bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi25
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- ismet biraderin hala koşturmaya başlamaması3
- cin tarafından özel numaradan aranmak3
- sabahın köründe işe giden ezik6
- trump'ın iran açıklaması10
- sıvı sabunla ayakları yıkamak3
- göz kanlanması11
- napolyon vs atatürk5
- birbirine iyi gelmek4
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- true'nın iran açıklaması5
- halkın teveccühü3
- günaydın sözlük sakinleri4
- sarma6
- maun suresi4
- bu sabah yağmur var istanbul da3
- uyku bruksizmi2
- salat yağ2
- utangaç apocu aktrollerin uğramadığı başlıklar4
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları2
- apo'ya selam göndermeye devlet aklı diyen troll2
- uludede'nin cenaze eventi11
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş7
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı10
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması11
- hayata aniden giren ve yaralara iyi gelen kadın4
- artık benzin alırken fiyat tabelalarına bakmamak3
- özel uçak alacaklara tavsiyeler2
- iltica7
- yasin kol'un gözaltına alınması5
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak5
- kömbe7
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak5
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- sözlüğün en pick me girl yazarı2
- bugün doğum günü olan yazarlar4
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- tayyip i sevmeme nedenimiz2
- teknofest güneydoğu da üçüncü gün heyecanı2
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- yunan adalarına gitmek20
- fatma betül sayan kaya64
- dinci ahlaksızlığı19
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
can çekişen birinin son çırpınışıdır, karanlığı aydınlatmak için çakılan çakmaktan sadece kıvılcım çıkmasıdır, yıllar süren aşkın yorgunluğunu taşıyan kalbin tüm gücüyle son kez haykırmasıdır.
biz doğru değiliz dedin;
sen ve ben zaten hiç doğru olmadık ki. hiç normal olmadık ki. hangi normal sevgililikte bizim ilişkimizdekiler vardı? birimiz rakı öbürümüz suysa önce su kondu kadehe sonra rakı. bir bayan olmana rağmen benim açılamayacağımı anladığında sen bana açılmadın mı? evliliği de senin teklif etmen gerek diyordum hep. en başından farklı değil miydi bir şeyler? tersten yakılmış sigara gibiydik, biraz anlamsız ve biraz tatsız. ama içmeye çalıştık.
zevklerimiz aynı değil dedin;
sana balığı iyi yapamadığını bağırarak söylemiştim. tam pişmemiş demiştim kopasıca dilimle. kokusuna bile tahammül edemediğin balığa demiştim ben bu lafı. bana gülerek bakmıştın. burnunu tıkadığın mandalla, gözünden akan bir damla yaşla "diğer sefere daha güzel yaparım" demiştin. evet balık yapmayı bilmiyordun, ama bir ilişkinin nasıl yüreyeceğini bildiğin muhakkaktı. erkeğini elinde tutmayı bildiğin şüphe götürmezdi... senin bu hareketinden sonra varsın zevklerimiz farklı olsun ne farkederdi?
senin hayatta başarın yok dedin;
beni arkadaşlarınla tanıştırdığın o günü hatırlıyor musun? hepside kendi başarılarıyla övünürken yüzümde "ne diyor lan bunlar?" ifadesi ile sana bakmıştım. sende ortaya vendetta'nın da tavla turnuvasında 2. olmuşluğu var demiştin. hepsi de şaşırmıştı. o turnuvaya sadece 4 kişinin katıldığını söylememiştin hani... ben şimdi bunu hatırladıkça kahrolmam mı? bu şekilde kıvrak zekaya sahip biriyle ilişki yaşamış olmam başarı değil mi? seninle tartıştığımız bir gün gecenin 4'ünde elimde çiçeklerle gelmiştim. hep merak ederdin ya o çiçekleri o saatte nereden bulduğumu... mezarlıktan almıştım. ölmüş birinin anısına hakaret ederek, şimdi ölmüş olan ilişkimizi canlı tutmak için... o saatte çiçek bulmak başarı değil miydi mesela?
sadece mutlu olmak istiyorum dedin;
mutluyduk lan aşkım. mutluydum ben. mutluluğun nirvanasındaydım hatta. seni de öyle sandım. caramio ilk çıktığında mutlaka denemeliyiz demiştin ya... o basık, küf kokulu kafedeydik. 2 tane almıştık, ikisinide ben yemiştim gizlice. bana dudaklarını büzüp oturduğunda sinirlenip wc'ye gitmiştim. geldiğimde bana su söylemiştin... su içeceğimi biliyordun. mutlu etmeyi biliyordun. ha ben caramionun birini sana vermem gerektiğini bilmiyordum, ama öğreniyordum be aşkım. öğretiyordun bana paylaşmayı...
şimdi, bir anlamı varsa eğer, evlilik teklifini ben yapacaktım. nasıl teklif edeceğimi bile düşünmüştüm.
bir daha ki sefere balığı daha iyi yapacaktın hani? o bir daha ki sefer ne zaman gelecek? valla önüme çiğ bile koysan eline sağlık diyeceğim aşkım.
hayatta bir başarı elde ettiğimi görmedin. tavla turnuvasında dün birinci oldum. (2 kişi katılmış olsa da, birincilik başarı değil midir aşkım?) hem artık çiçek de alıyorum. şimdilik mezarlıkta tanımadığım kişilerin kabrine de koysam alıyorum...
artık marketten caramio alırken 3-5 tane alıyorum. önüme çıkan ilk çocuklara dağıtıyorum. paylaşmayı da öğrendim.
hep sen söyledin ben sustum. en sonunda arkandan seslendim:
"lütfen gitme" dedim;
cevap vermedin... sadece gülümsedin... gözden akan bir damla yaşla birleşen "hoşçakal" olmamalıydı bu aşkın sonu...
şimdi rakının yanında balık istemiyorum artık. tavla da oynamıyorum. markette çikolata bölümüne uğramıyorum. ayaklarım içki bölümüne odaklanmış durumda zaten. ah evlilik teklifi mi? senden başka kimseye edemeyeceğimi anladım. anladım aşkım. geçte olsa anladım. artık bir faydası olmasa da anladım...
biz doğru değiliz dedin;
sen ve ben zaten hiç doğru olmadık ki. hiç normal olmadık ki. hangi normal sevgililikte bizim ilişkimizdekiler vardı? birimiz rakı öbürümüz suysa önce su kondu kadehe sonra rakı. bir bayan olmana rağmen benim açılamayacağımı anladığında sen bana açılmadın mı? evliliği de senin teklif etmen gerek diyordum hep. en başından farklı değil miydi bir şeyler? tersten yakılmış sigara gibiydik, biraz anlamsız ve biraz tatsız. ama içmeye çalıştık.
zevklerimiz aynı değil dedin;
sana balığı iyi yapamadığını bağırarak söylemiştim. tam pişmemiş demiştim kopasıca dilimle. kokusuna bile tahammül edemediğin balığa demiştim ben bu lafı. bana gülerek bakmıştın. burnunu tıkadığın mandalla, gözünden akan bir damla yaşla "diğer sefere daha güzel yaparım" demiştin. evet balık yapmayı bilmiyordun, ama bir ilişkinin nasıl yüreyeceğini bildiğin muhakkaktı. erkeğini elinde tutmayı bildiğin şüphe götürmezdi... senin bu hareketinden sonra varsın zevklerimiz farklı olsun ne farkederdi?
senin hayatta başarın yok dedin;
beni arkadaşlarınla tanıştırdığın o günü hatırlıyor musun? hepside kendi başarılarıyla övünürken yüzümde "ne diyor lan bunlar?" ifadesi ile sana bakmıştım. sende ortaya vendetta'nın da tavla turnuvasında 2. olmuşluğu var demiştin. hepsi de şaşırmıştı. o turnuvaya sadece 4 kişinin katıldığını söylememiştin hani... ben şimdi bunu hatırladıkça kahrolmam mı? bu şekilde kıvrak zekaya sahip biriyle ilişki yaşamış olmam başarı değil mi? seninle tartıştığımız bir gün gecenin 4'ünde elimde çiçeklerle gelmiştim. hep merak ederdin ya o çiçekleri o saatte nereden bulduğumu... mezarlıktan almıştım. ölmüş birinin anısına hakaret ederek, şimdi ölmüş olan ilişkimizi canlı tutmak için... o saatte çiçek bulmak başarı değil miydi mesela?
sadece mutlu olmak istiyorum dedin;
mutluyduk lan aşkım. mutluydum ben. mutluluğun nirvanasındaydım hatta. seni de öyle sandım. caramio ilk çıktığında mutlaka denemeliyiz demiştin ya... o basık, küf kokulu kafedeydik. 2 tane almıştık, ikisinide ben yemiştim gizlice. bana dudaklarını büzüp oturduğunda sinirlenip wc'ye gitmiştim. geldiğimde bana su söylemiştin... su içeceğimi biliyordun. mutlu etmeyi biliyordun. ha ben caramionun birini sana vermem gerektiğini bilmiyordum, ama öğreniyordum be aşkım. öğretiyordun bana paylaşmayı...
şimdi, bir anlamı varsa eğer, evlilik teklifini ben yapacaktım. nasıl teklif edeceğimi bile düşünmüştüm.
bir daha ki sefere balığı daha iyi yapacaktın hani? o bir daha ki sefer ne zaman gelecek? valla önüme çiğ bile koysan eline sağlık diyeceğim aşkım.
hayatta bir başarı elde ettiğimi görmedin. tavla turnuvasında dün birinci oldum. (2 kişi katılmış olsa da, birincilik başarı değil midir aşkım?) hem artık çiçek de alıyorum. şimdilik mezarlıkta tanımadığım kişilerin kabrine de koysam alıyorum...
artık marketten caramio alırken 3-5 tane alıyorum. önüme çıkan ilk çocuklara dağıtıyorum. paylaşmayı da öğrendim.
hep sen söyledin ben sustum. en sonunda arkandan seslendim:
"lütfen gitme" dedim;
cevap vermedin... sadece gülümsedin... gözden akan bir damla yaşla birleşen "hoşçakal" olmamalıydı bu aşkın sonu...
şimdi rakının yanında balık istemiyorum artık. tavla da oynamıyorum. markette çikolata bölümüne uğramıyorum. ayaklarım içki bölümüne odaklanmış durumda zaten. ah evlilik teklifi mi? senden başka kimseye edemeyeceğimi anladım. anladım aşkım. geçte olsa anladım. artık bir faydası olmasa da anladım...
zordur. her durumda zordur.
gideceğini bile bile gitme demek yürek ister dediysen ve gittiyse sen elinden geleni yapmışsın çocuk.
son umuttur.sevgilinin vicdanına kalmıştır.
zordur. o gururu alıp göte sokmak. çok zordur.
Bildigin cevabi duyacaksindir.
Gidene gule gule demek gerekir.
gidene kelepçe vurulamaz.
h.yener pek sevmem ama bu sefer doğru demiş.
h.yener pek sevmem ama bu sefer doğru demiş.
Aglatmayin gece gece insani..
Gidecekse işe yaramayandır.
ikinci kez gel ağzıma sıc durumudur.
Basbayağı gurursuzluktur.
Bırakın nereye giderse gitsin. Kaldırmayın şu insanların totosunu.
Bırakın nereye giderse gitsin. Kaldırmayın şu insanların totosunu.
günler ne kadar uzarsa uzasın güneş bir saatte mutlaka batacaktır.
sevgili zaten gitmeyi aklına koymuştur ve gidecektir. buna engel olamazsınız. bu present perfect tense. geçmişte gerçekleşen aha şu anda da devam edendir. onun aklındaki gitme fikri eskiye dayanır, siz yeni öğrenirsiniz. size dönüşü de simple past tense ve bir sürü alkoldür. gitmiştir.
sevgili zaten gitmeyi aklına koymuştur ve gidecektir. buna engel olamazsınız. bu present perfect tense. geçmişte gerçekleşen aha şu anda da devam edendir. onun aklındaki gitme fikri eskiye dayanır, siz yeni öğrenirsiniz. size dönüşü de simple past tense ve bir sürü alkoldür. gitmiştir.
Giderse sizin degildir.
Gözlerini kapıya çevirmişse gitsindir zaten.
sevgilinin, eski sevgili olmasını istememe durumudur.
anlık sedatif etkileri vardır. oluşan bu mutluluğu ömrü oldukça kısa sürelidir ve tatsızdır.
bırakınız gitsinler efenim. zaten er gec tekrar gidecektir. boşuna acı çekme süresini uzatmamak gerekir.
anlık sedatif etkileri vardır. oluşan bu mutluluğu ömrü oldukça kısa sürelidir ve tatsızdır.
bırakınız gitsinler efenim. zaten er gec tekrar gidecektir. boşuna acı çekme süresini uzatmamak gerekir.
gece gece gözlerimin dolmasına sebep olan bir anıdır.
Yalnızca gidişini hızlandırır.
bir dene , belki kalır.
bırakın gideceğim diyen birine tek kelime edin sadece :kalk siktir git. bırakın o soğuk duş etkisini o hissetsin siktir git deyin eğer dışarılarda bir yerlerde de oturuyorsanız. kalk hiç durma diye arkasına ekleyin içmiyorsanız bile yan masalardan birinden sigara isteyin için orada ona değer kırılmış bir kalbiniz olabilir ama gururunuzu kırmayın. bırakın siktir olup gitsin ve bu gidişi bir daha hiç unutmasın. geri dönecek olursa da köpek gibi yalvarsın. siktir olup gitsin neden bile sormayın.
ezikliktir. gidiyorsa siktirsin gitsin. gitme diyince daha çok gidiyorlar zaten. en güzeli siktir git demek.
Yapılmaması gerekendir. 'gitme' sözünü duymak için giden anguslar bile var. Hiç şeyinizde olmasın. Gidiyorsa 'sebebi vardır' sanmayın. 'Mazeret' i vardır. Siktirsin gitsin. Gittiği yoldan dönmesin, yollu olsun, kalsın. Vay arkadaş nerden gördüm bu konuyu.
(bkz: mazeret)
(bkz: mazeret)
bunu yapmayı düşünen varsa acil uzaklaşsın. yaptıktan sonra %80 ihtimalle pişman olucak. hoş, ben o pişman olanlardan değildim insan seviyosa herşeyi yapmalı ama karşı tarafın durumuna düşünce anlaşılıyo herşey. sen nasıl ki sevmediğin birini hayatında daha fazla bi artık olarak bırakmak istemiyosan o da sana aynı muameleyi yapıyo, enkaz gibi ortada bırakarak. kendimle çelişki halindeyim sözlük, hangi taraftan bakarsam bakayım iki taraf da hem haklı hem haksız geliyor. sanırım deliriyorum. bunu mantığına oturtan varsa bi aydınlatsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar