bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı13
- tekne turu6
- bir erkeğin aşko demesi6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- instagram'da herkesin çok mutlu olması3
- 24 tane fake hesabı olan yazar7
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- biraz şımardım6
- aykirikadin3
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- çağımızın hastalığı8
- nickten isim tahmini yapmak72
- nervio hamferdi8
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek3
- diamond bosphorus26
- göbeklitepe ve insanlık tarihinin yeniden yazılışı2
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- sözlükteki linç kültürü2
- acıyo diyen kız4
- cajun corner2
- siyasal islamcı siyasal alevici ittifakı2
- ioçk'nın müziği6
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- gammaz çetesi7
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- hayattan zevk alamamak17
- seri gizli artı oy veren melek15
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj10
- yakisikli babam gibi asik oldum anam gibi2
- cem dizdar2
- ilah6
- sözlük yazarlarının yaptığı yemekler2
- anın görüntüsü17
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi3
- yan ma leley yan ma leyyo3
- sersem herif3
- ferrasini satan yazar2
- hikayeyi devam ettir25
- arkadaşlar feyk misi ni z2
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu6
- arkadaşlar hoşçakalın4
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- bacınızın uluda yazar olmasını ister misiniz3
Türklük bilgisi.
beyazıt öztürk ün yeni yayın dönemindeki gülmekten koparan yeni bölümü. *
(bkz: zeki velidi toğan)
beyazıt öztürk'ün bu yıl beyaz showda başlattığı iki tipleme dizisinden biridir diğeri için bakınız (bkz: nadir abi)
türkoloji çok geniş bir çalışma alanıdır. Bunun sebebi ise elbette Türk tarihinin kadimliği, Türk dilinin genişliği ve benzeri unsurlardır. Türkoloji bu denli geniş bir araştırma alanı olduğundan dolayı araştırmacılar kendilerini Türkoloji içerisindeki alt dallardan birinde yetiştirme ihtiyacı hissederler. türk dili ve edebiyatı, türk tarihi, türk sanatı ... gibi
Türk dili, tarihi, edebiyatı ve halk bilimi araştırmalarını konu edinen bilim dalı.
(bkz: namık kemal zeybek)
15. yüzyılda akademik temelden yoksun olarak italya'da doğmuş, 17. yüzyıla gelindiğinde fransa'nın üniversite kürsülerinde bilimselleşmiştir. 19. ve 20. yüzyılda ise macar ve alman bilimadamları öncü konumdadır.
20. ve 21. yüzyılda türk coğrafyası'nın**** iç politik gündemi çok meşgul, türkoloji zike sürülmez o derece değersiz, bir o kadar da zamansız.
not: olur da, aklınızın bi' köşesinden zeki velid togan ismi geçer... neyse.. geçmesin. yanlış.
20. ve 21. yüzyılda türk coğrafyası'nın**** iç politik gündemi çok meşgul, türkoloji zike sürülmez o derece değersiz, bir o kadar da zamansız.
not: olur da, aklınızın bi' köşesinden zeki velid togan ismi geçer... neyse.. geçmesin. yanlış.
hacettepe üniversitesinde sürekli talat tekin'in makalelerinin okutulduğu bölüm.çoğunu anlayamasam da takdir ederim.
kırgızistan-türkiye manas üniversitesi nde okunabilen dört senelik bölüm.
yalnız 10 kişilik kontenjanı bulunmaktadır.
en zevkli meslektir. ancak bir yerlere gelebilmeniz oldukça zordur.
yalnız 10 kişilik kontenjanı bulunmaktadır.
en zevkli meslektir. ancak bir yerlere gelebilmeniz oldukça zordur.
türklüğü inceleyen bilime bile türkçe bir ad koyamamışız ya. helal olsun bize.
ziya gökalp'ın anlatımıyla türkoloji; rusya, almanya, macaristan, danimarka, fransa ve ingiltere bilim adamları'nın, selçuklular ve osmanlılar dışında kalan moğolular ve hun türkleri'nin arkeolojik araştırmalarıdır. cemil meriç ise bu mevzu'ya "türkoloji"yi araştırmakla başlıyor ve ne gariptir ki; " bu kelimeye(türkoloji) elimizdeki fransızca, ingilizce, kamus ve ansiklopedilerin hiçbirinde rastlayamadım" diyor. devamında, ...bu türkoloji ucubesi, lisaniyet bakımından da bir facia, comte; latince sosyo'yu, aynı yunanca kelimeyle birleştirmeye kalktı diye az mı tenkide uğradı? "türkoloji" ne türkçe, ne yunanca, ne ingilizce, nede fransızca'dır. hıristiyan batının kelime kütüklerine kaydedilmek şerefinden mahrum bu haramzade tabirin neden uydurulduğunu cemil meriç, yaptığı araştırmayla ifşa ediyor.
türkoloji, "lisanımıza üniversite inkılabıyla alman yahudilerinin armağanı olan bu kelimenin, yegane marifeti "selçuklu ve osmanlı türklerini türklüğün dışına itmektir."diyor cemil meriç
türkoloji, "lisanımıza üniversite inkılabıyla alman yahudilerinin armağanı olan bu kelimenin, yegane marifeti "selçuklu ve osmanlı türklerini türklüğün dışına itmektir."diyor cemil meriç
Türkoloji kongreleri
Ülkemizde, üç ayda bütün ilimleri hatmeden allameler adına ilmî kongreler düzenlendiği gibi, neyse ki gerçek manada ilmî kongreler de düzenlenmektedir. Gerçek ilmî kongrelerin açılışına bakanlar, milletvekilleri, valiler gelmese de genç, yaşlı bilim adamlarının katılımı kâfi gelmekte ve bizim gibi 70 yaşında hâlâ bilime susamış insanlar bu kongrelerde yeni bilgilerle beslenmektedir.
30 Eylül - 04 Ekim 2013 tarihleri arasında istanbulda yapılan VIII. Milletlerarası Türkoloji Kongresinden bahsediyorum. Cumhuriyetin ilanının 50. yılında, 1973te yapılan Birinci Milletlerarası Türkoloji Kongresi üzerinden tam 40 yıl geçmiş. ilk kongreye öğrenci veya asistan olarak katılanların bir kısmı vefat etmiş. Hayatta kalanlar ise emekli olmuşlar ama ilmî çalışmalarına ve öğrenmeye devam ediyorlar. Kongrenin kurucuları ve ilk yürütücüleri Ahmet Caferoğlu, Sadettin Buluç, Muharrem Ergin, Mehmet Kaplan gibi hocalarımızdan bize miras kalan bu ilmî faaliyeti şimdi istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ile Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü devam ettirme kararı almışlar ve gerçekten dolu dolu bir kongre düzenlemişler; sağ olsunlar. Kongrenin 1973teki ilk yürütücülerinden bugün sadece Osman Fikri Sertkaya hayatta. O da birkaç ay önce emekli olmuş, fakat ilmî çalışmalarına büyük bir aşkla devam ediyor. Daha nice çalışmalarla kendisinin Türkolojiye hizmete devam edeceğinden eminim.
Almanya, Polonya, Macaristan gibi Orta Avrupa ülkelerinden, Sırbistan, Makedonya, Kosova, Bulgaristan gibi Balkan ülkelerinden, Tunus, Mısır, iran gibi Arap ve Ortadoğu ülkelerinden, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Tataristan, Başkurdistan, Tuva, Altay gibi Türk cumhuriyetlerinden, Doğu Türkistandan, Çinden, Moğolistandan, Japonyadan katılan pek çok bilim adamıyla sekizinci kongre gerçekten bir bilim şöleni olarak geçti. Mesela genç bir bilim adamından, 17. yüzyılda Hindistanda yazılmış Zebân-ı Türkî adlı Çağatay Türkçesi-Farsça bir sözlük olduğunu; bu tür sözlüklere Farsçada Kitâb-ı Âmeden, Türkçede Kelürnâme şeklinde adlar da verildiğini öğrendik. Daha genç bir Özbek bilim adamından, Soğd dilinde yazılmış Mug Dağı belgelerinde Köktürklere ait kagan, ilteber, elçi gibi unvanların; Türk, Türkmen gibi adların geçtiğini öğrendik. 19. yüzyılda Süryani yazısıyla yazılmış Türkçe Meryem Ana ilahilerini Alman bir bilim adamı anlattı. Polonya Hükümeti, Karay mirasını toplamak ve muhafaza etmek için bir proje başlatmıştır; kongrede buna da vâkıf olduk. Karaylar, Museviliğin Karay mezhebine mensup küçük bir Türk topluluğudur; Kırım, Litvanya, Ukrayna, Polonyada yaşayan çok az sayıda Karay vardır. Onlardan kalma ve onların lehçelerini yansıtan birçok yazma eser ibrani yazısıyla yazılmıştır. Şimdi, başta Jozef Sulimoviç olmak üzere birçok kişinin şahsi kütüphanelerinde kalmış bu yazmaları, Polonya hükümeti toplamakta, onarmakta ve muhafaza altına almaktadır. Polonyalı Karay Türkü Anna Akbike Sulimoviç bize babasının kütüphanesindeki el yazmaları hakkında bilgiler sundu.
Kongrede sadece Türk dili değil, Türk edebiyatı, tarihi, folkloru, musikisi hakkında bölümler de vardı. Aynı anda diğer salonlarda okunan bildirilerin çoğunu takip edemedim. Bildirilerin kitap hâlinde basılacağını ve o zaman onları da okuyacağımı ümit etmek istiyorum. Kongrenin birinci günündeki Türkolojinin Güncel Sorunları Panelinde Georg Hazai, Günay Kut, Mübahat Kütükoğlu gibi ve daha sonraki oturumlarda Kemal Eraslan, Ergaş Fazılov gibi kıdemli hocaları görmek ve dinlemek benim için bahtiyarlık olmuştur.
Oturumlara Zeki Velidi Togan, Reşid Rahmeti Arat, ibrahim Kafesoğlu, Saadet Çağatay, Mecdut Mansuroğlu, Faruk Kadri Timurtaş, Kaya Bilgegil, Faruk Sümer, Ali Fehmi Karamanlıoğlu, Necmettin Hacıeminoğlu, Mehmet Çavuşoğlu, Mehmet Akalın, Hakkı Dursun Yıldız, Turgut Günay, Şerif Aktaş gibi rahmetli olmuş Türkologların isimlerinin verilmiş olması geleneğin devamlılığı açısından önemlidir. Kongreyi düzenleyenleri kutlarım.
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=28379
Ülkemizde, üç ayda bütün ilimleri hatmeden allameler adına ilmî kongreler düzenlendiği gibi, neyse ki gerçek manada ilmî kongreler de düzenlenmektedir. Gerçek ilmî kongrelerin açılışına bakanlar, milletvekilleri, valiler gelmese de genç, yaşlı bilim adamlarının katılımı kâfi gelmekte ve bizim gibi 70 yaşında hâlâ bilime susamış insanlar bu kongrelerde yeni bilgilerle beslenmektedir.
30 Eylül - 04 Ekim 2013 tarihleri arasında istanbulda yapılan VIII. Milletlerarası Türkoloji Kongresinden bahsediyorum. Cumhuriyetin ilanının 50. yılında, 1973te yapılan Birinci Milletlerarası Türkoloji Kongresi üzerinden tam 40 yıl geçmiş. ilk kongreye öğrenci veya asistan olarak katılanların bir kısmı vefat etmiş. Hayatta kalanlar ise emekli olmuşlar ama ilmî çalışmalarına ve öğrenmeye devam ediyorlar. Kongrenin kurucuları ve ilk yürütücüleri Ahmet Caferoğlu, Sadettin Buluç, Muharrem Ergin, Mehmet Kaplan gibi hocalarımızdan bize miras kalan bu ilmî faaliyeti şimdi istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ile Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü devam ettirme kararı almışlar ve gerçekten dolu dolu bir kongre düzenlemişler; sağ olsunlar. Kongrenin 1973teki ilk yürütücülerinden bugün sadece Osman Fikri Sertkaya hayatta. O da birkaç ay önce emekli olmuş, fakat ilmî çalışmalarına büyük bir aşkla devam ediyor. Daha nice çalışmalarla kendisinin Türkolojiye hizmete devam edeceğinden eminim.
Almanya, Polonya, Macaristan gibi Orta Avrupa ülkelerinden, Sırbistan, Makedonya, Kosova, Bulgaristan gibi Balkan ülkelerinden, Tunus, Mısır, iran gibi Arap ve Ortadoğu ülkelerinden, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Tataristan, Başkurdistan, Tuva, Altay gibi Türk cumhuriyetlerinden, Doğu Türkistandan, Çinden, Moğolistandan, Japonyadan katılan pek çok bilim adamıyla sekizinci kongre gerçekten bir bilim şöleni olarak geçti. Mesela genç bir bilim adamından, 17. yüzyılda Hindistanda yazılmış Zebân-ı Türkî adlı Çağatay Türkçesi-Farsça bir sözlük olduğunu; bu tür sözlüklere Farsçada Kitâb-ı Âmeden, Türkçede Kelürnâme şeklinde adlar da verildiğini öğrendik. Daha genç bir Özbek bilim adamından, Soğd dilinde yazılmış Mug Dağı belgelerinde Köktürklere ait kagan, ilteber, elçi gibi unvanların; Türk, Türkmen gibi adların geçtiğini öğrendik. 19. yüzyılda Süryani yazısıyla yazılmış Türkçe Meryem Ana ilahilerini Alman bir bilim adamı anlattı. Polonya Hükümeti, Karay mirasını toplamak ve muhafaza etmek için bir proje başlatmıştır; kongrede buna da vâkıf olduk. Karaylar, Museviliğin Karay mezhebine mensup küçük bir Türk topluluğudur; Kırım, Litvanya, Ukrayna, Polonyada yaşayan çok az sayıda Karay vardır. Onlardan kalma ve onların lehçelerini yansıtan birçok yazma eser ibrani yazısıyla yazılmıştır. Şimdi, başta Jozef Sulimoviç olmak üzere birçok kişinin şahsi kütüphanelerinde kalmış bu yazmaları, Polonya hükümeti toplamakta, onarmakta ve muhafaza altına almaktadır. Polonyalı Karay Türkü Anna Akbike Sulimoviç bize babasının kütüphanesindeki el yazmaları hakkında bilgiler sundu.
Kongrede sadece Türk dili değil, Türk edebiyatı, tarihi, folkloru, musikisi hakkında bölümler de vardı. Aynı anda diğer salonlarda okunan bildirilerin çoğunu takip edemedim. Bildirilerin kitap hâlinde basılacağını ve o zaman onları da okuyacağımı ümit etmek istiyorum. Kongrenin birinci günündeki Türkolojinin Güncel Sorunları Panelinde Georg Hazai, Günay Kut, Mübahat Kütükoğlu gibi ve daha sonraki oturumlarda Kemal Eraslan, Ergaş Fazılov gibi kıdemli hocaları görmek ve dinlemek benim için bahtiyarlık olmuştur.
Oturumlara Zeki Velidi Togan, Reşid Rahmeti Arat, ibrahim Kafesoğlu, Saadet Çağatay, Mecdut Mansuroğlu, Faruk Kadri Timurtaş, Kaya Bilgegil, Faruk Sümer, Ali Fehmi Karamanlıoğlu, Necmettin Hacıeminoğlu, Mehmet Çavuşoğlu, Mehmet Akalın, Hakkı Dursun Yıldız, Turgut Günay, Şerif Aktaş gibi rahmetli olmuş Türkologların isimlerinin verilmiş olması geleneğin devamlılığı açısından önemlidir. Kongreyi düzenleyenleri kutlarım.
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=28379
başlıca, hz.Mehmed Fuad Köprülü, Tahir Alangu, Tahsin Banguoğlu, Şükrü Haluk Akalın, Ziyat Akkoyunlu, Özkul Çobanoğlu, öcal oğuz gibi yüce bilim adamlarına ve daha yüzlercesine sahip bilim dalıdır. iştigal edenlerine 'Türkolog' denir.
ekmeksiz kalma meselesi kişiye bağlıdır.
güzel bir araştırma ile 2 kitap yaz köşe olursun.
70-80 baskı yapan tarih kitapları var.
güzel bir araştırma ile 2 kitap yaz köşe olursun.
70-80 baskı yapan tarih kitapları var.
(bkz: macarlar)
Türklerin tarihini,dilini,edebiyatını,etnografyasını inceleyen bilim dalıdır. Türkolojinin ilk eseri karahanlı zamanında yazılan kaşgarli mahmut un divanu lugati't turk adli eseridir. Batidaki ilk eser ise tuccar ve din adamları tarafindan bulunan codex cumanicus dur. Bunun yanı sıra alman hans schiltberger in seyehatnamesi de önemli ikinci eserdir. Ne yazık ki türkler türkolojide geride kalmışlardır ve ancak 20. yy da etkili olmaya başlamışlardır.
ilgi çekicidir.
Sümerler dargın, hititler perişan. Bizim üniversite bölümümüz bile var diyorlardı. Hititoloji ağlıyordu. Sümeroloji “hocam hititoloji ağlıyor, çıkabilir miyiz dersten?” diyordu. Sümeroloji de ağlıyordu. :(
Okuduğum bölümdür. Sevmiyorsanız gelmeyin bir dolu kitap okuyorsunuz ve asla okuduğunuz yetmiyor hep daha çok okumanız gerek yine de ben bu bölümden mezun olup kültürsüz olan birini görmedim.
ömür törpüsü.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar