bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri20
- sibel can diyeti4
- sözlükte erkekleri istemiyoruz17
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır10
- beyazsemsiyeliyabanci48
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak9
- togg'a lpg taktırmak8
- günün sözü2
- türk mü türkiyeli mi sorunsalı4
- aziz yıldırım14
- sydney sweeney'in memeleri7
- ilk aşkınız5
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın5
- 21 gün diyetteyim2
- aziz başkan efsanesinin geri dönmesi2
- soğuk suyla duş alan insan3
- schopenhauer'un kadın nefreti2
- cinayet saati neredeydin2
- kaşlarını alan erkek3
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği6
- iran'ın israil'e füze saldırısı2
- yorgun mermi22
- ölüm4
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak3
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah2
- bugün mükemmel bir gün olacak3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- gammazlama yapmamak12
- yıldırım'ın başkan olmasından mutlu olan cimbomlu2
- günaydın şarkısı3
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- kızının düğününde oynayan baba6
- albin kurti2
- haysenin1212
- 7 haziran 2026 belde ara seçimleri2
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar6
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz8
- gina carano11
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler3
- a milli futbol takımı'nın arizona'ya gelmesi2
- satranç haram yasaklansın7
- kürt fıkraları2
- bu köyden olsam ne olacak8
- özgürlük ile güvenlik arasındaki sahte ikilem6
- d'i s c o film2
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- aşık olmak5
Her günün, bir önceki günden kötü olduğunu ve bir sonraki günün de daha kötü olacağını düşünen umutsuzluk timsali varlık.
Kendimi tanımladım sanki. Daha çok gerçekçi olduğumu düşünsem de karamsar olduğumu reddedemeyeceğim. Birkaç dakika önce indiğim otobüste yanımda oturan gencin -yüksek sesle dinlemek suretiyle- benimle paylaştığı müzik tırmalıyordu beynimi. Halbuki bu şarkıyı çok defalar dinlemiştim. Ama beni hiç bu kadar düşündürmemişti. ''Bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım.'' diyordu. Bugün babam atmış üçüne bastı. Peki ben atmış üçümü görebilecek miyim? Dünya o zamana kadar var olacak mı? insanlar bu hızla birbirlerini öldürürken, doğayı katlederken dünya dayanabilecek mi o kadar yıl daha? Kaderlerimizle ne kadar kolay oynuyorlar? insanın çıldırası geliyor.
Düşüncelere dalmış yürürken eve yaklaştığımı fark ettim. Sigaram bitmişti.
- Selamünaleyküm.
- Aleykümselam. Buyur.
- Bir kısa lark, bir kısa samsun.
- Tabi.
Her paket alışımda olduğu gibi sigarayı bırakmayı düşündüm. Ama her seferinde olduğu gibi paketi açıp sigaradan bir nefes alana kadar sürdü. Sigara içmek için bir sebep bulamıyordum aslında. Ama bırakmak için de bulamıyordum işin garibi. Babam için de almıştım bir paket. Onun da bitmiştir sigarası.
Eve girdiğimde keskin bir koku hissettim. Bitmek üzere olan sigarayı evyede söndürüp, kokunun kaynağını aramaya koyuldum. Balkondan geliyordu. Balkonun kapısını açtım ve sandalyenin altında yatan kargayı gördüm. Ölmüştü. Epey de olmuştu üstelik. Ne zamandır çıkmıyordum ki bu balkona? Bir ay? Daha mı fazla? Hiçbir fikrim yoktu. O anda yapmam gereken şey sadece cesetten kurtulmaktı. içerden biraz gazete aldım ve karganın cansız bedenini iyice sardım. Bu sırada apartmanın köşesinde duran konteyner gözüme ilişti. Buradan atabilir miydim acaba? Üşengeçlikte sınır tanımayan ruhum, kandırmaya çalışıyordu beni. Ve başardı da. Bir torbaya koyduğum cesedi, kolumun etrafında iki kez çevirerek fırlattım. Poşet havada süzülürken kendimi topu son saniyede elinden çıkarmış ve sayı olursa takımına maçı kazandıracak oyuncu gibi hissettim. Poşet önce konteynerin kenarına çarpıp parçalandı, sonra içine düştü. Sayı olmuştu fakat komşularım biraz rahatsız olacaktı. ''Aman, kediler de bayram edecek.'' Ben ve umursamazlığım.
***
Balkonu alelade temizledikten sonra, içeri, babamın odasına yöneldim. Babam annemi kaybettiğimiz kazadan sonra felç olmuştu. Konuşamıyordu. Belden aşağısı da tutmuyordu. Elleriyle yapabildiği tek şeyse sigara içmekti.
Yine yüzünde o anlamsız ifade vardı. Artık hiçbir şey bilmiyordum ruh hali hakkında. Sigara içtiğinde -belki de dumandan- parlayan gözleri dışında, ne mutluluğa ne mutsuzluğa dair en ufak bir belirti yoktu yüzünde. Fakat her şeye olduğu gibi buna da alışıyordu insan. Alışmıştım ben de. Bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. Kafasıyla hayır işareti yaptı. Paketini açıp bir sigara yaktım. Ve eline tutuşturdum. Yatağına ve yastığına dökülmüş olan külleri topladım. Bir isteği olursa zile -otel resepsiyonlarında olan cinsten- basmasını hatırlattım. Ve odama döndüm.
Televizyonu açmamla küfretmeye başlamam nerdeyse aynı saniyeye tekabül etmişti. Savaş, cinayet, hırsızlık, seviyesizlik... Evrende acaba insan kadar aciz bir varlık var mıydı acaba? Ne gibi sebepler olabilirdi ki bu kadar insanı katletmek için? Petrol, para, güç, hırs... Peki bunlara sahip olmayan ve sahip olmak da istemeyen insanlar niye dur diyemiyordu buna? Birilerini daha iyi öldürmek için silah geliştirmenin adının teknoloji ve ilerleme olduğu bir çağda yaşadığımızı düşündüm. Ne kadar gülünç. insanları öldürmek için ''vatan, millet aşkıyla'' bir araya getirilmiş insan toplulukları -namı diğer ordular- geldi aklıma. Ve halklarının oylarıyla seçilmiş siyasetçiler. Ne kadar muğlak bir sistem. Savaşın başka bir nedeni olabilir mi diye düşündüm. ''A'' ülkesinde doğmuş insanlar, ''B'' ülkesinde doğmuş insanlara tarihin getirdiği bir kin, bir nefret besliyor. Birbirlerini bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Neden? Tahammülsüzlük. Hoşgörüsüzlük. Din savaşları geldi aklıma. Beynimi çatlayacak gibi hissediyordum. Benim gibi düşünen birileri daha var mıydı acaba? Düşündüklerimin mantıklı olduğuna o kadar emindim ki. Fakat bir o kadar da insanların değişmeyeceğine. Babamın çaldığı zil dünyaya geri dönmemi sağladı.
Kalktım ve odasına gittim. Tuvalete gitmek istediğini işaret etti. Onu tuvalete götürdüm ve sonra odama çekildim. En iyi yaptığım şeyi yapmak için. insanlığın en iyi yaptığı şeyi yapmak için. Uyumak.
Kendimi tanımladım sanki. Daha çok gerçekçi olduğumu düşünsem de karamsar olduğumu reddedemeyeceğim. Birkaç dakika önce indiğim otobüste yanımda oturan gencin -yüksek sesle dinlemek suretiyle- benimle paylaştığı müzik tırmalıyordu beynimi. Halbuki bu şarkıyı çok defalar dinlemiştim. Ama beni hiç bu kadar düşündürmemişti. ''Bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım.'' diyordu. Bugün babam atmış üçüne bastı. Peki ben atmış üçümü görebilecek miyim? Dünya o zamana kadar var olacak mı? insanlar bu hızla birbirlerini öldürürken, doğayı katlederken dünya dayanabilecek mi o kadar yıl daha? Kaderlerimizle ne kadar kolay oynuyorlar? insanın çıldırası geliyor.
Düşüncelere dalmış yürürken eve yaklaştığımı fark ettim. Sigaram bitmişti.
- Selamünaleyküm.
- Aleykümselam. Buyur.
- Bir kısa lark, bir kısa samsun.
- Tabi.
Her paket alışımda olduğu gibi sigarayı bırakmayı düşündüm. Ama her seferinde olduğu gibi paketi açıp sigaradan bir nefes alana kadar sürdü. Sigara içmek için bir sebep bulamıyordum aslında. Ama bırakmak için de bulamıyordum işin garibi. Babam için de almıştım bir paket. Onun da bitmiştir sigarası.
Eve girdiğimde keskin bir koku hissettim. Bitmek üzere olan sigarayı evyede söndürüp, kokunun kaynağını aramaya koyuldum. Balkondan geliyordu. Balkonun kapısını açtım ve sandalyenin altında yatan kargayı gördüm. Ölmüştü. Epey de olmuştu üstelik. Ne zamandır çıkmıyordum ki bu balkona? Bir ay? Daha mı fazla? Hiçbir fikrim yoktu. O anda yapmam gereken şey sadece cesetten kurtulmaktı. içerden biraz gazete aldım ve karganın cansız bedenini iyice sardım. Bu sırada apartmanın köşesinde duran konteyner gözüme ilişti. Buradan atabilir miydim acaba? Üşengeçlikte sınır tanımayan ruhum, kandırmaya çalışıyordu beni. Ve başardı da. Bir torbaya koyduğum cesedi, kolumun etrafında iki kez çevirerek fırlattım. Poşet havada süzülürken kendimi topu son saniyede elinden çıkarmış ve sayı olursa takımına maçı kazandıracak oyuncu gibi hissettim. Poşet önce konteynerin kenarına çarpıp parçalandı, sonra içine düştü. Sayı olmuştu fakat komşularım biraz rahatsız olacaktı. ''Aman, kediler de bayram edecek.'' Ben ve umursamazlığım.
***
Balkonu alelade temizledikten sonra, içeri, babamın odasına yöneldim. Babam annemi kaybettiğimiz kazadan sonra felç olmuştu. Konuşamıyordu. Belden aşağısı da tutmuyordu. Elleriyle yapabildiği tek şeyse sigara içmekti.
Yine yüzünde o anlamsız ifade vardı. Artık hiçbir şey bilmiyordum ruh hali hakkında. Sigara içtiğinde -belki de dumandan- parlayan gözleri dışında, ne mutluluğa ne mutsuzluğa dair en ufak bir belirti yoktu yüzünde. Fakat her şeye olduğu gibi buna da alışıyordu insan. Alışmıştım ben de. Bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. Kafasıyla hayır işareti yaptı. Paketini açıp bir sigara yaktım. Ve eline tutuşturdum. Yatağına ve yastığına dökülmüş olan külleri topladım. Bir isteği olursa zile -otel resepsiyonlarında olan cinsten- basmasını hatırlattım. Ve odama döndüm.
Televizyonu açmamla küfretmeye başlamam nerdeyse aynı saniyeye tekabül etmişti. Savaş, cinayet, hırsızlık, seviyesizlik... Evrende acaba insan kadar aciz bir varlık var mıydı acaba? Ne gibi sebepler olabilirdi ki bu kadar insanı katletmek için? Petrol, para, güç, hırs... Peki bunlara sahip olmayan ve sahip olmak da istemeyen insanlar niye dur diyemiyordu buna? Birilerini daha iyi öldürmek için silah geliştirmenin adının teknoloji ve ilerleme olduğu bir çağda yaşadığımızı düşündüm. Ne kadar gülünç. insanları öldürmek için ''vatan, millet aşkıyla'' bir araya getirilmiş insan toplulukları -namı diğer ordular- geldi aklıma. Ve halklarının oylarıyla seçilmiş siyasetçiler. Ne kadar muğlak bir sistem. Savaşın başka bir nedeni olabilir mi diye düşündüm. ''A'' ülkesinde doğmuş insanlar, ''B'' ülkesinde doğmuş insanlara tarihin getirdiği bir kin, bir nefret besliyor. Birbirlerini bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Neden? Tahammülsüzlük. Hoşgörüsüzlük. Din savaşları geldi aklıma. Beynimi çatlayacak gibi hissediyordum. Benim gibi düşünen birileri daha var mıydı acaba? Düşündüklerimin mantıklı olduğuna o kadar emindim ki. Fakat bir o kadar da insanların değişmeyeceğine. Babamın çaldığı zil dünyaya geri dönmemi sağladı.
Kalktım ve odasına gittim. Tuvalete gitmek istediğini işaret etti. Onu tuvalete götürdüm ve sonra odama çekildim. En iyi yaptığım şeyi yapmak için. insanlığın en iyi yaptığı şeyi yapmak için. Uyumak.
güncel Önemli Başlıklar
