bugün
- etnik köken16
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler11
- evde kalmış 30 yaşında kız17
- en iyi çizgi filmler8
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- dünyadaki en kolay meslek7
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar5
- hangi yazara aşıksınız7
- sözlükteki zengin yazarlar9
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava3
- karton toplayan çocuk4
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- omnitrixe sahip olmak2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü2
- sözlükte kim kime yürüyor5
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- robert greene2
- bir bela geliyor6
- müzik haram mıdır7
- inönü'nün devlet başkanlığına daha uygun olması2
- amedspor22
- fenerbahçe16
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- from gold from dust9
- anın görüntüsü26
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- ermenisiz kafkasya4
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- polatlı2
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- hareket edebilen canlılar2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- ismet gürbüz3
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- asgari ücret4
- 16 bekar için masrafsız finlandiya tatili2
- şaban oğlu şaban oğlu şaban filmi3
- nervio19
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- hangi yazar hangi yazarla mesajlaşmak istiyor2
- cübbeli ahmet hoca3
- türkiyenin buğdayı2
(bkz: john huss)
ingilizce transkripsiyonu yerine özgün çekçe adı olan jan hus olarak geçmesi gerekir. türkçe de yazabiliriz. o da yan hus olur. neyse...
prag üniversitesi*'ne rektörlük de yapmış hristiyan din adamıdır. 1372'de o zamanlar bohemya olarak anılan çek cumhuriyeti'nin husinec kazasında doğmuştur. küçük yaşta prag'a gelmiş, kiliselerde şarkı söyleyerek geçimini sağlamıştır. 24 yaşında prag üniversite'sinden diploma almış, üç yıl sonra da master derecesini tamamlamıştır. 1400'de rahip olarak atanmış, iki yıl sonra da kilisede reform isteyen vaazlarına başlamıştır. 1402-1403 yılları arasında prag üniversitesi rektörlüğü de yapmıştır. realisttir ve çekler'i savunmuştur. john wycliffe'tan çokça etkilenmiştir. kilise tarafından yasaklanmış olmasına karşın john wycliffe'in trialogus eserini çekçe'ye çevirmiştir.
1408'de büyük schisma sırasında onuncu gregory roma'da, on üçüncü benedict ise avignon'da papalıklarını ilân etmişlerdir. bu dönemde kutsal roma imparatorluğu'nun tâcında gözü olan bohemya krallığı'nın kralı aziz vaclav* bu isteğine gregory'nin engel teşkil edebileceğini düşünmüş ve onu reddetmiş; tüm tebaâsından, yâni aslında ruhbanlardan da büyük schisma'da tarafsızlık istemiştir. başpiskopos zajiç gregory'den yana tavır alırken jan hus'un başlarını çektiği grup tarafsızlık yemini etmişlerdir.
hâl böyleyken jan hus'un isteğiyle aziz vaclav prag üniversitesi'ndeki yabancıların oylarını kısıtlayarak bohemler'e fazladan iki oy vermiştir. bunun üzerine sayıları 5 ilâ 20 bin tahmin edilen bavyeralı, leh ve sakson çeşitli düzeylerden öğrenci ve öğretim elemanları üniversiteyi ve ülkeyi terk etmişlerdir. bu gruplar daha sonra leipzig üniversitesi'ni kurmuşlardır. uluslararası ünvânını yitiren prag üniversitesi sarayın da desteğini arkasına alan jan hus rektör olmuş, john wycliffe'in çalışmaları da prag'da yeniden popüler olmuştur.
göçen akademisyenler bohemya krallığı'nda küfür* olduğu söylentisini yaymış ve kralla arası zaten açık olan gregory de bunu fırsat bilmiş ve bohemya'yı izolasyona mahkûm etmiştir.
1409'da kurulan pisa konsülü beşinci alexander'ı papa seçerek büyük schisma'yı bitirmek istediyse de ne gregory ne de benedict bu kararı tanımamışlardır. (1418'de toplanacak konstanz konsülü de alexander'ı antipapa ilan edecektir.)
bu karışık dönemde aziz vaclav tarafını beşinci alexander'dan yana değiştirmiş ve başpiskopos zajiç'i de buna zorlamıştır. zajiç bunu fırsat bilerek prag'daki john wycliffe taraftarlarını beşinci alexander'a "dini bozuklar" diye şikâyet etmiştir.
20 aralık 1409'da beşinci alexander bir ferman yayınlayarak başpiskopos zajiç'de prag'daki özgür vaazlar ve wycliffe taraftarlarına karşı kullanması için yetkiler tanımıştır. jan hus 1410'da bu fermanı lağvetmesi için beşinci alexander'a başvursa da kabûl görmemiştir. wycliffe'ın eserleri toplatılıp yakılmış, jan hus ve çevresindekiler ise aforoz edilmişlerdir.
bu dönemde jan hus'un söylemleri aziz vaclav ve bohemya'da genel beğeni topluyordu. hâl böyleyken kral aforozu tanımayıp, prag'da hus taraftarları da büyük ayaklanmalara kalkışınca beşinci alexander prag'ı enterdi etti. bu dönemde jan hus prag'daki beytüllahim kilisesi'nde vaazlarını sürdüryordu. enterdi nedeniyle prag'ın zarar görmesini istemeyen hus kırsala göçtü. kırsalda bir yandan gezip bir yandan da vaazlarda bulundu.
başpiskopos zajiç'in ölümüyle bohemya'da dinî hareketler yeni bir döneme girdi. aynı dönemde uygulamaya konan endüljans da şimşekleri tümüyle vatikan'ın üstüne çekti.
beşinci alexander'ın ölümünün ardından, kendisi de ileride antipapa ilân edilecek ve pek çok suçtan yargılanacak olan yirmi üçüncü john papa seçildi. ilk iş olarak da on üçüncü gregory'ye hamîlik eden napoli krallığı'nın kralı ladislav'a karşı haçlı çağrısında bulundu. savaşı finanse edebilmek için yirmi üçüncü john da endüljans uygulamasına devam etti ve bu ruhban sınıfın yozlaşmasının vesikası hâline geldi.
sonraki günlerde jan hus john wycliffe'in kitaplarından alıntılar yaparak kilise'nin cennetten toprak satmak işine giremeyeceğini, günahların affının ancak tanrıya mahsus olduğunu ve kilise'nin düşmanları için dua etmeyi öğütleyen vaazlarda bulundu. kilisenin zina ve parayla satılan koltukların odağı olduğunu anlattı. takipçileri de papa'nın fermanlarını yaktılar.
bunun üzerine hus'un takipçilerinden üç kişinin kelleleri vuruldu. bunlar daha sonra ilk hussi şehitler olarak anılmışlardır. bu günlerde fakülteli hussiler 45 maddeyi reddeden ve farklı savları destekleyen tezler ortaya attılar. her ne kadar aziz vaclav bunların dağıtım ve anlatımlarını yasaklasa da ne hus ne de fakültelilerden kral'a itiraz etmediler. başpiskopos albik jan hus'la görüşerek papa fermanlarına karşı gelmemesi karşılığında rüşvet teklif etse de hus bunu kabûl etmedi. aziz vaclav'ın arabuluculuk çabaları da sonuç doğurmadı.
çabalarının sonuçsuz kalması aziz vaclav'ı durdurmadı. bu dönemde sinod kararı çıkarttı. çeski brod'da gerçekleştirilecek olan sinod yeri jan hus'un katılımını engellemek için prag başpiskoposluğu'na alındı. bunun üzerine jan hus "bohemya da diğer devletler gibi ruhânî işlerinde bağımsız olmalı" meâlinde gene john wycliffe'in sermones'inden alıntıladığı bir konuşma yaptı. hem kilise hem de hus taraftarları sinod sırasında çeşitli anlaşmalara vardılarsa da bunlardan da bir sonuç çıkmadı. oysa hussiler anlaşma sağlamak için büyük özverilerde bulunmuş, tek istekleri ise "roma kilisesine herkes uymak zorundadır" sözüne "dindar bir hristiyanın yapması gerektiği kadarıyla" kısmını eklemekti. jan hus bu dönemde "benim için hazırladığınız kazığın önünde dursam bile vatikan'ın önerilerini asla kabûl etmem" dedi.
jan hus 1413'te kozi hradek'teki hamîsinde kalırken özünde john wycliffe'in yazdıklarının kopyası olan yazılarına deva etti. bu yazıları prag'a gönderiyordu ve taraftarları bunları beytüllahim kilisesi'nde okuyorlardı. bu dönemde fikirleri hırvatistan, polonya, macaristan ve avusturya gibi ülkelerde de kabûl görmeye başlamıştır.
aziz vaclav'ın kardeşi, macaristan kralı ve henüz papa tarafından taç giydirilmediği için roma kralı olarak anılan sigismund reform isteğine yanıt vermek ve büyük schisma'ya son vermek için 1 kasım 1414'te konstanz konsülü'nün toplanması emrini verdi. çekişmelere son vermek isteyen jan hus da sigismund'dan can güvenliği güvencesi alarak konsüle katılmaya râzı oldu. güvenceye karşın yola çıkmadan önce vasiyetini yazmayı da ihmâl etmedi.
11 ekim 1414'te yola çıkan jan hus 3 kasım 1414'te konstanz'a vardı. burada sigismund'un güvencesi altında olduğundan, vatikan'ın yasağına karşı gelerek vaazlarını sürdürdü. birkaç hafta sonra karşıtları onu hapsetmeyi başardılar. kaçma şüphesi bahanesiyle de 8 aralık 1414'te zindana attılar. sigismund verdiği güvenceye uyulmadığını öğrenince öfkeden kudurdu ve konsülü dağıtmaya niyetlendiyse de jan hus'un zindanında tutulduğu dominikan kilisesi'nin başrahibesi sigismund'u yatıştırdı ve onu "bir kâfire verilen söz bağlayıcı değildir" diyerek ikna etti.
4 aralık 1414'te yirmi üçüncü john jan hus'u yargılamak için üç piskopostan müteşekkil bir kurul oluşturdu. bunlar, dönemin kurallarına uygun olarak tanıkları ve karşıtları dinlediler ancak jan hus'tan savunma almadılar. bu dönemde jan hus'a iyi muamele ediliyor ve arkadaşlarıyla istediği gibi görüşebiliyordu. bu sırada yirmi üçüncü john papalık tahtından indirildi. can güvenliğinden korktuğu için konstanz'dan kaçarken jan hus'u konstanz başpiskoposu'na verdi, o da hus'u gottlieben şatosu'nun zindanına attı. burada kaldığı 73 gün boyunca arkadaşlarıyla görüştürülmediği gibi doğru düzgün de beslenmedi, gece-gündüz zincire vurulu kaldı ve sağlığını yitirdi.
5 haziran 1415'te bir fransiskan kilisesinde davanın ilk duruşması yapıldı. duruşmalarda tanıklar dinlendi, yazılarından alıntılar okundu. jan hus her türlü boyun eğmeyi reddetti ancak incil'den kanıt gösterilmesi durumunda tüm sözlerini geri alacağını belirtti. john wycliffe'e olan saygısını bildirdi ancak efkaristiya ya da 45 maddeyi savunduğunu reddetti. aziz vaclav bir kâfiri koruyamayacağını bildirerek kendisini mahkemenin insafına teslim etmesini salık verdiyse de bunu dinlemedi.
8 haziran 1415'teki son duruşmada 39 hüküm açıklandı. bunlardan yirmi altısı kilise ile ilgili yazılarından, yedisi stepan z palçe ile olan sözleşmelerinden ve altısı Stanislav ze Znojma ile ilgiliydi. jan hus daha önce de yaptığı gibi incil'den kanıtlanması hâlinde yaptığı her şey için pişmanlığını dile getireceğini ve af dileyeceğini bildirdi. bu söylemi koşulsuz teslim olduğu biçminde yorumlandı ve suçlarını itiraf etmesi istendi.
1- o güne dek savunduğu tezlerin yanlış oldukları
2- gelecekte bu tezleri savunmayacağı
3- bu tezlerden pişmanlık duyduğunu
4- tezlerinin tersini savunduğunu
hiçbir zaman düşünmediği ya da savunmadığı doktrinleri geri almasının istenmesini muaf tutulmasını; savunduklarının ise yanlışlığının incil'den kanıtlanmasını istedi. kanıtlanamazsa mahkemenin isteklerini yerine getirmeye vicdanının izin vermeyeceğini belirtti. celse böylece kapanmış oldu.
duruşmanın ardından pek çok sözünü geri alma talebi gelse de jan hus bunları reddetti.
6 temmuz 1415'te pazar ayini ardından katedrale getirildi. lodi piskoposu suçlamaları okudu. jan hus bir kez daha incil'den kanıt istedi ancak gene gösterilmedi. dizlerinin üstüne çöktü, alçak bir sesle düşmanları için tanrıdan af diledi.
bunun ardından bozulma yapıldı. cübbe giydirildi. sövgüler eşliğinde ziynetleri alındı ve rahip traşı bozuldu. kilisenin hükmü okundu. tüm haklarından azledildi. seküler otoriteye teslim edilirken kafasına bir yazı ekleştirildi: heresiarch*. iri ve sağlam zırhlı bir korumanın eşliğinde kazığa doğru yürümeye başladı.
kazığa bağlanmadan önce dizleri üzerine çöktü, iki elini yanlarına açarak yakardı. yakarışı bittikten sonra soyuldu. kazığa bağlandı. palatine kontu ve elektör üçüncü louis sözlerini geri almasını ve canını kurtarmasını diledi. hus şöyle reddetti:
"tanrı tanığımdır ki bana yöneltilen suçlamalardan hiçbirini vaaz etmedim. ondan yola çıkarak yazdığım, düşündüğüm, vaaz ettiğim ve çizdiğim incil kadar doğrudur ki bugün ölmeye hazırım.
anlatılan odur ki jan hus'un altındaki dallar harlanmayınca yaşlı bir kadın geri ve ateşe çalı çırpı atar. bunun üzerine bugün çekler'in çekçe karşılığını* hâlâ kullandıkları meşhur son sözünü söyler: sancta simplicitas*.
ölümünün ardından olanlar için;
(bkz: hussit savaşları)
prag üniversitesi*'ne rektörlük de yapmış hristiyan din adamıdır. 1372'de o zamanlar bohemya olarak anılan çek cumhuriyeti'nin husinec kazasında doğmuştur. küçük yaşta prag'a gelmiş, kiliselerde şarkı söyleyerek geçimini sağlamıştır. 24 yaşında prag üniversite'sinden diploma almış, üç yıl sonra da master derecesini tamamlamıştır. 1400'de rahip olarak atanmış, iki yıl sonra da kilisede reform isteyen vaazlarına başlamıştır. 1402-1403 yılları arasında prag üniversitesi rektörlüğü de yapmıştır. realisttir ve çekler'i savunmuştur. john wycliffe'tan çokça etkilenmiştir. kilise tarafından yasaklanmış olmasına karşın john wycliffe'in trialogus eserini çekçe'ye çevirmiştir.
1408'de büyük schisma sırasında onuncu gregory roma'da, on üçüncü benedict ise avignon'da papalıklarını ilân etmişlerdir. bu dönemde kutsal roma imparatorluğu'nun tâcında gözü olan bohemya krallığı'nın kralı aziz vaclav* bu isteğine gregory'nin engel teşkil edebileceğini düşünmüş ve onu reddetmiş; tüm tebaâsından, yâni aslında ruhbanlardan da büyük schisma'da tarafsızlık istemiştir. başpiskopos zajiç gregory'den yana tavır alırken jan hus'un başlarını çektiği grup tarafsızlık yemini etmişlerdir.
hâl böyleyken jan hus'un isteğiyle aziz vaclav prag üniversitesi'ndeki yabancıların oylarını kısıtlayarak bohemler'e fazladan iki oy vermiştir. bunun üzerine sayıları 5 ilâ 20 bin tahmin edilen bavyeralı, leh ve sakson çeşitli düzeylerden öğrenci ve öğretim elemanları üniversiteyi ve ülkeyi terk etmişlerdir. bu gruplar daha sonra leipzig üniversitesi'ni kurmuşlardır. uluslararası ünvânını yitiren prag üniversitesi sarayın da desteğini arkasına alan jan hus rektör olmuş, john wycliffe'in çalışmaları da prag'da yeniden popüler olmuştur.
göçen akademisyenler bohemya krallığı'nda küfür* olduğu söylentisini yaymış ve kralla arası zaten açık olan gregory de bunu fırsat bilmiş ve bohemya'yı izolasyona mahkûm etmiştir.
1409'da kurulan pisa konsülü beşinci alexander'ı papa seçerek büyük schisma'yı bitirmek istediyse de ne gregory ne de benedict bu kararı tanımamışlardır. (1418'de toplanacak konstanz konsülü de alexander'ı antipapa ilan edecektir.)
bu karışık dönemde aziz vaclav tarafını beşinci alexander'dan yana değiştirmiş ve başpiskopos zajiç'i de buna zorlamıştır. zajiç bunu fırsat bilerek prag'daki john wycliffe taraftarlarını beşinci alexander'a "dini bozuklar" diye şikâyet etmiştir.
20 aralık 1409'da beşinci alexander bir ferman yayınlayarak başpiskopos zajiç'de prag'daki özgür vaazlar ve wycliffe taraftarlarına karşı kullanması için yetkiler tanımıştır. jan hus 1410'da bu fermanı lağvetmesi için beşinci alexander'a başvursa da kabûl görmemiştir. wycliffe'ın eserleri toplatılıp yakılmış, jan hus ve çevresindekiler ise aforoz edilmişlerdir.
bu dönemde jan hus'un söylemleri aziz vaclav ve bohemya'da genel beğeni topluyordu. hâl böyleyken kral aforozu tanımayıp, prag'da hus taraftarları da büyük ayaklanmalara kalkışınca beşinci alexander prag'ı enterdi etti. bu dönemde jan hus prag'daki beytüllahim kilisesi'nde vaazlarını sürdüryordu. enterdi nedeniyle prag'ın zarar görmesini istemeyen hus kırsala göçtü. kırsalda bir yandan gezip bir yandan da vaazlarda bulundu.
başpiskopos zajiç'in ölümüyle bohemya'da dinî hareketler yeni bir döneme girdi. aynı dönemde uygulamaya konan endüljans da şimşekleri tümüyle vatikan'ın üstüne çekti.
beşinci alexander'ın ölümünün ardından, kendisi de ileride antipapa ilân edilecek ve pek çok suçtan yargılanacak olan yirmi üçüncü john papa seçildi. ilk iş olarak da on üçüncü gregory'ye hamîlik eden napoli krallığı'nın kralı ladislav'a karşı haçlı çağrısında bulundu. savaşı finanse edebilmek için yirmi üçüncü john da endüljans uygulamasına devam etti ve bu ruhban sınıfın yozlaşmasının vesikası hâline geldi.
sonraki günlerde jan hus john wycliffe'in kitaplarından alıntılar yaparak kilise'nin cennetten toprak satmak işine giremeyeceğini, günahların affının ancak tanrıya mahsus olduğunu ve kilise'nin düşmanları için dua etmeyi öğütleyen vaazlarda bulundu. kilisenin zina ve parayla satılan koltukların odağı olduğunu anlattı. takipçileri de papa'nın fermanlarını yaktılar.
bunun üzerine hus'un takipçilerinden üç kişinin kelleleri vuruldu. bunlar daha sonra ilk hussi şehitler olarak anılmışlardır. bu günlerde fakülteli hussiler 45 maddeyi reddeden ve farklı savları destekleyen tezler ortaya attılar. her ne kadar aziz vaclav bunların dağıtım ve anlatımlarını yasaklasa da ne hus ne de fakültelilerden kral'a itiraz etmediler. başpiskopos albik jan hus'la görüşerek papa fermanlarına karşı gelmemesi karşılığında rüşvet teklif etse de hus bunu kabûl etmedi. aziz vaclav'ın arabuluculuk çabaları da sonuç doğurmadı.
çabalarının sonuçsuz kalması aziz vaclav'ı durdurmadı. bu dönemde sinod kararı çıkarttı. çeski brod'da gerçekleştirilecek olan sinod yeri jan hus'un katılımını engellemek için prag başpiskoposluğu'na alındı. bunun üzerine jan hus "bohemya da diğer devletler gibi ruhânî işlerinde bağımsız olmalı" meâlinde gene john wycliffe'in sermones'inden alıntıladığı bir konuşma yaptı. hem kilise hem de hus taraftarları sinod sırasında çeşitli anlaşmalara vardılarsa da bunlardan da bir sonuç çıkmadı. oysa hussiler anlaşma sağlamak için büyük özverilerde bulunmuş, tek istekleri ise "roma kilisesine herkes uymak zorundadır" sözüne "dindar bir hristiyanın yapması gerektiği kadarıyla" kısmını eklemekti. jan hus bu dönemde "benim için hazırladığınız kazığın önünde dursam bile vatikan'ın önerilerini asla kabûl etmem" dedi.
jan hus 1413'te kozi hradek'teki hamîsinde kalırken özünde john wycliffe'in yazdıklarının kopyası olan yazılarına deva etti. bu yazıları prag'a gönderiyordu ve taraftarları bunları beytüllahim kilisesi'nde okuyorlardı. bu dönemde fikirleri hırvatistan, polonya, macaristan ve avusturya gibi ülkelerde de kabûl görmeye başlamıştır.
aziz vaclav'ın kardeşi, macaristan kralı ve henüz papa tarafından taç giydirilmediği için roma kralı olarak anılan sigismund reform isteğine yanıt vermek ve büyük schisma'ya son vermek için 1 kasım 1414'te konstanz konsülü'nün toplanması emrini verdi. çekişmelere son vermek isteyen jan hus da sigismund'dan can güvenliği güvencesi alarak konsüle katılmaya râzı oldu. güvenceye karşın yola çıkmadan önce vasiyetini yazmayı da ihmâl etmedi.
11 ekim 1414'te yola çıkan jan hus 3 kasım 1414'te konstanz'a vardı. burada sigismund'un güvencesi altında olduğundan, vatikan'ın yasağına karşı gelerek vaazlarını sürdürdü. birkaç hafta sonra karşıtları onu hapsetmeyi başardılar. kaçma şüphesi bahanesiyle de 8 aralık 1414'te zindana attılar. sigismund verdiği güvenceye uyulmadığını öğrenince öfkeden kudurdu ve konsülü dağıtmaya niyetlendiyse de jan hus'un zindanında tutulduğu dominikan kilisesi'nin başrahibesi sigismund'u yatıştırdı ve onu "bir kâfire verilen söz bağlayıcı değildir" diyerek ikna etti.
4 aralık 1414'te yirmi üçüncü john jan hus'u yargılamak için üç piskopostan müteşekkil bir kurul oluşturdu. bunlar, dönemin kurallarına uygun olarak tanıkları ve karşıtları dinlediler ancak jan hus'tan savunma almadılar. bu dönemde jan hus'a iyi muamele ediliyor ve arkadaşlarıyla istediği gibi görüşebiliyordu. bu sırada yirmi üçüncü john papalık tahtından indirildi. can güvenliğinden korktuğu için konstanz'dan kaçarken jan hus'u konstanz başpiskoposu'na verdi, o da hus'u gottlieben şatosu'nun zindanına attı. burada kaldığı 73 gün boyunca arkadaşlarıyla görüştürülmediği gibi doğru düzgün de beslenmedi, gece-gündüz zincire vurulu kaldı ve sağlığını yitirdi.
5 haziran 1415'te bir fransiskan kilisesinde davanın ilk duruşması yapıldı. duruşmalarda tanıklar dinlendi, yazılarından alıntılar okundu. jan hus her türlü boyun eğmeyi reddetti ancak incil'den kanıt gösterilmesi durumunda tüm sözlerini geri alacağını belirtti. john wycliffe'e olan saygısını bildirdi ancak efkaristiya ya da 45 maddeyi savunduğunu reddetti. aziz vaclav bir kâfiri koruyamayacağını bildirerek kendisini mahkemenin insafına teslim etmesini salık verdiyse de bunu dinlemedi.
8 haziran 1415'teki son duruşmada 39 hüküm açıklandı. bunlardan yirmi altısı kilise ile ilgili yazılarından, yedisi stepan z palçe ile olan sözleşmelerinden ve altısı Stanislav ze Znojma ile ilgiliydi. jan hus daha önce de yaptığı gibi incil'den kanıtlanması hâlinde yaptığı her şey için pişmanlığını dile getireceğini ve af dileyeceğini bildirdi. bu söylemi koşulsuz teslim olduğu biçminde yorumlandı ve suçlarını itiraf etmesi istendi.
1- o güne dek savunduğu tezlerin yanlış oldukları
2- gelecekte bu tezleri savunmayacağı
3- bu tezlerden pişmanlık duyduğunu
4- tezlerinin tersini savunduğunu
hiçbir zaman düşünmediği ya da savunmadığı doktrinleri geri almasının istenmesini muaf tutulmasını; savunduklarının ise yanlışlığının incil'den kanıtlanmasını istedi. kanıtlanamazsa mahkemenin isteklerini yerine getirmeye vicdanının izin vermeyeceğini belirtti. celse böylece kapanmış oldu.
duruşmanın ardından pek çok sözünü geri alma talebi gelse de jan hus bunları reddetti.
6 temmuz 1415'te pazar ayini ardından katedrale getirildi. lodi piskoposu suçlamaları okudu. jan hus bir kez daha incil'den kanıt istedi ancak gene gösterilmedi. dizlerinin üstüne çöktü, alçak bir sesle düşmanları için tanrıdan af diledi.
bunun ardından bozulma yapıldı. cübbe giydirildi. sövgüler eşliğinde ziynetleri alındı ve rahip traşı bozuldu. kilisenin hükmü okundu. tüm haklarından azledildi. seküler otoriteye teslim edilirken kafasına bir yazı ekleştirildi: heresiarch*. iri ve sağlam zırhlı bir korumanın eşliğinde kazığa doğru yürümeye başladı.
kazığa bağlanmadan önce dizleri üzerine çöktü, iki elini yanlarına açarak yakardı. yakarışı bittikten sonra soyuldu. kazığa bağlandı. palatine kontu ve elektör üçüncü louis sözlerini geri almasını ve canını kurtarmasını diledi. hus şöyle reddetti:
"tanrı tanığımdır ki bana yöneltilen suçlamalardan hiçbirini vaaz etmedim. ondan yola çıkarak yazdığım, düşündüğüm, vaaz ettiğim ve çizdiğim incil kadar doğrudur ki bugün ölmeye hazırım.
anlatılan odur ki jan hus'un altındaki dallar harlanmayınca yaşlı bir kadın geri ve ateşe çalı çırpı atar. bunun üzerine bugün çekler'in çekçe karşılığını* hâlâ kullandıkları meşhur son sözünü söyler: sancta simplicitas*.
ölümünün ardından olanlar için;
(bkz: hussit savaşları)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar