bugün
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları7
- türklerin ileri olduğu konular20
- bir kadının en güzel bölgesi8
- vantilatörü kendine çevirmek6
- dünyanın en güzel tatlısı8
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- caner taslaman6
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler4
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı4
- bülent ersoyun lolita estetiği4
- kadının en güzel yerinin ayak ve bacak olması4
- çırçıplak yatmak3
- dinsize inanır mısın17
- gülümse diye darlayan fotoğrafçı3
- salak yazarlar7
- misafir çocuğunun arkasından edilen küfürler4
- çerkez ethem3
- gece gece uzun entry giren yazar2
- seksen sekiz kilo sözlük kızı3
- kültür seviyesi yüksek esprilerin havada kalması2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- yazarların kendileri hakkındaki gereksiz bilgiler3
- içinin çirkinliği yüzüne yansımış insan2
- tüm yazarların ısrarla format dışı entry girmesi4
- birinci inönü muharebesi4
- haluk levent'in sürekli deri yelekle dolaşması3
- ya olm mal mısınız3
- sevgilinin sen eski bir şarkısın demesi2
- en sevdiği film pulp fiction olan erkek4
- fransa milli futbol takımı3
- şu anda çalan şarkı4
- pandela5
- hiçbir yere ait olmama duygusu4
- uykum geldi ama uyumak istemiyorum3
- sözlüğün çocuk parkına dönmesi5
- şu an okunan kitap4
- kuran da neden namaz yok8
- tiramisu yiyen kız2
- imdb de 10 tam puana sahip olması gereken tek film4
- atatürk5
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- uzungöl'ün son hali3
- back to black2
- gocu30
- netanyahu'dan arjantin'e destek2
- pandela gelmiş6
- anın görüntüsü16
can çekişen birinin son çırpınışıdır, karanlığı aydınlatmak için çakılan çakmaktan sadece kıvılcım çıkmasıdır, yıllar süren aşkın yorgunluğunu taşıyan kalbin tüm gücüyle son kez haykırmasıdır.
biz doğru değiliz dedin;
sen ve ben zaten hiç doğru olmadık ki. hiç normal olmadık ki. hangi normal sevgililikte bizim ilişkimizdekiler vardı? birimiz rakı öbürümüz suysa önce su kondu kadehe sonra rakı. bir bayan olmana rağmen benim açılamayacağımı anladığında sen bana açılmadın mı? evliliği de senin teklif etmen gerek diyordum hep. en başından farklı değil miydi bir şeyler? tersten yakılmış sigara gibiydik, biraz anlamsız ve biraz tatsız. ama içmeye çalıştık.
zevklerimiz aynı değil dedin;
sana balığı iyi yapamadığını bağırarak söylemiştim. tam pişmemiş demiştim kopasıca dilimle. kokusuna bile tahammül edemediğin balığa demiştim ben bu lafı. bana gülerek bakmıştın. burnunu tıkadığın mandalla, gözünden akan bir damla yaşla "diğer sefere daha güzel yaparım" demiştin. evet balık yapmayı bilmiyordun, ama bir ilişkinin nasıl yüreyeceğini bildiğin muhakkaktı. erkeğini elinde tutmayı bildiğin şüphe götürmezdi... senin bu hareketinden sonra varsın zevklerimiz farklı olsun ne farkederdi?
senin hayatta başarın yok dedin;
beni arkadaşlarınla tanıştırdığın o günü hatırlıyor musun? hepside kendi başarılarıyla övünürken yüzümde "ne diyor lan bunlar?" ifadesi ile sana bakmıştım. sende ortaya vendetta'nın da tavla turnuvasında 2. olmuşluğu var demiştin. hepsi de şaşırmıştı. o turnuvaya sadece 4 kişinin katıldığını söylememiştin hani... ben şimdi bunu hatırladıkça kahrolmam mı? bu şekilde kıvrak zekaya sahip biriyle ilişki yaşamış olmam başarı değil mi? seninle tartıştığımız bir gün gecenin 4'ünde elimde çiçeklerle gelmiştim. hep merak ederdin ya o çiçekleri o saatte nereden bulduğumu... mezarlıktan almıştım. ölmüş birinin anısına hakaret ederek, şimdi ölmüş olan ilişkimizi canlı tutmak için... o saatte çiçek bulmak başarı değil miydi mesela?
sadece mutlu olmak istiyorum dedin;
mutluyduk lan aşkım. mutluydum ben. mutluluğun nirvanasındaydım hatta. seni de öyle sandım. caramio ilk çıktığında mutlaka denemeliyiz demiştin ya... o basık, küf kokulu kafedeydik. 2 tane almıştık, ikisinide ben yemiştim gizlice. bana dudaklarını büzüp oturduğunda sinirlenip wc'ye gitmiştim. geldiğimde bana su söylemiştin... su içeceğimi biliyordun. mutlu etmeyi biliyordun. ha ben caramionun birini sana vermem gerektiğini bilmiyordum, ama öğreniyordum be aşkım. öğretiyordun bana paylaşmayı...
şimdi, bir anlamı varsa eğer, evlilik teklifini ben yapacaktım. nasıl teklif edeceğimi bile düşünmüştüm.
bir daha ki sefere balığı daha iyi yapacaktın hani? o bir daha ki sefer ne zaman gelecek? valla önüme çiğ bile koysan eline sağlık diyeceğim aşkım.
hayatta bir başarı elde ettiğimi görmedin. tavla turnuvasında dün birinci oldum. (2 kişi katılmış olsa da, birincilik başarı değil midir aşkım?) hem artık çiçek de alıyorum. şimdilik mezarlıkta tanımadığım kişilerin kabrine de koysam alıyorum...
artık marketten caramio alırken 3-5 tane alıyorum. önüme çıkan ilk çocuklara dağıtıyorum. paylaşmayı da öğrendim.
hep sen söyledin ben sustum. en sonunda arkandan seslendim:
"lütfen gitme" dedim;
cevap vermedin... sadece gülümsedin... gözden akan bir damla yaşla birleşen "hoşçakal" olmamalıydı bu aşkın sonu...
şimdi rakının yanında balık istemiyorum artık. tavla da oynamıyorum. markette çikolata bölümüne uğramıyorum. ayaklarım içki bölümüne odaklanmış durumda zaten. ah evlilik teklifi mi? senden başka kimseye edemeyeceğimi anladım. anladım aşkım. geçte olsa anladım. artık bir faydası olmasa da anladım...
biz doğru değiliz dedin;
sen ve ben zaten hiç doğru olmadık ki. hiç normal olmadık ki. hangi normal sevgililikte bizim ilişkimizdekiler vardı? birimiz rakı öbürümüz suysa önce su kondu kadehe sonra rakı. bir bayan olmana rağmen benim açılamayacağımı anladığında sen bana açılmadın mı? evliliği de senin teklif etmen gerek diyordum hep. en başından farklı değil miydi bir şeyler? tersten yakılmış sigara gibiydik, biraz anlamsız ve biraz tatsız. ama içmeye çalıştık.
zevklerimiz aynı değil dedin;
sana balığı iyi yapamadığını bağırarak söylemiştim. tam pişmemiş demiştim kopasıca dilimle. kokusuna bile tahammül edemediğin balığa demiştim ben bu lafı. bana gülerek bakmıştın. burnunu tıkadığın mandalla, gözünden akan bir damla yaşla "diğer sefere daha güzel yaparım" demiştin. evet balık yapmayı bilmiyordun, ama bir ilişkinin nasıl yüreyeceğini bildiğin muhakkaktı. erkeğini elinde tutmayı bildiğin şüphe götürmezdi... senin bu hareketinden sonra varsın zevklerimiz farklı olsun ne farkederdi?
senin hayatta başarın yok dedin;
beni arkadaşlarınla tanıştırdığın o günü hatırlıyor musun? hepside kendi başarılarıyla övünürken yüzümde "ne diyor lan bunlar?" ifadesi ile sana bakmıştım. sende ortaya vendetta'nın da tavla turnuvasında 2. olmuşluğu var demiştin. hepsi de şaşırmıştı. o turnuvaya sadece 4 kişinin katıldığını söylememiştin hani... ben şimdi bunu hatırladıkça kahrolmam mı? bu şekilde kıvrak zekaya sahip biriyle ilişki yaşamış olmam başarı değil mi? seninle tartıştığımız bir gün gecenin 4'ünde elimde çiçeklerle gelmiştim. hep merak ederdin ya o çiçekleri o saatte nereden bulduğumu... mezarlıktan almıştım. ölmüş birinin anısına hakaret ederek, şimdi ölmüş olan ilişkimizi canlı tutmak için... o saatte çiçek bulmak başarı değil miydi mesela?
sadece mutlu olmak istiyorum dedin;
mutluyduk lan aşkım. mutluydum ben. mutluluğun nirvanasındaydım hatta. seni de öyle sandım. caramio ilk çıktığında mutlaka denemeliyiz demiştin ya... o basık, küf kokulu kafedeydik. 2 tane almıştık, ikisinide ben yemiştim gizlice. bana dudaklarını büzüp oturduğunda sinirlenip wc'ye gitmiştim. geldiğimde bana su söylemiştin... su içeceğimi biliyordun. mutlu etmeyi biliyordun. ha ben caramionun birini sana vermem gerektiğini bilmiyordum, ama öğreniyordum be aşkım. öğretiyordun bana paylaşmayı...
şimdi, bir anlamı varsa eğer, evlilik teklifini ben yapacaktım. nasıl teklif edeceğimi bile düşünmüştüm.
bir daha ki sefere balığı daha iyi yapacaktın hani? o bir daha ki sefer ne zaman gelecek? valla önüme çiğ bile koysan eline sağlık diyeceğim aşkım.
hayatta bir başarı elde ettiğimi görmedin. tavla turnuvasında dün birinci oldum. (2 kişi katılmış olsa da, birincilik başarı değil midir aşkım?) hem artık çiçek de alıyorum. şimdilik mezarlıkta tanımadığım kişilerin kabrine de koysam alıyorum...
artık marketten caramio alırken 3-5 tane alıyorum. önüme çıkan ilk çocuklara dağıtıyorum. paylaşmayı da öğrendim.
hep sen söyledin ben sustum. en sonunda arkandan seslendim:
"lütfen gitme" dedim;
cevap vermedin... sadece gülümsedin... gözden akan bir damla yaşla birleşen "hoşçakal" olmamalıydı bu aşkın sonu...
şimdi rakının yanında balık istemiyorum artık. tavla da oynamıyorum. markette çikolata bölümüne uğramıyorum. ayaklarım içki bölümüne odaklanmış durumda zaten. ah evlilik teklifi mi? senden başka kimseye edemeyeceğimi anladım. anladım aşkım. geçte olsa anladım. artık bir faydası olmasa da anladım...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar