bugün

çocukları eğlendirmek değil de korkutmak ve korku ile bağlılığı bir arada tutmak için icad edilmiş bir tiptir sanki. o yüzden amerikan sineması the clown gibi ıt gibi filmler çekti zamanında. hatta palya.o maskesi bir korku unsudur. bir palyaço bırakın komik olmayı, dehşet bir görünüşe sahiptir esasında.
turgut uyar'a ait olup olmamasını geçtiğim güzel şiir.
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz

ii.

umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte

rakı doldurun! eksilmesin

iii.

bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz

hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum

iv.

geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;

geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz

v.

kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz

vi.

haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz

(bkz: turgut uyar)
rakı doldur
yine eksildik biraz!

rakı isteten şiir.

ben insan olsaydım
yalan söylemezdim.
komediden çok korku çağrıştıran alet.
maskeli figür;eğlendirmekten ziyade gizli bir çaresizliği yansıtır.
turgut uyar eseri.

osman sonant sesiyle gelsin.

http://www.youtube.com/watch?v=xbdN_DSm0bs
bir palyaço yalnızlığı düşlersin, suskunluk renginde serinliği, serinlik kıvamında sessizliği olan. bir palyaço yalnızlığı düşlersin ve düşersin renklerine. herkesin hatırına, hiçkimsenin hatırlamadığı hatıralar vardır bir palyaçonun hatırında. ve yaralıdır her biri, denizini kaybetmiş kentler gibi, bazen de havalı kentine gelmiş denizler gibi. bir palyaço yalnızlığı düşlersin, suskunluk renginde serinliği, serinlik kıvamında sessizliği olan. bir palyaço yalnızlığı düşlersin ve düşersin renklerine.
bilirsin artık, herkes kendi düşünde kendi, kendi gülüşünde yabancıdır. hiç de yabancı olmadığı hayatlara yaralıdır. işte bu yüzden, tam bu yüzden hiçkimsenin hatırlamadığı hatıralar hatırınadır bir palyaçonun hatırladıkları. düşünde gülüş, gülüşünde düş olmayanların inadınadır bir palyaçonun tüm inandıkları. henüz taşınmış bir hüzün tazeliğinde, bir palyaço hatıralarıdır okudukların. bir palyaçonun en çıplak yaralarıdır. ve ne zaman bir palyaço ağlasa, tesadüfen bir mutluluk gelir, fark edilmeyen hüzünler taşıyan. ne zaman bir palyaço ağlasa yağış beklenir, ansızın bir çocuk büyüyüverir. bir palyaço düşlersin, her renginin faili şiir olan. bir palyaço yalnızlığı düşlersin, suskunluk renginde serinliği, serinlik kıvamında sessizliği olan. bir palyaço yalnızlığı düşlersin ve gülersin renklerine. ağladığını hiç unutmadan.
palyaço kendimi bildim bileli sevmedim sevmeyeceğim.
küçükken korktuğum yaratiktir.
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize.
Palyaçoların aslı hüzünlü, joker deseniz arsız umursamaz...
Nesillerdir mutlulukla eğlendiren bir figürden uzak; belki de ondandır her zaman en ağır darbeyi yaşamın asıl kalbi mutluluğun alması, insanların içinde mutluluktan çok umursamazlığın ve hüznün kök salmasının nedeni onlardır belki... by buzz

@buzzluk
evlenecek adamdır.
kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz
.

ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim.
amcık gibi korkunç tipleri var, hiç sevmedim sevmem de.
hele o ağlayan palyaço falan, görsem sikerim.
çocukken yaşıtlarım kendisinden korkup ağlarken, benim korkulacak bir şey olmadığından, çocuklar için varken ve çocuklar onları dışlarken kendisine üzüldüğüm varlıktır palyaço. öyle üzülürdüm ki yüzüm artık ne şekil alıyorsa benim de korktuğumu sanardı palyaço.
Kostümün iÇinde istediğin gibi dans edip eğlenebileceğin bir Çeşit para kazancı sağlayan eylem.
"ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim."

http://mp3muzik.mobi/turg...uyar-indir-308983173.html
fobimdir. ne iğrenç ne korkunç bir şeydir yarabbim. mc donald's a bile onun yüzünden giremediğim zamanlar oldu, kapının önüne zebellah gibi dikiyorlar. fotoğraflarda bile görsem rahatsız olurum, o yüzden sokakta yeni açılan mağazaların önünde falan gördüm mü, çocuklara yönelik eğlenceler düzenlendi mi, önüme bakarak geçerim. küçükken palyaço seramik mi porselen mi ne bir şeyler vardı evde onu da sevmezdim.
sallanan sandalye de oturan bir palyaço vardı ne de güzel sallanırdı. zaten sonra bi daha otururken göremedim. ama güzel filmdi. çok sevimliler.
insanları mutlu etmesine rağmen kendileri mutlu değildir.bir nevi insanları aldatırlar.

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparim
alçakça eksilirim belki biraz
her yagmur yagisinda yerindi dibine girerim
hiçbir kadinin kasiklarini öpemem belki
ya da unuturum sonradan ögrendiklerimi

biraz biraz anliyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her sey plastikmis biraz

haydi sirtaki yapalim palyaço
raki doldur, yine eksildik biraz.
kimse zevk için palyaço olmaz.
Ne zaman görsem kalbimin atışını kulaklarımda hissettiğim, hayatımın her döneminde aynı şiddette korktuğum ve insanların özellikle küçük çocukların beraberce nasıl eğlendiğini anlayamadığım korkunçlaştırılmış insanlardır. Aynı zamanda üç kuşak genetik ya da tesadüfen taşıdığımız bu fobinin psikolojide de karşılığı vardır. Civarınızda bu tip yetişkin insanlar bulunursa yadırgamamanızı önermekteyim.Onları sevin,koruyun.
stephen king'in romanından uyarlanan it filmini izledikten sonra asla sempatimin kalmadığı korkunç yaratıklar.
Manganın bir şarkısı vardı bununla ilgili.

"duman olur lodosta bütün hayallerim
yağmur yağar sel olur yüzer evim
gider kaldırımdaki çukurları bulurum
yüzümde bir tebessümle kırılır boynum

kaderim patlak frenli tekerleri
bulur durakta bekleyen beni
dokuz canımdan sekizi çoktan gitti
kalan teki de kim vurduya gitti

ben bir palyaçoyum
yüzüm gülerken içim ağlar aslında
ben bir palyaçoyum
güldürürken ben ağlarım aslında

bir ocak ayında sokakta vurulurum
ya da 19'unda bir kahraman olurun
saçımı göstermezsem okulumdan kovulurum
ya da kalemim kırılır mahkum olurum

kimse dinlemezken bu söylediklerimi
bir tek telefonum dinliyor şimdi beni
taştan oyulmuş olsa da boyum posum
bir çift sözle yıkılır ucube ruhum

ben bir palyaçoyum
yüzüm gülerken içim ağlar aslında
ben bir palyaçoyum
güldürürken ben ağlarım aslında

beklerken hayatı tek ayak üstünde
oyunbozan derler hep bana

ben bir palyaçoyum
yüzüm gülerken içim ağlar aslında
ben bir palyaçoyum
güldürürken ben ağlarım aslında.

ben bir palyaçoyum...

ben bir palyaçoyum..."
© copyright 2005 - 2026