. Kendisi daha sonra sağ salim Dünya’ya dönmüştür.
*Uzaya çıkarsanız boyunuz uzar.
*Uzaya ilk defa 12.04.1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.
*Uzaya ilk uçan kadın Valentina Tereşkova’dır. (1962)
*Uzayda göz yaşları düşmediği için ağlamak mümkün değildir.
*Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez.
--spoiler--
*Uzay aslında uzak değildir, yeryüzünden sadece 100 kilometre uzaklıktadır. Eğer arabayla uzaya doğru seyahat edebilseydik bir saatten kısa sürede uzaya çıkabilirdik.
*Uzay boşluğunda trilyonlarca mikroskobik elmas kristali olduğunu düşünen astronomlar bu maddelerin sönen yıldızların patlamaları sonucunda ortaya çıktığını inanıyorlar.
*Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakıt miktarı 530 kg’dır.
*Uzaya baktığınızda gördüğünüz sadece uzay değil, aslında bir zaman tünelidir. Örneğin şu an Dünya’dan 65 milyon ışık yılı uzakta olan bir uzaylı Dünya’yı seyrediyor olsaydı, büyük olasılıkla şu an dinozorları görüyor olurdu.
*Uzaya çıkan ilk kedi 1963 yılında uzaya gönderilen Felicette adlı bir Fransız kedidir. Kendisi daha sonra sağ salim Dünya’ya dönmüştür.
*Uzaya çıkarsanız boyunuz uzar.
*Uzaya ilk defa 12.04.1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.
*Uzaya ilk uçan kadın Valentina Tereşkova’dır. (1962)
*Uzayda göz yaşları düşmediği için ağlamak mümkün değildir.
*Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez.
--spoiler--
içinde kaybolması cezbedici sonsuz boşluk.
uzayda ise güneş ışığını renklerine ayırıp bunlardan birini yansıtacak her hangi bir madde olmadığı için uzayın rengi siyahtır.
(bkz: uzayda ülke kurmak)
popüler bilimin anlayabilmemiz adına iki boyutlu olarak bizlere sunduğu "düzlem". halbuki uzay bildiğimiz üzere özünde üç boyutludur. sorun şu ki üç boyutlu uzayın içerisinde yer alan üç boyutlu bir kütlenin o üç boyutlu uzayı nasıl deforme ettiğinin görsel ifadesi ne yazık ki hayal edilemediği için üç boyutlu bir şekil ile gösterilemiyor. örneğin boyutlu bir topu hayalimizde bükebilmek mümkün iken o topun bulunduğu üç boyutlu uzayın bükülmesini hayal etmek mümkün olmuyor. normal bir kütlede hal böyle iken bir karadeliğe sebep olan bir kütlenin bu "düzlemi" tekilliğe bükmesi hayalin ötesinin de ötesine geçiyor.
burada özellikle "düzlem" ifadesini tırnak içine aldım çünkü iki boyutlu uzay bir alan iken üç boyutlu uzay için hacim ifadesini kullanıyoruz fakat hacim dediğimiz şey zaten uzayın içerisinde yer alan bir bölgeyi temsil ediyor. yine de "uzayın genişlemesi" (boşluğun içinde genişlediğini ya da durmadan kendini yani kendi hacmini yarattığını kabul ediyoruz) gibi bir gerçek söz konusu olduğundan "uzayın hacmi genişlemeye devam ediyor" gibi bir ifade kullanıyoruz. uzayın hacminin neyin içinde genişlediği konusu ise elbette klasik tartışmalardan biri. bilimsel anlamda "uzayın dışı" diye bir tanım yok çünkü uzay zaten her an kendi kendini yaratan konumunda olarak kabul ediliyor. bu noktadan sonra ileriye gidersek işin içine felsefe de girmeye başlıyor. varlık ve yokluk gibi kavramlar ile iş içinden iyice çıkılmaz bir hale dönüşüyor. bilimsel kanıtlar ve teoriler ise henüz evrenin kendisinden öteye geçebilmiş değil bu yüzden bu konu felsefi anlamda tartışmaya daha yatkın bir konu deyip geçmek daha uygun olur.
şu iki görselle uzaya iki ve üç boyutlu şekillerde bakalım:
http://pulsar.ama.obspm.fr/Multimedia/courbure.jpg
https://i.ytimg.com/vi/O3-NglSJcJ4/maxresdefault.jpg
ilki klasik iki boyutlu uzay iken ikincisi gerçeğe daha yakın olan bir görseldir fakat yine de tam anlamıyla gerçek uzayın kendisi değildir. dediğim gibi gerçek uzay henüz hayal edilmesi güç bir şey fakat tüm bunları açıklığa kavuşturduğumuz gün evrende var olması muhtemel uzaylıların ezkaza gördüklerinde taşak geçeceği bu iki boyutlu görsellerden de kurtulmuş olacağız. yine de şimdilik bu tip görsellerle onu anlamaya çalışmak elbette önemli.
burada özellikle "düzlem" ifadesini tırnak içine aldım çünkü iki boyutlu uzay bir alan iken üç boyutlu uzay için hacim ifadesini kullanıyoruz fakat hacim dediğimiz şey zaten uzayın içerisinde yer alan bir bölgeyi temsil ediyor. yine de "uzayın genişlemesi" (boşluğun içinde genişlediğini ya da durmadan kendini yani kendi hacmini yarattığını kabul ediyoruz) gibi bir gerçek söz konusu olduğundan "uzayın hacmi genişlemeye devam ediyor" gibi bir ifade kullanıyoruz. uzayın hacminin neyin içinde genişlediği konusu ise elbette klasik tartışmalardan biri. bilimsel anlamda "uzayın dışı" diye bir tanım yok çünkü uzay zaten her an kendi kendini yaratan konumunda olarak kabul ediliyor. bu noktadan sonra ileriye gidersek işin içine felsefe de girmeye başlıyor. varlık ve yokluk gibi kavramlar ile iş içinden iyice çıkılmaz bir hale dönüşüyor. bilimsel kanıtlar ve teoriler ise henüz evrenin kendisinden öteye geçebilmiş değil bu yüzden bu konu felsefi anlamda tartışmaya daha yatkın bir konu deyip geçmek daha uygun olur.
şu iki görselle uzaya iki ve üç boyutlu şekillerde bakalım:
http://pulsar.ama.obspm.fr/Multimedia/courbure.jpg
https://i.ytimg.com/vi/O3-NglSJcJ4/maxresdefault.jpg
ilki klasik iki boyutlu uzay iken ikincisi gerçeğe daha yakın olan bir görseldir fakat yine de tam anlamıyla gerçek uzayın kendisi değildir. dediğim gibi gerçek uzay henüz hayal edilmesi güç bir şey fakat tüm bunları açıklığa kavuşturduğumuz gün evrende var olması muhtemel uzaylıların ezkaza gördüklerinde taşak geçeceği bu iki boyutlu görsellerden de kurtulmuş olacağız. yine de şimdilik bu tip görsellerle onu anlamaya çalışmak elbette önemli.
Bu hayatta her ne olursa olsun sonsuz bir merakla kalbimin atacağı insan için elverişsiz boşluk.
görsel
bu fotoğrafta gördüğünüz alan uzay teleskobu kepler'in tarayabildiği ve keşfedebildiği alanı gösteriyor. 3000 ışık yılı ötesine kadar bakabilen kepler uzay teleskobu bugüne kadar kabul görmüş 977, henüz onaylanmamış 2500 gezegen keşfetti.
çalışma prensibi çok asit. kepler, renkleri algılıyor. bir yıldız sistem'ine bakan kepler, o esnada bir gezegen söz konusu yıldızının çevresinde dönüyorsa, yıldız'dan gelen ışığın frekansının değiştiğini algılıyor. bu sayede, ışığı değiştiren gezegen'e odaklanıyor. gezegen'in gölgesine göre ağırlığını, o gezegendeki ana elementi, sıcaklığını bulabiliyor. böylelikle o gezegende yaşamın dünya üzerindeki canlılara göre var olup olmayacağının muhakemesini olabilir hale geliyoruz.
işte böyle muazzam şekilde çalışan kepler'den daha büyük mercekli ve daha uzağa yerleştirilecek james webb uzay teleskobu sırasını bekliyor. bir türlü yerleştirilemedi, hesaplara göre bu seneydi ancak şimdi 2018 yılına ötelendi. james webb ile hangi gezegenleri, hangi uzaklığı keşfedeceğimiz inanılmaz bir deneyim olacak.
yazının en başına gelirsek, sadece 3 bin ışık yılı ötesinde bile bulduğumuz yüzlerce gezegenden onlarcası canlılık barındırabilir. sadece 3 bin ışık yılını görebiliyoruz şu anda. göremediğimiz, kendi galaksimizde, milyonlarca yıldız ve bu milyonlarca yıldızın yüz milyonlarca gezegeni var. bakamadığımız milyonlarca galaksi var. milyonlarca galasinin, milyarlarca yıldızı ve milyarlarca yıldızın trilyonlarca gezegeni var. evet, bu bizim doğamız. bu, yaşadığımız evren ve bu sayılar tamamen gerçek.
kesinlike yalnız değiliz.
carl sagan'ın dediği gibi: "evren'de yalnız olduğumuzu düşünmek, okyanustan bir bardak su alıp balinalar yok demekle aynı şey."
bu fotoğrafta gördüğünüz alan uzay teleskobu kepler'in tarayabildiği ve keşfedebildiği alanı gösteriyor. 3000 ışık yılı ötesine kadar bakabilen kepler uzay teleskobu bugüne kadar kabul görmüş 977, henüz onaylanmamış 2500 gezegen keşfetti.
çalışma prensibi çok asit. kepler, renkleri algılıyor. bir yıldız sistem'ine bakan kepler, o esnada bir gezegen söz konusu yıldızının çevresinde dönüyorsa, yıldız'dan gelen ışığın frekansının değiştiğini algılıyor. bu sayede, ışığı değiştiren gezegen'e odaklanıyor. gezegen'in gölgesine göre ağırlığını, o gezegendeki ana elementi, sıcaklığını bulabiliyor. böylelikle o gezegende yaşamın dünya üzerindeki canlılara göre var olup olmayacağının muhakemesini olabilir hale geliyoruz.
işte böyle muazzam şekilde çalışan kepler'den daha büyük mercekli ve daha uzağa yerleştirilecek james webb uzay teleskobu sırasını bekliyor. bir türlü yerleştirilemedi, hesaplara göre bu seneydi ancak şimdi 2018 yılına ötelendi. james webb ile hangi gezegenleri, hangi uzaklığı keşfedeceğimiz inanılmaz bir deneyim olacak.
yazının en başına gelirsek, sadece 3 bin ışık yılı ötesinde bile bulduğumuz yüzlerce gezegenden onlarcası canlılık barındırabilir. sadece 3 bin ışık yılını görebiliyoruz şu anda. göremediğimiz, kendi galaksimizde, milyonlarca yıldız ve bu milyonlarca yıldızın yüz milyonlarca gezegeni var. bakamadığımız milyonlarca galaksi var. milyonlarca galasinin, milyarlarca yıldızı ve milyarlarca yıldızın trilyonlarca gezegeni var. evet, bu bizim doğamız. bu, yaşadığımız evren ve bu sayılar tamamen gerçek.
kesinlike yalnız değiliz.
carl sagan'ın dediği gibi: "evren'de yalnız olduğumuzu düşünmek, okyanustan bir bardak su alıp balinalar yok demekle aynı şey."
ilk çıkan radyo frekanslarının şuan ki tahmini uzaklığı 250 bin ışık yılı uzaklıktaymış.
Bu frekansı algılayan diğer medeniyetlerin olup olmadığını henüz tartışamayız zira
git gide genişleyen evrende 250 bin ışık yılı samanlıkta bir iğne gibi kalıyor diyebiliriz.
Bu frekansı algılayan diğer medeniyetlerin olup olmadığını henüz tartışamayız zira
git gide genişleyen evrende 250 bin ışık yılı samanlıkta bir iğne gibi kalıyor diyebiliriz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar