bugün
- hikayeyi devam ettir54
- sokakta kavga teknikleri16
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- çekirge7
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- 31 yaş sendromu5
- mezoterapi11
- sözlük yazarlarının saatleri10
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- arkadaşlar bakar mısınız28
- üç harflilerden korkmak6
- 32 yaş sendromu3
- arkadaşlar iyi geceler4
- nickten isim tahmini yapmak72
- enteresan neden kavga yok6
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- zetina dikiş makinası2
- geceye bir şarkı bırak14
- kavganın kazananı yoktur6
- pişi olsa da yesek3
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak8
- tai lung26
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- kürk giyen erkek6
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- sedef adası4
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- adalarda bisiklet sürmek4
- türklerin islama göre yaşamaması5
- evreşe yollarını dar olmaması4
- uyumayın konuşalım6
- yeni parti48
- uysaljakoben17
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- sevgilinin bir vuruşta soğanı ikiye yarması3
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- ilk buluşma3
- vakıf üniversiteleri3
- tekne turu11
- türk kızlarına bir öğüt bırak5
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- kızılcık şerbeti yeni fatih2
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- çıplak ayakla lego parçasına basmak2
Buraya ikinci entrymi oyunu bitirdikten sonra tekrar girmek istedim. Oynamayanlar için spoilerlar içerir benden söylemesi. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, 12-13 yaşıma kadarki dönemi saymazsak hayatımda hepi topu 3 kez gözyaşı dökerek ağlamışımdır. Bunu övünmek için söylemiyorum, üzücü bir olay yaşadığımda genelde dışarı vurmuyorum tek olsam bile, sarhoş olurum ertesi güne geçer, geçmezse 1 gün daha sarhoş olurum geçet. Neyse şimdi beni daha önce ağlatan olayları anlatmadan, bu oyun beni neden ağlattı neden bu kadar duygusal bağ kurdum ondan bahsetmek istiyorum.
--spoiler--
ilk olarak oyunda arthur'un ölmesi değil öleceğini bilerek yaşaması beni en çok etkileyen durumdu. Benzer duyguları "bir idam mahkumunun son günü" kitabında da hissetmiştim ama bu kadar derin değildi çünkü orada hugo'nun yarattığı bir karakteri okuduk. Ancak burada arthur'un karakterini kısmen de olsa biz yarattık ve bence öleceğini bilerek yaşayan bir insan ile çok güzel empati yaptırdılar bize. Ben şahsen arthur'un tüberküloz teşhisinden sonra kimseye falso bir hareket yapamadım ana görevler haricinde. Ve ayrıca arthur'un hayat hikayesini de oyun ilerledikçe yavaş yavaş öğrendik ve gerçekten adamın annesi, babası, karısı, oğlu, sevgilisi hepsi çok acıklı hikayelerdi.
Hayat hikayeleri dedik, oyundaki her karakterin hikayesi o kadar dramatik ki hepsine ayrı ayrı üzüldüm. Bu kadar yıkık insanın bir araya gelip aile gibi yaşamalar ve samimiyetleri çok içten ve iyi aktarılmıştı. Sadece ana karakterler değil, oyun içinde çeşitli bölgelerde bulup okuduğunuz mektuplarda yaşanan hikayelerden bile koca koca filmler çıkar. Burada bir örnek vermek istiyorum. Oyunda haritada gezerken yıkık bir kaleye denk geldim ve kalenin bodrum katında bir silah görünüyordu. indim silahı ararken bir mektup buldum mesela ve mektupta şu yazıyor;
"Confederate soldiers under General Quincy Harris attacked Fort Brennand at night.
Climbed trees to fire down into the fort then battered and broke through the north gates. All survivors being executed and bodies burned.
I am next.
First Lieutenant Ronald Alger"
mektubu okurken sahneyi saniye saniye kafamda yaşıyordum sanki. Oyunun içi bu şekilde yüzlerce dramatik hikayeyle dolu ve ben okuduğum her hikayeye üzülüyordum.
Karakterlerin oyun sonunda yaşadığı hayatlar, arthur'un eksik kalmışlığı, sadie adler ve john'un intikam için birlikte hareket edip duygularımıza tercüman olması. Dutch'ın (birinci oyunda gördüğümüz) pişmanlığı ve intiharı... film yapılsa çok epik ve kült bir film olurdu bu senaryo.
Benim oyunda en çok duygulandığım iki sahne var: birincisi her oynayan gibi, arthur'un rahibe ile olan konuşma sahnesi. Diğeri de çetenin aşçısı pearson'ın oyu dan bir müşterisini çok mutlu bir şekilde uğurlayıp müşteri çıktıktan sonra çok acı bir sinirle kasa çekmecesini vurarak kapatması ve kafasını yavaşça kaldırıp duvardaki -bütün çete üyelerinin olduğu- fotoğrafa bakıp ağlaması. Gerçekten çok müthiş sahnelerdi benim için bunlar.
--spoiler--
Sonuç olarak biraz uzun da olsa duygularımı yazıp paylaşmak istedim. Çevremde bu oyunu oynayan ya da oynayacak birileri olmadığı için mecbur internete döküyorum duygularımı.
Bir oyundan ziyade interaktif bir sinema filmi olarak düşünebilirsiniz. Oyunun size hissettirdikleri ile fiyatı arasında inanılmaz uçurum var. Bedavaya dağıtılıyor gibi bir şey.
--spoiler--
ilk olarak oyunda arthur'un ölmesi değil öleceğini bilerek yaşaması beni en çok etkileyen durumdu. Benzer duyguları "bir idam mahkumunun son günü" kitabında da hissetmiştim ama bu kadar derin değildi çünkü orada hugo'nun yarattığı bir karakteri okuduk. Ancak burada arthur'un karakterini kısmen de olsa biz yarattık ve bence öleceğini bilerek yaşayan bir insan ile çok güzel empati yaptırdılar bize. Ben şahsen arthur'un tüberküloz teşhisinden sonra kimseye falso bir hareket yapamadım ana görevler haricinde. Ve ayrıca arthur'un hayat hikayesini de oyun ilerledikçe yavaş yavaş öğrendik ve gerçekten adamın annesi, babası, karısı, oğlu, sevgilisi hepsi çok acıklı hikayelerdi.
Hayat hikayeleri dedik, oyundaki her karakterin hikayesi o kadar dramatik ki hepsine ayrı ayrı üzüldüm. Bu kadar yıkık insanın bir araya gelip aile gibi yaşamalar ve samimiyetleri çok içten ve iyi aktarılmıştı. Sadece ana karakterler değil, oyun içinde çeşitli bölgelerde bulup okuduğunuz mektuplarda yaşanan hikayelerden bile koca koca filmler çıkar. Burada bir örnek vermek istiyorum. Oyunda haritada gezerken yıkık bir kaleye denk geldim ve kalenin bodrum katında bir silah görünüyordu. indim silahı ararken bir mektup buldum mesela ve mektupta şu yazıyor;
"Confederate soldiers under General Quincy Harris attacked Fort Brennand at night.
Climbed trees to fire down into the fort then battered and broke through the north gates. All survivors being executed and bodies burned.
I am next.
First Lieutenant Ronald Alger"
mektubu okurken sahneyi saniye saniye kafamda yaşıyordum sanki. Oyunun içi bu şekilde yüzlerce dramatik hikayeyle dolu ve ben okuduğum her hikayeye üzülüyordum.
Karakterlerin oyun sonunda yaşadığı hayatlar, arthur'un eksik kalmışlığı, sadie adler ve john'un intikam için birlikte hareket edip duygularımıza tercüman olması. Dutch'ın (birinci oyunda gördüğümüz) pişmanlığı ve intiharı... film yapılsa çok epik ve kült bir film olurdu bu senaryo.
Benim oyunda en çok duygulandığım iki sahne var: birincisi her oynayan gibi, arthur'un rahibe ile olan konuşma sahnesi. Diğeri de çetenin aşçısı pearson'ın oyu dan bir müşterisini çok mutlu bir şekilde uğurlayıp müşteri çıktıktan sonra çok acı bir sinirle kasa çekmecesini vurarak kapatması ve kafasını yavaşça kaldırıp duvardaki -bütün çete üyelerinin olduğu- fotoğrafa bakıp ağlaması. Gerçekten çok müthiş sahnelerdi benim için bunlar.
