bugün
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması14
- diyetteyiz uludağ sözlük8
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- evli erkeklerin çekici olmasının nedeni5
- nervio14
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan9
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması18
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- kürt devleti8
- ukrayna rus savaşını dört yıl sürdüren batı dır6
- ctrlx istesin anında nikahı kıyarım8
- gizemli sözlük yazarları5
- uludağ sözlük gazozu7
- puura10
- velvet44
- eşinizi haluk levent'in evine yollar mısınız3
- puura yetkili olsun kampanyası6
- 7 şişe eker çilekli kefir içmek7
- en merak ettiğin ulu yazarı4
- true yahudi mi10
- ben eskiden birinci nesildim6
- aşık olmayı bırakmak3
- habire1239
- pompeii de eli sikinde taş olan adam5
- buzlu çorba4
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar7
- insan olmaya ceyrek kala9
- irfan can kahveci gerard lampard'a dönüşür mü4
- yeni parti24
- mastürbasyon yapmayı unutmayın10
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- buzlu salata yapmak4
- nick uzunluğu ile zeka arasındaki ters orantı6
- ayran aşı3
- sütyen takılan memenin boğulması2
- arkadaşlar bakar mısınız9
- seri gizli artı oy veren meleğin yapay zeka olması4
- cumhuriyet halk partisi11
- fake hesapların sahibi6
- bisiklet sürmek3
- bir yazara uzaktan aşık olmak5
- sol frame'in sözlük içi başlıklarla dolması4
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir7
- bruder diamant2
- eğer gerçekten mehdi varsa o da atatürk tür4
- true vs yagmurcu12
- emekli maaş promosyonu emekli maaşı kadar olsun2
- yunanda sıcaktan motor kurye ve inşaatların yasağı3
- true nefreti6
- ctrlx vs velvet4
Ülkemizde günde 120 milyon adet yapılan temel besin maddemizdir. Bu 120 milyon ekmeğin 12 milyonunu yani yaklaşık 6 milyon tl'yi her gün çöpe atıyoruz ne yazık ki. Yani Her iki - üç günde bir, bir okul, ayda 1 hastane kuracak sermayemiz çöpe karışıyor. Biz adam olmayız.
insan oğlunun yaşamak için olmazsa olmazı su gibi aziz olan şeydir. Karnımızı doyurmanın tek yolu.
bütün karmasada, ugruna calisilan cabalanan tek sey oldugunu unutmamak gerek.
emeğin karşılığı olarak simgeleşen, temel besin kaynağı.
uğruna dilencilik bile yapılabilecek kutsal yiyecek.
insanın karnını doyuran muhteşem bir yiyecek, yaklaşık 10 bin yıldır varolduğu düşünülmektedir. son yıllarda envai çeşidi üretilmeye başlanmıştır.
çavdarlı.
kepekli.
haşhaşlı.
ne gerek varsa?
çavdarlı.
kepekli.
haşhaşlı.
ne gerek varsa?
Ekmek kelimesi eski dilde etimek, etmek olarak ta kullanılmıştır. Ekmek sözünün buğday ekmek gibi ekim fiilinden türediği iddia edilebilir. Osmanlıca metinlerde ekmek yerine etimek kullanılmaktadır.
ne demekse ekmek ye bastırır sözündeki bastıran öğedir.
ansızın uyandı kadın. saat iki buçuktu. kendisini uyandıran şeyin ne olduğunu düşündü. öyle ya! mutfakta biri bir sandalyeye toslamıştı. kulak kabarttı. sessizdi her taraf. pek sessiz. elini yanı başında gezdirince yatağın boş olduğunu anladı. sessizliği böylesine büyüten buydu demek! kocasının nefes alıp verişi işitilmiyordu.
ayağa kalktı ve karanlıkta el yordamıyla mutfağa doğru yürüdü. mutfakta karşılaştılar. saat iki buçuktu. dolabın yanı başında dikilen beyaz bir şey ilişti kadının gözüne. ışığı yaktı. üzerlerinde pijamaları yüzyüze geldiler. geceleyin. saat iki buçukta. mutfakta. masanın üzerinde ekmek tabağı duruyordu. kadın, kocasının ekmekten bir dilim kesmiş olduğunu gördü. bıçak hala tabağın yanı başındaydı. ve örtünün üzerindde ekmek kırıntıları seçiliyordu. akşam yatmadan masa örtüsünü temizlerdi hep. her akşam. ama şimdi kırıntılar seçiliyordu örtü üzerinde. ve bıçak da oracıkta duruyordu. döşemedeki çinilerden kalkan soğuğun ayaklarından nasıl yavaş yavaş yukarılara tırmanıp çıktığını hissetti kadın. ve başını tabaktan başka yana çevirdi.
"sandım ki bir şey oldu mutfakta" dedi adam ve çevresine bakındı.
"benim de kulağıma bir ses geldi" diye yanıtladı kadın ve kocasının geceleyin pijamayla pek ihtiyarlamış göründüğünü fark etti. yaşı kadar ihtiyarlamış. altmış üç yalında. gündüz bazen daha genç görünüyordu kocası. kadın için, artık
ihtiyarlamış diye düşündü adam. baksana, pijamayla hayli yaşlı görünüyor. ama belki de saçlarındandır. kadınların geceleri yaşlanmış görünmesi saçlardandır hep. saçlar geceleyin insanı birden kocamış gösteriyor. "terliklerini giyseydin bari. öyle yalınayak çiniler üzerinde. üşüteceksin."
kadın, bunları söylerken başka yana çevirmişti gözlerini, çünkü kocasının yalan söylemesine katlanamıyordu. otuz dokuz yıllı evlilik yaşamlarından sonra yalan
söylemesine.
"sandım ki bir şey oldu" dedi adam ve bir kez daha mutfağın köşelerine anlamsız baktı. "bir ses geldi kulağıma. sandım ki bir şey oldu mutfakta."
"ben de bir ses işittim. demek bir şey değilmiş." sonra tabağı masadan kaldırdı kadın ve ekmek kırıntılarını fiske vuruşuyla örtüden uzaklaştırdı.
"evet, demek bir şey değilmiş" dedi adam, kadının söylediklerini yankılar gibi, sesinde bir güvensizlik. kadın, adamın yardımına koştu: "gel sen! herhalde dışarıdan geldi ses. gel sen, yat yatağına! üşüteceksin. soğuk çiniler üzerinde."
adam pencereye çevirdi gözlerini, "evet, herhalde dışarıdan geldi. ben sandım ki, burada bir şey oldu." kadın, elini düğmeye uzattı. ışığı söndürmeliyim, yoksa tabağa bakmadan duramayacağım, diye düşündü. oysa tabağa bakmamalıyım. "gel sen!" dedi ve ışığı söndürdü.
"herhalde dışarıdan geldi ses. çatıdaki yağmur oluğu rüzgarda hep duvara vurur. yağmur oluğuydu mutlaka. rüzgarda tangırdar hep."
el yordamıyla karanlık holden geçerek yatak odasına döndüler. çıplak ayakları döşemede şap şup sesler çıkarıyordu. "hava da rüzgarlı" dedi adam. "bütün gece rüzgar vardı."
yatağa yattıklarında kadın dedi ki: "evet, bütün gece rüzgar vardı. yağmur oluğuydu herhalde."
"evet, ben sandım ki, mutfakta bir şey oldu. yağmur oluğuydu herhalde." bunu yarı uykudaymış gibi söylemişti adam. ama kadın, kocası yalan söylerken sesinin ne kadar yapmacık çıktığını fark etmişti. "hava soğuk" dedi ve usulcacık esnedi.
"ben yorganın altına giriyorum. iyi geceler."
"iyi geceler" diye yanıtladı adam. ardından, "hem de ne soğuk" diye ekledi. derken sessizleşti ortalık. bir zaman sonra kadın kocasının ağzının usulcacık ve dikkatle bir şey çiğnediğini fark etti. kocası kasten derinden ve düzenli nefes alıyor, karısının anlamamasını istiyordu. ama ağzındakini o kadar düzenli çiğniyordu ki, bu sesle yavaş yavaş uyudu kadın. ertesi akşam eve geldiğinde, kadın dört dilim ekmek kesip koydu önüne. o güne kadar yalnızca üç dilim ekmek yiyebiliyordu adam.
"dört dilim yiyebilirsin rahatlıkla" dedi kadın ve lambanın önünden çekildi. "benim midem kaldırmıyor bu ekmeği. bir dilim fazla ye sen. benim midem pek kaldırmıyor bu ekmeği." kadın, kocasının başını tabağın üzerine iyice eğdiğini gördü. adam başını tabaktan kaldırmıyordu. o anda içi cız etti kadının.
"ama sana yalnızca iki dilim yetmez" dedi adam, tabağına doğru.
"sen bana bakma" dedi kadın. "akşamleyin bu ekmeği midem kaldırmıyor pek. ye sen! ye!" ve ancak bir süre sonra gelip lambanın altına, masanın başına oturdu.
çeviren: bilmiyorum.
yazan: wolfgang borchert
ayağa kalktı ve karanlıkta el yordamıyla mutfağa doğru yürüdü. mutfakta karşılaştılar. saat iki buçuktu. dolabın yanı başında dikilen beyaz bir şey ilişti kadının gözüne. ışığı yaktı. üzerlerinde pijamaları yüzyüze geldiler. geceleyin. saat iki buçukta. mutfakta. masanın üzerinde ekmek tabağı duruyordu. kadın, kocasının ekmekten bir dilim kesmiş olduğunu gördü. bıçak hala tabağın yanı başındaydı. ve örtünün üzerindde ekmek kırıntıları seçiliyordu. akşam yatmadan masa örtüsünü temizlerdi hep. her akşam. ama şimdi kırıntılar seçiliyordu örtü üzerinde. ve bıçak da oracıkta duruyordu. döşemedeki çinilerden kalkan soğuğun ayaklarından nasıl yavaş yavaş yukarılara tırmanıp çıktığını hissetti kadın. ve başını tabaktan başka yana çevirdi.
"sandım ki bir şey oldu mutfakta" dedi adam ve çevresine bakındı.
"benim de kulağıma bir ses geldi" diye yanıtladı kadın ve kocasının geceleyin pijamayla pek ihtiyarlamış göründüğünü fark etti. yaşı kadar ihtiyarlamış. altmış üç yalında. gündüz bazen daha genç görünüyordu kocası. kadın için, artık
ihtiyarlamış diye düşündü adam. baksana, pijamayla hayli yaşlı görünüyor. ama belki de saçlarındandır. kadınların geceleri yaşlanmış görünmesi saçlardandır hep. saçlar geceleyin insanı birden kocamış gösteriyor. "terliklerini giyseydin bari. öyle yalınayak çiniler üzerinde. üşüteceksin."
kadın, bunları söylerken başka yana çevirmişti gözlerini, çünkü kocasının yalan söylemesine katlanamıyordu. otuz dokuz yıllı evlilik yaşamlarından sonra yalan
söylemesine.
"sandım ki bir şey oldu" dedi adam ve bir kez daha mutfağın köşelerine anlamsız baktı. "bir ses geldi kulağıma. sandım ki bir şey oldu mutfakta."
"ben de bir ses işittim. demek bir şey değilmiş." sonra tabağı masadan kaldırdı kadın ve ekmek kırıntılarını fiske vuruşuyla örtüden uzaklaştırdı.
"evet, demek bir şey değilmiş" dedi adam, kadının söylediklerini yankılar gibi, sesinde bir güvensizlik. kadın, adamın yardımına koştu: "gel sen! herhalde dışarıdan geldi ses. gel sen, yat yatağına! üşüteceksin. soğuk çiniler üzerinde."
adam pencereye çevirdi gözlerini, "evet, herhalde dışarıdan geldi. ben sandım ki, burada bir şey oldu." kadın, elini düğmeye uzattı. ışığı söndürmeliyim, yoksa tabağa bakmadan duramayacağım, diye düşündü. oysa tabağa bakmamalıyım. "gel sen!" dedi ve ışığı söndürdü.
"herhalde dışarıdan geldi ses. çatıdaki yağmur oluğu rüzgarda hep duvara vurur. yağmur oluğuydu mutlaka. rüzgarda tangırdar hep."
el yordamıyla karanlık holden geçerek yatak odasına döndüler. çıplak ayakları döşemede şap şup sesler çıkarıyordu. "hava da rüzgarlı" dedi adam. "bütün gece rüzgar vardı."
yatağa yattıklarında kadın dedi ki: "evet, bütün gece rüzgar vardı. yağmur oluğuydu herhalde."
"evet, ben sandım ki, mutfakta bir şey oldu. yağmur oluğuydu herhalde." bunu yarı uykudaymış gibi söylemişti adam. ama kadın, kocası yalan söylerken sesinin ne kadar yapmacık çıktığını fark etmişti. "hava soğuk" dedi ve usulcacık esnedi.
"ben yorganın altına giriyorum. iyi geceler."
"iyi geceler" diye yanıtladı adam. ardından, "hem de ne soğuk" diye ekledi. derken sessizleşti ortalık. bir zaman sonra kadın kocasının ağzının usulcacık ve dikkatle bir şey çiğnediğini fark etti. kocası kasten derinden ve düzenli nefes alıyor, karısının anlamamasını istiyordu. ama ağzındakini o kadar düzenli çiğniyordu ki, bu sesle yavaş yavaş uyudu kadın. ertesi akşam eve geldiğinde, kadın dört dilim ekmek kesip koydu önüne. o güne kadar yalnızca üç dilim ekmek yiyebiliyordu adam.
"dört dilim yiyebilirsin rahatlıkla" dedi kadın ve lambanın önünden çekildi. "benim midem kaldırmıyor bu ekmeği. bir dilim fazla ye sen. benim midem pek kaldırmıyor bu ekmeği." kadın, kocasının başını tabağın üzerine iyice eğdiğini gördü. adam başını tabaktan kaldırmıyordu. o anda içi cız etti kadının.
"ama sana yalnızca iki dilim yetmez" dedi adam, tabağına doğru.
"sen bana bakma" dedi kadın. "akşamleyin bu ekmeği midem kaldırmıyor pek. ye sen! ye!" ve ancak bir süre sonra gelip lambanın altına, masanın başına oturdu.
çeviren: bilmiyorum.
yazan: wolfgang borchert
Eylem olarak da kullanılabilinir. Örneğin; tohumları sen ekmek ister misin?
otuzbin sene evvel dahi bitki köklerinin nişastalarından hazırlanmışlığına dair kalıntılar vardır. gelgelelim gerçek kimliğini tarım devriminin buğday, mısır gibi ürünleri sayesinde edinmiştir.
bugunkü haliyle ekmek, insanın en temel enerji ve besin ihtiyacı olan karbonhidrat açısından zengindir ve üstüne bir de diğer karbonhidrat kaynaklarına göre daha dayanıklıdır. pişmiş olması nedeniyle sindirim esnasında enerji kaybı minimumdur. içine ekstra mineraller ve esanslar konulabilir; meyvadan sebzeye, etten kabuklu yemişe, limonatadan süte kadar diğer her besin ve tad ile uyum gösterir.
bütün kültürlerde saygın ve kutsal olması tesadüf değildir; insanlık medeniyeti ve nüfusu fiziki varlığını büyük oranda ekmeğe borçludur. tarım icad edilecek, buğdaylar yetişip ayrıştırılıp ezilecek, hamur haline getirilip daha önce icat edilmiş ateş fırınlarında belli bir ayarda pişirilecek, ve insanlara satılacak. bu işlemler sanayi devrimi tarafından oluşturulan yeni yöntemler ve makinalarla daha sistematik ve ucuz hale getirilmiş ve milyonların yiyecek ihtiyacı karşılanmaya başlamıştır. on bin senedir var olan ekmek ve ikiyüz senedir hakim olan sanayi, dünyada hala aç yaşayan insanları da doyurabilecek bir güçler birliğidir.
bu nedenle ekmek nimet değildir; manevi bir kudret yok arkasında, insanın tarihi, niyeti, teknolojisi ve bunların zaman içinde biçim ve nitelik değişimleri var. üretilip dağıtılmasına ve tüketilmesine kadar geçen süreçte insanın gelişmişliğinin, kültürünün, kendisine olan bakış açısının aynasıdır, karakteridir.
bugunkü haliyle ekmek, insanın en temel enerji ve besin ihtiyacı olan karbonhidrat açısından zengindir ve üstüne bir de diğer karbonhidrat kaynaklarına göre daha dayanıklıdır. pişmiş olması nedeniyle sindirim esnasında enerji kaybı minimumdur. içine ekstra mineraller ve esanslar konulabilir; meyvadan sebzeye, etten kabuklu yemişe, limonatadan süte kadar diğer her besin ve tad ile uyum gösterir.
bütün kültürlerde saygın ve kutsal olması tesadüf değildir; insanlık medeniyeti ve nüfusu fiziki varlığını büyük oranda ekmeğe borçludur. tarım icad edilecek, buğdaylar yetişip ayrıştırılıp ezilecek, hamur haline getirilip daha önce icat edilmiş ateş fırınlarında belli bir ayarda pişirilecek, ve insanlara satılacak. bu işlemler sanayi devrimi tarafından oluşturulan yeni yöntemler ve makinalarla daha sistematik ve ucuz hale getirilmiş ve milyonların yiyecek ihtiyacı karşılanmaya başlamıştır. on bin senedir var olan ekmek ve ikiyüz senedir hakim olan sanayi, dünyada hala aç yaşayan insanları da doyurabilecek bir güçler birliğidir.
bu nedenle ekmek nimet değildir; manevi bir kudret yok arkasında, insanın tarihi, niyeti, teknolojisi ve bunların zaman içinde biçim ve nitelik değişimleri var. üretilip dağıtılmasına ve tüketilmesine kadar geçen süreçte insanın gelişmişliğinin, kültürünün, kendisine olan bakış açısının aynasıdır, karakteridir.
acıkan için cidden baldır.
çıkmyacaksa sözlükte yazmanın anlamı olmayanından
çıtırından böyle.
arasına tereyağı.üstüne kuru peynir.
harici yalan.
not: ekmek sevdalısı yazar için; [email protected].
çıtırından böyle.
arasına tereyağı.üstüne kuru peynir.
harici yalan.
not: ekmek sevdalısı yazar için; [email protected].
abd'de en çok özlenen şeylerin başındadır. orada ekmek yok arkadaş. ciddi manada yok. böyle poşet içinde. ıyy.
Kavga sebebidir.
O kadar buğday hasadimiz olmasına rağmen çok yememiz nedeniyle rusyadan buğday ithal etmemize neden olan yiyecek.
suşiye müthiş yakışandır.
1 lira olmuş bizim burada. Allah kahretsin. Devlet kendi rantı için piyasaya müdahele etmiyor.
Kıymeti bilinmeyendir. Her gün çöpe umarsızca attıklarımızdır. Google da açlık yazıp arattırınca çıkan resimler karşısında bin bir pişman olup, erişebildiğime şükrettiğimdir.
turk insanimizin vazgecemedigi her ogun soframizda olandir.
taştan çıkarılan yiyecek.
(bkz: ekmeğin değişmesi)
türkiye'de her gün 80 milyon kadar üretilip, 5 milyonunun çöpe gittiği yiyecek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar