bugün

/100
metropolün kalabalığından bunaldınız mı?
gürültüsü kulak zarınızı mı titretiyor?
okula iki vasıtayla mı gidiyorsunuz?
işte o zaman eskişehir sizi ferahlatacak şehirdir.
çok başarılı müzisyenler çıkaran şehir.
Candır.. Bir insan evladının öğrenciliğini geçirebileceği en nefis yerdir. Küçücüktür bi kere.. Canınız mı sıkıldı? Yalnız mısınız? Çıkın bir adalara, muhakkak oturabileceğiniz 3-5 tanıdık masa bulursunuz. izmir Belediye Gazinosu'ndan bilmem kaçıncı seferdir bahseden Bomanti ismail'i ile, Sıcacık'taki gözlemesiyle, 6:45'teki, Del mundodaki eğlencesiyle özlenilendir.

Mezun olurken göz yaşlarıyla ayrılırsınız, ama bilirsiniz ki döneceksinizdir, onsuz yapamayacaksınızdır. Nitekim her boş anınızda da kaparsınız çantanızı, düşersiniz yollarına.. Ama bu sefer içinizde bir burukluk olur, zaman geçse de, her şey ne kadar yabancılaşmış gibi gelse de aslında bir o kadar sıcaktır hala, işte budur sizin de canınızı yakan..
eskişehirspor taraftarının içinde yaşamayı haketmediği kadar güzel bir şehir. ufak ve yaşanılabilir. ankara ve antalya'dan sonraki en beğendiğim şehir diyebilirim.
çekik gözlü insan sayısının çok olduğu ilimiz.
4 yıl okumaya gittiğim ancak 2 sene sonra pılımı pırtımı toplayıp terk ettiğim şehrim.

şehrim diyorum çünkü bana 22 yıllık ömrümde geçirdiğim en güzel 2 seneyi bağışlamıştır. çok şey yaşadım, daha fazlası ne olabilir ki diye düşünürdüm eskişehir'e giderken fakat geçen yıllarda anladım ki oranın tadı ve havası bambaşkaymış. 2 yıl boyunca gezmek, tozmak, yiyip içip sıçmanın dışında da birçok şey kattı ruhuma. bi daha asla yaşayamacağım duyguları ve aslında sürekli hissetmek istediğim şeylerle doldurdu bünyemi.

eskişehir'in göt donduran soğuğunun aslında sevdiğinin elini sımsıkı tutup, sokakları arşınlarken vız geldiğini öğrendim. arkadaş kelimesinin içini dolduran adamların bu şehirde var olduklarını anladım. aileden uzak genç hayatı yaşamanın burada anlam kazandığını keşfettim.

tabii tüm bu özgürlükler insanı sapıtma noktasına da sürükleyebilir, eğlenceli bi anı olarak da kalabilir, tüm ömrüne işleyecek izler de bırakabilir. ama götü başı dağıtmadan, biraz saygı kuralları içerisinde öğrenci hayatı yaşadığın takdirde sen kralsın, çevrendekiler de hep dostların.

aradan 4 ay geçmiş. ben, uğruna okulu bıraktığım bölümü kazanmak için ne yapmam gerektiği düşünmem gerekirken, hala tekrar eskişehir'e dönme hayalleri içerisindeyim.

yarım kalan dostluklar ve sonu gelmeyen aşk tamamlanacak mı yoksa bir efsane olarak mı kalacak hep birlikte göreceğiz.

(bkz: bu da böyle bir anımdır)
soğuğu nefes keser.
tren, simit, ayaz...
bana, ilk defa geldiğim bu şehri bir turist rehberi edasıyla gezdiren hoca'nın* danışmanının, çevredeki ağaçları gösterip 'bu ağaçları kendimiz yetiştiriyoruz' demesine cevaben, istem dışı attığım şaşkınlık nidasının hemen akabinde 'neden bizim* gibi italya'dan almıyorsunuz?' sorusunu yönelterek ortamdaki herkesin yüzünde acı bir tebessüm olduğum şehirdir.
olağanüstü bir kent. anadolu'nun kültür başkenti. yerleşmeyi düşünüyorum. ama çok soğuk. karasal iklimin tüm asabiyetiyle hüküm sürüyor. yine de sevdim. hatta bir şiir bile yazdım; okuyayım mı sevgili sözlük?

iki iklime açarım kollarımı
birinde dudaklarım çatlar
ayazdır, bozkırdır
diğeri her daim on dokuz yaşında
her daim bahar

bir yanım anadolu bir yanım osmangazi
iki kapılı bir şehirdeyim
adı eski kendi yeni

düzeltme: imla
benim ayak basmamaya yemin ettiğim şehir..
memleketim diye demiyorum :F ama biçok yönden yaşamak için en uygun şehirlerimizden biridir..
(bkz: özledim)
son bir kaç gün kapalı hava'nın hakim olduğu şehir. an itibariyle fena şimşekler çakıyor ve gök gürlüyor.*
ortalık fena aydınlanıyor, sesler geliyor dışarıdan şu anda. yarın ki konserin iptali söz konusu galiba.
(bkz: set)

edit: #9637232
şu anda pencerelerin yağmur damlaları tarafından dövüldüğü şehir.

ayrıca coğrafi bir yalanı da ortaya çıkarmıştır ki;

' ya türkiye orta kuşakta yer alan bir ülke değil ya da eskişehir türkiye'ye dahil değil. ' ekim ayının başında insana parka ve kaşkol giydirmek ne demek lan?
nedendir bilinmez, hiçbir bağım olmadığı halde, kpss ve tayin denilince aklıma ilk gelen şehir. hiç gitmedim ama duyduğum ve resimlerden gördüğüm kadarıyla kendi içinde bir şirinliği ve huzuru var gibime geliyor . Bir buçuk yıl sonra edit girip hangi şehire atandığım yazarım artık. hadi hayırlısı!
bir kaç gün evvel doktorlar caddesinden evime doğru giderken ginger ile devriye gezen polisleri gördüğüm şehirim.
--spoiler--
2010 devlet bütçesinden ödenek yerine harçlık alan Eskişehir valisi sert konuştu: "Hay sizin öğrenci kentinize!"
--spoiler--
*
perşembe günü gideceğim, pek de özlemediğim şehrimdir. içten içe çok sevsem de içindekiler özlemenin oldukça gecikmesine sebeptir.
ankara'dan bunaldıkça, hayat size kazık attıkça, canınızı yaktıkça, sizi boğdukça, hayatta sizi bırakıp gitmeyecek tek kişinin aileniz olduğunu farkedince, yalnız kalmak isteyince, kaybolmak isteyince, yaşamı tekrar hissetmek isteyince, hiç yaşamamış olmayı isteyince kaçıp geldiğim, sığındığım limandır. çok sevdiğimdir. orda kalan insanların ne kadar özel olduklarını görünce, hiç dönmek istemediğim, hayatımın bir döneminde yaşamak istediğim şehir.
uzaklarda erişilmeyi bekleyen bir hülya
parklarına, çekirdek yiyen eşek heykelleri dikilesi şehirdir.
okul yıllarımın geçtiği şehir.
orada okumadım yanlış anlaşılmasın. orda okuyan arkadaşşlarıma gidip gelmekten kendi okulumun yerini unuttum neredeyse. o derece gider gelirdim bu şehre.
hem ulaşım, hem istanbul ankara arasında kalan bir noktada olması, lojistik olanakları, kendi ogb'si haricinde bozüyük ve söğüt gibi sanayi yatırımı yüksek olan diğer bölgeler ile teması, 1.Ana Jet Üssünün konuşlanmış olması, sağlık imkanlarının ortalamanın üstünde olması, sosyal hayat standardının ve insan ortamının tipik iç anadolu ortalamsının çok üstünde olması gibi sebeplerle sadece öğrenci değil çalışan ve emekli insan göçü de alan şehirdir. Ayrıca mezun olup şehire yerleşen oldukça ciddi oranda insan da mevcuttur.

Yanlış hatırlamıyorsam 1-2 yıl önce bu konuda bir araştırma yayımlanmıştı.
öğrenci milletinin cennet mekanı, insanların otobüsün arka kapısından inilip, ön kapısından binileceğini ve duraklarda inebilineceğini bildiği, müsait bi yerde inilmeyen, ikinci memleketim saydığım, kıçımı donduran soğuğuna rağmen akşamları porsuk kenarında gezmeye doyamadığım yer.
© copyright 2005 - 2026