bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin7
- gece yarısı çalan telefon7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- ilşkisini herkese anlatan kızlar6
- gammaz olmuşum13
- aquila bicipite8
- uysaljakoben20
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- başımın tatlı tatlı dönmesi2
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- reha muhtar25
- minyon kadın siniri4
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- pazarda su satmak2
- gecenin şarkısı4
- ses yakışıklılığı2
- gazlamak2
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- gençler iş beğenmiyor3
- sevgiliyle kavga etmek2
- bizim delilere bakayım4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- kemal kılıçdaroğlu35
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- semum3
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- elit olmak için gerekenler13
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- düşkün2
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- şato3
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- eski yazarların emekli yapılması5
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- nur suresi 35 ayet2
- müslümanlara kızıp islam dan soğumak4
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- sözlük yazarlarına tavsiye4
- tinder eşleşmesinde ilk mesaj sorunu5
- hayatı akışına bırakmak5
sinema salonları yani esas görevi sinema salonu olmak olan yerler kapanıp, bankaların sponsorluğunda alışveriş merkezlerine konumlanan sinema salonları açılıyor, şehirlerin her yeri avm'ye dönüştürülüyor. ve bunun adı "kentleşme" oluyor. yersen.
bizim ülkemizde lanet, şekilsiz, kitsch apartmanların üstüste yığılması anlamına gelen kelime. kendine özgü özellikleri olan bütün yerleşim yerleri, kentleşme adı altında birbirinin aynı müthiş bir zevksizlik ürünü yüksek binalarla donatılmış durumda. izmir, istanbul, ankara, gaziantep, adana, antalya, bursa, konya, kayseri gibi kentlere bakıldığında kendine özgü izleri taşıyan çok az yer kaldığını, şehirlerin doğal yapısının nasıl da tahrip edildiğini ve bu iğrençliğin bize gelişme ve kentleşme olarak yutturulduğunu göreceksiniz. biraz evvel bahsettiğim şehirlerin hangisinde belli başlı, özelliğini şimdilik koruyan semtleri haricinde neresinde keyifle binalara bakarak, şehrin geçmişini özümseyerek yürüyebilirsiniz?
kentleşmenin getirdiği bir diğer sorun da insan sorunu. insanları binaların içine, betonların arasına yığan, birbirinin kopyası robotlara dönüştüren bir şey olmaya başladı kentlilik. kentli olmak demek aynı şeylerden hoşlanan, aynı şeyleri yapan insanlar olmak değil. bütün hafta çalışıp cuma günü aleme akan, tatile çıkmayan arada bir şile'ye kaçan, güney yapan, çok çok haftada bir halı saha maçıyla kendini ödüllendiren, sırf gitmezse kınanacağını düşündüğü için sinemaya tiyatroya giden, erkek dergileri okuyan, onu elde etmenin on yolu gibi ne idüğü belirsiz kitaplar okuyan erkekler ve topuğu kırılan, en büyük hayali şirin bir pastane açmak olan, işyerinde yükselme hırsıyla sivrilen, günde ikibuçuk litre su içen, şekerim diye hitap eden, cosmopolitan okuru, mango'dan zara'dan giyinen, hatta sigara tutuşları, kadeh tutuşları bile birbirinin kopyası kadınlara dönüşmek midir kentlilik?
kentleşme nedir? ne olmalıdır? bunlar sorgulanmalı ve artık para kazanma hırslarından "benim bırakacağım eser bu mu olmalı?" diye kendi kendine soramayan müteahitler, rant peşinde koşturan siyasetçiler değil biraz da mimarlar, sosyologlar, şehir planlamacıları dinlenmeli, bu şekilde şehir planlaması yapılmalıdır. yahut bilmiyorum, artık iş işten geçmiş olabilir. o zaman hep birlikte haydarpaşa yangınına, gs üniversitesi yangınına ve buna benzer bütün olaylara şaşırmaya, inönü stadının yıkılmasına sinirlenmeye devam.
kentleşmenin getirdiği bir diğer sorun da insan sorunu. insanları binaların içine, betonların arasına yığan, birbirinin kopyası robotlara dönüştüren bir şey olmaya başladı kentlilik. kentli olmak demek aynı şeylerden hoşlanan, aynı şeyleri yapan insanlar olmak değil. bütün hafta çalışıp cuma günü aleme akan, tatile çıkmayan arada bir şile'ye kaçan, güney yapan, çok çok haftada bir halı saha maçıyla kendini ödüllendiren, sırf gitmezse kınanacağını düşündüğü için sinemaya tiyatroya giden, erkek dergileri okuyan, onu elde etmenin on yolu gibi ne idüğü belirsiz kitaplar okuyan erkekler ve topuğu kırılan, en büyük hayali şirin bir pastane açmak olan, işyerinde yükselme hırsıyla sivrilen, günde ikibuçuk litre su içen, şekerim diye hitap eden, cosmopolitan okuru, mango'dan zara'dan giyinen, hatta sigara tutuşları, kadeh tutuşları bile birbirinin kopyası kadınlara dönüşmek midir kentlilik?
kentleşme nedir? ne olmalıdır? bunlar sorgulanmalı ve artık para kazanma hırslarından "benim bırakacağım eser bu mu olmalı?" diye kendi kendine soramayan müteahitler, rant peşinde koşturan siyasetçiler değil biraz da mimarlar, sosyologlar, şehir planlamacıları dinlenmeli, bu şekilde şehir planlaması yapılmalıdır. yahut bilmiyorum, artık iş işten geçmiş olabilir. o zaman hep birlikte haydarpaşa yangınına, gs üniversitesi yangınına ve buna benzer bütün olaylara şaşırmaya, inönü stadının yıkılmasına sinirlenmeye devam.
sanayileşme ve ekonomiye bağlı olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında örgütlenmenin artmasına neden olan, iş bölümü ve uzmanlaşma yaratan ve insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir süreçtir.
güncel Önemli Başlıklar
