bugün
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi28
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası7
- nervio'nun erkek olması26
- türkiye vs azerbaycan4
- iltica33
- yolsuzluk3
- müge anlı ile tatlı sert2
- a milli takım'ın 38 yıl sonraki yenilgi serisi3
- italya 3 türkiye 12
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları11
- arapperest gürcüler2
- 4 ekim 2026 bursa da öldürülen kız4
- game of thrones taki kerhaneci19
- true'nun gündem hakkındaki açıklamaları4
- bulgur pilavı vs pirinç pilavı8
- sözlükteki anaerkil düzen4
- özelden muzunu atan yazar14
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı12
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı9
- rusya da laboratuvar faciası veba paniği5
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek8
- belediyede çalışan temizlik işçisinin aldığı maaş5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- kıymalı börek5
- tokatlanmak2
- şu an online olan yazarlar2
- anın görüntüsü27
- günün sözü3
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması10
- fondan 20 milyar tl vurgun yapan bürokrat4
- 6 ekim istanbul un kurtuluşu3
- istanbul'a formula 2 ve formula 3 müjdesi3
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek6
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- bana onu sormayin15
- parcalandim toparlanamiyorum38
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- etli nohut vs kuru fasulye7
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- dede bu saate niye aktif ki8
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- fatma betül sayan kaya41
- nervionun sevgili yapması8
- bana onu sormayin tatlışlığı11
- batı şeria da filistinlilere saldırı2
- 6 7 eylul 19552
- silvermist15
- tinder'ın eşleşme algoritması5
- oyun dünyasının unutulmayan kadınları10
her insanın hayatında en az bir kere yaşaması gereken şeylerden. egoyu törpülemek adına bir fırsat olarak bakmak polyannacılık olarak algılanmamalı.
baştan kaynar sular döküldüğü bir gerçektir. yüzünüz kızarır; bu, utançtan kaynaklanır. oysa ne saçmadır, sen ayıp bir şey mi yaptın ki utanıyorsun*. neyse velhasılıkelam zor bir durum olduğu aşıkardır. tüm bunların sonrasında, pişman olunur lanetler okunur; tabi değer veriliyorsa. değer verilmiyorsa fazla üzerinde durulmaz, sonraki aşklaşmalara bakılır.
"2 hafta geçti; bugün ilk defa alışverişe geldi. Yanımda babam vardı; o ilgilendi. Giderken ; iyi aksamlar dedi."
Herşey yolunda giderken; yan komsunuz olan Basri amca ölür. Üzülürsünüz; Cenazesi kalkar; O gidince boşalan dükkana birkaç hafta sonra bir adet bayan kuaförü acılır. Yeni bir komşunuz olmuştır. Birkaç gün sonra bir ay parçası; bir abide gelir; titrersiniz; vücudunuz kilitler; öleceğim zannedersiniz. Deli gibi seversiniz. ilk görüşte aşk mı olurmuş diyen o kişiye birşeyler olmuştur. Giderken baktığınızda; kuaföre girdiğiniz görürsünüz ve anlarsınız ki; orada çalışmaktadır. Ne zaman ki Alışverişe gelir ; şaşkınlıktan ve heyecandan; yıkıp dökmediğiniz birşey kalmaz. 2 ay böyle durursunuz; aşkınızdan kudurursunuz ve bir gün çiçekçiye gidersiniz; en güzelinden 1 beyaz 1 de kırmızı gül seçersiniz. Güzelce sardırtırsınız. Öğleden sonra o gelir; derdinizi anlatırsınız. Böyle böyle; hayatımda ilk defa böyle birşey söylüyeceğim; herhangi bir terslik halinde kusura bakma lütfen dersiniz; ben seni ilk gördüğümden beri sana tutuldum dersiniz. Hemde deli gibi dersiniz. O ise sadece susar, susar. 5-6 dakika boyunca öylece kenara doğru dönüp donmuştur. Akabinde Çıktığım var der. Kilitlersiniz. Hiç değilse bir şans; belki tanımak filan ister diye düşünmüşsünüzdür. istemsizce "Allah Kahretsin böyle aşkı ; Allah kahretsin böyle cesareti" filan dersiniz. Ve çiçeği almaya bile yeltenmez. "Sen en iyisini yaptın; ama çıktığım var" der, gider.
1 saat sadece oturursunuz. Hiçbirşeyi duymaz; anlamazsınız. Sonra buketi kırıp çöpe atarsınız. 9 saat içinde 3 paket sigara biter; anlamazsınız. 2 gün sadece bir paket burçak bisküvi ile durursunuz. (2 hafta geçmesine rağmen hala hiç acıktığımı hatırlamıyorum. Sanırım depresyon.) 2 haftada; 14 kilo verirsiniz.
Arkadaşınıza açılırsınız; - Üzülme be oğlum, kızmı yok" filan der. Siz başka birini istemiyorsunuz ki, sadece o. Zira siz susadım deyince; git iskender-döner filan ye demek nasıl birşeyse; buda size öyle gelir.
En kötüsü çok ciddi bir biçimde intiharı düşünürsünüz. Ama bazı değerlere kıyamazsınız -ki bu canınız değildir. Zaten siz ölü sayılırsınız. Açlığı, acıyı ve diğer etkenleri hissetmeyen biri nasıl yaşıyor olabilir ki?-
'Acaba hayattan fazla birşey mi istedim? Ben hiç kimseye böyle davranmamaya çalıştım. Ufacık birşey için dahi kimseyi üzüp kırmamaya çalıştım. Adaletin bumu dünya?' diye düşünürsünüz.
2 hafta geçmiştir.. 2 haftadır ölüsünüzdür.. Eskiden zevk aldığınız hiçbirşey zevk vermez. Gülmenin; hissetmenin; acıkmanın hissini-tadını unutmuşsunuzdur. Kurduğunuz hayaller; düşündükleriniz; planlarınız; geleceğiniz..
Dünyayı yıkacak içtenlikle; ama kimsenin duyamayacağı bir sesle tekrardan haykırırsınız;" Çok şey mi istedim bu hayattan?"
Herşey yolunda giderken; yan komsunuz olan Basri amca ölür. Üzülürsünüz; Cenazesi kalkar; O gidince boşalan dükkana birkaç hafta sonra bir adet bayan kuaförü acılır. Yeni bir komşunuz olmuştır. Birkaç gün sonra bir ay parçası; bir abide gelir; titrersiniz; vücudunuz kilitler; öleceğim zannedersiniz. Deli gibi seversiniz. ilk görüşte aşk mı olurmuş diyen o kişiye birşeyler olmuştur. Giderken baktığınızda; kuaföre girdiğiniz görürsünüz ve anlarsınız ki; orada çalışmaktadır. Ne zaman ki Alışverişe gelir ; şaşkınlıktan ve heyecandan; yıkıp dökmediğiniz birşey kalmaz. 2 ay böyle durursunuz; aşkınızdan kudurursunuz ve bir gün çiçekçiye gidersiniz; en güzelinden 1 beyaz 1 de kırmızı gül seçersiniz. Güzelce sardırtırsınız. Öğleden sonra o gelir; derdinizi anlatırsınız. Böyle böyle; hayatımda ilk defa böyle birşey söylüyeceğim; herhangi bir terslik halinde kusura bakma lütfen dersiniz; ben seni ilk gördüğümden beri sana tutuldum dersiniz. Hemde deli gibi dersiniz. O ise sadece susar, susar. 5-6 dakika boyunca öylece kenara doğru dönüp donmuştur. Akabinde Çıktığım var der. Kilitlersiniz. Hiç değilse bir şans; belki tanımak filan ister diye düşünmüşsünüzdür. istemsizce "Allah Kahretsin böyle aşkı ; Allah kahretsin böyle cesareti" filan dersiniz. Ve çiçeği almaya bile yeltenmez. "Sen en iyisini yaptın; ama çıktığım var" der, gider.
1 saat sadece oturursunuz. Hiçbirşeyi duymaz; anlamazsınız. Sonra buketi kırıp çöpe atarsınız. 9 saat içinde 3 paket sigara biter; anlamazsınız. 2 gün sadece bir paket burçak bisküvi ile durursunuz. (2 hafta geçmesine rağmen hala hiç acıktığımı hatırlamıyorum. Sanırım depresyon.) 2 haftada; 14 kilo verirsiniz.
Arkadaşınıza açılırsınız; - Üzülme be oğlum, kızmı yok" filan der. Siz başka birini istemiyorsunuz ki, sadece o. Zira siz susadım deyince; git iskender-döner filan ye demek nasıl birşeyse; buda size öyle gelir.
En kötüsü çok ciddi bir biçimde intiharı düşünürsünüz. Ama bazı değerlere kıyamazsınız -ki bu canınız değildir. Zaten siz ölü sayılırsınız. Açlığı, acıyı ve diğer etkenleri hissetmeyen biri nasıl yaşıyor olabilir ki?-
'Acaba hayattan fazla birşey mi istedim? Ben hiç kimseye böyle davranmamaya çalıştım. Ufacık birşey için dahi kimseyi üzüp kırmamaya çalıştım. Adaletin bumu dünya?' diye düşünürsünüz.
2 hafta geçmiştir.. 2 haftadır ölüsünüzdür.. Eskiden zevk aldığınız hiçbirşey zevk vermez. Gülmenin; hissetmenin; acıkmanın hissini-tadını unutmuşsunuzdur. Kurduğunuz hayaller; düşündükleriniz; planlarınız; geleceğiniz..
Dünyayı yıkacak içtenlikle; ama kimsenin duyamayacağı bir sesle tekrardan haykırırsınız;" Çok şey mi istedim bu hayattan?"
Garip bir şekilde, bir anlık şoktan sonra, kuş gibi rahatladığımı hissettiren olay. Hayır yani, biraz daha rahatlasam, iyi ki kabul etmemiş diyeceğim.
(bkz: bardağın dolu tarafından bakmak)
(bkz: bardağın dolu tarafından bakmak)
Hazırladığınız,hazırlandığınız,hayaller kurduğunuz,ümitle beklediğiniz bir şeyin gerçekleşmesi için yapılan teklif ve hassktir cevabının alınması ile tam bir göt oluş hali yaşarsınız,"ne oldu ki şimdi" modunda içinde bulunduğunuz durumu çözmeye aslında şoku atlatıp normale dönmeye çalışırsınız,dönersinizde...
belli bir dönem sonra alışkanlık haline gelen eylem. napsın adam durmadan reddediliyorsa alışır bi süre sonra. bağışıklık kazanır.
bir öğleden sonra hoşlandığınız insana birlikte yemek yemeyi teklif etmekten dahi çekindiren ihtimal.
ne kadar kötü olsa da yararları vardır..kafadaki sorulara cevap verilmiştir..zaman kaybının sonudur..bi süre sonra geriye baktığınızda acısı hiç kalmamıştır ve sizi daha olgun yapmıştır..fakat bazı redler hırs yaptırır..en yapılmaması gereken durum reddeden kişiye öfkene yenik düşük onu kırmamaktır..
bir kıza 50 kişinin kuyruğa girdiği , erkek ihtiyacı olmayan bir toplumd erkeklerin başına gelmesi yüksek ihtimal olan olay.kadınların başına hiç gelemdiği için erkeklerin bu konudaki gerilimini çekingenliğini hiç sallamazalr.
Evet reddedildim işte n'olacak yani dünyanın sonu mu geldi? (bkz: önümüzdeki maçlara bakacağız)
en azından denenmiştir.
elle tuttulur, gözle görülür sonuç vardır.
yaşayın efenim, başlarda koysa da güzel bir duygudur.
elle tuttulur, gözle görülür sonuç vardır.
yaşayın efenim, başlarda koysa da güzel bir duygudur.
en moral bozanı hiç şüphesiz ki iş başvurusu için gelenidir.
sorunun sadece kendinde olduğunu düşünenler için büyük bir yıkım, beni kaçırdı diyenler için ise garip bir çelişkidir yeterince doğru sahibi olamamak, zamanlama ve insan hatası yapmaktan kaynaklanır. dünyadaki herkes birbirini kabul edecek değildir. bu olayı yaşadıktan sonra iç sesle bir muhasebeye girişmeli ve aramaya inanmak olgusunun peşinden gidilmelidir.
zayıf bünyelerin kaldıramadığı eylemdir. kendilerini aşağılanmış hissederler, bunu gurur meselesi yapıp intikam hayalleri kurarlar. gazetelerde aşk cinayeti olarak görürüz çoğu zaman.
aldatılmaktan, kandırılmaktan daha kötü hissettirmeyecek durum.
akabinde asla pes edilmemeli, gelecekte o (kıza)(erkeğe)(eşcinsele)* sonuna kadar pişmanlık yaşatmak için kolları sıvamalıdır. örneğin en yakın arkadaşıyla çekici olmasa bile çıkmakla başlanabilir.
belirsizlikten bir derece daha iyi olan sey en azından agız tadıyla hayata isyan edebilir ve buna hakkınız oldugunu dusunursunuz.
hayata yeni bir anlam katan durum.
güzel bir gülümseme eşliğinde reddedilince bünye bir daha kendine gelememektedir.o haliyle bir bıçaktır kalbe saplanan.bir paradoks haline gelip döner durur hayatınızın içinde..
(bkz: reddedilmeyi göze almak)
göt kalkıklığının en büyük panzehiri.
ilk defa başıma gelen ve beni fena halde afallatan durum. *
"ben sana layık değilim, sen benden iyilerine layıksın..."
"sen çok iyi bir insansın..."
"seni üzmek istemem ama..."
"ben seni arkadaş olarak görüyorum..."
gibi ve daha niceleriyle gerçekleşen türleri vardır.
bunlar ki, kimsenin kimseye yapmaması gereken şeylerdir.
"sen çok iyi bir insansın..."
"seni üzmek istemem ama..."
"ben seni arkadaş olarak görüyorum..."
gibi ve daha niceleriyle gerçekleşen türleri vardır.
bunlar ki, kimsenin kimseye yapmaması gereken şeylerdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar