bugün
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı24
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- salih mirzabeyoğlu5
- tüm varoluş sancılarının sonunun islam'a çıkması2
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi3
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- alevilerin atatürk sevgisinin abartılması4
- ben geldim naneler8
- rafael leao31
- birader bay beyler3
- sözlük yazarlarının nahları9
- insanların kötü olması3
- menzil cemaati ne üretiyor7
- futbol9
- antipanik12
- aleksey batrakov9
- hayatı dar eden aile4
- sarapci koala72
- para harcamayı sever misiniz6
- melih gökçek6
- kendin hakkında bir gerçek bırak3
- bir şey soracağım5
- kıza aşık oldum ne yapacağım3
- advntst2
- ahlakçılık3
- gece gece incir yemek3
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır7
- arkadaşlar hesabı silicem14
- anna faris2
- galatasaray8
- bundesliga2
- almanya3
- victor osimhen3
- fenerbahçe23
- tai lung36
- s'i l v'e r m'i s t4
- uyumayın konuşalım3
- kişiyi değiştiren şeyler2
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- osuruk kokusu3
- günün sözü24
- 30 ağustos zafer bayramı2
- gerçek cin musallatı belirtileri3
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist7
- velvet23
- mesih gelse kimsenin inanmayacak olması6
- arkadaşlar sıkıldım3
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak7
- ak partililerin anayasayı değiştirmeye çalışması5
Hepsi sıkılmaktan oluşan.
Aşşağı tarafı büyük bir boşluk olan bir ipte yürürken o ipten geçiş süresini ağır bir çekimde yaşamak ve burdan kesin düşeceğim yok yok kesin düşmeyeceğim kavgasını veren kişi.
Hayatta farkındalığı sağlayan insanlardır karamsarlar, beyinin salak gibi çalışmasındansa farkındalık yaratıp düşünmek en büyük hissi yaratacak eylemdir. Mutlu olamayız abi çünkü mutluluk o kadar ulaşılamaz bir yerde ki hayatta bize sunulan sistem bunu yasaklıyor zaten herşey den önce birileri bize bu yoldan ilerliceksin asla şaşmıcaksın diyor ama birilerinin bize dediğini biz istemiyoruz kendimize yol yapmak istiyoruz ama sistem buna engel hayır diyor benim dediğimden ilerliyeceksin çünkü güç bende senin varlığını bu dünyada ben yöneteceğim işte buda hayvanlar kadar özgür olmadığımız anlamına geliyor. Aslan vahşi olabilir ama doğası gereği ne isterse onu yapabiliyor özgürlük ve mutluluk budur aslında.
Hayatta farkındalığı sağlayan insanlardır karamsarlar, beyinin salak gibi çalışmasındansa farkındalık yaratıp düşünmek en büyük hissi yaratacak eylemdir. Mutlu olamayız abi çünkü mutluluk o kadar ulaşılamaz bir yerde ki hayatta bize sunulan sistem bunu yasaklıyor zaten herşey den önce birileri bize bu yoldan ilerliceksin asla şaşmıcaksın diyor ama birilerinin bize dediğini biz istemiyoruz kendimize yol yapmak istiyoruz ama sistem buna engel hayır diyor benim dediğimden ilerliyeceksin çünkü güç bende senin varlığını bu dünyada ben yöneteceğim işte buda hayvanlar kadar özgür olmadığımız anlamına geliyor. Aslan vahşi olabilir ama doğası gereği ne isterse onu yapabiliyor özgürlük ve mutluluk budur aslında.
Karamsarlık dış etkenlerden ziyade içsel bir ruh halidir. Kime güveneceiğini ve bedelini ödemeyi bilirsen sıkıntı olmaz. Ayık ol!
Hayata küser.
Kötü düşünen kişi. Evet.
Karamsarlık, herşeye kötü yönden bakmak, eksik yanını görmek ve ümitsizliktir.
Bu duyguya sahip kişiye karamsar denir.
Bu duyguya sahip kişiye karamsar denir.
bunlar güzel günlerimiz daha beter olacak her şey diyen kişidir.
https://www.youtube.com/watch?v=qsqeRdgySiI
https://www.youtube.com/watch?v=qsqeRdgySiI
Herşeye kötü tarafından bakmanın özetidir. Karamsar olma Evren'e olumlu mesaj gönder geyiğine inanmayanlar, karamsardırlar. Ne söylerseniz söyleyin, saçma bir umuda sürüklenmezler.
insanın bazen daha doğrusu genellikle, nedensizce ruhunun meşgul olmasıdır. Sanki kafasının üstünde koskoca bir soru işareti var ve hiç gitmiyor. Bazen kulaklık takar öyle dolaşır bazı tonlar bazı melodiler onu anlatır, bazı şarkıların teması onu yansıtır aslında anlatılacak değilde yaşanacak bir durumdandır bu. Mesela karamsar olan birisi en derin acılara karşı koyabilecek güçtedir, en mutluluğuda en acı durumuda kavrayabilecek bir ruh yapısı vardır, optimist ruh halli kişiler en acı durumlarda yıkılırlar psikolojik hastalıklardan fiziksel hastalığa doğru ilerleme durumuda vardır. Ama dediğim gibi tam anlamıyla karamsar kişiler bunun gibi durumlara göğüs gerebilir çünkü sürekli içinde bir fırtına kopuyor sürekli gözleri bir kargaşanın içinde çıkma yolları arıyordur. Hüzün gölgesi gibi peşindedir her bireyin.
her yeri karaya boyayan kişi.
Her günün, bir önceki günden kötü olduğunu ve bir sonraki günün de daha kötü olacağını düşünen umutsuzluk timsali varlık.
Kendimi tanımladım sanki. Daha çok gerçekçi olduğumu düşünsem de karamsar olduğumu reddedemeyeceğim. Birkaç dakika önce indiğim otobüste yanımda oturan gencin -yüksek sesle dinlemek suretiyle- benimle paylaştığı müzik tırmalıyordu beynimi. Halbuki bu şarkıyı çok defalar dinlemiştim. Ama beni hiç bu kadar düşündürmemişti. ''Bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım.'' diyordu. Bugün babam atmış üçüne bastı. Peki ben atmış üçümü görebilecek miyim? Dünya o zamana kadar var olacak mı? insanlar bu hızla birbirlerini öldürürken, doğayı katlederken dünya dayanabilecek mi o kadar yıl daha? Kaderlerimizle ne kadar kolay oynuyorlar? insanın çıldırası geliyor.
Düşüncelere dalmış yürürken eve yaklaştığımı fark ettim. Sigaram bitmişti.
- Selamünaleyküm.
- Aleykümselam. Buyur.
- Bir kısa lark, bir kısa samsun.
- Tabi.
Her paket alışımda olduğu gibi sigarayı bırakmayı düşündüm. Ama her seferinde olduğu gibi paketi açıp sigaradan bir nefes alana kadar sürdü. Sigara içmek için bir sebep bulamıyordum aslında. Ama bırakmak için de bulamıyordum işin garibi. Babam için de almıştım bir paket. Onun da bitmiştir sigarası.
Eve girdiğimde keskin bir koku hissettim. Bitmek üzere olan sigarayı evyede söndürüp, kokunun kaynağını aramaya koyuldum. Balkondan geliyordu. Balkonun kapısını açtım ve sandalyenin altında yatan kargayı gördüm. Ölmüştü. Epey de olmuştu üstelik. Ne zamandır çıkmıyordum ki bu balkona? Bir ay? Daha mı fazla? Hiçbir fikrim yoktu. O anda yapmam gereken şey sadece cesetten kurtulmaktı. içerden biraz gazete aldım ve karganın cansız bedenini iyice sardım. Bu sırada apartmanın köşesinde duran konteyner gözüme ilişti. Buradan atabilir miydim acaba? Üşengeçlikte sınır tanımayan ruhum, kandırmaya çalışıyordu beni. Ve başardı da. Bir torbaya koyduğum cesedi, kolumun etrafında iki kez çevirerek fırlattım. Poşet havada süzülürken kendimi topu son saniyede elinden çıkarmış ve sayı olursa takımına maçı kazandıracak oyuncu gibi hissettim. Poşet önce konteynerin kenarına çarpıp parçalandı, sonra içine düştü. Sayı olmuştu fakat komşularım biraz rahatsız olacaktı. ''Aman, kediler de bayram edecek.'' Ben ve umursamazlığım.
***
Balkonu alelade temizledikten sonra, içeri, babamın odasına yöneldim. Babam annemi kaybettiğimiz kazadan sonra felç olmuştu. Konuşamıyordu. Belden aşağısı da tutmuyordu. Elleriyle yapabildiği tek şeyse sigara içmekti.
Yine yüzünde o anlamsız ifade vardı. Artık hiçbir şey bilmiyordum ruh hali hakkında. Sigara içtiğinde -belki de dumandan- parlayan gözleri dışında, ne mutluluğa ne mutsuzluğa dair en ufak bir belirti yoktu yüzünde. Fakat her şeye olduğu gibi buna da alışıyordu insan. Alışmıştım ben de. Bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. Kafasıyla hayır işareti yaptı. Paketini açıp bir sigara yaktım. Ve eline tutuşturdum. Yatağına ve yastığına dökülmüş olan külleri topladım. Bir isteği olursa zile -otel resepsiyonlarında olan cinsten- basmasını hatırlattım. Ve odama döndüm.
Televizyonu açmamla küfretmeye başlamam nerdeyse aynı saniyeye tekabül etmişti. Savaş, cinayet, hırsızlık, seviyesizlik... Evrende acaba insan kadar aciz bir varlık var mıydı acaba? Ne gibi sebepler olabilirdi ki bu kadar insanı katletmek için? Petrol, para, güç, hırs... Peki bunlara sahip olmayan ve sahip olmak da istemeyen insanlar niye dur diyemiyordu buna? Birilerini daha iyi öldürmek için silah geliştirmenin adının teknoloji ve ilerleme olduğu bir çağda yaşadığımızı düşündüm. Ne kadar gülünç. insanları öldürmek için ''vatan, millet aşkıyla'' bir araya getirilmiş insan toplulukları -namı diğer ordular- geldi aklıma. Ve halklarının oylarıyla seçilmiş siyasetçiler. Ne kadar muğlak bir sistem. Savaşın başka bir nedeni olabilir mi diye düşündüm. ''A'' ülkesinde doğmuş insanlar, ''B'' ülkesinde doğmuş insanlara tarihin getirdiği bir kin, bir nefret besliyor. Birbirlerini bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Neden? Tahammülsüzlük. Hoşgörüsüzlük. Din savaşları geldi aklıma. Beynimi çatlayacak gibi hissediyordum. Benim gibi düşünen birileri daha var mıydı acaba? Düşündüklerimin mantıklı olduğuna o kadar emindim ki. Fakat bir o kadar da insanların değişmeyeceğine. Babamın çaldığı zil dünyaya geri dönmemi sağladı.
Kalktım ve odasına gittim. Tuvalete gitmek istediğini işaret etti. Onu tuvalete götürdüm ve sonra odama çekildim. En iyi yaptığım şeyi yapmak için. insanlığın en iyi yaptığı şeyi yapmak için. Uyumak.
Kendimi tanımladım sanki. Daha çok gerçekçi olduğumu düşünsem de karamsar olduğumu reddedemeyeceğim. Birkaç dakika önce indiğim otobüste yanımda oturan gencin -yüksek sesle dinlemek suretiyle- benimle paylaştığı müzik tırmalıyordu beynimi. Halbuki bu şarkıyı çok defalar dinlemiştim. Ama beni hiç bu kadar düşündürmemişti. ''Bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım.'' diyordu. Bugün babam atmış üçüne bastı. Peki ben atmış üçümü görebilecek miyim? Dünya o zamana kadar var olacak mı? insanlar bu hızla birbirlerini öldürürken, doğayı katlederken dünya dayanabilecek mi o kadar yıl daha? Kaderlerimizle ne kadar kolay oynuyorlar? insanın çıldırası geliyor.
Düşüncelere dalmış yürürken eve yaklaştığımı fark ettim. Sigaram bitmişti.
- Selamünaleyküm.
- Aleykümselam. Buyur.
- Bir kısa lark, bir kısa samsun.
- Tabi.
Her paket alışımda olduğu gibi sigarayı bırakmayı düşündüm. Ama her seferinde olduğu gibi paketi açıp sigaradan bir nefes alana kadar sürdü. Sigara içmek için bir sebep bulamıyordum aslında. Ama bırakmak için de bulamıyordum işin garibi. Babam için de almıştım bir paket. Onun da bitmiştir sigarası.
Eve girdiğimde keskin bir koku hissettim. Bitmek üzere olan sigarayı evyede söndürüp, kokunun kaynağını aramaya koyuldum. Balkondan geliyordu. Balkonun kapısını açtım ve sandalyenin altında yatan kargayı gördüm. Ölmüştü. Epey de olmuştu üstelik. Ne zamandır çıkmıyordum ki bu balkona? Bir ay? Daha mı fazla? Hiçbir fikrim yoktu. O anda yapmam gereken şey sadece cesetten kurtulmaktı. içerden biraz gazete aldım ve karganın cansız bedenini iyice sardım. Bu sırada apartmanın köşesinde duran konteyner gözüme ilişti. Buradan atabilir miydim acaba? Üşengeçlikte sınır tanımayan ruhum, kandırmaya çalışıyordu beni. Ve başardı da. Bir torbaya koyduğum cesedi, kolumun etrafında iki kez çevirerek fırlattım. Poşet havada süzülürken kendimi topu son saniyede elinden çıkarmış ve sayı olursa takımına maçı kazandıracak oyuncu gibi hissettim. Poşet önce konteynerin kenarına çarpıp parçalandı, sonra içine düştü. Sayı olmuştu fakat komşularım biraz rahatsız olacaktı. ''Aman, kediler de bayram edecek.'' Ben ve umursamazlığım.
***
Balkonu alelade temizledikten sonra, içeri, babamın odasına yöneldim. Babam annemi kaybettiğimiz kazadan sonra felç olmuştu. Konuşamıyordu. Belden aşağısı da tutmuyordu. Elleriyle yapabildiği tek şeyse sigara içmekti.
Yine yüzünde o anlamsız ifade vardı. Artık hiçbir şey bilmiyordum ruh hali hakkında. Sigara içtiğinde -belki de dumandan- parlayan gözleri dışında, ne mutluluğa ne mutsuzluğa dair en ufak bir belirti yoktu yüzünde. Fakat her şeye olduğu gibi buna da alışıyordu insan. Alışmıştım ben de. Bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. Kafasıyla hayır işareti yaptı. Paketini açıp bir sigara yaktım. Ve eline tutuşturdum. Yatağına ve yastığına dökülmüş olan külleri topladım. Bir isteği olursa zile -otel resepsiyonlarında olan cinsten- basmasını hatırlattım. Ve odama döndüm.
Televizyonu açmamla küfretmeye başlamam nerdeyse aynı saniyeye tekabül etmişti. Savaş, cinayet, hırsızlık, seviyesizlik... Evrende acaba insan kadar aciz bir varlık var mıydı acaba? Ne gibi sebepler olabilirdi ki bu kadar insanı katletmek için? Petrol, para, güç, hırs... Peki bunlara sahip olmayan ve sahip olmak da istemeyen insanlar niye dur diyemiyordu buna? Birilerini daha iyi öldürmek için silah geliştirmenin adının teknoloji ve ilerleme olduğu bir çağda yaşadığımızı düşündüm. Ne kadar gülünç. insanları öldürmek için ''vatan, millet aşkıyla'' bir araya getirilmiş insan toplulukları -namı diğer ordular- geldi aklıma. Ve halklarının oylarıyla seçilmiş siyasetçiler. Ne kadar muğlak bir sistem. Savaşın başka bir nedeni olabilir mi diye düşündüm. ''A'' ülkesinde doğmuş insanlar, ''B'' ülkesinde doğmuş insanlara tarihin getirdiği bir kin, bir nefret besliyor. Birbirlerini bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Neden? Tahammülsüzlük. Hoşgörüsüzlük. Din savaşları geldi aklıma. Beynimi çatlayacak gibi hissediyordum. Benim gibi düşünen birileri daha var mıydı acaba? Düşündüklerimin mantıklı olduğuna o kadar emindim ki. Fakat bir o kadar da insanların değişmeyeceğine. Babamın çaldığı zil dünyaya geri dönmemi sağladı.
Kalktım ve odasına gittim. Tuvalete gitmek istediğini işaret etti. Onu tuvalete götürdüm ve sonra odama çekildim. En iyi yaptığım şeyi yapmak için. insanlığın en iyi yaptığı şeyi yapmak için. Uyumak.
bardağın her zaman boş tarafını gören, ülkenin gidişatından sürekli şikayet eden şahıs.
hayatın hangi kapısına gitse yüzüne kapanmış, hayalkırıklığı içinde, kendisinin bile ne olduğunu bilmediği birşeyler bekleyen insan. üzgün, bomboş.
ufku dar, ayakları havada iyimserliğe karşı bazen gerçekçi olabilendir.
(bkz: bedbin)
(bkz: pesimist)
-içinde karamsarlik olan kişi, karamsar olmak olayının kahramanı olma durumu. hiçbir şeyden mutlu olmama, her şeyi en kötüsünü akla getirme saplantısından muzdarip kişi.
-polyana'nın mutlu etmek için en çok uğraştığı kişi.
-polyana'nın mutlu etmek için en çok uğraştığı kişi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar