bugün
- sabahları nefret edilen şeyler15
- karı kıza para yedirir misiniz7
- ateistlerin yaşama amacı25
- rafael leao24
- akp2
- sarapci koala69
- türkiye16
- günün sözü20
- sikerim böyle hayatı deyip 7/24 taksicilik yapmak2
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- erkeklerin istediği tek şey17
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- biraderine de sana da yeter artık7
- mehmet ali alabora7
- biraderlerin vurduyor olması12
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- sarapci diye nick alan akpli17
- en son ne zaman namaz kıldın13
- ayağı şiir kokan kadın6
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- fener balı15
- biraderizm felsefesi6
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- fenerbahçe vs galatasaray26
- bir dinciyle tartışmak5
- telefon zil sesini ilahi yapan anadolu çomarı3
- cin görmüş yazarlar4
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- manifest11
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- deniz göktaş5
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- gece herkes uyurken otele gelen kapüşonlu adam2
- teröriste sövmek artık yasak23
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- pikap3
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- kapadokya23
- gece ormanda bir seri katille köşe kapmaca oynamak3
- game of thrones taki kerhaneci13
- şarapçı koala ile viski içmek5
- üşümeyi özlemek4
- savunduğu her fikrin doğru olduğuna inanan insan10
- sosyalizm her ülkede farklı tecelli eder6
- ruhani bir varlığa aşık olmak ister miydin3
Her günün, bir önceki günden kötü olduğunu ve bir sonraki günün de daha kötü olacağını düşünen umutsuzluk timsali varlık.
Kendimi tanımladım sanki. Daha çok gerçekçi olduğumu düşünsem de karamsar olduğumu reddedemeyeceğim. Birkaç dakika önce indiğim otobüste yanımda oturan gencin -yüksek sesle dinlemek suretiyle- benimle paylaştığı müzik tırmalıyordu beynimi. Halbuki bu şarkıyı çok defalar dinlemiştim. Ama beni hiç bu kadar düşündürmemişti. ''Bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım.'' diyordu. Bugün babam atmış üçüne bastı. Peki ben atmış üçümü görebilecek miyim? Dünya o zamana kadar var olacak mı? insanlar bu hızla birbirlerini öldürürken, doğayı katlederken dünya dayanabilecek mi o kadar yıl daha? Kaderlerimizle ne kadar kolay oynuyorlar? insanın çıldırası geliyor.
Düşüncelere dalmış yürürken eve yaklaştığımı fark ettim. Sigaram bitmişti.
- Selamünaleyküm.
- Aleykümselam. Buyur.
- Bir kısa lark, bir kısa samsun.
- Tabi.
Her paket alışımda olduğu gibi sigarayı bırakmayı düşündüm. Ama her seferinde olduğu gibi paketi açıp sigaradan bir nefes alana kadar sürdü. Sigara içmek için bir sebep bulamıyordum aslında. Ama bırakmak için de bulamıyordum işin garibi. Babam için de almıştım bir paket. Onun da bitmiştir sigarası.
Eve girdiğimde keskin bir koku hissettim. Bitmek üzere olan sigarayı evyede söndürüp, kokunun kaynağını aramaya koyuldum. Balkondan geliyordu. Balkonun kapısını açtım ve sandalyenin altında yatan kargayı gördüm. Ölmüştü. Epey de olmuştu üstelik. Ne zamandır çıkmıyordum ki bu balkona? Bir ay? Daha mı fazla? Hiçbir fikrim yoktu. O anda yapmam gereken şey sadece cesetten kurtulmaktı. içerden biraz gazete aldım ve karganın cansız bedenini iyice sardım. Bu sırada apartmanın köşesinde duran konteyner gözüme ilişti. Buradan atabilir miydim acaba? Üşengeçlikte sınır tanımayan ruhum, kandırmaya çalışıyordu beni. Ve başardı da. Bir torbaya koyduğum cesedi, kolumun etrafında iki kez çevirerek fırlattım. Poşet havada süzülürken kendimi topu son saniyede elinden çıkarmış ve sayı olursa takımına maçı kazandıracak oyuncu gibi hissettim. Poşet önce konteynerin kenarına çarpıp parçalandı, sonra içine düştü. Sayı olmuştu fakat komşularım biraz rahatsız olacaktı. ''Aman, kediler de bayram edecek.'' Ben ve umursamazlığım.
***
Balkonu alelade temizledikten sonra, içeri, babamın odasına yöneldim. Babam annemi kaybettiğimiz kazadan sonra felç olmuştu. Konuşamıyordu. Belden aşağısı da tutmuyordu. Elleriyle yapabildiği tek şeyse sigara içmekti.
Yine yüzünde o anlamsız ifade vardı. Artık hiçbir şey bilmiyordum ruh hali hakkında. Sigara içtiğinde -belki de dumandan- parlayan gözleri dışında, ne mutluluğa ne mutsuzluğa dair en ufak bir belirti yoktu yüzünde. Fakat her şeye olduğu gibi buna da alışıyordu insan. Alışmıştım ben de. Bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. Kafasıyla hayır işareti yaptı. Paketini açıp bir sigara yaktım. Ve eline tutuşturdum. Yatağına ve yastığına dökülmüş olan külleri topladım. Bir isteği olursa zile -otel resepsiyonlarında olan cinsten- basmasını hatırlattım. Ve odama döndüm.
Televizyonu açmamla küfretmeye başlamam nerdeyse aynı saniyeye tekabül etmişti. Savaş, cinayet, hırsızlık, seviyesizlik... Evrende acaba insan kadar aciz bir varlık var mıydı acaba? Ne gibi sebepler olabilirdi ki bu kadar insanı katletmek için? Petrol, para, güç, hırs... Peki bunlara sahip olmayan ve sahip olmak da istemeyen insanlar niye dur diyemiyordu buna? Birilerini daha iyi öldürmek için silah geliştirmenin adının teknoloji ve ilerleme olduğu bir çağda yaşadığımızı düşündüm. Ne kadar gülünç. insanları öldürmek için ''vatan, millet aşkıyla'' bir araya getirilmiş insan toplulukları -namı diğer ordular- geldi aklıma. Ve halklarının oylarıyla seçilmiş siyasetçiler. Ne kadar muğlak bir sistem. Savaşın başka bir nedeni olabilir mi diye düşündüm. ''A'' ülkesinde doğmuş insanlar, ''B'' ülkesinde doğmuş insanlara tarihin getirdiği bir kin, bir nefret besliyor. Birbirlerini bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Neden? Tahammülsüzlük. Hoşgörüsüzlük. Din savaşları geldi aklıma. Beynimi çatlayacak gibi hissediyordum. Benim gibi düşünen birileri daha var mıydı acaba? Düşündüklerimin mantıklı olduğuna o kadar emindim ki. Fakat bir o kadar da insanların değişmeyeceğine. Babamın çaldığı zil dünyaya geri dönmemi sağladı.
Kalktım ve odasına gittim. Tuvalete gitmek istediğini işaret etti. Onu tuvalete götürdüm ve sonra odama çekildim. En iyi yaptığım şeyi yapmak için. insanlığın en iyi yaptığı şeyi yapmak için. Uyumak.
Kendimi tanımladım sanki. Daha çok gerçekçi olduğumu düşünsem de karamsar olduğumu reddedemeyeceğim. Birkaç dakika önce indiğim otobüste yanımda oturan gencin -yüksek sesle dinlemek suretiyle- benimle paylaştığı müzik tırmalıyordu beynimi. Halbuki bu şarkıyı çok defalar dinlemiştim. Ama beni hiç bu kadar düşündürmemişti. ''Bir bar taburesi üstünde, babamın öldüğü yaştayım.'' diyordu. Bugün babam atmış üçüne bastı. Peki ben atmış üçümü görebilecek miyim? Dünya o zamana kadar var olacak mı? insanlar bu hızla birbirlerini öldürürken, doğayı katlederken dünya dayanabilecek mi o kadar yıl daha? Kaderlerimizle ne kadar kolay oynuyorlar? insanın çıldırası geliyor.
Düşüncelere dalmış yürürken eve yaklaştığımı fark ettim. Sigaram bitmişti.
- Selamünaleyküm.
- Aleykümselam. Buyur.
- Bir kısa lark, bir kısa samsun.
- Tabi.
Her paket alışımda olduğu gibi sigarayı bırakmayı düşündüm. Ama her seferinde olduğu gibi paketi açıp sigaradan bir nefes alana kadar sürdü. Sigara içmek için bir sebep bulamıyordum aslında. Ama bırakmak için de bulamıyordum işin garibi. Babam için de almıştım bir paket. Onun da bitmiştir sigarası.
Eve girdiğimde keskin bir koku hissettim. Bitmek üzere olan sigarayı evyede söndürüp, kokunun kaynağını aramaya koyuldum. Balkondan geliyordu. Balkonun kapısını açtım ve sandalyenin altında yatan kargayı gördüm. Ölmüştü. Epey de olmuştu üstelik. Ne zamandır çıkmıyordum ki bu balkona? Bir ay? Daha mı fazla? Hiçbir fikrim yoktu. O anda yapmam gereken şey sadece cesetten kurtulmaktı. içerden biraz gazete aldım ve karganın cansız bedenini iyice sardım. Bu sırada apartmanın köşesinde duran konteyner gözüme ilişti. Buradan atabilir miydim acaba? Üşengeçlikte sınır tanımayan ruhum, kandırmaya çalışıyordu beni. Ve başardı da. Bir torbaya koyduğum cesedi, kolumun etrafında iki kez çevirerek fırlattım. Poşet havada süzülürken kendimi topu son saniyede elinden çıkarmış ve sayı olursa takımına maçı kazandıracak oyuncu gibi hissettim. Poşet önce konteynerin kenarına çarpıp parçalandı, sonra içine düştü. Sayı olmuştu fakat komşularım biraz rahatsız olacaktı. ''Aman, kediler de bayram edecek.'' Ben ve umursamazlığım.
***
Balkonu alelade temizledikten sonra, içeri, babamın odasına yöneldim. Babam annemi kaybettiğimiz kazadan sonra felç olmuştu. Konuşamıyordu. Belden aşağısı da tutmuyordu. Elleriyle yapabildiği tek şeyse sigara içmekti.
Yine yüzünde o anlamsız ifade vardı. Artık hiçbir şey bilmiyordum ruh hali hakkında. Sigara içtiğinde -belki de dumandan- parlayan gözleri dışında, ne mutluluğa ne mutsuzluğa dair en ufak bir belirti yoktu yüzünde. Fakat her şeye olduğu gibi buna da alışıyordu insan. Alışmıştım ben de. Bir ihtiyacı olup olmadığını sordum. Kafasıyla hayır işareti yaptı. Paketini açıp bir sigara yaktım. Ve eline tutuşturdum. Yatağına ve yastığına dökülmüş olan külleri topladım. Bir isteği olursa zile -otel resepsiyonlarında olan cinsten- basmasını hatırlattım. Ve odama döndüm.
Televizyonu açmamla küfretmeye başlamam nerdeyse aynı saniyeye tekabül etmişti. Savaş, cinayet, hırsızlık, seviyesizlik... Evrende acaba insan kadar aciz bir varlık var mıydı acaba? Ne gibi sebepler olabilirdi ki bu kadar insanı katletmek için? Petrol, para, güç, hırs... Peki bunlara sahip olmayan ve sahip olmak da istemeyen insanlar niye dur diyemiyordu buna? Birilerini daha iyi öldürmek için silah geliştirmenin adının teknoloji ve ilerleme olduğu bir çağda yaşadığımızı düşündüm. Ne kadar gülünç. insanları öldürmek için ''vatan, millet aşkıyla'' bir araya getirilmiş insan toplulukları -namı diğer ordular- geldi aklıma. Ve halklarının oylarıyla seçilmiş siyasetçiler. Ne kadar muğlak bir sistem. Savaşın başka bir nedeni olabilir mi diye düşündüm. ''A'' ülkesinde doğmuş insanlar, ''B'' ülkesinde doğmuş insanlara tarihin getirdiği bir kin, bir nefret besliyor. Birbirlerini bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Neden? Tahammülsüzlük. Hoşgörüsüzlük. Din savaşları geldi aklıma. Beynimi çatlayacak gibi hissediyordum. Benim gibi düşünen birileri daha var mıydı acaba? Düşündüklerimin mantıklı olduğuna o kadar emindim ki. Fakat bir o kadar da insanların değişmeyeceğine. Babamın çaldığı zil dünyaya geri dönmemi sağladı.
Kalktım ve odasına gittim. Tuvalete gitmek istediğini işaret etti. Onu tuvalete götürdüm ve sonra odama çekildim. En iyi yaptığım şeyi yapmak için. insanlığın en iyi yaptığı şeyi yapmak için. Uyumak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar