bugün

ezginin günlüğü nün hemen hemen her albümünde yer bulan hoş bir imgedir. bu imgeye sahip şarkıların tamamı ise; gemiler gibi, gemi, martı, iyi uykular türkiye, siyah gözler, aşk iki kişiliktir, bilmiyorum ne olacak, mutlu aşk vardır, kedim, ayrılış, ebruli, sabah, japon balıkçısı şeklinde sıralanabilir.
ezginin günlüğünün insanı alıp götüren mükemmel şarkısıdır.

yeni tanışmış bulunmaktayım bu şarkıyla. yazık geçen yıllarıma, deliyim.
ingiliz kültürüne göre dişidir. ingilizce' de bir gemiden bahsederken "it" yerine "she" öznesi kullanılır. ayrıca ikiz gemiler için de sister ship tabiri kullanılır.
--spoiler--
kime sorsam dönüşüm yok
nereye gitsem mavi
yelkenimde deli rüzgar
her yanım tuz, deliyim..
--spoiler--
kesinlikle eşlik edilmeden dinlenemeyecek şarkı.
türk ticaret kanunu madde 816 uyarınca "tahsis edildiği gayeye uygun olarak kullanılması, denizde hareket etmesi imkânına bağlı bulunan ve pek küçük olmıyan her türlü tekne" gemidir.
müthiş, mükemmel bir ezginin günlüğü şarkısı...
vüs at o. bener şiiridir.

Ben gitmem ya bilesin
Bırakıp gidersen beni
Kayalıklar orada
Omurgam paramparça..
insanın kendine armağan edebileceği en güzel, en hüzünlü, en umutlu şarkı.

--spoiler--
ah, peşimde rüzgar
ne yağmurlar dost, ne bir kıyı var, deliyim..
ah, düşlerim kaldı
yalnızım, düşlerim kaldı, deliyim...
--spoiler--
insanın burnunun direğini sızlatan şarkıdır.
dünyanın 4te 3ünü seçip geri kalanını karada yaşayan insanlara bırakanların üstünde çalışıp para kazandığı araç.
ezginin günlüğüden dinlediğimiz, dinlerken de canımızı acıtan, tırnaklarıyla ince ince derimizi çizen-kemiren, zaman zaman gözümüzdeki yaşın sebebi şarkıdır.
ezginin günlüğü severlerin eminim ezberledikleri şarkılardan biridir. akşam hafif esen rüzgarda, denizin kenarında kurulmuş masada canlanması lazım bu şarkının. birkaç hoş sohbet arkadaş, ılık hava, omuzlara sarılan şal. valla tadından yenmez.

ah ne yelken ne yel
köpüklerde kaybolayım
deliyim
kime sorsam dönüşüm yok
her gemi biraz deniz
her yanım mavi her yanım yel
her yanım tuz
deliyim...
yokluğu bildiğimiz dünyayı yok edecek taşıt.

Ha bir de buradan amerika'ya gitmesi aylarca tutmuyor bu taşıtla onu da belirteyim.
ezginin günlüğü'nün yaralayan parçası. delisin, deliyim...

en güzel versiyonu istavrit'te olanı.
sabahat akkirazdan dinlenildiğinde denizin köpüklerinde kaybolabileceğiniz eşsiz şarkılardan biri..bir kez dinlediğinizde tadı damağınızda kalıyor..tekrarı geliyor ardından.
ah küçücük gemi
.............
yakarlar seni...
muhteşem ötesi bir ezginin günlüğü klasiği.

--spoiler--
ah küçücük gemi dönmezsin bir daha geri deliyim.

--spoiler--
bir memleket gibidir gemi.* *
asmalı mescit'de güzel bir terasa sahip rahat bir mekan yalnız, uzun boylu bir elaman var, toplu organizasyonlarda öde-al şeklinde anlaşılmazsa tabeladan geçiriyor. siz siz olun her zaman adisyonu inceleyin. döner pişkin salon boş
ezginin günlüğüne ait mükemmel ötesi , sonbahar yağmuru gibi şarkısıdır.

kime sorsam dönüşüm yok
nereye gitsem mavi
yelkenimde deli rüzgar
her yanım tuz, deliyim..

ah, peşimde rüzgar
ne yağmurlar dost, ne bir kıyı var, deliyim..
ah, düşlerim kaldı
yalnızım, düşlerim kaldı, deliyim...
ah, peşimde rüzgar
ne yağmurlar dost, ne bir kıyı var, deliyim..
ah, düşlerim kaldı
yalnızım, düşlerim kaldı, deliyim...

inanılmaz etkliyici bir ezginin gunlu şarkısı.
az önce dinlediğimde bana halvetimi narin narin anlatan bir ezginin günlüğü ninnisi... daha çok uyur uyanır insanlar bu şarkıyla.
"kaçıp kurtulmak" manasına gelen bir depresyon halinin esiri olmuş bir deniz aracı. deniz her zaman "sorunları arkada bırakmak" anlamına geldiğinden, gemiye de masumane bir anlam yükler şairler, yazarlar, insanlar.

oysa ki,

deniz hiçbir zaman kurtuluş değildir. uçsuz bucaksız ise hiç değildir. dünyanın 4/3 ünün denizle kaplı olması sizde engin olması gerektiği izdenimi bırakmasın. birkaç günlük deniz yolculuğu, okyanusa çıkmanıza yetecektir. neyse, denize çıktığınızda, arkada bıraktığınızda karayı, eski hayatları, karşınıza çetin fırtınalar çıkacaktır.

tek fark, burada insanlardır problem genelde, orada da doğa. aslında çok garip. doğa ile savaşırken yine insanların yaptığı araçla savaşırız. insanlarla savaşırken ise neyle savaştığımızı bile bilmeyiz.

ne anlatıyordum ben?

hah gemiyi. gemi dediğiniz şey dünyanın ne kadar küçük bir yer olduğunu bize anlatan, ve sorunlardan hiçbir zaman kaçılamayacağını, çünkü asıl sorunun bizim beynimizin içinde saklı olduğunu düşündüren bir araçtır.
sulara attim kendimi cok, sonra dönmedim geri... ama garip, yandığımı düşünmedim hic.. insan nasıl yanar ki? öbur yandan da hep su soruyu sordum: sulara atmasaydim kendimi ne olacaktı? bulundugum kara parcasi daha mi iyi olacakti? mutluluk nedir? neyle karsılaştırılabilir? ben hep deniz kenarinda villasi, kasri, satosu olanlarla karsilastiriyorum, o zaman is siirden cikip politik oluyor. yaaa.. peki seks neresinde bu isin?
ahhh... ezgi ve günlüğü yine karmakarışık ettin beni, ağlamaklıyım, derbederim, yorgun ve sürgünüm...
dinlemeden ölmeyin derim, ya da ölmeden önce bir de bunu deneyin...

başlar başlamaz gitmeye başlarsınız,
'delisin',
'deliyim' diye dalgalana dalgalana.
istanbulda beyolunda asmalı mescit sokakta on numara bir mekandır. mekan çok nezihtir. çalan müzikler sahne alan gruplar çok iyidir. *
© copyright 2005 - 2026