bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- sözlük yazarlarının tatlıları10
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı17
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- memeleri ile gündeme oturan yazar9
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması7
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması4
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat3
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek3
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması13
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- anın görüntüsü20
- fenerbahahahahahçe7
- fon vurgunu41
- sevim koş fener'e koydular3
- ismail kartal12
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var4
- fiziği güzel sözlük kızları4
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- nervio adlı yazara uyarı14
- izmirbeyfendisi5
- ulu sözlük camiasına duyuru4
- kale3112 de olup true da olmayan ne var4
- kaslı sözlük erkekleri3
- fiziği kötü sözlük erkekleri3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- from gold from dust10
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- cedidacer4
- nohut köftesi6
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- yemek yapmayı bilmeyen erkek5
- götü en güzel manifestci3
- özelden gelen saçma mesajlar12
- sergen yalçın9
- kale'nin bicepsleri4
- 20 ekim 2026 galatasaray strasbourg basketbol maçı3
- fatma betül sayan kaya10
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- kale kardeşimizin objeleştirilmesi3
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
- arkadaşlar3
- clemence baptista16
an da olandır.
şiddetli baş ağrısıyla uyuduğunuz bir gecenin ardından..sabah sıfır başağrısıyla uyanmak.
"hiç yok galiba" diye düşünmeye başladığım duygu...
eski bir dostu görmektir mutluluk, sevdiğin bir şakıyı uzaktan duymak ve kulak kabartmak. mutluluk hücrelerin yenilenmesidir. 1 aylık üzüntüye kedere tek bir gülümseme ile son verecek yegane duygudur mutluluk. Mutluluk kimi zaman yıllarca arayıp da bulamadığın birini rüyada bile olsa gördüğünde, gününün iyi geçmesini sağlar, yani mutlu olmak için hayal etmek, hayalini görmek bile yeterlidir bazen.
mutluluk sevdiğinle zamanı süresiz unutmaktır
mutlu insan çoğunlukla iyimser olur
olayları pozitif yönleriyle algılar ve yansıtır
çocuksudur
çocuksu olduğu için de coşkuludur
mutlu insan kendi iş dünyası ile birlikte çevresine pozitif enerji yayar
böylece çevresindeki insanlar mutlu olur.
hasan sarp
mutlu insan çoğunlukla iyimser olur
olayları pozitif yönleriyle algılar ve yansıtır
çocuksudur
çocuksu olduğu için de coşkuludur
mutlu insan kendi iş dünyası ile birlikte çevresine pozitif enerji yayar
böylece çevresindeki insanlar mutlu olur.
hasan sarp
sürekli resim edilmek istenen duygu. *
başrollerini murat han, özgü namal ve talat bulutun paylaştığı altın portakallı dram filmi.
adıyla süslenmiştir.
bu alemde ulaşılması imkansız olandır ve artık "arayışı" tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.
şöyle ki ;
******
Asrın Sahte Tanrısı : MUTLULUK
Uzunca bir zaman sonra , hüzünbaz sonuçlara teşne bir arayışın ve hep yanlış kapıların çalınmasından mütevellit - kapıların yüzümüze kapandığı bir sürecin kara kalem çalışmasını yapmaya niyetlendim : MUTLULUK.Hani şu meşhur yüz kişiye sorduk anketlerinin , aile içi sohbetlerin , akraba ziyaretlerinin temel de dönüp dolaşıp y-apışıp kaldığı nokta Hani başarı öykülerimizin , makyavelist felsefelerimizin , hayvani zevklerimizin nihai hedefi.Ulaşılamaz bir kavram olmasından ötürü , bu niyetin ne yazarına ne de okuruna mevzu bahis kavramı vaadetmediğini şimdiden belirtmek de fayda var diye düşünüyorum.
Mutluluk için bozulması ve sonlanması mümkün olmayan , sürekli ve doyurucu bir esenlik halidir diye yazar kişisel ve aciz çıkarsamalar sözlüğümde.Dolayısıyla mutluyum diyen insan ,daha en baştan faniliğini yadsıyordur ve muhtemelen maddi-manevi sarhoşluk içerisinde kendi başına , dolayısıyla mutluluk sürecinin üzerine düşebilecek tehlikeleri görmüyordur.insan mutsuz olamıyorsa zekası yüksektir gibi bir basitlik limanına demir atmayacağım elbette ,lakin kişinin söz konusu durumundaki eksiklikleri , gelecekte gerçekleşmesi muhtemel sorunları ve sorumluluklarını gözden kaçırıp , görmemezlikten gelebildiği müddeçte mutlu olabildiği ya da öyle zannettiği toplumda sıkça gözleyebildiğimiz bir gerçektir.Öyleyse mutluluk fani yaşamda elde edilmesi imkansız bir kavramdır.Dolayısıyla genelin mutluluk diye adlandırdığı şey geniş bir süreçte sorunsuz olarak haz duymaya devam etme halidir.
Dünyanın bir hologram olduğu ya da herkesin ayrı bir dünyayı gördüğü düşüncelerine atıf yaparak bir üstteki kişisel ve soyut tanımlamaların kişiden kişiye değişebileceği ve asla ortak bir tanım-tarif bulamayacağımızı da tartışabiliriz.Ancak hepimizin müşterek noktası , su götürmez bir gerçektir : Mutluluk arayışı Arkadaş edinmede , akrabalarla iyi geçinebilmede, ana baba sevgisinde-ilgisinde , eğitim görmede , kariyer yapmakda , çevre edinmede ve tabii ki satın alma davranışında pek çok etkenden bahsedilebilse de asrımızın ilk ve en büyük payını mutluluk arayışı alır.
Ailesinin tavırları ve düşünceleri mutluluğuna sebep olmuyorsa kişinin ailesine duyduğu muhabbet azalır hatta söner.Arkadaş çevresinde yaşadıkları , konuştukları artık ona mutluluk vaadetmiyorsa yıldızlarımız artık barışmıyora döner süreç Uğruna canını verebileceği söylemini fikirden bağımsızca , hatta amiyane tabirle ciğerden haykırabilen gencimizin aşkı, sevgilisinin onu mutlu kılabildiği kadardır.Sebepsiz ve bilinçsiz bağlanma ve kendinden geçip Onda bir olma arzusu olan , yürekten dolup taşan aşk , yürümüyor artık bahanesine sığınıverir Mesleğine veya idealine sıkı sıkıya bağlı olan er kişi , işinden istediği mutluluğu alamamaya başlayınca , idealinden umduğu mutluluk hissine varamayınca yanlış seçim yaptığından dem vurur.Yediği ,içtiği eski mutluluğu vermeyince tadı bozulmuştur , aldığı araç mutluluğun bu aşamada toplumsal popülariteye endeksli olmasından dolayı - eskimiştir , kıyafetlerinin modası geçmiştir.insanlık! diye seslendiğimizde , -başım belaya girer diye de cevap vermeyenlerle birlikte- muhatap bulamadığımız şu imaj dünyasında aşklar , dostluklar ve hatta aile için bile moda,tat ve seçim sözcüklerinin kullanılabilirliği de ayrı bir trajedinin konusudur.
Aşkta , ailede , dostlukta , işte , idealde ve satın almada tüketmede en önemli , kimi zaman yegane ölçütün mutluluk olması öncelikle söz konusu kavramların sorgulanmasını gerektirir.Sebeplerle bitebilen duyguya aşk denebilir midir ? Tanım üstü aile bağları -bir üstadın tabiriyle : gönüllerin değil yalnızca bellerin döllenmesi sonrası oluşan yapay ve biyolojik bağlılıklara mı mahkum kalmıştır ki sönmeye , parçalanmaya layıktır ? Kişisel mutluluğa dayalı olan amaç ideal olarak adlandırabilecek kadar düştüyse , idea dan değil hazdan güç alıyorsa ona ideal demeye dil varır mı ? Doygunluk arttıkça , değer azalar şeklindeki marjinal fayda teorisinden hareketle bizi doyurmaya adadığımız eşyalar , giyecekler , konutlar , mekanlar atılmaya, eskimeye mahkumken , o bana ait olmalı hırslarının ,manasızlığı apaçık değil midir ?
Arzularda, ilişkilerde, bağlarda , gönle dair mülazahalarda mutluluk mevhumunun bu kadar ön plana çıkarılması , öte yandan imani , ahlaki ve toplumsal değerlerin gözardı edilmesi ; vefanın,fedakarlığın ,haktan feragatin,adaletin prosedür hükmüne düşmesi ; kendinden vazgeçerek Ona ve Ondan ötürü olanlara adanışın lafza bile dahil olamayaşı , mutsuz olmayı bir an olsun göze alarak düşündüğümüzde , eski çağ putları , seküler tanrılar canlanır gözümüzde.
Nietzche kadar ileri gidip toplumda inanç ve ahlak kalmadı mealinde söylemiş olduğunu düşünürek - haşa Tanrı öldü demek Ondan umudu kesmektir.Lakin pek de farkına varmadığımız süreç gittikçe yaygınlaşmakta ve yaygınlaştıkça görünmez,dokunulmaz ve sorgulanamaz bir boyuta yükselmektedir.
Evet , yazık ki , bütün bir toplumun gizli açık arayışlarını tahlil ettiğimizde Mutluluk kavramının-hissinin tanrılaştırıldığını söylebiliriz , önce imani ve ahlaki değerler deyip gerektiğinde hazdan geçip hüzne gark olmayı da gerektiren saadet konusu müstesna Beni meseleyi manipule etmekle suçlayanlarınız olacaktır belki , lakin her günahta şirke giden bir yol olması kavramının yeniden ve yeniden düşünülmesini nacizane tavsiye ediyorum.Allah buyruklarını ve yasaklarını çiğneyip geçişimizdeki en büyük unsurun mutluluk arayışı olduğunu göz önüne getirdiğimizde ortaya karanlık bir tablonun çıkması kaçınılmaz oluyor.
Değerlerden ve inanç sistematiğinden arındırıldığında ortada bir başına kalan kimyasal aktivitenin ve egonun hayvandan aşağı düşerken yaşadığı başkalaşımın tanrısallaşma noktasına yükseltilmesi , gönle yer vermeyen şeytani mantığın hüküm sürdüğü kişililiklerimizin ve düşünmeyen bir toplumun dramatik resmidir.
Allah sevgisi ve değerler manzumesi peşinde koştuğunu iddia edenlerimizin bile mutluluk putunu da o ulvi yola dahil etmeleri yse sözkonusu trajedinin en can yakıcı kısmıdır.ibadetlerinden haz alamadığı için buhrana düşenlerimiz , duasına cevap alamadığı düşüncesiyle vazgeçenlerimiz , hatta imani esasların mutluluk sebepleriyle ters düşmesinden yakınarak müslümanlığın asra -uydurulamamasına- kızanlarımız umulur ki farkında olmadan şirkin pençesinde can çekişmektedir.
Çözüm olarak , mutluluğumuzu bozduğu için sürekli kaçtığımız düşünme işlemini görüyorum.Düşünürsek kavramların olması gerektikleri yerlere oturacağı , tefekküre devam ettikçe düşsel rahatlama hissiyle Ona ulaşma arzusu arasındaki farkı idrak etmede ilerleyebileceğimiz kanaatindeyim.
