bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri21
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir8
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi9
- terhis oluyorum sözlük17
- victor osimhen7
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- ünlüler bim a101 şok'a gidiyor mu sorunsalı6
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak5
- 1 2 saat önce kaza yapmış olmam5
- almanyaya işçi yazılmak5
- fatma betülüm yapmaz13
- deniz altında nasıl nefes alınır4
- hesabını gizliye alan yazar2
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- sözlük yazarlarının olası meslekleri6
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- trafikte korna çalmanın işlevi3
- dursun özbek3
- akıllı telefon kullanan erkek4
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- münafık9
- bir şeyler söyle7
- balık hazır herkese afiyet olsun5
- fatma betül sayan kaya27
- 6 kasım 2026 gaziantep kasımpaşa maçı3
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz8
- traveler of secret'in cuma vakti entry girmemesi2
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum6
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- et ete değecek2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- grup vitamin5
- birbirini kollayan torba götlü yazarlar4
- şabat kitabı3
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır7
- sivasli bey'in sivaslı olması2
- kaç gammaz var9
- markaların whatsapptan mesaj atması4
- köln ford fabrikası2
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı3
- sözlük yazarlarının lolipopları2
- buğra gülsoy2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı13
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek6
- 6 kasım 20025
- aşk14
- sözlük açacak olsanız8
- cop316
(bkz: kisfmet)
bir yayılmacı, bir korkutucu, koftiden yatıştırmacı, çare odaklı çaresizlik. sadece bünye içi değil, bünyeler arası, hatta diller, kültürler arası bir yayılma becerisi. bir kere başladımı bırakamazsınız.
"Kısmetinde yoksa dayak bile yiyemezsin." sözüyle anlamını kavradığım kelime.
adana devlet tiyatrosu tarafından bu yıl sahnelenen güzel oyun.
aynı nasip gibi buda züürt tesellisi. olmadı nasip. olmadı kısmet. olmadı ananın a.ı.
dilimize Arapça'dan girmiştir. talih, kader, nasip, baht, şans karşılıklarıyla, Tanrının her insana uygun gördüğü varsayılan şey, yaşama durumu anlamındadır.
alıntı.
alıntı.
(bkz: kısfmet)
1956 yapımı, siyah beyaz türk filmi. yönetmen ve senaryo semih evin e ait olup, oyuncu kadrosu bilinmemektedir.
başarılamayan bir sınavın yada becerilemeyen bir işin ardından duyulan vicdan azabını bastırma yönünde bir eğilimdir ki çoğu zaman başarıya ulaşılabilir.
kısmet allah ın her insana uygun gördüğü varsayılan şey; bizim memlekete pek uğramayan vatandaşın yıllardır bekleyip durduğu kelime. biz kısmetsiz insanlarız bizim kısmetimizi yıllardır devlet büyükleri kendilerine kısmet olarak geri çevirmişlerdir. kısmetsizlik bir kader mi hayır. insan kendisi yaratır, kısmetini. fakat öyle bir kısmetsiz ülkedeyiz ki belli bir grup bu kelimeden faydalanıyor. diğer grup maalesef ot yoluyor. onlar çok kısmetli. vatandaş çok kısmetsiz oluyor. lakin halk bu şanssızlığı kıracaktır ve ibreyi kendi lehine çevirecektir.
Bir kişi hayatında yollarının ve kısmetinin açık olmasıdır...
+ bunca sene neden kaçtın askerden
- olmadı
+ ne olmadı
- kısmet olmadı...
+ bunca sene neden kaçtın askerden
- olmadı
+ ne olmadı
- kısmet olmadı...
sevgili yaptıktan sonra açılan ibne.
gecenin saat 01:00 i, büyük bir can sıkıntıyla atlar motosikletine, yollara düşer insan. tabi önce işten izin alması gereklidir, izin alamayınca epey harala gürele derken vurur kapıyı çıkar işyerinden. sıkıntısını giderebilmek için uzak yerlere gitmesi gerekir, bunun için de benzin.
-varan 1-
önce bir benzinliğe uğrayıp "depoyu fulleyiver abi" der ve benzinci pompayı depoya sokup "gülüm sen bunu tutuver, ben şu arabanın da işini halledeyim" derken, "abi zaten depoda epey benzin var, istersen başında dur da taşmasın" lafının üzerine çok bilmiş pompacı "bir şey olmaz yahu, ayarlı onlar, dolduğunda otomatik kapatıyor" cevabını verir. ama o da ne yaklaşık 20-25 saniye sonra petrol sondalarında olduğu gibi benzin tazyikli bir şekilde depodan fışkırmaya başlar. bu da yetmezmiş gibi taşan benzinin parasını da tahsil ederler.
-varan 2-
benzinlik faciasından sonra kafa dalgın bitkin bir şekilde yola çıkılır, yön tabelaları dikkatlice takip edilir karanlıkta. "gideceğim yere 120 km" , "gideceğim yere 80 km", "gideceğim yere 40 km" kafada kurgulanan "hazır yaklaşmışken bir sigara molası vereyim" olayının ardından mola yerindeki market görevlisi ile sohbete dalınır. "ya abi şuraya gidiyorum da en kısa nereden gidebilirim?" marketçinin cevabı karşısında magmaya iner insan. "ohooo abicim sen yanlış yola sapmşısın, burası en uzun yol, bütün şehri baştan başa dolaşman gerekir, en iyisi sen bi 40 km geri git, tarif edeceğim diğer yönden git." velhasıl marketçiye uyularak gecenin 2 sinde 40 km geri gidilir.
-varan 3-
o kadar yolu geri teptikten sonra tarif edilen yol üzerinde yoğunlaşılır. epey gittikten sonra gideceği yerin yön tabelasını görür insan, ama bilmez ki o girdiği yer ıssız köy yolları, mezarlıklar, dağ başları, kurt, köpek sürüleri arasından gitsin. oysa ki 20 km sonra ki diğer tabeladan gitmeliymiş. yine velhasıl, zifiri bir karanlıkta, buz gibi bir havada, tarla, bağ, bostan arasında, tam 8 köy geçtikten sonra varır menziline.
-varan 4-
uyandırmaya kıyamaz insan özlediğini, "ben geldim ama sen lütfen uyu, ben sabaha kadar başımın çaresine bakarım" derken saat 4:30 - 05:00 civarıdır. cebinde yeterli parası olmadığı için otele de gidemez, gider bir sabahçı kahvesine 1 çay içtikten sonra ceketini dürüp koyar başını masaya oracıkta biraz kestiriverir. beklediği gelmek üzere iken motorunun başına geçip kontak anahtarını takıp motoru çalıştırmayı dener ama sıraya girmiş ya hepsi; kontak anahtarının bozulduğunu görür kahırlar içinde. tamir ettirmek için epey uğraşıldıktan ve vakit kaybettikten sonra;
-varan 5-
yemekler yenir, sohbetler edilir güzel güzel. kısa bir süre sonra dönüş vaktidir; gündüz gözü ile yollara düşülür. tam otobana çıkıp 120-130 km hızla yardırırken, motor birden duruverir kendi kendine. o da ne? benzinin de bitebilen birşey olduğu çıkmıştır akıldan. ama yüce yaradan bir günde bunların hepsi fazla diyerek benziliğe sadece 100 metre kala itletmiştir 200 kg motoru.
olaylar ne olursa olsun, işler ne kadar aksi giderse gitsin; özlediğin bir yüzü görmek paha biçilemezdir.
-varan 6-
sonunda kazasız belasız oturduğun semte gidilir, yolda bir arkadaşını görür ve sohbet ederler. arkadaşı müsait ise yemek ısmarlamak istediğini söyler ve bir lokantaya giderler. daha servis açılırken masaya, çaatt paatt sesi ile birlikte garsonun elindeki boş tabak çanak dolu tepsi düşer ve her yer cam parçası olur. insanın o an aklına gelen ilk film; final destination dır.
-varan 1-
önce bir benzinliğe uğrayıp "depoyu fulleyiver abi" der ve benzinci pompayı depoya sokup "gülüm sen bunu tutuver, ben şu arabanın da işini halledeyim" derken, "abi zaten depoda epey benzin var, istersen başında dur da taşmasın" lafının üzerine çok bilmiş pompacı "bir şey olmaz yahu, ayarlı onlar, dolduğunda otomatik kapatıyor" cevabını verir. ama o da ne yaklaşık 20-25 saniye sonra petrol sondalarında olduğu gibi benzin tazyikli bir şekilde depodan fışkırmaya başlar. bu da yetmezmiş gibi taşan benzinin parasını da tahsil ederler.
-varan 2-
benzinlik faciasından sonra kafa dalgın bitkin bir şekilde yola çıkılır, yön tabelaları dikkatlice takip edilir karanlıkta. "gideceğim yere 120 km" , "gideceğim yere 80 km", "gideceğim yere 40 km" kafada kurgulanan "hazır yaklaşmışken bir sigara molası vereyim" olayının ardından mola yerindeki market görevlisi ile sohbete dalınır. "ya abi şuraya gidiyorum da en kısa nereden gidebilirim?" marketçinin cevabı karşısında magmaya iner insan. "ohooo abicim sen yanlış yola sapmşısın, burası en uzun yol, bütün şehri baştan başa dolaşman gerekir, en iyisi sen bi 40 km geri git, tarif edeceğim diğer yönden git." velhasıl marketçiye uyularak gecenin 2 sinde 40 km geri gidilir.
-varan 3-
o kadar yolu geri teptikten sonra tarif edilen yol üzerinde yoğunlaşılır. epey gittikten sonra gideceği yerin yön tabelasını görür insan, ama bilmez ki o girdiği yer ıssız köy yolları, mezarlıklar, dağ başları, kurt, köpek sürüleri arasından gitsin. oysa ki 20 km sonra ki diğer tabeladan gitmeliymiş. yine velhasıl, zifiri bir karanlıkta, buz gibi bir havada, tarla, bağ, bostan arasında, tam 8 köy geçtikten sonra varır menziline.
-varan 4-
uyandırmaya kıyamaz insan özlediğini, "ben geldim ama sen lütfen uyu, ben sabaha kadar başımın çaresine bakarım" derken saat 4:30 - 05:00 civarıdır. cebinde yeterli parası olmadığı için otele de gidemez, gider bir sabahçı kahvesine 1 çay içtikten sonra ceketini dürüp koyar başını masaya oracıkta biraz kestiriverir. beklediği gelmek üzere iken motorunun başına geçip kontak anahtarını takıp motoru çalıştırmayı dener ama sıraya girmiş ya hepsi; kontak anahtarının bozulduğunu görür kahırlar içinde. tamir ettirmek için epey uğraşıldıktan ve vakit kaybettikten sonra;
-varan 5-
yemekler yenir, sohbetler edilir güzel güzel. kısa bir süre sonra dönüş vaktidir; gündüz gözü ile yollara düşülür. tam otobana çıkıp 120-130 km hızla yardırırken, motor birden duruverir kendi kendine. o da ne? benzinin de bitebilen birşey olduğu çıkmıştır akıldan. ama yüce yaradan bir günde bunların hepsi fazla diyerek benziliğe sadece 100 metre kala itletmiştir 200 kg motoru.
olaylar ne olursa olsun, işler ne kadar aksi giderse gitsin; özlediğin bir yüzü görmek paha biçilemezdir.
-varan 6-
sonunda kazasız belasız oturduğun semte gidilir, yolda bir arkadaşını görür ve sohbet ederler. arkadaşı müsait ise yemek ısmarlamak istediğini söyler ve bir lokantaya giderler. daha servis açılırken masaya, çaatt paatt sesi ile birlikte garsonun elindeki boş tabak çanak dolu tepsi düşer ve her yer cam parçası olur. insanın o an aklına gelen ilk film; final destination dır.
Balı, parmağı uzun olan değil, kısmeti olan yer.
allaha havale edilmiş söz verme şekli.
babamdan bir şey istendiğinde verdiği klasik cevap.
"Kısmet etmiş ise Mevlâ;
El getirir, yel getirir, sel getirir...
Kısmet etmez ise Mevlâ;
El götürür, yel götürür, sel götürür..."
El getirir, yel getirir, sel getirir...
Kısmet etmez ise Mevlâ;
El götürür, yel götürür, sel götürür..."
birkez daha anladım ki kismetimizde olmayan hiçbir şeye sahip olamıyoruz.
istediğin her şeye sahip olabilirsin. Bu sadece ne kadar istediğinle alakalı. Kısmet demeyin lütfen.
Bir rus özdeyişi şöyle söyler : Şans, hazırlıkla fırsatın karşılaştığı köşe başıdır.
Bir rus özdeyişi şöyle söyler : Şans, hazırlıkla fırsatın karşılaştığı köşe başıdır.
ben yapacağımı yapayım olursa olur, olmazsa zaten olmaz görüşünün kısaltılmış halidir bir anlamda. ama bazen, istediği bir şey için, hiçbir çaba gösterilmemesine rağmen, şansın, kısmetin ayağa gelmesi bir durumda var. hatta esasen ona kısmet diyorlar zaten.
Potansiyel bir steak house ismi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com