--spoiler--
Sonuç olarak biraz uzun da olsa duygularımı yazıp paylaşmak istedim. Çevremde bu oyunu oynayan ya da oynayacak birileri olmadığı için mecbur internete döküyorum duygularımı.
Bir oyundan ziyade interaktif bir sinema filmi olarak düşünebilirsiniz. Oyunun size hissettirdikleri ile fiyatı arasında inanılmaz uçurum var. Bedavaya dağıtılıyor gibi bir şey.
Gereksiz pahalı bir oyun. Tamam grafikler falan iyi de. Arkadaş Steam de 700 liradan satılıyor. Ben o 700 TL ye gider PS 4 ün taksidini verirdim. Değmez.
Çok konuşulunca merakımdan torrent ile repack 84gb civarı indirdim. Kurulunca 140gb falan yer kapladı sanırım, grafikleri ultraya çekip iki defa oynadım fena değil ama yani ordan oraya habire yürütüyor uzun sürüyor. bir süre sonra bunalttı beni o kadar mesafe yürümek, günlerdir bir daha açmadım. Belki devam ederim.
ve yüce evren oyunu yarattı.
at sürme simülatörü olan tırt oyun.
valo gibi dünyanın üzerinden en çok emek harcanmış, en özgün oyunu varken bu saçma oyunu oynayan gamerım diye gezinmesin.
valo gibi dünyanın üzerinden en çok emek harcanmış, en özgün oyunu varken bu saçma oyunu oynayan gamerım diye gezinmesin.
Tek eksiği adult hiç bir şey yok.
Ulan banyo kısımlarında hand job olaydı bari.
Ulan banyo kısımlarında hand job olaydı bari.
(bkz: entry nick uyumu).
an itibariyle fiyatı
görsel
görsel
Steam yaz indirimlerinde sona yaklaşırken en çok satanlarda 2. Sıraya yükselen oyun. %67lik indirimle 1150 tlden 379,5 tlye düşmüş. Alınır mı arkidişler. Öte yandan forza, gow, ac walhalla, re village, kelden ring falan da kararsız bırakıyor.
379 alllll.sonra bana degil kendine söversin.
Ki Ben öküz parası vermiştim.
Ki Ben öküz parası vermiştim.
Online oyunda bar kurabiliyormuşsun galiba, bar açayım oturayım her akşam içeyim.
Atın üstünde birtakım dıgıdıklılarla ömür mü geçer. Bırakacağım silahı.
Atın üstünde birtakım dıgıdıklılarla ömür mü geçer. Bırakacağım silahı.
Bu oyunu sevmeyen dünyadaki tek birey benim sanırım.
görsel
saint denis adeta izmir gibi laik ve demokrat.
saint denis adeta izmir gibi laik ve demokrat.
Seven kitlesi sebebi ile bayan ve Yeter ardını sıvazlıyayım dedirten oyundur.
Bu arada lafım meclisten dışarı. Global pazar içindir bu feryadım...
Bu arada lafım meclisten dışarı. Global pazar içindir bu feryadım...
Dünyanın en iyi oyunudur. Aksini kimse iddia edemez. Ediyorsa da oynamamıştır.
Muazzam ötesi bir oyun. Birazdan gireyim kart toplayim.
Bu oyunda kafama odunla vurup tecavüz ettiler ya la…!
Sabahtan beri hayvan çırpınıyor bir tane et atmadı. Kasabın kafaya bir tane ben sikicam şimdi.
görsel
görsel
şehirin bir tarafında zengin kesim eğleniyor;
https://www.resimupload.org/r/7mdgzp
diğer tarafında ise yoksulluk ve sefaletlik;
https://www.resimupload.org/r/7mdpPm
her detayı farklı güzel..
https://www.resimupload.org/r/7mdgzp
diğer tarafında ise yoksulluk ve sefaletlik;
https://www.resimupload.org/r/7mdpPm
her detayı farklı güzel..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar