bugün
- askerde özlenen şeyler8
- nemlendirici krem16
- nev18
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- mustafa sarıgül4
- teleferik6
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları4
- mokv yaşıyor mu6
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- katatespizartmasi13
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri3
- iri memeler6
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- babaların babası5
- bakın ne geldi6
- parayı gazze için katlamak istedim3
- aziz yıldırım5
- fenerbahçe ve şampiyonlar ligi2
- özelden mesajlaşırken başlık açıp cevap vermek3
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- benim açık oylarım görünüyor mu4
- ah nerede o eski masum sözlük kızları3
- istanbul şu an 16 derece4
- nurcanım şarkısının popüler olduğu zamanlar5
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması11
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- ciddi ciddi devlet aklı diyen şahıs5
- kedi tırnağı kesmek3
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- anın betimlemesi2
- çocukluk arkadaşlığı11
- şafak saymak2
- icapçı4
- fransada marketlere siber saldırı yapılması4
- yazlık mekanlardaki clublerin kapanış partileri2
- arkadaşlar entry girer misiniz5
- kimsenin memleket takımı tutmaması18
- sahilden2
- türkiye yüzyılı2
- jinekomasti4
- gammazlar adam mıdır sorunsalı4
- 200 bin lira borç verir misiniz6
- ismail kartal8
- uludağ sözlük premium hesaplara gelen hediye2
- 47 bin liradan 25 bin liraya düşen ürün6
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- fenerbahçe'nin yeni stad projesi2
Muhteşem bir stray kids şarkısı.
oyunculuk ve sinematografi olarak netflix'in en iyi dizisi olduğunu düşünüyorum. bu kadın bir hayal mi gerçekten var mı diye son bölüme kadar düşündüm. sonunda bir hayal olduğuna karar verdim. çünkü emma stone. *
--spoiler--
aslında öyle bir kadın var ve kahramanımızın da aklı da gayet yerinde.
--spoiler--
senaryosu da black mirror ile yarışır. ama o daha iyi. *
--spoiler--
aslında öyle bir kadın var ve kahramanımızın da aklı da gayet yerinde.
--spoiler--
senaryosu da black mirror ile yarışır. ama o daha iyi. *
her şeyiyle muhteşem bir dizi. yönetmenlik, senaryo, oyunculuk, sesler. hiçbir unsur ötekini geride bırakmıyor. hepsi muhteşem. sinema filmi kalitesinde dizi. yönetmenin ellerine sağlık. uzun zamandır izlediğim herhangi bir şey beni bu kadar içine çekememişti.
bu dizinin tek sorunu ya çok seversiniz, ya hiç sevmezsiniz. ortası yok. bunun sebebini bilmiyorum. beklentiler herhalde. çok aksiyonlu bir trailera sahip ancak dizinin kendisi öyle değil. trailera kanıp izlemeyin. matrix değil bu.
ben çok sevdim. 10/10 veriyorum diziye.
ayrıca;
(bkz: annie im a hawk)
bu dizinin tek sorunu ya çok seversiniz, ya hiç sevmezsiniz. ortası yok. bunun sebebini bilmiyorum. beklentiler herhalde. çok aksiyonlu bir trailera sahip ancak dizinin kendisi öyle değil. trailera kanıp izlemeyin. matrix değil bu.
ben çok sevdim. 10/10 veriyorum diziye.
ayrıca;
(bkz: annie im a hawk)
1 ayı geçkin bir süre önce 2 bölüm izleyip bıraktım hatta sigara bırakma döneminde olmam ve dizinin ağır bir şekilde sempatisini yapması mı yoksa ironi olarak gözümüze sokmasından mı bilinmez rahatsız olup bırakmıştım. Bu 3-4 gündür yeniden başladım o kadar çekti ki anlatamam. Sanırım böyle diziler sakin bir gün geçiren - hayatlarında rutin hareketler olan insanlara hitap ediyor. Tabi bunun dışında psikolojik içerikleri de seven bir kitle var elbet.
Her ne kadar jonah hill ve emma stone gibi sağlam başrollere sahip olsa da zayıf bir anlatıma sahip dizidir.
Konusu ilgi çekici fakat tempo sorunu var ve anlatım hiçbir şekilde merak uyandırmıyor.
Sadece Psikolojik tarafının olması biraz diziyi çekici kılıyor hepsi bu. Tabii yine de meraklıları izleyebilir bazı güzel replikler ve hoş sahneleri var ama bunun ötesinde pek bir şey aramamalı.
Konusu ilgi çekici fakat tempo sorunu var ve anlatım hiçbir şekilde merak uyandırmıyor.
Sadece Psikolojik tarafının olması biraz diziyi çekici kılıyor hepsi bu. Tabii yine de meraklıları izleyebilir bazı güzel replikler ve hoş sahneleri var ama bunun ötesinde pek bir şey aramamalı.
Konu önemli değil, (bkz: emma stone) için saatlerce izleyebilirim.
Hangi kafayla izlenmesi gerek çözemediğim dizi. Oldu da bitti maşallah.
ilk iki bölümü boş yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan kaplubağayı izlemekten farkı olmayan, sonrasında ufak ufak heyecanlanan dizi.
“bakalım kahramanlarımız burdan nasıl kurtulacak. Coming soon”
“bakalım kahramanlarımız burdan nasıl kurtulacak. Coming soon”
ilk 2 bölüm bitti ulan ne kadar sıkıcı bir dizidir amk izlemem için bir sebep lütfen zaman kaybımı yoksa sonunda vay amk dedirtecek mi.
imdb’den 8.2 almis dizi. Konusu bunalti vermiyor ancak sanki daha az bolume sikistirilabilirdi gibi. Bu arada son zamanlarda netflix dizilerindeki sigara sempatizmini bu diziyle de iyiden iyiye hissetmeye basliyorsunuz.
yeni bir netflix serisi. ilk iki bölümünü izledim, devam da etme niyetim var. yani dizi güzel ama yapımında kesinlikle legion'ın etkisi olduğunu düşünüyorum bu dizinin. sanki legion'dan süper güçleri alalım bir dizi yapalım demiş gibi birisi. tabi bu eleştiri ile izlenmez falan demiyorum, legion muazzam bir dizi olduğu için bu dizi de çok iyi kategorisine girecektir.
Jonal Hill ve Emma Stone'nun başrolünü çektiği yeni netflix dizisi trailer da şöyle
https://www.youtube.com/watch?v=L6cDDmk-O5A
https://www.youtube.com/watch?v=L6cDDmk-O5A
kimse yazmamış; köktürk kağanlığı'nın bizans'a gönderdiği ilk elçinin adıdır.
adam nasıl bir delilik yaptıysa o günden bu güne adı yaşıyor.
adam nasıl bir delilik yaptıysa o günden bu güne adı yaşıyor.
Sadist ve itici film. Elijah vood oynamasa izlenmez, ona saygımdan dolayı sonuna kadar izledim.
bir psikopatın hayatını anlatan ama sizi sürükleyici bir yanı olmayan dandik film.
Açıkçası izlemeden önce filmin sizi korkutmasını beklemeyin çünkü bu film bence korkutmak için yapılmamış zaten film daha çok psikolojik-gerilim unsurları içeriyor bu yüzden filmi izlemeden önce korkmak için izliyorum mantığıyla izlememenizi tavsiye ederim.Film baştan sona Frank karakterinin kadınları katledişini anlatıyor böyle diyince sıradan bildiğimiz seri katil filmlerinden biri gibi gözükebilir fakat o kadar basit bir film değil bu Maniac şöyle ki filmin çoğu POV yani baş karakterin gözünden çekilmiş bu yüzden onun işlediği cinayetler sırasında onun gözünden izlememiz filme kesinlikle farklılık katmış ayrıca filmin en beğendiğim unsurlarından biri de müziklerinin etkileyici ve filmle çok iyi uyumu.Baştan sona sürükleyici,zaman zaman içerdiği kanlı sahnelerden dolayı içinizi kaldırabilecek hatta sinirinizi bile bozabilecek bir yapım.Oyunculuklar iyi Elijah Wood'un suratını pek göremesekte zaman zaman ayna yansımalarındaki mimikleri,sesinin tonlamaları başarılı ayrıca Nora Arnezeder de keza başarılı bir performans çıkarmış.Filmin sonu da bence tatmin edici diyebilirim.Son olarak ben filmi beğendiğim ve başarılı buldum son zamanlarda çıkan birçok saçma sapan korku filminden iyi olan farklı bir korku/gerilim/psikolojik filmi tavsiye ederim,sinemada izlediğinize pişman etmeyecek bir film.
7/10
7/10
adı üzerinde film bir manyağın hayatını anlatıyor. bir manyağın psikolojisini onun gözünden seyretmek isteyenlerin hoşuna gidebilir. yani discovery crime izlemek hoşunuza gidiyorsa bu film de gidebilir. ancak ben sevmedim filmi. amaçsız bir gerilim dönüyor ortada. sanıyordum ki dahi bir manyağın akıl dolu cinayetlerini izleyeceğiz. aksine bu herif düpedüz manyak çıktı. yoksa ortada çözülmeyi bekleyen karmaşık bir kurgu yoksa manyak değiliz ya niye cinayet izlemek isteyelim.* yani kısacası bu filmde ana karakterin gelişigüzel işlediği cinayetleri seyrediyoruz. adam zeki biri olmamasına rağmen sapanla kuş avlar gibi kadın öldürüyor. sonuç olarak bu filme korku veya gerilim filmi demek gerçek korku ve gerilim filmlerine hakaret olur. filmi niteleyebileceğim tek kelime; iğrenç.
Frank Zito (Elijah Wood) içedönük, utangaç, yalnız yaşayan bir genç adamdır. Annesi Angela (America Olivo)ölünce oğluna bir cansız manken dükkanı bırakmıştır.
Bu dükkan 3 kuşaktır Zito'lara aittir. 1930'ların anlayışıyla oluşturulmuş mankenleri onaran Frank dükkanı ne yapacağını bilemez, onun bu antika restorasyonuyla kimse ilgilenmez. Dükkanı kapatmak, eski biçemli mankenleri terk etmek istemez çünkü onların insanlardan çok daha karakteristik yapıları olduğunu düşünür.
Dramatik ve hüzünlü bir geçmişi olan Frank gündüzleri sıradan bir yaşam sürse de geceleri insan avına çıkar. Randevu sitelerinden, sokaklardan bulduğu fahişeleri, eskort kızları öldürüp kafa derilerini yüzer. Bu kafa derilerini mankenlerin başlarına monte eder. Frank'e göre saçlar bedende sonsuza kadar kalan tek öğedir. Cinayetlerinden sonra pişmanlık duyan, kendinden nefret eden Frank, Dr. Jekyll - Bay Hyde gibi çift kişiliklidir. Bastıran korkunç itkisini Frank denetleyemez.
Gerçeğin yine tümüyle dışındadır, pathosu özgündür. Bir gün dükkanına genç sanatçı Anna (Nora Arnezeder) gelir, Frank'tan yeni sergisi için yardım ister. Fotoğrafçı Anna, Frank'ın yaşamını tümüyle değiştirecektir. The Hills Have Eyes (Tepenin Gözleri /2006), Mirrors (Aynalar/2008), Piranha 3D (2011) filmlerinden sonra Alexandre Aja - Grégory Levasseur ikilisi bu kez William Lustig'in kült korku filmi Maniac'ı (Manyak) (1980) ele aldılar.
Seksenlerin en tedirgin edici Slasher'ında geceleri kadınların kafa derilerini yüzen seri katille skandal yaratan bu öncü örnek kotku türünü etkiledi. Alexander Aja, Hign Tension'daki (Yüksek Tansiyon-2002) mola yerindeki tuvalet sahnesiyle Maniac'a gönderme yaptı.
Yönetmen Franck Khalfounun (Wrong Turn at Tahoe/2009) yeni Maniac'ı özgün versiyonun birebir kopyası değil. Seri katili iriyarı, ürkütücü Joe Spinell yerine ufak tefek çelimsiz Elijah Woood canlandırıyor. Tehlikesiz görüntüsü, mavi masum gözleriyle bir çocuğu andıran Wood'un arkasında insan avıyla geçinen yırtıcı bir hayvan saklanmaktadır.
Öykü de New York yerine Los Angeles'ta geçiyor. Yönetmen Khalfoun, Melekler Kenti'nin paranoyak potansiyelini sürekli sömürmüyor. Öznel kamerayla öyküsünü anlatan yönetmen izleyiciyi Frank'ın hastalıklı zihninin içine sokuyor, bu kanlı yolculuğu Frank'in gözünden izliyoruz.
Görüntü yönetmeni Maxime Alexandre'ın usta resim seçimiyle, Rob'un ürkütücü müziği atmosferi alabildiğine gerginleştiriyor. Frank'in görüntüsü aynaya, cama, dikiz aynasına, arabanın kaportasına, TV ekranına yansıyor. Bu olgu bir anlamda onun ikiye bölünmüş kişiliğinin uzantısı. Frank'ı sesiyle, soluk alıp vermesiyle, içsel konuşmalarıyla ayırt ediyoruz.
O kendine mankenleriyle apayrı bir dünya kurmuştur, başka bir döneme aittir, eski filmleri izlemeyi sever. Dr. Caligari'nin Muayenehanesi en sevdiği filmdir. Sin City (Günah Şehri - 2005), Green Street Hooligans'tan sonra Elijah Wood yine karanlık bir karakteri yorumlar, ona göre ise Frank kötü biri değil. Sadace o korkunç itkisini denetlemekten acizdir.
Seri katillerin psikolojisini çok ilginç bulan oyuncu Frank Zito'nun bugüne dek canlandırdığı en derin karanlık karakter olduğunu belirtiyor. Dr. Jekyll and Mr. Hyde (Rouben Mamoulian /1931), Lady in the Lake (Robert Montgomery / 1948), Profond Rosso (Dario Argento /1975), You,Murderer (Robert Zemeckis / 1995), Strange Days (Kathyrn Bigelow / 1996) Maniac gibi öznel kamerayla çekilen filmler.
(Aslı Selçuk, Cumhuriyet)
Bu dükkan 3 kuşaktır Zito'lara aittir. 1930'ların anlayışıyla oluşturulmuş mankenleri onaran Frank dükkanı ne yapacağını bilemez, onun bu antika restorasyonuyla kimse ilgilenmez. Dükkanı kapatmak, eski biçemli mankenleri terk etmek istemez çünkü onların insanlardan çok daha karakteristik yapıları olduğunu düşünür.
Dramatik ve hüzünlü bir geçmişi olan Frank gündüzleri sıradan bir yaşam sürse de geceleri insan avına çıkar. Randevu sitelerinden, sokaklardan bulduğu fahişeleri, eskort kızları öldürüp kafa derilerini yüzer. Bu kafa derilerini mankenlerin başlarına monte eder. Frank'e göre saçlar bedende sonsuza kadar kalan tek öğedir. Cinayetlerinden sonra pişmanlık duyan, kendinden nefret eden Frank, Dr. Jekyll - Bay Hyde gibi çift kişiliklidir. Bastıran korkunç itkisini Frank denetleyemez.
Gerçeğin yine tümüyle dışındadır, pathosu özgündür. Bir gün dükkanına genç sanatçı Anna (Nora Arnezeder) gelir, Frank'tan yeni sergisi için yardım ister. Fotoğrafçı Anna, Frank'ın yaşamını tümüyle değiştirecektir. The Hills Have Eyes (Tepenin Gözleri /2006), Mirrors (Aynalar/2008), Piranha 3D (2011) filmlerinden sonra Alexandre Aja - Grégory Levasseur ikilisi bu kez William Lustig'in kült korku filmi Maniac'ı (Manyak) (1980) ele aldılar.
Seksenlerin en tedirgin edici Slasher'ında geceleri kadınların kafa derilerini yüzen seri katille skandal yaratan bu öncü örnek kotku türünü etkiledi. Alexander Aja, Hign Tension'daki (Yüksek Tansiyon-2002) mola yerindeki tuvalet sahnesiyle Maniac'a gönderme yaptı.
Yönetmen Franck Khalfounun (Wrong Turn at Tahoe/2009) yeni Maniac'ı özgün versiyonun birebir kopyası değil. Seri katili iriyarı, ürkütücü Joe Spinell yerine ufak tefek çelimsiz Elijah Woood canlandırıyor. Tehlikesiz görüntüsü, mavi masum gözleriyle bir çocuğu andıran Wood'un arkasında insan avıyla geçinen yırtıcı bir hayvan saklanmaktadır.
Öykü de New York yerine Los Angeles'ta geçiyor. Yönetmen Khalfoun, Melekler Kenti'nin paranoyak potansiyelini sürekli sömürmüyor. Öznel kamerayla öyküsünü anlatan yönetmen izleyiciyi Frank'ın hastalıklı zihninin içine sokuyor, bu kanlı yolculuğu Frank'in gözünden izliyoruz.
Görüntü yönetmeni Maxime Alexandre'ın usta resim seçimiyle, Rob'un ürkütücü müziği atmosferi alabildiğine gerginleştiriyor. Frank'in görüntüsü aynaya, cama, dikiz aynasına, arabanın kaportasına, TV ekranına yansıyor. Bu olgu bir anlamda onun ikiye bölünmüş kişiliğinin uzantısı. Frank'ı sesiyle, soluk alıp vermesiyle, içsel konuşmalarıyla ayırt ediyoruz.
O kendine mankenleriyle apayrı bir dünya kurmuştur, başka bir döneme aittir, eski filmleri izlemeyi sever. Dr. Caligari'nin Muayenehanesi en sevdiği filmdir. Sin City (Günah Şehri - 2005), Green Street Hooligans'tan sonra Elijah Wood yine karanlık bir karakteri yorumlar, ona göre ise Frank kötü biri değil. Sadace o korkunç itkisini denetlemekten acizdir.
Seri katillerin psikolojisini çok ilginç bulan oyuncu Frank Zito'nun bugüne dek canlandırdığı en derin karanlık karakter olduğunu belirtiyor. Dr. Jekyll and Mr. Hyde (Rouben Mamoulian /1931), Lady in the Lake (Robert Montgomery / 1948), Profond Rosso (Dario Argento /1975), You,Murderer (Robert Zemeckis / 1995), Strange Days (Kathyrn Bigelow / 1996) Maniac gibi öznel kamerayla çekilen filmler.
(Aslı Selçuk, Cumhuriyet)
elijah wood tam anlamıyla rolün hakkını vermiş gerçekten. izlerken insanın tüylerini diken diken eden sahneleri var, yaratıcı ve başarılı bir film.
yönetmenliğini Franck Khalfounın yaptığı filmdir. film bir pisikopatın hayatını anlatıyor, tabi aralarda flashbacklerle neden bu hale geldiğini de anlayabiliyoruz. tüm film boyunca elijah woodun gözlerinden izliyoruz ayrıca yaptığı her şeyi. çekim ve konu olarak yaratıcı bir film bence, elijah wood da yüzünü ne kadar az görsek de gördüğümüz zamanlarda gayet başarılı bir pisikopat rolüne bürünmüş.
firewind'in de güzel bir şekilde coverladığı şarkı.
oldies but goldies partilerinin yılmaz neferi.
ufakken bu klipte dans eden ablaydı bir kadın üzerine kurduğum tüm erotik hayaller ama bizim düğünlerdeki dansları falan görünce tüm hayallerim yıkılmıştı lan.
https://www.youtube.com/watch?v=5x1K5UH2nek
https://www.youtube.com/watch?v=5x1K5UH2nek
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar