bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin7
- gece yarısı çalan telefon7
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- gammaz olmuşum13
- kel erkek3
- aquila bicipite8
- uysaljakoben20
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- reha muhtar25
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- death2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- pazarda su satmak2
- gecenin şarkısı4
- ses yakışıklılığı2
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- bizim delilere bakayım4
- gazlamak2
- gençler iş beğenmiyor3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- kemal kılıçdaroğlu35
- sevgiliyle kavga etmek2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- semum3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- düşkün2
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- şato3
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- eski yazarların emekli yapılması5
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- müslümanlara kızıp islam dan soğumak4
- sözlük yazarlarına tavsiye4
entry'ler (3322)
Bu sene bunu biraz görev haline getirdim. Hafta içi iki saat hafta sonu üç saat okuma zorunluluğu koydum kendime. Fazlasını yapabilirsem fıstık oluyor. Dikkatimizin hemen dağıldığı, on saniyelik reels videolarına bile tahammül edemediğimiz şu zamanda kitap okuyan, buna zaman ayıran insana hayranım.
Ben virüs diye tıklamadım.
Ben daha Türkiye bu elemanla tanışmamışken, Kore dizilerinde görüp, merak edip Çin'den getirtmiştim. iki aya da gönlüm geçmişti. Belki şimdikiler çok daha iyidir bilmiyorum ama bana gırgırdan hallice gibi gelmişti o zaman. Temiz evde dolansın dursun okey ama bunla dip köşe temizlik olmaz.
Tam konuyu anlayamıyorum. Ama sözlüğün bu halini seviyorum. Sözlük gibi hissettiriyor. Bu gammazlik, yetkili vs ünvanları verilirken de alınırken de tartışma mevzuları hep oluyor. Verilen ünvan nerede geri alınsa bu durum yaşanır. insan delirir. Düşünsenize önce müdürlüğe terfi ediyorum sonra bu ünvan elimden alınıyor. Hakaret bu ya hu. En iyi ihtimalle işten kovarsın beni, yetkimi almak ne demek!
Bu yazarın yedek hesapları niye bitmiyor ben anlamıyorum. Hala üçüncü nesil yazar hesabı kullanıyor. Zalldan torpilli de olabilir. Eğer böyle şeyler oluyorsa ben de beşinci nesil yazarlığımı geri istiyorum. Olmaz mı?
Kendi döneminde tefrika şeklinde yazılmış. Bu bile kitabı ilginç kılıyor. Geçen yıl okumuştum. Bu kitabı okuyun ya. Sayfa sayısı göz korkutuyor olabilir. iletişim yayınlarından Engin Altay çevirisi on iki bölümden oluşuyor. Her ay bir bölümü okuyup ilerleyebilirsiniz. Suç ve cezadan daha iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Karşı tarafı suçlamak. Böyle olunca da gram düzeltemiyorsun bir şeyleri. Ben artık biri bana bir şey yaptığında, o niye bana bunu yaptı demiyorum da ben niye onun bunu bana yapmasına izin verdim veya yaptığı bu şeyden niye etkilendim diye kendimi suçluyorum. Başkasını düzeltemem ama o hoşnut olmadığım durumun tekrar yaşanmaması için kendimi düzeltebilirim.
Yavaş yavaş yine popüler olmaya başladı gibi geliyor bana. Okuduğum ve ara ara yazdığım bir blog platformu var. Çok yazıyorum diyemem ama çok okuyorum. Valla o kadar sevdiğim bir yer ki adını çok dillendirmiyorum. insanlar sadece görselden bıktı bence. Uzun uzun yazmak ve okumak istiyorlar. Ben öyleyim en azından.
Ben bu sene online kitap kulüplerine katılıyorum. ilkinde pek seçici değildim. Popüler bir blog yazarının kitap kulübüne katıldım. Ve ikiyüz kişi görünce şok oldum. Şimdilerde yedi kişilik bir kitap kulübüne üyeyim. iki ayı geçti devam ediyor. Haftada bir gün ortalama iki saat bölüm bölüm okuduğumuz bir klasik üzerine uzun uzun konuşuyoruz. Bir kitabı sindire sindire okumaktan ziyade az kişilik bir topluluk olduğumuz için hepimiz fikirlerimizi uzun uzun dile getirebiliyoruz. Bambaşka bakış açıları kazandırması açısından ben çok faydalı buluyorum. Ayrıca insanın kendi gibi birileriyle zaman geçirmesi harika bir duygu. Ben çok seviyorum.
Türkiye okuma oranlarına bakıldığında ben hep iyi bir okucuydum. Abartmayayım kötünün iyisi diyelim. Bu sene kendime hedef de koydum. Ayda sekiz kitap okuyorum. Sosyal medyanın ve sonsuz kaydırmanın bizi esir aldığı şu zamanda iyi bir sayı bana göre.
(bkz: nereye gidiyorsun)
Sonat Bağcan.
Tam bir doksanlar şarkısı. Doksanlar biraz da hüzünlü şarkılarda bile hissedilen neşedir.
Sonat Bağcan.
Tam bir doksanlar şarkısı. Doksanlar biraz da hüzünlü şarkılarda bile hissedilen neşedir.
Mal mı diyo bize bu? Anlayamadım ama bize bir şey diyo bence.
Öncellikle hepimiz delirdik. Bunu kabullen. Sonra içinde bulunduğun duyguyu didik didik et. Niye böyle düşündüğünü bulana kadar oku. internet çağındayız. Duygunu doğru şekilde tanımlayana kadar araştır. Nedeni bulmak genelde zor olmuyor.
Çözümleri bildiğin halde uygulamaya geçmek çok zor oluyor mesela. Bu süreçte kendine şefkatli olacaksın kardeşim. Yumuşak olacaksın. Ne kendine ne çevrene karşı öfkeli olma. Hele hele başkalarını suçlamayı bırakmadığın sürece bir arpa boyu yol alamazsın. Birilerini suçlayarak ilerleyemezsin. Aile çok güçlü bağlarla bağlı olduğumuz birlik. Öyle hemen atıp satamazsın. Attım sanırsın üç aya bu yaptığın şeye bağlı huzursuzluk da gelip seni bulur.
Harekete hemen geçemez insan. Bu konuda kendine karşı zalim olma. Dediğim gibi yumuşak ol. Gerekirse bir ders gibi bu konunun üzerinde çalış. Ben mesela kendime daha şefkatli olabilmek, yaratıcı tarafımı ortaya çıkarabilmek belki bunun neticesinde kendimi biraz daha sevebilmek için çalışma atölyelerine katılıyorum. Devam ettiğim bir eğitim var. Haftada bir bile olsa kendim gibi hisseden insanlarla bir araya gelmek, ilerlememi belki de gerilememi konuşmak, onları dinlemek bana iyi geliyor. Özşefkat. ilk buradan başla.
Kötü bir teselli de olsa bu hissettiğin şeyler herkesin başında. inan bana.
Çözümleri bildiğin halde uygulamaya geçmek çok zor oluyor mesela. Bu süreçte kendine şefkatli olacaksın kardeşim. Yumuşak olacaksın. Ne kendine ne çevrene karşı öfkeli olma. Hele hele başkalarını suçlamayı bırakmadığın sürece bir arpa boyu yol alamazsın. Birilerini suçlayarak ilerleyemezsin. Aile çok güçlü bağlarla bağlı olduğumuz birlik. Öyle hemen atıp satamazsın. Attım sanırsın üç aya bu yaptığın şeye bağlı huzursuzluk da gelip seni bulur.
Harekete hemen geçemez insan. Bu konuda kendine karşı zalim olma. Dediğim gibi yumuşak ol. Gerekirse bir ders gibi bu konunun üzerinde çalış. Ben mesela kendime daha şefkatli olabilmek, yaratıcı tarafımı ortaya çıkarabilmek belki bunun neticesinde kendimi biraz daha sevebilmek için çalışma atölyelerine katılıyorum. Devam ettiğim bir eğitim var. Haftada bir bile olsa kendim gibi hisseden insanlarla bir araya gelmek, ilerlememi belki de gerilememi konuşmak, onları dinlemek bana iyi geliyor. Özşefkat. ilk buradan başla.
Kötü bir teselli de olsa bu hissettiğin şeyler herkesin başında. inan bana.
Saçmalama özgürlüğümü kullanıyorum.
Ay ne kadar şekilcisin göçü. Yakışıyor mu sana? Püh.
Ahmet Sezer bey ekimdeyiz farkındasın değil mi? Şu başlıkları açarken donemsellik kavramına dikkat edelim biraz.
Yüzde yüz. Kız neşesi var göçü de.
Bu soru bana sorulup sözlükteki birçok insan müsveddesine sorulmuyorsa ben çok kırılırım. Bunun ölçüsü ne merak ettim.
Biz klimayı açtık manyak. için rahat olsun.
Popüler kültürün Winston Churchill e ait olduğunu ileri sürdüğü söz. Kime ait bilmiyorum. Ama bu sene kendime hayat mottosu ettiğim söz.
En kötü anlarda bile asla pes etme, yürümeye devam et. Hareket etmezsen acı üstüne çöker. Harekette bereket var.
En kötü anlarda bile asla pes etme, yürümeye devam et. Hareket etmezsen acı üstüne çöker. Harekette bereket var.
