bugün
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- sarı poşet kudurtması10
- türkiye de muhalefet var mı8
- siyaset üstü yazarlar9
- manisada okul saldırısı17
- true nickli yazar11
- pkk lılar ermeni dölüdür deyince hırttıran hırt9
- sözlükte herkesin kavga edecek bir şey bulması4
- kendinden bile sakladığın şey3
- mel mel abi dün neden bira içmeye gelmedin6
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri9
- sözlüğümde siyaset istemiyorum kampanyası8
- hepinizi çok seviyorum lan gelin sarılıcam5
- kastamonu5
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı14
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması2
- ingilizce bilmeyen birine fuck'u demek4
- türkiye bir kedi cumhuriyetine nasıl dönüştü8
- mel mel bakan gibson'ın tatlı dili7
- asansörde susma zorunluluğu2
- berbere gidince söylenenler4
- kış geliyor2
- yapay zekaya entry yazdırmak7
- tas kafa traşlı hırt sorunu8
- erkeklerin artık kadınların peşinden koşmaması7
- iş çıkışı birası4
- sarı torbadan rahatsız olan kürt7
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek5
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra8
- 22 eylül 2026 mini kış provası2
- marion cotillard2
- türkçüler ve kürtçüleri barıştırmak2
- habire1223
- atlet giymeyen insan6
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- sözlükteki teroristler5
- z kuşağı7
- kira fiyatları2
- gocu bak bi7
- derin düşüncelere dalmış görünen insan2
- seri gizli artı oy veren melek4
- her şeye neden diye sorma alışkanlığı4
- alkolün beyne verdiği zararlar2
- uzay masalı2
- meloş samundari khazana curry yemeye gelmedin2
- türkler ile moğollar kardeştir18
- çıplakken buzdolabının kapağını açmak4
- evliliği ayakta tutan güçler6
- çok sıkıcısınız amk2
can çekişen birinin son çırpınışıdır, karanlığı aydınlatmak için çakılan çakmaktan sadece kıvılcım çıkmasıdır, yıllar süren aşkın yorgunluğunu taşıyan kalbin tüm gücüyle son kez haykırmasıdır.
biz doğru değiliz dedin;
sen ve ben zaten hiç doğru olmadık ki. hiç normal olmadık ki. hangi normal sevgililikte bizim ilişkimizdekiler vardı? birimiz rakı öbürümüz suysa önce su kondu kadehe sonra rakı. bir bayan olmana rağmen benim açılamayacağımı anladığında sen bana açılmadın mı? evliliği de senin teklif etmen gerek diyordum hep. en başından farklı değil miydi bir şeyler? tersten yakılmış sigara gibiydik, biraz anlamsız ve biraz tatsız. ama içmeye çalıştık.
zevklerimiz aynı değil dedin;
sana balığı iyi yapamadığını bağırarak söylemiştim. tam pişmemiş demiştim kopasıca dilimle. kokusuna bile tahammül edemediğin balığa demiştim ben bu lafı. bana gülerek bakmıştın. burnunu tıkadığın mandalla, gözünden akan bir damla yaşla "diğer sefere daha güzel yaparım" demiştin. evet balık yapmayı bilmiyordun, ama bir ilişkinin nasıl yüreyeceğini bildiğin muhakkaktı. erkeğini elinde tutmayı bildiğin şüphe götürmezdi... senin bu hareketinden sonra varsın zevklerimiz farklı olsun ne farkederdi?
senin hayatta başarın yok dedin;
beni arkadaşlarınla tanıştırdığın o günü hatırlıyor musun? hepside kendi başarılarıyla övünürken yüzümde "ne diyor lan bunlar?" ifadesi ile sana bakmıştım. sende ortaya vendetta'nın da tavla turnuvasında 2. olmuşluğu var demiştin. hepsi de şaşırmıştı. o turnuvaya sadece 4 kişinin katıldığını söylememiştin hani... ben şimdi bunu hatırladıkça kahrolmam mı? bu şekilde kıvrak zekaya sahip biriyle ilişki yaşamış olmam başarı değil mi? seninle tartıştığımız bir gün gecenin 4'ünde elimde çiçeklerle gelmiştim. hep merak ederdin ya o çiçekleri o saatte nereden bulduğumu... mezarlıktan almıştım. ölmüş birinin anısına hakaret ederek, şimdi ölmüş olan ilişkimizi canlı tutmak için... o saatte çiçek bulmak başarı değil miydi mesela?
sadece mutlu olmak istiyorum dedin;
mutluyduk lan aşkım. mutluydum ben. mutluluğun nirvanasındaydım hatta. seni de öyle sandım. caramio ilk çıktığında mutlaka denemeliyiz demiştin ya... o basık, küf kokulu kafedeydik. 2 tane almıştık, ikisinide ben yemiştim gizlice. bana dudaklarını büzüp oturduğunda sinirlenip wc'ye gitmiştim. geldiğimde bana su söylemiştin... su içeceğimi biliyordun. mutlu etmeyi biliyordun. ha ben caramionun birini sana vermem gerektiğini bilmiyordum, ama öğreniyordum be aşkım. öğretiyordun bana paylaşmayı...
şimdi, bir anlamı varsa eğer, evlilik teklifini ben yapacaktım. nasıl teklif edeceğimi bile düşünmüştüm.
bir daha ki sefere balığı daha iyi yapacaktın hani? o bir daha ki sefer ne zaman gelecek? valla önüme çiğ bile koysan eline sağlık diyeceğim aşkım.
hayatta bir başarı elde ettiğimi görmedin. tavla turnuvasında dün birinci oldum. (2 kişi katılmış olsa da, birincilik başarı değil midir aşkım?) hem artık çiçek de alıyorum. şimdilik mezarlıkta tanımadığım kişilerin kabrine de koysam alıyorum...
artık marketten caramio alırken 3-5 tane alıyorum. önüme çıkan ilk çocuklara dağıtıyorum. paylaşmayı da öğrendim.
hep sen söyledin ben sustum. en sonunda arkandan seslendim:
"lütfen gitme" dedim;
cevap vermedin... sadece gülümsedin... gözden akan bir damla yaşla birleşen "hoşçakal" olmamalıydı bu aşkın sonu...
şimdi rakının yanında balık istemiyorum artık. tavla da oynamıyorum. markette çikolata bölümüne uğramıyorum. ayaklarım içki bölümüne odaklanmış durumda zaten. ah evlilik teklifi mi? senden başka kimseye edemeyeceğimi anladım. anladım aşkım. geçte olsa anladım. artık bir faydası olmasa da anladım...
biz doğru değiliz dedin;
sen ve ben zaten hiç doğru olmadık ki. hiç normal olmadık ki. hangi normal sevgililikte bizim ilişkimizdekiler vardı? birimiz rakı öbürümüz suysa önce su kondu kadehe sonra rakı. bir bayan olmana rağmen benim açılamayacağımı anladığında sen bana açılmadın mı? evliliği de senin teklif etmen gerek diyordum hep. en başından farklı değil miydi bir şeyler? tersten yakılmış sigara gibiydik, biraz anlamsız ve biraz tatsız. ama içmeye çalıştık.
zevklerimiz aynı değil dedin;
sana balığı iyi yapamadığını bağırarak söylemiştim. tam pişmemiş demiştim kopasıca dilimle. kokusuna bile tahammül edemediğin balığa demiştim ben bu lafı. bana gülerek bakmıştın. burnunu tıkadığın mandalla, gözünden akan bir damla yaşla "diğer sefere daha güzel yaparım" demiştin. evet balık yapmayı bilmiyordun, ama bir ilişkinin nasıl yüreyeceğini bildiğin muhakkaktı. erkeğini elinde tutmayı bildiğin şüphe götürmezdi... senin bu hareketinden sonra varsın zevklerimiz farklı olsun ne farkederdi?
senin hayatta başarın yok dedin;
beni arkadaşlarınla tanıştırdığın o günü hatırlıyor musun? hepside kendi başarılarıyla övünürken yüzümde "ne diyor lan bunlar?" ifadesi ile sana bakmıştım. sende ortaya vendetta'nın da tavla turnuvasında 2. olmuşluğu var demiştin. hepsi de şaşırmıştı. o turnuvaya sadece 4 kişinin katıldığını söylememiştin hani... ben şimdi bunu hatırladıkça kahrolmam mı? bu şekilde kıvrak zekaya sahip biriyle ilişki yaşamış olmam başarı değil mi? seninle tartıştığımız bir gün gecenin 4'ünde elimde çiçeklerle gelmiştim. hep merak ederdin ya o çiçekleri o saatte nereden bulduğumu... mezarlıktan almıştım. ölmüş birinin anısına hakaret ederek, şimdi ölmüş olan ilişkimizi canlı tutmak için... o saatte çiçek bulmak başarı değil miydi mesela?
sadece mutlu olmak istiyorum dedin;
mutluyduk lan aşkım. mutluydum ben. mutluluğun nirvanasındaydım hatta. seni de öyle sandım. caramio ilk çıktığında mutlaka denemeliyiz demiştin ya... o basık, küf kokulu kafedeydik. 2 tane almıştık, ikisinide ben yemiştim gizlice. bana dudaklarını büzüp oturduğunda sinirlenip wc'ye gitmiştim. geldiğimde bana su söylemiştin... su içeceğimi biliyordun. mutlu etmeyi biliyordun. ha ben caramionun birini sana vermem gerektiğini bilmiyordum, ama öğreniyordum be aşkım. öğretiyordun bana paylaşmayı...
şimdi, bir anlamı varsa eğer, evlilik teklifini ben yapacaktım. nasıl teklif edeceğimi bile düşünmüştüm.
bir daha ki sefere balığı daha iyi yapacaktın hani? o bir daha ki sefer ne zaman gelecek? valla önüme çiğ bile koysan eline sağlık diyeceğim aşkım.
hayatta bir başarı elde ettiğimi görmedin. tavla turnuvasında dün birinci oldum. (2 kişi katılmış olsa da, birincilik başarı değil midir aşkım?) hem artık çiçek de alıyorum. şimdilik mezarlıkta tanımadığım kişilerin kabrine de koysam alıyorum...
artık marketten caramio alırken 3-5 tane alıyorum. önüme çıkan ilk çocuklara dağıtıyorum. paylaşmayı da öğrendim.
hep sen söyledin ben sustum. en sonunda arkandan seslendim:
"lütfen gitme" dedim;
cevap vermedin... sadece gülümsedin... gözden akan bir damla yaşla birleşen "hoşçakal" olmamalıydı bu aşkın sonu...
şimdi rakının yanında balık istemiyorum artık. tavla da oynamıyorum. markette çikolata bölümüne uğramıyorum. ayaklarım içki bölümüne odaklanmış durumda zaten. ah evlilik teklifi mi? senden başka kimseye edemeyeceğimi anladım. anladım aşkım. geçte olsa anladım. artık bir faydası olmasa da anladım...
zordur. her durumda zordur.
gideceğini bile bile gitme demek yürek ister dediysen ve gittiyse sen elinden geleni yapmışsın çocuk.
son umuttur.sevgilinin vicdanına kalmıştır.
zordur. o gururu alıp göte sokmak. çok zordur.
Bildigin cevabi duyacaksindir.
Gidene gule gule demek gerekir.
gidene kelepçe vurulamaz.
h.yener pek sevmem ama bu sefer doğru demiş.
h.yener pek sevmem ama bu sefer doğru demiş.
Aglatmayin gece gece insani..
Gidecekse işe yaramayandır.
ikinci kez gel ağzıma sıc durumudur.
Basbayağı gurursuzluktur.
Bırakın nereye giderse gitsin. Kaldırmayın şu insanların totosunu.
Bırakın nereye giderse gitsin. Kaldırmayın şu insanların totosunu.
günler ne kadar uzarsa uzasın güneş bir saatte mutlaka batacaktır.
sevgili zaten gitmeyi aklına koymuştur ve gidecektir. buna engel olamazsınız. bu present perfect tense. geçmişte gerçekleşen aha şu anda da devam edendir. onun aklındaki gitme fikri eskiye dayanır, siz yeni öğrenirsiniz. size dönüşü de simple past tense ve bir sürü alkoldür. gitmiştir.
sevgili zaten gitmeyi aklına koymuştur ve gidecektir. buna engel olamazsınız. bu present perfect tense. geçmişte gerçekleşen aha şu anda da devam edendir. onun aklındaki gitme fikri eskiye dayanır, siz yeni öğrenirsiniz. size dönüşü de simple past tense ve bir sürü alkoldür. gitmiştir.
Giderse sizin degildir.
Gözlerini kapıya çevirmişse gitsindir zaten.
sevgilinin, eski sevgili olmasını istememe durumudur.
anlık sedatif etkileri vardır. oluşan bu mutluluğu ömrü oldukça kısa sürelidir ve tatsızdır.
bırakınız gitsinler efenim. zaten er gec tekrar gidecektir. boşuna acı çekme süresini uzatmamak gerekir.
anlık sedatif etkileri vardır. oluşan bu mutluluğu ömrü oldukça kısa sürelidir ve tatsızdır.
bırakınız gitsinler efenim. zaten er gec tekrar gidecektir. boşuna acı çekme süresini uzatmamak gerekir.
gece gece gözlerimin dolmasına sebep olan bir anıdır.
Yalnızca gidişini hızlandırır.
bir dene , belki kalır.
bırakın gideceğim diyen birine tek kelime edin sadece :kalk siktir git. bırakın o soğuk duş etkisini o hissetsin siktir git deyin eğer dışarılarda bir yerlerde de oturuyorsanız. kalk hiç durma diye arkasına ekleyin içmiyorsanız bile yan masalardan birinden sigara isteyin için orada ona değer kırılmış bir kalbiniz olabilir ama gururunuzu kırmayın. bırakın siktir olup gitsin ve bu gidişi bir daha hiç unutmasın. geri dönecek olursa da köpek gibi yalvarsın. siktir olup gitsin neden bile sormayın.
ezikliktir. gidiyorsa siktirsin gitsin. gitme diyince daha çok gidiyorlar zaten. en güzeli siktir git demek.
Yapılmaması gerekendir. 'gitme' sözünü duymak için giden anguslar bile var. Hiç şeyinizde olmasın. Gidiyorsa 'sebebi vardır' sanmayın. 'Mazeret' i vardır. Siktirsin gitsin. Gittiği yoldan dönmesin, yollu olsun, kalsın. Vay arkadaş nerden gördüm bu konuyu.
(bkz: mazeret)
(bkz: mazeret)
bunu yapmayı düşünen varsa acil uzaklaşsın. yaptıktan sonra %80 ihtimalle pişman olucak. hoş, ben o pişman olanlardan değildim insan seviyosa herşeyi yapmalı ama karşı tarafın durumuna düşünce anlaşılıyo herşey. sen nasıl ki sevmediğin birini hayatında daha fazla bi artık olarak bırakmak istemiyosan o da sana aynı muameleyi yapıyo, enkaz gibi ortada bırakarak. kendimle çelişki halindeyim sözlük, hangi taraftan bakarsam bakayım iki taraf da hem haklı hem haksız geliyor. sanırım deliriyorum. bunu mantığına oturtan varsa bi aydınlatsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar