bugün
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz26
- islamda namaz yoktur7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri25
- benkimki9
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım10
- 150 200 bin liralık kombinle gezmek3
- kırmızı tuborg2
- gocu29
- hamas2
- türkiye8
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri11
- sinirlenince yaptığınız şeyler8
- sözlüğün en yakışıklı erkek listesi6
- motorin2
- 0 0 716
- seküler değerlerden ölesiye korkan seyyid kutub3
- yaşar dinleyen erkek8
- psikolojik danışmanlık ve rehberlik3
- ilerde geçmişe yolculuk yapabileceğimiz2
- anın fotoğrafı6
- humus3
- bir dönem popüler olan bölümler2
- avm gezme kültürü7
- tuğralı doblo3
- gocu kaç yaşında7
- seyyid kutub4
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu27
- ince belli kızlar bakar mısınız6
- apo ak partiden aday olsa ne olur2
- öcalan için imralı da ev inşa edilmesi10
- yaşlandıkça ölüme yaklaşmak5
- kendin gibi biriyle olmak4
- beşiktaş9
- günün en güzel kızı3
- sözlük yazarlarına güvenmek19
- mit'e girmek için gereken şartlar sıralı tam liste2
- göbeklitepe de dikilen ilk sütunlar4
- ezginin günlüğü açıp tek başına uzun yola çıkmak6
- kahvaltı9
- dedem abdülhamid gah gah2
- tabağındaki yemeği bitiremeyen erkek5
- 11 eylül 2026 beşiktaş erzurumspor maçı5
- güne bir şarkı bırak5
- tavuk döner sırasında hayatının aşkına rastlamak6
- ak partililerin apoya villa yaptırması3
- sevilmek3
- boyumun 2 cm kısalması22
- her şeyin mizahı yapılmalı mı18
--spoiler--
Hayatı seçin, işinizi seçin, kariyerinizi seçin, ailenizi seçin, büyük ekran tv alın, çamaşır makinası, araba, cd player, elektrikli
konserve açacağı, sağlıklı olmayı seçin. kolestrolü düşük tutun,
iş sigortası yaptırın, ipotek aidatlarını ödemeyi seçin. ev eşyaları
için çalışmayı seçin. arkadaşlarınızı seçin, zevkinize uygun çanta
ve giysi seçin. parlak kumaşlarla bezenmiş üç odalı bi suit tutun.
bir havraya gidin ve her sabah orda ne işiniz olduğunu düşünün. kanepenizde oturun ve tv'nin beyninizi yıkamasına izin verin,
abur cubur atıştırırken ruhunuzu o salak yarışma programlarına
satın ve sonra kendinizi çürümeye terk edin. bir gün yerinizi
alsın diye ürettiğiniz ama aslında her biri utanç kaynağı şımarık
olan haylazların ortalığı dağıtmasına seyirci kalın.
geleceğinizi seçin, hayatı seçin.
peki böyle bi şeyi neden isteyeyim.
ben hayatı seçmemeyi seçtim.
--spoiler--
bu repliği okuduktan sonra kitabını heryerde arayıp bulamadığım, umudu kesip filmini izlediğim şaheser.
insanı karamsarlığa sürükler. evet seçmek zorundasın, ya yukarıdaki gibi bir hayatı, aynı, basit, anlamsız, sırf gösteriş fakat içi boş bir hayatı, milyonlarca insanın yaşadığı gibi. ya da dibe vurmayı seçersin. kendini mahvedersin. çıkış var mı? bilmiyorum.
insanı binbir soruya sürükler bu film, hele ki bu tarz sorular üzerinde kafa yorduğunuz bir dönemdeyseniz. bir de karamsarlık içine girersiniz.
ama izleyin derim ben, şahane bir filmdir.
herşeyi o kadar net anlatır ki, mark reyton karakteriyle öyle bir empati kurarsınız ki, oturduğunuz yerden kızmak yerine anlarsınız karakteri, ne olduğunu, ne hissettiğini, onları neden yaptığını.
müzikleri de çok şahanedir ayrıca.
izleyin işte.
Hayatı seçin, işinizi seçin, kariyerinizi seçin, ailenizi seçin, büyük ekran tv alın, çamaşır makinası, araba, cd player, elektrikli
konserve açacağı, sağlıklı olmayı seçin. kolestrolü düşük tutun,
iş sigortası yaptırın, ipotek aidatlarını ödemeyi seçin. ev eşyaları
için çalışmayı seçin. arkadaşlarınızı seçin, zevkinize uygun çanta
ve giysi seçin. parlak kumaşlarla bezenmiş üç odalı bi suit tutun.
bir havraya gidin ve her sabah orda ne işiniz olduğunu düşünün. kanepenizde oturun ve tv'nin beyninizi yıkamasına izin verin,
abur cubur atıştırırken ruhunuzu o salak yarışma programlarına
satın ve sonra kendinizi çürümeye terk edin. bir gün yerinizi
alsın diye ürettiğiniz ama aslında her biri utanç kaynağı şımarık
olan haylazların ortalığı dağıtmasına seyirci kalın.
geleceğinizi seçin, hayatı seçin.
peki böyle bi şeyi neden isteyeyim.
ben hayatı seçmemeyi seçtim.
--spoiler--
bu repliği okuduktan sonra kitabını heryerde arayıp bulamadığım, umudu kesip filmini izlediğim şaheser.
insanı karamsarlığa sürükler. evet seçmek zorundasın, ya yukarıdaki gibi bir hayatı, aynı, basit, anlamsız, sırf gösteriş fakat içi boş bir hayatı, milyonlarca insanın yaşadığı gibi. ya da dibe vurmayı seçersin. kendini mahvedersin. çıkış var mı? bilmiyorum.
insanı binbir soruya sürükler bu film, hele ki bu tarz sorular üzerinde kafa yorduğunuz bir dönemdeyseniz. bir de karamsarlık içine girersiniz.
ama izleyin derim ben, şahane bir filmdir.
herşeyi o kadar net anlatır ki, mark reyton karakteriyle öyle bir empati kurarsınız ki, oturduğunuz yerden kızmak yerine anlarsınız karakteri, ne olduğunu, ne hissettiğini, onları neden yaptığını.
müzikleri de çok şahanedir ayrıca.
izleyin işte.
filmi kitabından daha meşhur olan bir yapıt. aynen aşk-ı memnu'nun kitabı çıkmış diyenler olduğu gibi.
ben kitaptan bahsedeceğim kısaca; ki almak isteyenler veya merak edenlere yardımcı olalım. Çünkü benim en büyük sıkıntılarımdan biri sanırım bu. Irvine welsh'in bir romanı bu. roman denemeyebilir, bilmiyorum. her bölümde gruptaki başka bir elemanın gözünden anlatıyor olayları, arada 3. tekil şahsa bürünüp olaylara uzaktan bakarak da anlatıyor, bu da güzel bir enstantane katıyor kitaba. kitabı argo sevmeyenlere kesinlikle tavsiye etmiyorum. burası çok önemli. sonra kitaba 20 lira verdik, amcık, göt, orospu çocuğu, sik, çük kelimelerinden geçilmiyor diye isyan etmeyin. kitap hakikaten argo ve küfürlü bir üslupla ele alınmış ve çeviren avi pardo da bunlara gayet sadık kalmış. son zamanlarda zaten hangi kitabı görsem ya avi pardo, ya kamuran şipal ya da tahsin yücel çevirisi var. biri almanca, biri fransızca biri de ingilizce sanırım.
kitaptan, iskoçya hakkında da bir şeyler öğrenerek mezun oluyorsunuz. genel kültürdür bir yerde. anlaşılamayacak kadar iskoç kültürüne ait olan yerlerde çevirmenimiz dipnotlarla bizim cahilliğimizi gidermeye gayret göstermiş. onun dışında, kitapta kullanılan font da güzel ki benim çok dikkat ettiğim bir unsurdur kendileri.
yıllar önce stüdyo imge tarafından türkçe'ye kazandırılmış olup artık baskısı tükenmiş bulunan porno isimli kitabın da bu trainspotting'in devamı olduğu söyleniyor ve 1 hafta sonra kitapçılarda görebileceğimiz de söyleniyor.
özet geçmem gerekirse; son zamanlarda sıkı bir yeraltı kitabı arıyorsanız ve argo sizin için problem değilse birkaç saatte bitecek bir 350 sayfa sizleri bekler.
idefix'te yorum yapan amcalar gibi hissettim kendimi.
ben kitaptan bahsedeceğim kısaca; ki almak isteyenler veya merak edenlere yardımcı olalım. Çünkü benim en büyük sıkıntılarımdan biri sanırım bu. Irvine welsh'in bir romanı bu. roman denemeyebilir, bilmiyorum. her bölümde gruptaki başka bir elemanın gözünden anlatıyor olayları, arada 3. tekil şahsa bürünüp olaylara uzaktan bakarak da anlatıyor, bu da güzel bir enstantane katıyor kitaba. kitabı argo sevmeyenlere kesinlikle tavsiye etmiyorum. burası çok önemli. sonra kitaba 20 lira verdik, amcık, göt, orospu çocuğu, sik, çük kelimelerinden geçilmiyor diye isyan etmeyin. kitap hakikaten argo ve küfürlü bir üslupla ele alınmış ve çeviren avi pardo da bunlara gayet sadık kalmış. son zamanlarda zaten hangi kitabı görsem ya avi pardo, ya kamuran şipal ya da tahsin yücel çevirisi var. biri almanca, biri fransızca biri de ingilizce sanırım.
kitaptan, iskoçya hakkında da bir şeyler öğrenerek mezun oluyorsunuz. genel kültürdür bir yerde. anlaşılamayacak kadar iskoç kültürüne ait olan yerlerde çevirmenimiz dipnotlarla bizim cahilliğimizi gidermeye gayret göstermiş. onun dışında, kitapta kullanılan font da güzel ki benim çok dikkat ettiğim bir unsurdur kendileri.
yıllar önce stüdyo imge tarafından türkçe'ye kazandırılmış olup artık baskısı tükenmiş bulunan porno isimli kitabın da bu trainspotting'in devamı olduğu söyleniyor ve 1 hafta sonra kitapçılarda görebileceğimiz de söyleniyor.
özet geçmem gerekirse; son zamanlarda sıkı bir yeraltı kitabı arıyorsanız ve argo sizin için problem değilse birkaç saatte bitecek bir 350 sayfa sizleri bekler.
idefix'te yorum yapan amcalar gibi hissettim kendimi.
uyuşturucu konusunu en iyi işleyen filmlerden birisi, requiem for a dream'i ass to ass yüzünden seven yüzlercesine inat trainspotting ulan!
"eger yasadisi olsaydi damarlarimiza c vitamini de enjekte ederdik." cumlesi filme dair klas bi ipucu.
Eroin bağımlısı bir grup gencin hayatına ayrıntılı bir bakışı konu alan ve Irvine Welshin romanından Danny Boyle tarafından sinemaya uyarlanan film, Edinburghda geçiyor. Renton, yirmilerinde, küstah bir uyuşturucu müptelasıdır. Hiçbirşeyi umursamayan arkadaşları Tommy, Spud, Sick Boy ve Begbieyle birlikte yaşamlarını giderek yıkan olaylar yaşamaktadırlar. Başta Ewan McGregor olmak üzere oyuncularının başarısı ve bir o kadar uygun soundtrackiyle büyük ses getirmiş bir yapım.
özellikle iskoç aksanından dolayı izlerken çok keyif aldım, eğer izleyeceksiniz orjinal dilinde türkçe alt yazı izlemenizi öneririm. bu filmi requiem for a dream ile karşılaştıranlar var bana göre alakası yok iki filmde farklı pencerelerden yaklaşmış olaya.
--spoiler--
"Eroini biraz da illegal oldugu için içiyorduk. Kahrolası C vitamini illegal olsa onu içerdik."
--spoiler--
"Eroini biraz da illegal oldugu için içiyorduk. Kahrolası C vitamini illegal olsa onu içerdik."
-hayatınızda yaşadığınız en iyi orgazmınızı düşünün, onu binle çarpın, elde ettiğiniz zevk bunun yanından bile geçmeyecektir. işte uyuşturucu böyle bir şey! repliğiyle beni benden alan film. hazır requiem for a dream başlığı revaçtayken bir başka uyuşturucu eksenli film-kitap.
devamı çekilecek filmde renton'u plazma tv başında büyük bir emlak şirketi yöneticisi olarak görmediği beklediğim film.
kötüdür, acıdır, hayatınızı öpebildiği kadar seven yaşam tarzının filmidir.
(bkz: ders çıkartılan filmler)
(bkz: uçurulan hayatlar)
(bkz: kitabı olan filmler)
(bkz: filmi olan kitaplar)
(bkz: ders çıkartılan filmler)
(bkz: uçurulan hayatlar)
(bkz: kitabı olan filmler)
(bkz: filmi olan kitaplar)
insana uyuşturucunun kötü yanları gösteren ancak günümüzde uyuşturucu sempatisiyle dolu şekilci gençlerimiz tarafından farklı yorumlanan güzel bir filmdir.
varoş kesimlerde ki bağımlıların ' peynirci adam bu kadar yakışıklı mı olur lan ' dedirten kitap-film. irvine welsh'in de bir drug sevdalısı olması da ayrı bir ironidir.
ewan mcgregor' ın başrolünde oynadığı 1996 yapımı danny boyle filmidir. Irvine Welsh' in aynı adlı romandan uyarlanmıştır. filmde gençlerin uyuşturucuya neden yöneldiğini ele alınmıştır. Film ezik, yalan söyleyen, hırsızlık ve psikopatlık yapan bu uyuşturucu bağımlısı gençlerin gittikçe yaklaştıkları sonu ve aralarında bozulan ilişkileri anlatır.
bana requiem for a dream filmini hatırlatan, muhteşem bir film
kitabındaki herhangi bir sayfanın yarısı "amcık, orospu çocuğu, amına koyiyim" kelimelerinden oluşmaktadır.
filmi şahane ötesidir.
filmi şahane ötesidir.
edinburgh ve londra sehirlerinde cekimleri yapilmistir.
kitabı, fimi ve tiyatro oyununu izlediğim başyapıt. dünyanın en iyi şeyi bence..
requiem for a dream gibi mesajını ibret alın ibneler şeklinde vermeyen, 96 yapımı, eğlenceli filmdir. izlerken hiç sıkmaz.
izlerken insanı içine çeken, olayları birebir hissettiren, gerim gerim geren müthiş bir ilk saate sahip film. sonra olaylar londra'da devam etmeye başlayınca snatch tarzı eğlenceli bir filme dönüşüyor ve vermesi gereken mesajın çok uzağına gidiyor. ama yine de izlediğim en iyi filmlerdendir.
--spoiler--
filmin en iyi sahneleri mark'ın yatakta halüsinasyonlar gördüğü sahnelerdir kanımca*. öylesine karamsar, insanın kanını titreden, gerim gerim geren sahnelerden sonra birden bire filmin neşe pıtırcığına dönmesi, eğlenceli bi hale bürünmesi beni üzdü. keşke aynı tadda devam etseydi ve requiem for a dream gibi sonunda gözümüzden bir kaç damla yaş süzülseydi. ama öyle olmadı.
--spoiler--
--spoiler--
filmin en iyi sahneleri mark'ın yatakta halüsinasyonlar gördüğü sahnelerdir kanımca*. öylesine karamsar, insanın kanını titreden, gerim gerim geren sahnelerden sonra birden bire filmin neşe pıtırcığına dönmesi, eğlenceli bi hale bürünmesi beni üzdü. keşke aynı tadda devam etseydi ve requiem for a dream gibi sonunda gözümüzden bir kaç damla yaş süzülseydi. ama öyle olmadı.
--spoiler--
uyuşturucu bağımlısı olan, gününü gün eden ve topluma hiçbir yararı yokmuş gibi görünen gençlerin bile dünya sorunları hakkında afedersiniz ama eşşek gibi fikirleri olan filmdir trainspotting.
asi, sınır tanımaz, kendini çılgın sanan ergenlerin filmi.
Olm bir kaç sene sonra askerliği erteletmek için Açıköğretim sınavlarını kovalayacak adamlarsınız ne lan bu Amerikan Rock'n Roll tripleri?
Olm bir kaç sene sonra askerliği erteletmek için Açıköğretim sınavlarını kovalayacak adamlarsınız ne lan bu Amerikan Rock'n Roll tripleri?
oyunculukların ve konunun harika işlenmesi ile türünün açık ara en iyi filmidir.
--spoiler--
lou reed'in perfect day şarkısının girişiyle beni benden tam anlamıyla alan film.
--spoiler--
--spoiler--
lou reed'in perfect day şarkısının girişiyle beni benden tam anlamıyla alan film.
--spoiler--
''eroini biraz da illegal olduğu için içiyorduk. kahrolası c vitamini de illegal olsa onu da içerdik.''
93 dakika 39 saniye izldeğim filmden çıkarımlarım şu;
faketaxi ilk orada keşfedilmiş, izleyenler bilir, izlemek isteyende öğrenebiliir.
uyuşturuyu bırakan gencin/gençlerin hayatı anlatılıyor 1990 ların ingilteresinde.
bu filmi (bkz: kelly mcdonald)ın vesilesi ile izledim,
filmin bir sahnesinde filmin kahramanı bir iskoç olarak özeleştiri yapmakta, hoş bi yönüyle günümüzde yapılan iskoç bağımsızlık referandumuna 1996 dan gönderme yapılmıştır. bağımsızlığa en yakın oldukları an da ona bile cesaret dememiş bir millet. cesur yürek zamanının mitelojisi, zamanımızın fim karakterinden ibaret, haklı bir sitem en nihayetinde.
eroin çekilen ortam da bir bebek var ortalarda gezinen sevimli bir yumurcak. izleyin sonu çok hazi, annesinin ki de.
t.c dublajın da son nokta, "kerkenler bir gün kerkilmeye mahkumdur".
2014 ün türkiyesi, 1996 nın ingilteresimiş, onu tecrübe ettim bu film ile.
ha bi de şevket altuğ'a benzeyen bir tip var.
faketaxi ilk orada keşfedilmiş, izleyenler bilir, izlemek isteyende öğrenebiliir.
uyuşturuyu bırakan gencin/gençlerin hayatı anlatılıyor 1990 ların ingilteresinde.
bu filmi (bkz: kelly mcdonald)ın vesilesi ile izledim,
filmin bir sahnesinde filmin kahramanı bir iskoç olarak özeleştiri yapmakta, hoş bi yönüyle günümüzde yapılan iskoç bağımsızlık referandumuna 1996 dan gönderme yapılmıştır. bağımsızlığa en yakın oldukları an da ona bile cesaret dememiş bir millet. cesur yürek zamanının mitelojisi, zamanımızın fim karakterinden ibaret, haklı bir sitem en nihayetinde.
eroin çekilen ortam da bir bebek var ortalarda gezinen sevimli bir yumurcak. izleyin sonu çok hazi, annesinin ki de.
t.c dublajın da son nokta, "kerkenler bir gün kerkilmeye mahkumdur".
2014 ün türkiyesi, 1996 nın ingilteresimiş, onu tecrübe ettim bu film ile.
ha bi de şevket altuğ'a benzeyen bir tip var.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar