bugün
- kalabalığı seviyor musunuz13
- maaş için birbirine katlanan insanlar4
- kız troller10
- aliyev'in türkiye'ye gönderme yapan sözleri4
- trump'ın süper zeka zirvesinin sonuçları3
- pazar günü kahvaltı gazete ve kovboy filmi üçlüsü2
- sabahları nefret edilen şeyler2
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka9
- akp seçmeni3
- kedilerin yedigi ilginc seyler17
- mustafa sandal'ın gündemde olması2
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- brad pitt2
- ona bir şey söyle6
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- claudian clouds6
- morning2
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum14
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması7
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- yazarların anlık durumları9
- true'ya özgürlük2
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- avokado yiyen insan8
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- galatasaray büyüklüğü14
- çocuklar niye sünnet edilir7
- arkadaşlar bakar mısınız14
- özel sektör de çalışmak11
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- mafya kızı olma isteği6
- şeker hastalığı9
- ellerim bos gonlum hos14
- boğaz ağrısı7
- feminen erkek davranışları6
- fiziği güzel sözlük kızları56
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı17
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
onu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor benim için. kendisi hakkında ne düşündüğümü zaten o da biliyor, ama içimden geldiğince yazayım bir şeyler, kendi üslubumla*..
şubat ayında istanbul'a gelme haberini duyduktan sonra tabiri caizse, içimdeki sevgi kelebekleri kıpraştı*.. tabii, hemen planları yaptım. istanbul'u bilmeyen biri için*nerelere gidilebilir o soğuk şubat günlerine, bir taraflarımız donar ikene.. dedim, ya bi ortaköy-boğaz keyfi yaparız, ordan da kız kulesine gideriz, gezeriz falan, biraz da takılırız gene, al sana mis gibi gün.. tarihsel yerlere gideceğimiz yok nasılsa, "turist rehberi miyim ben öyle gezdiricem*, bize gelmez öyle şeyler" diyerek; "neyse artık, kafamıza göre yaparız bir şeyler" dedik..
büyük gün geldi çattı tabe, o gün böbrek üstü bezleri öyle bir çalışıyordu ki, fazla mesai yapmalarından dolayı ikramiye veresim geldi kendilerine*.. kendisi aradı beni, gecikecekmiş falan, yemek yicekmiş, yok yemezse midesi bulanırmış falan.. iyi dedim hadi, ye gel sen, ben beklerim...
yalnız nasıl bir beklemektir o... çocuklar beni ağaç sanıp, üzerime tırmanıp, meyvelerimden faydalanacaklardı*, o derece.. yok ama dedim, freedean'im için feda olsun, hem bilmiyo buraları, kaybolmasın... baktım, vapur geldi, ahanda dedim geliyor.. kalp vuruş sesleri, ramazan davulcusunun davul çalması vari.. beklerken bir de o sırada üzerime dalga vurmasın mı.. tüm pantolon, botlar falan rezil oldu tabi**.. ve baktım, karşıdan geliyor gülümseyerek..
hayatımda hiç görmediğim birine bu kadar sevgi taşıyacağımı düşünemezdim, ama onun yeri bambaşka tabii. sanki birbirini yıllardır görmemiş abla-kardeş gibi sarıldık, başladık yürümeye.. hasret giderircesine, eski anılardan bahsedercesine.. ortaköy senin, taksim benim, dolaştık**..
ayrıca o gün, ben içindeki çocuğu gördüm.. sen git, koskocaman kız, çocuk menüsü al.. olacak şey mi bu*...
neyse, akşam oldu, ayrılık vakti geldi.. geçirilen o onca saat, sanki bana bir kaç dakika gibi geldi.. gene sarıldık, ayrıldık.. "bunu saymayız, bir dahakine daha çok" dedik, esenleştik**..
işte, hayatımın en güzel günlerinden birinini 'kısaca'*özetledim kendimce.. tabii daha yazmak istesem, neler neler yazılır da, ben burada keseyim, göz yorgunluğu olmasın daha fazla..
lafın kısası, canım ablamsın, canımın içisin, iyi ki varsın, iyi ki yanımdasın, iyi ki geldin istanbul'lara.. iyi ki buluştuk, iyi ki konuştuk, iyi ki gezdik vs... ben "iyi ki" lere başladım mı, bitiremem, burda bitsin... seninle olmak "en bi güzel şe" ...
şubat ayında istanbul'a gelme haberini duyduktan sonra tabiri caizse, içimdeki sevgi kelebekleri kıpraştı*.. tabii, hemen planları yaptım. istanbul'u bilmeyen biri için*nerelere gidilebilir o soğuk şubat günlerine, bir taraflarımız donar ikene.. dedim, ya bi ortaköy-boğaz keyfi yaparız, ordan da kız kulesine gideriz, gezeriz falan, biraz da takılırız gene, al sana mis gibi gün.. tarihsel yerlere gideceğimiz yok nasılsa, "turist rehberi miyim ben öyle gezdiricem*, bize gelmez öyle şeyler" diyerek; "neyse artık, kafamıza göre yaparız bir şeyler" dedik..
büyük gün geldi çattı tabe, o gün böbrek üstü bezleri öyle bir çalışıyordu ki, fazla mesai yapmalarından dolayı ikramiye veresim geldi kendilerine*.. kendisi aradı beni, gecikecekmiş falan, yemek yicekmiş, yok yemezse midesi bulanırmış falan.. iyi dedim hadi, ye gel sen, ben beklerim...
yalnız nasıl bir beklemektir o... çocuklar beni ağaç sanıp, üzerime tırmanıp, meyvelerimden faydalanacaklardı*, o derece.. yok ama dedim, freedean'im için feda olsun, hem bilmiyo buraları, kaybolmasın... baktım, vapur geldi, ahanda dedim geliyor.. kalp vuruş sesleri, ramazan davulcusunun davul çalması vari.. beklerken bir de o sırada üzerime dalga vurmasın mı.. tüm pantolon, botlar falan rezil oldu tabi**.. ve baktım, karşıdan geliyor gülümseyerek..
hayatımda hiç görmediğim birine bu kadar sevgi taşıyacağımı düşünemezdim, ama onun yeri bambaşka tabii. sanki birbirini yıllardır görmemiş abla-kardeş gibi sarıldık, başladık yürümeye.. hasret giderircesine, eski anılardan bahsedercesine.. ortaköy senin, taksim benim, dolaştık**..
ayrıca o gün, ben içindeki çocuğu gördüm.. sen git, koskocaman kız, çocuk menüsü al.. olacak şey mi bu*...
neyse, akşam oldu, ayrılık vakti geldi.. geçirilen o onca saat, sanki bana bir kaç dakika gibi geldi.. gene sarıldık, ayrıldık.. "bunu saymayız, bir dahakine daha çok" dedik, esenleştik**..
işte, hayatımın en güzel günlerinden birinini 'kısaca'*özetledim kendimce.. tabii daha yazmak istesem, neler neler yazılır da, ben burada keseyim, göz yorgunluğu olmasın daha fazla..
lafın kısası, canım ablamsın, canımın içisin, iyi ki varsın, iyi ki yanımdasın, iyi ki geldin istanbul'lara.. iyi ki buluştuk, iyi ki konuştuk, iyi ki gezdik vs... ben "iyi ki" lere başladım mı, bitiremem, burda bitsin... seninle olmak "en bi güzel şe" ...
Gündemdeki Haberler