Baki bir ruhun , bekaya ulaşma arzusunu , fani bedenin arzularına kapılarak ve yaşadığı bedensel uyuşmaya ve ruhsal hayvanileşmeye mutluluk adı vererek yaşamaya devam etmesi üzerine tenkitlerimiz de fuzuli bir girişim olarak kalakalacak belki ama durmanın ve düşünmemenin hesabına çekilmekten berat ederiz belki
Düşünerek ilm etmek , ilmi gönle aktarıp sabırla tefekkür etmek , ve nihayet Allahın lütfuyla eyleme geçmek duasıyla
kaynak : http://www.haykiri.com
****
şöyle ki ;
******
Asrın Sahte Tanrısı : MUTLULUK
Uzunca bir zaman sonra , hüzünbaz sonuçlara teşne bir arayışın ve hep yanlış kapıların çalınmasından mütevellit - kapıların yüzümüze kapandığı bir sürecin kara kalem çalışmasını yapmaya niyetlendim : MUTLULUK.Hani şu meşhur yüz kişiye sorduk anketlerinin , aile içi sohbetlerin , akraba ziyaretlerinin temel de dönüp dolaşıp y-apışıp kaldığı nokta Hani başarı öykülerimizin , makyavelist felsefelerimizin , hayvani zevklerimizin nihai hedefi.Ulaşılamaz bir kavram olmasından ötürü , bu niyetin ne yazarına ne de okuruna mevzu bahis kavramı vaadetmediğini şimdiden belirtmek de fayda var diye düşünüyorum.
Mutluluk için bozulması ve sonlanması mümkün olmayan , sürekli ve doyurucu bir esenlik halidir diye yazar kişisel ve aciz çıkarsamalar sözlüğümde.Dolayısıyla mutluyum diyen insan ,daha en baştan faniliğini yadsıyordur ve muhtemelen maddi-manevi sarhoşluk içerisinde kendi başına , dolayısıyla mutluluk sürecinin üzerine düşebilecek tehlikeleri görmüyordur.insan mutsuz olamıyorsa zekası yüksektir gibi bir basitlik limanına demir atmayacağım elbette ,lakin kişinin söz konusu durumundaki eksiklikleri , gelecekte gerçekleşmesi muhtemel sorunları ve sorumluluklarını gözden kaçırıp , görmemezlikten gelebildiği müddeçte mutlu olabildiği ya da öyle zannettiği toplumda sıkça gözleyebildiğimiz bir gerçektir.Öyleyse mutluluk fani yaşamda elde edilmesi imkansız bir kavramdır.Dolayısıyla genelin mutluluk diye adlandırdığı şey geniş bir süreçte sorunsuz olarak haz duymaya devam etme halidir.
Dünyanın bir hologram olduğu ya da herkesin ayrı bir dünyayı gördüğü düşüncelerine atıf yaparak bir üstteki kişisel ve soyut tanımlamaların kişiden kişiye değişebileceği ve asla ortak bir tanım-tarif bulamayacağımızı da tartışabiliriz.Ancak hepimizin müşterek noktası , su götürmez bir gerçektir : Mutluluk arayışı Arkadaş edinmede , akrabalarla iyi geçinebilmede, ana baba sevgisinde-ilgisinde , eğitim görmede , kariyer yapmakda , çevre edinmede ve tabii ki satın alma davranışında pek çok etkenden bahsedilebilse de asrımızın ilk ve en büyük payını mutluluk arayışı alır.
Ailesinin tavırları ve düşünceleri mutluluğuna sebep olmuyorsa kişinin ailesine duyduğu muhabbet azalır hatta söner.Arkadaş çevresinde yaşadıkları , konuştukları artık ona mutluluk vaadetmiyorsa yıldızlarımız artık barışmıyora döner süreç Uğruna canını verebileceği söylemini fikirden bağımsızca , hatta amiyane tabirle ciğerden haykırabilen gencimizin aşkı, sevgilisinin onu mutlu kılabildiği kadardır.Sebepsiz ve bilinçsiz bağlanma ve kendinden geçip Onda bir olma arzusu olan , yürekten dolup taşan aşk , yürümüyor artık bahanesine sığınıverir Mesleğine veya idealine sıkı sıkıya bağlı olan er kişi , işinden istediği mutluluğu alamamaya başlayınca , idealinden umduğu mutluluk hissine varamayınca yanlış seçim yaptığından dem vurur.Yediği ,içtiği eski mutluluğu vermeyince tadı bozulmuştur , aldığı araç mutluluğun bu aşamada toplumsal popülariteye endeksli olmasından dolayı - eskimiştir , kıyafetlerinin modası geçmiştir.insanlık! diye seslendiğimizde , -başım belaya girer diye de cevap vermeyenlerle birlikte- muhatap bulamadığımız şu imaj dünyasında aşklar , dostluklar ve hatta aile için bile moda,tat ve seçim sözcüklerinin kullanılabilirliği de ayrı bir trajedinin konusudur.
Aşkta , ailede , dostlukta , işte , idealde ve satın almada tüketmede en önemli , kimi zaman yegane ölçütün mutluluk olması öncelikle söz konusu kavramların sorgulanmasını gerektirir.Sebeplerle bitebilen duyguya aşk denebilir midir ? Tanım üstü aile bağları -bir üstadın tabiriyle : gönüllerin değil yalnızca bellerin döllenmesi sonrası oluşan yapay ve biyolojik bağlılıklara mı mahkum kalmıştır ki sönmeye , parçalanmaya layıktır ? Kişisel mutluluğa dayalı olan amaç ideal olarak adlandırabilecek kadar düştüyse , idea dan değil hazdan güç alıyorsa ona ideal demeye dil varır mı ? Doygunluk arttıkça , değer azalar şeklindeki marjinal fayda teorisinden hareketle bizi doyurmaya adadığımız eşyalar , giyecekler , konutlar , mekanlar atılmaya, eskimeye mahkumken , o bana ait olmalı hırslarının ,manasızlığı apaçık değil midir ?
Arzularda, ilişkilerde, bağlarda , gönle dair mülazahalarda mutluluk mevhumunun bu kadar ön plana çıkarılması , öte yandan imani , ahlaki ve toplumsal değerlerin gözardı edilmesi ; vefanın,fedakarlığın ,haktan feragatin,adaletin prosedür hükmüne düşmesi ; kendinden vazgeçerek Ona ve Ondan ötürü olanlara adanışın lafza bile dahil olamayaşı , mutsuz olmayı bir an olsun göze alarak düşündüğümüzde , eski çağ putları , seküler tanrılar canlanır gözümüzde.
Nietzche kadar ileri gidip toplumda inanç ve ahlak kalmadı mealinde söylemiş olduğunu düşünürek - haşa Tanrı öldü demek Ondan umudu kesmektir.Lakin pek de farkına varmadığımız süreç gittikçe yaygınlaşmakta ve yaygınlaştıkça görünmez,dokunulmaz ve sorgulanamaz bir boyuta yükselmektedir.
Evet , yazık ki , bütün bir toplumun gizli açık arayışlarını tahlil ettiğimizde Mutluluk kavramının-hissinin tanrılaştırıldığını söylebiliriz , önce imani ve ahlaki değerler deyip gerektiğinde hazdan geçip hüzne gark olmayı da gerektiren saadet konusu müstesna Beni meseleyi manipule etmekle suçlayanlarınız olacaktır belki , lakin her günahta şirke giden bir yol olması kavramının yeniden ve yeniden düşünülmesini nacizane tavsiye ediyorum.Allah buyruklarını ve yasaklarını çiğneyip geçişimizdeki en büyük unsurun mutluluk arayışı olduğunu göz önüne getirdiğimizde ortaya karanlık bir tablonun çıkması kaçınılmaz oluyor.
Değerlerden ve inanç sistematiğinden arındırıldığında ortada bir başına kalan kimyasal aktivitenin ve egonun hayvandan aşağı düşerken yaşadığı başkalaşımın tanrısallaşma noktasına yükseltilmesi , gönle yer vermeyen şeytani mantığın hüküm sürdüğü kişililiklerimizin ve düşünmeyen bir toplumun dramatik resmidir.
Allah sevgisi ve değerler manzumesi peşinde koştuğunu iddia edenlerimizin bile mutluluk putunu da o ulvi yola dahil etmeleri yse sözkonusu trajedinin en can yakıcı kısmıdır.ibadetlerinden haz alamadığı için buhrana düşenlerimiz , duasına cevap alamadığı düşüncesiyle vazgeçenlerimiz , hatta imani esasların mutluluk sebepleriyle ters düşmesinden yakınarak müslümanlığın asra -uydurulamamasına- kızanlarımız umulur ki farkında olmadan şirkin pençesinde can çekişmektedir.
Çözüm olarak , mutluluğumuzu bozduğu için sürekli kaçtığımız düşünme işlemini görüyorum.Düşünürsek kavramların olması gerektikleri yerlere oturacağı , tefekküre devam ettikçe düşsel rahatlama hissiyle Ona ulaşma arzusu arasındaki farkı idrak etmede ilerleyebileceğimiz kanaatindeyim.
Baki bir ruhun , bekaya ulaşma arzusunu , fani bedenin arzularına kapılarak ve yaşadığı bedensel uyuşmaya ve ruhsal hayvanileşmeye mutluluk adı vererek yaşamaya devam etmesi üzerine tenkitlerimiz de fuzuli bir girişim olarak kalakalacak belki ama durmanın ve düşünmemenin hesabına çekilmekten berat ederiz belki
Düşünerek ilm etmek , ilmi gönle aktarıp sabırla tefekkür etmek , ve nihayet Allahın lütfuyla eyleme geçmek duasıyla
kaynak : http://www.haykiri.com
****
yalanların b/en kokan kısmının avuntusundan ibarettir mutluluk kavramı.
Küçük şeylerle yetinebilenlerin kolayca yakalayabildiği aslında bulunması hiç de zor olmayan, yüzünde güller açtıran ve hiç şüphesiz her insanın sahip olmak istediği duygu.
hem çok zordur hem de çok kolaydır. kimi insan her şeyden mutlu olur, kimi insan sadece isteklerine sahip olunca. ama mutluluğu yakalayınca bu iki tür insan da aynı yolun yolcusu olmaktan kaçamaz. bu yüzden mutluluk herkesi aynılaştırır, benzetir.
Mutluluk; internetten bira fm dinler iken her içtiğin birada, içtiğin bira kadar sağdaki bardağı boşaltıp doldurmaktır.
(bkz: the cake is a lie)
bazen bir papağanla ötüşmektir.
uzak olandır bazen, en uzak.
gözlerinden yaş geliyorsa gülerken; mutlusundur demektir.
bir ânın diğerini kovaladığı ama bunu farketmediğiniz zaman dilimidir.
(bkz: ve mutluluk öldü)
başkasında/başka şeyde arandıkça bulunamayacak olandır.
gecenin göründe mola veren otobüsle yazlığa gidiş sırasında alev alev yanan susurluk tostu + ayrandır.
nevizade çıkışı balık pazarındaki midyedir.
midye sonrasında meydanda atılan 2 ıslaktır.
eski sevgiliyle tercihlerin açıklanmasıyla 9 aradan sonra tekrar konuşmaya başlamaktır.
nevizade çıkışı balık pazarındaki midyedir.
midye sonrasında meydanda atılan 2 ıslaktır.
eski sevgiliyle tercihlerin açıklanmasıyla 9 aradan sonra tekrar konuşmaya başlamaktır.
bir tatil gününde, kendine 4 yumurta ve yarım kangal sucuktan yaptığın sucuklu yumurtadır.
edit: kolestrol'ün tanımını daha sonra yapacağım.
edit: kolestrol'ün tanımını daha sonra yapacağım.
mutlu olup olmadığını sorgulamamaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar