bugün
- rica etsem beni linçler misiniz14
- sürü zekası7
- ellerim bos gonlum hos28
- silver ile evlenecek erkek40
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın6
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi3
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- avukat sevgili8
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- teomancalmasur5
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın2
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- sözlüğün toplam zekası6
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
- silik yemek5
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- bilim ve din üzerine düşünceler3
- sözlükte yapılacak en büyük hata3
- üzdüğüm herkesten özür dilerim3
- technical debt3
- katatespizartmasi16
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- sarhoş olmak3
- sırplarda dusan isminin yaygın olması3
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- sözlük yazarlarının bıyıkları3
- korkunçlu cinli roman yazmak5
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- tuzlu kahve dizisi7
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- motordan düşmek6
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- ortama girince herkesin susması11
- özel mesaj ifşası5
- uludağ sözlükte günü kavga etmeden bitirmek3
- parayla saadet olması18
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- pitbull3
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- aşk-ı memnu2
- yüzüklerin efendisi4
- eksi karmalı kadın yazar3
- sarapci koala61
entry'ler (417)
--spoiler--
5.sezonun son bölümünün adından (bkz: Doppelgangers)* çıkarım yapılırsa lily ve marshall 6.sezona bebekle başlayabilir.
--spoiler--
5.sezonun son bölümünün adından (bkz: Doppelgangers)* çıkarım yapılırsa lily ve marshall 6.sezona bebekle başlayabilir.
--spoiler--
kalıp da anneciğine yardım etmeyen,*köstek olmaması için uzaklaştırılmaktan gocunan bireyin söylemi.
çok etkileyici, düşündürücü ve mutlaka izlenmesi gereken 2007 iran yapımı film. baktay'ın okula gitmek istemesi üzerine kurulmuştur. ancak buda'nın heykellernin yıkıldığı bir coğrafyada, bu mantıkla büyüyen, tek eğlenceleri savaş oyunu olan çocukların arasında bunun neredeyse imkansız olduğu gösterilir. baktay rolündeki çocuk için bile izlenilesidir aslında. onun masum ve tombik yüzü için... ayrıca filmdeki küçücük çocukların hiçbirinin ellerinin çocuk eli gibi olmaması yıpranmış çatlamış olması da dikkati çeker.* "seni rahat bırakmaları için öl baktay!" cümlesi ile de biter.
orijinal hikayesi, mükemmel diye tanımlanabilecek görselliği ile beni benden alan tim burton filmlerinden biri. fabrikanın içi hayal gücü sınırlarını zorluyor insanın. ayrıca film johnny depp'in her karakteri mükemmel biçimde canlandırabildiğini de kanıtlıyor. fakir ama gururlu ailemizin yamuk yumuk evi de çok sevimli.
yorucu bir günün ardından eve gelmiş çantanızı boşaltırken arkadaşınızın telefonunun sizde kaldığını gördüğünüzde yaptığınız dalgınlıktır. arayan olursa açmayayım şimdi diye önce onun telefonunu kapar ardından kendinizinkini alıp mesaj bölümüne girer, "telefonun bende kalmış,yarın görüşelim de vereyim." yazarsınız. gönder tuşuna bastığınızda bile hala dank etmemiştir durum. hatta inatla iletim raporu beklersiniz.
insanların neden katil olduklarına dair bir ipucu veren olaydır. uzun mesajı yazan kişi, yazmak için o kadar düşündüğüne mi, acıyan parmaklarına mı yansın yoksa karşısındakine mi dalsın kararsızlık yaşar. aynen yaşanmış bir örnek vermek gerekirse;
x: sensiz hiçbir anlamı olmayan bi tozlu kirli sıralarda alttan ...'nın küçük beyaz ayaklarıyla vurduğu darbelerle, sensiz kantine gitmeyen ayaklarım ve yine sensiz anlamını yitirmiş bir benle geçen bu günü hayatımda hiç yaşanmamış kayıp bir zaman dilimi olarak görmemi hiç kimsenin değiştiremeyeceği gerçeğiyle yaşamak zorunda olmak kadar zor bir gerçekle devam etmeye çalışmak ve bu cümlenin bitemeyişi ne acı.. pek acı... derse gel artık!
y: hastayım la!
x: sensiz hiçbir anlamı olmayan bi tozlu kirli sıralarda alttan ...'nın küçük beyaz ayaklarıyla vurduğu darbelerle, sensiz kantine gitmeyen ayaklarım ve yine sensiz anlamını yitirmiş bir benle geçen bu günü hayatımda hiç yaşanmamış kayıp bir zaman dilimi olarak görmemi hiç kimsenin değiştiremeyeceği gerçeğiyle yaşamak zorunda olmak kadar zor bir gerçekle devam etmeye çalışmak ve bu cümlenin bitemeyişi ne acı.. pek acı... derse gel artık!
y: hastayım la!
çocuğun muhtemelen yapmaktan hiç sıkılmadığı hadisedir. anne yorgun argın işten dönmüş, kapıyı çalmıştır. odasında kulak kesilmiş olan küçümenimiz fırlayıp asansör kapısının yanında pusuya yatar. asansörün kata ulaştığını haber veren ding sesi ve kapının hafif aralanmasının ardından aniden hooop çıkıverir annesinin karşısına "bööö" nidası eşliğinde. yazık kadıncağızın yüreği ağzına gelir, ufak çığlığı bunun göstergesidir. ancak bu korkutma eylemi birinci yılını tamamladığında anne artık sadece korkar gibi yapmakta ve yavrucağının gönlünü hoş etmektedir. söz konusu yavrucak ise bu eylemden hiç sıkılmaz, aksine her geçen gün aldığı zevk artar.
arkadaşa gece yatısına gidildiğinde karşılaşılması muhtemel hadisedir. taraflardan daha heyecanlı olanı "hiç uyumayalım taam mı, tüm gece ayakta kalalım, yemek yiyelim, konuşalım taam mı, ha hoo?" gibi cümleler sarf eder. gecenin başlarında adeta şakır, ve hatta arkadaşını "ya bak sen uyuyacak gibi duruyorsun. al şu koca termos kahveyi, garanti olsun işimiz." diyerek çeşitli uyku kaçırıcı eylemlere bile maruz bırakır. saat gece yarısını henüz geçmişken film izlenmeye başlanır. filmin ortalarında kahveyinin de etkisiyle cin gibi olan arkadaş yorumlar yapıp yapıp tepki alamamasından kıllanır ve kafasını hafifçe çevirince acı gerçekle karşılaşır..!
söz konusu mevsim yaz ise kendisini evden kovmaya can atan bir ağabeye/ablaya sahip olması muhtemel çocuktur. diğer çocukların ebeveynleri güneşin tepede olduğu ve insanı kavurduğu bu saatlerde nice yalvarmalara karşın izin vermemişlerdir çocuklarına. ancak söz konusu yavrumuzun gözetmeni bu gibi unsurları dikkate almamış, bencilce kendisini düşünüp ve salıvermiştir sokağa. yavrumuz, nafile zillere basma, balkondan bağırma çabalarının ardından kuyruğu kıstırıp eve de dönmek istemediğinden tek başına anlamsız oyunlar üretir, top oynar... sıcak yavaş yavaş beynini ele geçirirken de el mecbur eve döner... vah ona vahlar onadır.
halk edebiyatı döneminde değerlendirirsek dinle alay ederken bile derin bir tasavvufi inanca sahip olbilen insandır.
(bkz: şathiye)
(bkz: şathiye)
--spoiler--
saçma bir biçimde kız erkek ilşkileri üzerinde çokça duran filmdir. önceki filmlerin senarist ve yönetmenini, filmi bolca aksiyonla doldurup yatılı okul yaşamına fazla önem göstermedikleri çok değerli sahneleri kestikleri için eleştirdiğim halde bu filmde de aksiyonu az buldum. zira okul hayatı sadece öpüşmekten ibaretmiş gibi gösterilmişti. dumbledore'un bile harry'e hermione ile aralarında bir şey olup olmadığını sorması saçmaydı bence.
tom felton* filmdeki en iyi performanslardan birini sergileyen oyuncuydu. emma watson* ise yine abartılı kaş hareketleri ve gereksiz yere ağlak ifadesiyle vasattı. daniel radcliffe de hani ölüyordu yav?
filmin sonunda dört gözle dumbledore'un cenazesini bekledim ama yoktu. kitapta hogwarts bu nedenle geç kapatılıyordu ve bu da dumbledore'un anısına saygıydı; ama filmde yer almıyordu.
ölüm yiyen yani voldemortun yandaşları ısrarla ruh emici olarak geçiyordu.trende harry "malfoy bir ruh emici olmuş" dediğinde "haydi ya,öyle sonradan olunuyor muymuş,hiç de belli etmiyor bak kukuleta filan..." diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi.
ginny nedense pek bir geyşa ruhluydu. harry'e elleriyle yemek yedirmesi, ayakkabısını bağlaması...zaten gönül gözün açılsın repliği ile salonu kırıp geçirmiştir.
ayrıca tom riddle'ın slughorn ile olan sahnelerinde tom riddle'ı oynayan oyuncunun kız olduğunu şiddetle iddia ediyorum.
--spoiler--
saçma bir biçimde kız erkek ilşkileri üzerinde çokça duran filmdir. önceki filmlerin senarist ve yönetmenini, filmi bolca aksiyonla doldurup yatılı okul yaşamına fazla önem göstermedikleri çok değerli sahneleri kestikleri için eleştirdiğim halde bu filmde de aksiyonu az buldum. zira okul hayatı sadece öpüşmekten ibaretmiş gibi gösterilmişti. dumbledore'un bile harry'e hermione ile aralarında bir şey olup olmadığını sorması saçmaydı bence.
tom felton* filmdeki en iyi performanslardan birini sergileyen oyuncuydu. emma watson* ise yine abartılı kaş hareketleri ve gereksiz yere ağlak ifadesiyle vasattı. daniel radcliffe de hani ölüyordu yav?
filmin sonunda dört gözle dumbledore'un cenazesini bekledim ama yoktu. kitapta hogwarts bu nedenle geç kapatılıyordu ve bu da dumbledore'un anısına saygıydı; ama filmde yer almıyordu.
ölüm yiyen yani voldemortun yandaşları ısrarla ruh emici olarak geçiyordu.trende harry "malfoy bir ruh emici olmuş" dediğinde "haydi ya,öyle sonradan olunuyor muymuş,hiç de belli etmiyor bak kukuleta filan..." diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi.
ginny nedense pek bir geyşa ruhluydu. harry'e elleriyle yemek yedirmesi, ayakkabısını bağlaması...zaten gönül gözün açılsın repliği ile salonu kırıp geçirmiştir.
ayrıca tom riddle'ın slughorn ile olan sahnelerinde tom riddle'ı oynayan oyuncunun kız olduğunu şiddetle iddia ediyorum.
--spoiler--
oyuncu kadrosu hakkında biraz daha bilgi için:
http://h.imagehost.org/0022/aaa.jpg
http://h.imagehost.org/0898/bbb.jpg
http://h.imagehost.org/0561/ccc.jpg
http://h.imagehost.org/0152/ddd.jpg
http://h.imagehost.org/0022/aaa.jpg
http://h.imagehost.org/0898/bbb.jpg
http://h.imagehost.org/0561/ccc.jpg
http://h.imagehost.org/0152/ddd.jpg
her albümlerinde aynı kaliteyi yakalamayı başaran mükemmel fin grup. gerçi son albümlerinde timo tolkki'nin yokluğu az da olsa hissedilmiştir sanki. harika melodik soloları ile power metalin en güzel örneklerindendir yine de. coming home, forever ve destiny şarkıları dinlenilesidir.
öğretmenlerin, servisi erken geldiği için sıranın en önünde duran zavallı masum yavruları çekiştire çekiştire çıkarttıkları kürsüde and okutmalarıdır. şaşırdığınız yerde yanınızdakine bırakırsınız sözü veya dudak kıpırdatırsınız. yok yanınızdaki de sizin kadar şaşırmışsa kürsüdeki müdür muavinin onca kişinin önünde "la hoca hanuum, alun bu işe yaramazlaru burdan, nerden buldunuz bu yeteneksiz havuçla kara gafayuu!" diye bağırıp kafanıza vurmak suretiyle gülüşmeler arasında sizi sıranıza geri yollamasına maruz kalırsınız.
(bkz: çocukların psikolojileri nerede bozuluyor)
(bkz: çocukların psikolojileri nerede bozuluyor)
çok ilgi görmemiş, ingilizce altyazısının çıkması bile bir yıl alan güzel filmdir. lisede ponpon kızların lideri olan, okulun en yakışıklı çocuğuyla çıkan popüler rose lorkowski kendini çocuğuna tek başına bakmaya çalışan bir temizlikçi ve evli, çocuklu üstelik karısı hamile bir adamın metresi olarak bulur. bu adam ona suç yeri temizlemekten, bunun normal temizliğin sadece biraz daha kanlısı olduğundan bahsedince suç mahali temizleme işine girer. kızkardeşi ve babası da ona yardımcı olacaktır. izlenilesi bir filmdir.
sonunda makul birinciler çıkaran öss'dir. zira bu seferki birinciler çıkıp "ben öyle çok çalışmadım. düzenliydim. hani gezdim de eğlendim de. beklemiyordum da zaten,sürpriz oldu." gibi insanı katil eden açıklamalar yerine daha gerçekçi açıklamalar yapmışlardır. "sadece yemek yiyip tuvalete gittim.","ders notlarını duvara yazarak çalıştım." gibi...
ha bunlar çok güzel takdir edilesi şeyler midir? hayır.. öğrenciler açısından değil, onları buna zorlayanlar açısından... ama en azından bu senekiler ben çok zekiydim hiç yırtınmadan birinci oldum saçmalıklarına başvurmamışlardır.
ha bunlar çok güzel takdir edilesi şeyler midir? hayır.. öğrenciler açısından değil, onları buna zorlayanlar açısından... ama en azından bu senekiler ben çok zekiydim hiç yırtınmadan birinci oldum saçmalıklarına başvurmamışlardır.