bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    Ingmar Bergman'ın 1966'da çektiği başyapıt. Kişilik bölünmesi, kişilik çatışması, yalnızlık, ingilizcede merging ve uniqueness olarak adlandırılabilecek, türkçede ise karşılıklarını tam olarak bulmanın gereksiz olduğunu düşündüğüm iki kişilik arasındaki bağlantıları analiz eder Bergman.

    Başrollerdeki Liv Ullman ve Bibi Andersson'un performansları dört dörtlüktür. Bergman ise, Tarkovski'nin genel sinema anlayışına insan yüzüne odaklanarak yeni ve özgün bir bakış açısı getirir. Senaryodaki muhteşem psikanalitik açılımlar, filmi defalarca izleme isteği uyandırır. Ancak bence en muhteşem an, liv ullman ile bibi andersson'un yüzlerinin tek bir ifade olarak görüntülendiği ve Bergman dehasının ortaya çıktığı sahnedir.
    12 ... louis cyphre
  2. 2.
    psikolojide kelime anlamı olarak insanın kendi özgün kişiliği ile toplumsal kişiliği arası dengenin kurulamaması anlamındadır..filmde de bu tema etrafında yoğunlaşılmış..
    4 ... miracle
  3. 3.
    cam kırıklarının ele vermesidir.
    2 ... calderon de la barca
  4. 4.
    david lynch'e verimli bir mecra açan bergman abimizin güzelliği. benlik algısını parçalayan toplumsal doku, yaşanan değil maruz kalınan hayat ve nihai olarak rollerin birbirinden uzaklaşan bütünlüğü bunca güzel anlatılamaz sanırım.

    mekanı göze sokmadan yakalanan enfes kareler, bibi andersson'la liv ullmann'ın başkalığı unutturmayan benzeşimleri, hikayeyi tümleyen konuşmalar-suskunluklar, yumuşak geçişler... velhasıl güzel film.
    2 ... zibende
  5. 5.
    ispanyolca'da ki$i anlamina gelen kelime.
    ... splinter
  6. 6.
    jung'un en temel teorilerinden biridir. toplum tarafından yüklenen roller ile bunları yerine getirmeye çalışan bireylerin maske taktığını ve sahip olduğu istekleri, arzuları toplum tarafından tepki görmemek için bilinçaltına attığını iddia eder.
    6 ... moonchild
  7. 7.
    Ünlü bir oyuncu olan Elisabeth, sahnelediği oyunda bir anda susar. Hastaneye kaldırılan Elisabeth'le hemşire Alma özel olarak ilgilenir. Hastaneden çıktıktan sonra sanatçının özel bakımından sorumlu olacak kişi yine Alma olacaktır. Persona, Liv Ullman ve Bibi Andersson'un canlandırdığı bu iki kadının, iç içe geçen kişiliklerinin öyküsü. Filmin en çarpıcı sahnelerinden birinde, Bergman, aynı öykü anlatılırken, önce bir kadının yüzünü, daha sonra ötekininkini gösterir. Ona aynı sahneyi neden iki farklı şekilde çektiği sorulunca, şu yanıtı verir: "Anlatılan hikâyeyle, dinlenen hikaye aynı değildir".
    tanım: psikanaliz üzerine yapılan en iyi filmlerden biri.
    2 ... mykalkan
  8. 8.
    --spoiler--
    filmin girişinde bir bebeğin elleri görünür. hemen ardından tabuttan çıkan bir iskelet ve bir vampir uyumaya çalışan ya da uyumaya giden bir adamı korkutur. daha sonra büyük bir örümcek görünür. hemen ardından boğazı kesilmiş bir koyunun kanı aktılırken görünür. koyunu kesen adam koyunun gözüne bastırır. sonra bir kuş gibi bir şey bıçakla doğranır. bir hayvanın iç organları gösterilir. ardından bir adamın elleri çarmıha çakılır.bir duvar gösterilir.
    --spoiler--
    1 ... kisa sureli bellek kaybi
  9. 9.
    psikanalizmin öncülerinden carl jung'ın psikoloji literatürüne kattığı terimlerdendir. persona, kişinin sosyal maskesidir. toplumda -ve tabi kendine karşı- sergilediğinde olumlu etki yaratacağını düşündüğü davranışların kökenini oluşturur persona.

    tam karşıtı ise shadowdur. jung'ın shadow*u, freud'un bilinçaltı*na çok benzer. kişinin yüzleşmekten kaçındığı, toplumdan sakladığı, hoş karşılanmayan istek ve fikirlerdir.

    jung'a göre persona ve shadowunu dengeleyebilirse kişi, sağlıklı bir psikolojiye sahip olabilir. personanın ağır basması, yani sosyal maskesinin baskın olması, kişinin kendine iç gözlem yapmasının önüne geçer. shadowun baskın olması da uyum problemlerine neden olur.
    6 ... peride3
  10. 10.
    (bkz: persona non grata)
    3 ... oxygene