bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- bal9
- rüzgar11
- lale13
- kader4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- var olmak için ne yaptınız12
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- kuş5
- asla evlenilmeyecek erkekler3
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- billie eilish'in memeleri7
- fil9
- kaplan17
- evi ev yapan şeyler14
- at6
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- bileklik19
- gece gece sinirlenmek4
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- sevgili nedir7
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- mavi4
- brezilya7
- medine2
- yogartiksen39
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- gül7
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- flamingo3
- z kusagi4
- ankara8
- kötüyü alaşağı etmek4
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- galatasaray19
- rüzgar türbini2
- kim kimi neden sevmiyor14
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- pıtı atma4
- anın görüntüsü22
- sarı teker kim sorunsalı8
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
sinema salonları yani esas görevi sinema salonu olmak olan yerler kapanıp, bankaların sponsorluğunda alışveriş merkezlerine konumlanan sinema salonları açılıyor, şehirlerin her yeri avm'ye dönüştürülüyor. ve bunun adı "kentleşme" oluyor. yersen.
bizim ülkemizde lanet, şekilsiz, kitsch apartmanların üstüste yığılması anlamına gelen kelime. kendine özgü özellikleri olan bütün yerleşim yerleri, kentleşme adı altında birbirinin aynı müthiş bir zevksizlik ürünü yüksek binalarla donatılmış durumda. izmir, istanbul, ankara, gaziantep, adana, antalya, bursa, konya, kayseri gibi kentlere bakıldığında kendine özgü izleri taşıyan çok az yer kaldığını, şehirlerin doğal yapısının nasıl da tahrip edildiğini ve bu iğrençliğin bize gelişme ve kentleşme olarak yutturulduğunu göreceksiniz. biraz evvel bahsettiğim şehirlerin hangisinde belli başlı, özelliğini şimdilik koruyan semtleri haricinde neresinde keyifle binalara bakarak, şehrin geçmişini özümseyerek yürüyebilirsiniz?
kentleşmenin getirdiği bir diğer sorun da insan sorunu. insanları binaların içine, betonların arasına yığan, birbirinin kopyası robotlara dönüştüren bir şey olmaya başladı kentlilik. kentli olmak demek aynı şeylerden hoşlanan, aynı şeyleri yapan insanlar olmak değil. bütün hafta çalışıp cuma günü aleme akan, tatile çıkmayan arada bir şile'ye kaçan, güney yapan, çok çok haftada bir halı saha maçıyla kendini ödüllendiren, sırf gitmezse kınanacağını düşündüğü için sinemaya tiyatroya giden, erkek dergileri okuyan, onu elde etmenin on yolu gibi ne idüğü belirsiz kitaplar okuyan erkekler ve topuğu kırılan, en büyük hayali şirin bir pastane açmak olan, işyerinde yükselme hırsıyla sivrilen, günde ikibuçuk litre su içen, şekerim diye hitap eden, cosmopolitan okuru, mango'dan zara'dan giyinen, hatta sigara tutuşları, kadeh tutuşları bile birbirinin kopyası kadınlara dönüşmek midir kentlilik?
kentleşme nedir? ne olmalıdır? bunlar sorgulanmalı ve artık para kazanma hırslarından "benim bırakacağım eser bu mu olmalı?" diye kendi kendine soramayan müteahitler, rant peşinde koşturan siyasetçiler değil biraz da mimarlar, sosyologlar, şehir planlamacıları dinlenmeli, bu şekilde şehir planlaması yapılmalıdır. yahut bilmiyorum, artık iş işten geçmiş olabilir. o zaman hep birlikte haydarpaşa yangınına, gs üniversitesi yangınına ve buna benzer bütün olaylara şaşırmaya, inönü stadının yıkılmasına sinirlenmeye devam.
kentleşmenin getirdiği bir diğer sorun da insan sorunu. insanları binaların içine, betonların arasına yığan, birbirinin kopyası robotlara dönüştüren bir şey olmaya başladı kentlilik. kentli olmak demek aynı şeylerden hoşlanan, aynı şeyleri yapan insanlar olmak değil. bütün hafta çalışıp cuma günü aleme akan, tatile çıkmayan arada bir şile'ye kaçan, güney yapan, çok çok haftada bir halı saha maçıyla kendini ödüllendiren, sırf gitmezse kınanacağını düşündüğü için sinemaya tiyatroya giden, erkek dergileri okuyan, onu elde etmenin on yolu gibi ne idüğü belirsiz kitaplar okuyan erkekler ve topuğu kırılan, en büyük hayali şirin bir pastane açmak olan, işyerinde yükselme hırsıyla sivrilen, günde ikibuçuk litre su içen, şekerim diye hitap eden, cosmopolitan okuru, mango'dan zara'dan giyinen, hatta sigara tutuşları, kadeh tutuşları bile birbirinin kopyası kadınlara dönüşmek midir kentlilik?
kentleşme nedir? ne olmalıdır? bunlar sorgulanmalı ve artık para kazanma hırslarından "benim bırakacağım eser bu mu olmalı?" diye kendi kendine soramayan müteahitler, rant peşinde koşturan siyasetçiler değil biraz da mimarlar, sosyologlar, şehir planlamacıları dinlenmeli, bu şekilde şehir planlaması yapılmalıdır. yahut bilmiyorum, artık iş işten geçmiş olabilir. o zaman hep birlikte haydarpaşa yangınına, gs üniversitesi yangınına ve buna benzer bütün olaylara şaşırmaya, inönü stadının yıkılmasına sinirlenmeye devam.
sanayileşme ve ekonomiye bağlı olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran, toplum yapısında örgütlenmenin artmasına neden olan, iş bölümü ve uzmanlaşma yaratan ve insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir süreçtir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar