bugün
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız11
- kızılay avm11
- ağır müslüm gürses sözleri9
- yahudilerin hepsi iyi insan değil8
- allah her şeyi kuşatmıştır6
- flört10
- dünya iyi midir4
- sözlük sapıkları3
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi4
- sözlükte kavga olmayacak hissi14
- kiraz cicegi kolonyasi30
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı21
- dedikodu yapınca kendini kötü hissetmek3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- ben troll üm7
- takip ettiğiniz israilli haber kaynakları6
- börekitas3
- kendini çok önemli sanan yazar14
- kıymalı üzümlü börek4
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır5
- çerçioğlu ailesinin togg tedarikçisi olması3
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler5
- abd ve çin'i takip etmek için kanallar öner4
- erkek yazarların yaptığı son yemek5
- fenerbahçe17
- kars kaşarı vs izmir kaşarı6
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- çok sıkıcısın be sözlük6
- ekmeği ayaklar altında çiğnemek5
- ruhi çenet13
- brooks nader3
- kitap okumak3
- üst geçit4
- üniversiteli eskort kadınlar10
- bazı insanların birbirini kırmaktan zevk alması5
- en son ne yediniz9
- ucuz apart otel kokusu2
- rüyaları bir süre kaydedip filmini çekmek3
- tarhana kurutmak3
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek6
- ahmet kaya3
- şahin siyonistle islamcı kardeştir6
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- günün sözü5
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
- közmatik3
- tai lung'un sürekli yanlış bilgi vermesi4
- türk kızı6
enteresan bir şey. gerek senaryosu gerekse sunduğu sahneler ile bambaşka bir yere koymak gerekir persona'yı.
-----------------------------------------------
Duvar yalnızlığı, ağaçlar ise insanları/toplumu ifade eder. Zindan filminde, rüya sahnesinde ağaçları insanlar olan orman tasviri vardı mesela. Ayrıca parça parça gösterilen sessiz film de, Zindan'da izleniyor.
Çocuk annesi tarafından izleniyor, burada filmin sonuyla alâkalı ipucu da var!
Filmi tekrar izlemeye kurulduğumda notlar tutayım dedim, ilk kez. Yukarıdaki son not, filmin giriş kısmının da sonunu belirtiyordu sanırım. Zaten esas hikâyeye yapılan girişle ben de kendimi kaptırmış bulunuyordum o şiirselliğe.
Persona'yı anlatırken yabancılaşmaya, iletişimsizliğe, iki yüzlülüğe değinebilirim. "Yaşamak istenen hayat" ile "yaşanması dayatılan hayat" farkı üzerine de değinilebilirim...
Ben naçizane, Persona'nın içerdiği müthiş estetiğe ışık tutmak istiyorum; Sven Nykvist'in elinin değdiği belli olan görüntülere... iki kadın ve bu iki münzeviyi barındıran bir ada-yaban çileği bahçesi smile.gif- var elimizde. Bir düşünelim; adanın tabii güzellikleri ile izleyiciye hoş bir görsellik sunulabilir mesela. Tamam buna basit diyelim, amenna. Peki evin içinde ve sadece aynı masada oturan iki kadını içeren sahnelerde nasıl bir vurgu yapılabilir izleyiciye? ilerletelim; bir rüya, bir fısıldayış ya da bir kavga, bundan daha estetik bir şekilde sunulabilir miydi acaba? Renksizlik, bir filme bu kadar mı yakışır? Filmin içerdiği estetik -ve daha da ileri gidersek erotizm- yazıya dökülebilecek bir mahiyette değil, ya da ben beceremiyorum bunu.
http://img338.imageshack....na1966dvdripxvidaczk2.jpg
iki kadın ve bir ada diyorduk, gelelim o iki kadına... Siyah-beyaz bir filmde, gözlerindeki parıltıyı ya da solgunluğu bu kadar iyi ifade edebilen oyuncular çok yoktur ortalıkta sanırım. Liv Ullmann bir pandomim sanatçısı gibi, eğer sessiz sinema döneminde yaşasaydı yine ne kadar büyük bir oyuncu olabileceğini kanıtlarcasına enfes. Ürkeklik, kabullenme, kızma, sevinme, korkma ve daha nice hâli gözünü kırpmadan -evet, kırpmıyor- bize iletiyor. Bibi Andersson ise, yaşama sevincini yitirmek üzere bir hâlde, özlemleri ve pişmanlıkları olan, ve bunlardan da mühimi müthiş bir kıskançlık -gıpta etmek mi demeliydim?- içeren rolüyle inanılmaz başarılı.
Maskeler düşüyor, sonrasında ise yeni maskelere yönelmek kalıyor herkese...
http://img338.imageshack....na1966dvdripxvidacqb0.jpg
--------------------------------------
şurada güzel bir incelemesi var;
http://forum.divxplanet.c...ndex.php?showtopic=124120
-----------------------------------------------
Duvar yalnızlığı, ağaçlar ise insanları/toplumu ifade eder. Zindan filminde, rüya sahnesinde ağaçları insanlar olan orman tasviri vardı mesela. Ayrıca parça parça gösterilen sessiz film de, Zindan'da izleniyor.
Çocuk annesi tarafından izleniyor, burada filmin sonuyla alâkalı ipucu da var!
Filmi tekrar izlemeye kurulduğumda notlar tutayım dedim, ilk kez. Yukarıdaki son not, filmin giriş kısmının da sonunu belirtiyordu sanırım. Zaten esas hikâyeye yapılan girişle ben de kendimi kaptırmış bulunuyordum o şiirselliğe.
Persona'yı anlatırken yabancılaşmaya, iletişimsizliğe, iki yüzlülüğe değinebilirim. "Yaşamak istenen hayat" ile "yaşanması dayatılan hayat" farkı üzerine de değinilebilirim...
Ben naçizane, Persona'nın içerdiği müthiş estetiğe ışık tutmak istiyorum; Sven Nykvist'in elinin değdiği belli olan görüntülere... iki kadın ve bu iki münzeviyi barındıran bir ada-yaban çileği bahçesi smile.gif- var elimizde. Bir düşünelim; adanın tabii güzellikleri ile izleyiciye hoş bir görsellik sunulabilir mesela. Tamam buna basit diyelim, amenna. Peki evin içinde ve sadece aynı masada oturan iki kadını içeren sahnelerde nasıl bir vurgu yapılabilir izleyiciye? ilerletelim; bir rüya, bir fısıldayış ya da bir kavga, bundan daha estetik bir şekilde sunulabilir miydi acaba? Renksizlik, bir filme bu kadar mı yakışır? Filmin içerdiği estetik -ve daha da ileri gidersek erotizm- yazıya dökülebilecek bir mahiyette değil, ya da ben beceremiyorum bunu.
http://img338.imageshack....na1966dvdripxvidaczk2.jpg
iki kadın ve bir ada diyorduk, gelelim o iki kadına... Siyah-beyaz bir filmde, gözlerindeki parıltıyı ya da solgunluğu bu kadar iyi ifade edebilen oyuncular çok yoktur ortalıkta sanırım. Liv Ullmann bir pandomim sanatçısı gibi, eğer sessiz sinema döneminde yaşasaydı yine ne kadar büyük bir oyuncu olabileceğini kanıtlarcasına enfes. Ürkeklik, kabullenme, kızma, sevinme, korkma ve daha nice hâli gözünü kırpmadan -evet, kırpmıyor- bize iletiyor. Bibi Andersson ise, yaşama sevincini yitirmek üzere bir hâlde, özlemleri ve pişmanlıkları olan, ve bunlardan da mühimi müthiş bir kıskançlık -gıpta etmek mi demeliydim?- içeren rolüyle inanılmaz başarılı.
Maskeler düşüyor, sonrasında ise yeni maskelere yönelmek kalıyor herkese...
http://img338.imageshack....na1966dvdripxvidacqb0.jpg
--------------------------------------
şurada güzel bir incelemesi var;
http://forum.divxplanet.c...ndex.php?showtopic=124120
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar