bugün
- iltica23
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası10
- ofis pornosu13
- cam açık ve çıplak uyumak6
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- kolye142
- ilişkiye ara vermek10
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek7
- pazartesilerden nefret etmek2
- filistin eğitim bakanlığı ndan koruma çağrısı2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- bu saatte yemek yemek8
- asansörde konuşmama kuralı8
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- kadınların yedekte erkek tutması3
- marka giyinmek8
- siyah saçlı beyaz tenli kız8
- sevgiliden ayrılamama nedenleri2
- sevgiliden ayrilamayip onun terk etmesini beklemek2
- migren4
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- gecelerin kötü olması2
- şargoz2
- kaybolan çorabın teki3
- nervionun mavi gözleri11
- hayatın acı gerçekleri6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- cep telefonu22
- ona bir şey söyle13
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- nokia20
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- aşk13
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- teselli vermek6
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bik bik'in kraliçe olması10
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
onu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor benim için. kendisi hakkında ne düşündüğümü zaten o da biliyor, ama içimden geldiğince yazayım bir şeyler, kendi üslubumla*..
şubat ayında istanbul'a gelme haberini duyduktan sonra tabiri caizse, içimdeki sevgi kelebekleri kıpraştı*.. tabii, hemen planları yaptım. istanbul'u bilmeyen biri için*nerelere gidilebilir o soğuk şubat günlerine, bir taraflarımız donar ikene.. dedim, ya bi ortaköy-boğaz keyfi yaparız, ordan da kız kulesine gideriz, gezeriz falan, biraz da takılırız gene, al sana mis gibi gün.. tarihsel yerlere gideceğimiz yok nasılsa, "turist rehberi miyim ben öyle gezdiricem*, bize gelmez öyle şeyler" diyerek; "neyse artık, kafamıza göre yaparız bir şeyler" dedik..
büyük gün geldi çattı tabe, o gün böbrek üstü bezleri öyle bir çalışıyordu ki, fazla mesai yapmalarından dolayı ikramiye veresim geldi kendilerine*.. kendisi aradı beni, gecikecekmiş falan, yemek yicekmiş, yok yemezse midesi bulanırmış falan.. iyi dedim hadi, ye gel sen, ben beklerim...
yalnız nasıl bir beklemektir o... çocuklar beni ağaç sanıp, üzerime tırmanıp, meyvelerimden faydalanacaklardı*, o derece.. yok ama dedim, freedean'im için feda olsun, hem bilmiyo buraları, kaybolmasın... baktım, vapur geldi, ahanda dedim geliyor.. kalp vuruş sesleri, ramazan davulcusunun davul çalması vari.. beklerken bir de o sırada üzerime dalga vurmasın mı.. tüm pantolon, botlar falan rezil oldu tabi**.. ve baktım, karşıdan geliyor gülümseyerek..
hayatımda hiç görmediğim birine bu kadar sevgi taşıyacağımı düşünemezdim, ama onun yeri bambaşka tabii. sanki birbirini yıllardır görmemiş abla-kardeş gibi sarıldık, başladık yürümeye.. hasret giderircesine, eski anılardan bahsedercesine.. ortaköy senin, taksim benim, dolaştık**..
ayrıca o gün, ben içindeki çocuğu gördüm.. sen git, koskocaman kız, çocuk menüsü al.. olacak şey mi bu*...
neyse, akşam oldu, ayrılık vakti geldi.. geçirilen o onca saat, sanki bana bir kaç dakika gibi geldi.. gene sarıldık, ayrıldık.. "bunu saymayız, bir dahakine daha çok" dedik, esenleştik**..
işte, hayatımın en güzel günlerinden birinini 'kısaca'*özetledim kendimce.. tabii daha yazmak istesem, neler neler yazılır da, ben burada keseyim, göz yorgunluğu olmasın daha fazla..
lafın kısası, canım ablamsın, canımın içisin, iyi ki varsın, iyi ki yanımdasın, iyi ki geldin istanbul'lara.. iyi ki buluştuk, iyi ki konuştuk, iyi ki gezdik vs... ben "iyi ki" lere başladım mı, bitiremem, burda bitsin... seninle olmak "en bi güzel şe" ...
şubat ayında istanbul'a gelme haberini duyduktan sonra tabiri caizse, içimdeki sevgi kelebekleri kıpraştı*.. tabii, hemen planları yaptım. istanbul'u bilmeyen biri için*nerelere gidilebilir o soğuk şubat günlerine, bir taraflarımız donar ikene.. dedim, ya bi ortaköy-boğaz keyfi yaparız, ordan da kız kulesine gideriz, gezeriz falan, biraz da takılırız gene, al sana mis gibi gün.. tarihsel yerlere gideceğimiz yok nasılsa, "turist rehberi miyim ben öyle gezdiricem*, bize gelmez öyle şeyler" diyerek; "neyse artık, kafamıza göre yaparız bir şeyler" dedik..
büyük gün geldi çattı tabe, o gün böbrek üstü bezleri öyle bir çalışıyordu ki, fazla mesai yapmalarından dolayı ikramiye veresim geldi kendilerine*.. kendisi aradı beni, gecikecekmiş falan, yemek yicekmiş, yok yemezse midesi bulanırmış falan.. iyi dedim hadi, ye gel sen, ben beklerim...
yalnız nasıl bir beklemektir o... çocuklar beni ağaç sanıp, üzerime tırmanıp, meyvelerimden faydalanacaklardı*, o derece.. yok ama dedim, freedean'im için feda olsun, hem bilmiyo buraları, kaybolmasın... baktım, vapur geldi, ahanda dedim geliyor.. kalp vuruş sesleri, ramazan davulcusunun davul çalması vari.. beklerken bir de o sırada üzerime dalga vurmasın mı.. tüm pantolon, botlar falan rezil oldu tabi**.. ve baktım, karşıdan geliyor gülümseyerek..
hayatımda hiç görmediğim birine bu kadar sevgi taşıyacağımı düşünemezdim, ama onun yeri bambaşka tabii. sanki birbirini yıllardır görmemiş abla-kardeş gibi sarıldık, başladık yürümeye.. hasret giderircesine, eski anılardan bahsedercesine.. ortaköy senin, taksim benim, dolaştık**..
ayrıca o gün, ben içindeki çocuğu gördüm.. sen git, koskocaman kız, çocuk menüsü al.. olacak şey mi bu*...
neyse, akşam oldu, ayrılık vakti geldi.. geçirilen o onca saat, sanki bana bir kaç dakika gibi geldi.. gene sarıldık, ayrıldık.. "bunu saymayız, bir dahakine daha çok" dedik, esenleştik**..
işte, hayatımın en güzel günlerinden birinini 'kısaca'*özetledim kendimce.. tabii daha yazmak istesem, neler neler yazılır da, ben burada keseyim, göz yorgunluğu olmasın daha fazla..
lafın kısası, canım ablamsın, canımın içisin, iyi ki varsın, iyi ki yanımdasın, iyi ki geldin istanbul'lara.. iyi ki buluştuk, iyi ki konuştuk, iyi ki gezdik vs... ben "iyi ki" lere başladım mı, bitiremem, burda bitsin... seninle olmak "en bi güzel şe" ...
uzuuunca bir aradan sonra tekrar görüşme imkanı bulabileceğim çok bi değer verdiğim. özledim ulan!
aynı hastanede doğduğumuzu öğrendiğim ankaralardan taa buralara gelmiş, no promise ile birlikte ikisinin bitişik fotoğraflarını çektiğim sevimli hoşsohbet yazar.
zirvede tanıstıgım * hemencicik kaynastıgım hiç de bile böcük olmayan en bi kuşum yazarı. saolsun varolsun yalniz birakmadı bizi. faati insanını bir küçük kardes edası * ile severekten * kopmama sebebiyet vermiştir. sıcaklıgını hissettirmen için gelmen gerekmezdi ki kuşum. ışık ile de ısıtırdın.
(bkz: ufo)
(bkz: ufo)
canım bi tanecik böcüküm, büyük planlar yaptığım kankim, zirve boyunca yanımdan ayırmadığım jadı, yakında istanbul'a yerleşip daha çok gezme fırsatı bulacağım dostum..
gidemediğim zirvelere yolladığım elçim. misyonunu başarıyla tamamlamış duyduğuma göre. aferin diyorum kendisine. *
zirvede tanıştığımız ne zaman konuşsak gülmekten yarırdığımız yazar ciddi bir muhabbettimiz olamadı.bir de manson'la beraber çok hızlı yürüyorlardı, yordular beni.
iyice istanbul'lu olmuş ankara yazarı.
aylardır tanıyoruz belki birbirimizi ama ilk defa yanyana gelip muhabbet etme fırsatı bulduk ve en güzel muhabbetleri döndürdük kendisiyle. deli gibi güldük eğlendik. abla yazardır kendisi bana ablalık yapmıştır, bende ona rehberlik yapmışımdır en güzelinden. *
haydin bu pazar çaya zirvesinde tanıdığım ,bıcır bıcır ,ankara ya benden selam iletecek olan yazar. *
yarın 10.45'de karaköy iskelesinin önünde diyorum başka bir şey demiyorum.. *
istanbul'larda bensiz fink atan yazar.
istanbul'da fink atan mesgul bunye.
istanbul'lu olmuş yazar.
artık istanbul'lu olmuş canım arkadaşım, gece gelmesinden dolayı ayaklarının altına kırmızı halılar seremedim ama olsun, artık sahibesi benimdir, ankara' ya selam ederim.. ardından marla yi da bekliyoruz, marla gelirken mystery ve devamını da topla canım, sonra gelirken bolu ya uğrayıp bolçi alındır. dır,dır,dır...
(bkz: 3000)
tam da şu anda tepemde dikilip 3000 entrym oldu benim niye bana bişiler yazmıyosun diye söylenen yazardır. ben sözlüğe mi giriyorum sanki yafrum, onu niye düşünmüyosun hııı diye sormak istiyorum burdan kendisine. * ayrıcana da tebrik de ediyorum canımın taa içini, nice 3000 entrylere, sözlüğün altını üstüne getirmen dileğiyle, şerefe... *swh~ ~
artiz yazar. şurda ağız tadıyla kolonya içip kafa yapıcaz izin vermiyo. işi gücü huysuzluk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar