bugün
- sözlüğün en masum yazarları11
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi7
- fusya semsiyeli yabanci28
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler9
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak5
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük5
- uludağ sözlük size ne kattı16
- nervio23
- sözlükteki gammazlar lobi si8
- larisalisa7
- sözlükteki lobicilik faaliyetleri2
- sözlükte yazan ünlüler8
- en son ne yediniz6
- enayimiknatisii ile cincinnati3
- arkadaşlar larissa kim6
- cola turka2
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- lan şemsiyeci5
- özelleştirmenin kötü bir şey olduğunu sanan tip2
- sözlük kızlarının kahveleri9
- sarapci koala41
- sarı şeker yargılanmalıdır2
- fuşya yüzünden sözlükte kimseye güven kalmaması4
- hangi sözlük kızının eteğinin altındayım5
- tai lung45
- şemsiyeli larissamıymış4
- melih gökçek'in 5 milyar doları olması2
- erkeklerin taciz edildiği anlar5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i9
- ellerim bomboş2
- beni silik yapacak mod daha anasından doğmadı2
- arkadaşlar galiba kavga var6
- gocu25
- tembel avrat böreği5
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci20
- şarapçı koala yalnız değildir8
- kavga edenlerin hep aynı kişiler olması5
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- simit yiyen kızla sevgili olmak2
- mehdiyet2
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı34
- halıda yatmak2
- malt katır2
- ne gerek var kavgaya haydi eller havaya4
- ölüm11
- etek dikmelik sözlük kızı4
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
- ateizm sekülerizm deccaliyet ruhunun bi parçasıdır2
ansızın uyandı kadın. saat iki buçuktu. kendisini uyandıran şeyin ne olduğunu düşündü. öyle ya! mutfakta biri bir sandalyeye toslamıştı. kulak kabarttı. sessizdi her taraf. pek sessiz. elini yanı başında gezdirince yatağın boş olduğunu anladı. sessizliği böylesine büyüten buydu demek! kocasının nefes alıp verişi işitilmiyordu.
ayağa kalktı ve karanlıkta el yordamıyla mutfağa doğru yürüdü. mutfakta karşılaştılar. saat iki buçuktu. dolabın yanı başında dikilen beyaz bir şey ilişti kadının gözüne. ışığı yaktı. üzerlerinde pijamaları yüzyüze geldiler. geceleyin. saat iki buçukta. mutfakta. masanın üzerinde ekmek tabağı duruyordu. kadın, kocasının ekmekten bir dilim kesmiş olduğunu gördü. bıçak hala tabağın yanı başındaydı. ve örtünün üzerindde ekmek kırıntıları seçiliyordu. akşam yatmadan masa örtüsünü temizlerdi hep. her akşam. ama şimdi kırıntılar seçiliyordu örtü üzerinde. ve bıçak da oracıkta duruyordu. döşemedeki çinilerden kalkan soğuğun ayaklarından nasıl yavaş yavaş yukarılara tırmanıp çıktığını hissetti kadın. ve başını tabaktan başka yana çevirdi.
"sandım ki bir şey oldu mutfakta" dedi adam ve çevresine bakındı.
"benim de kulağıma bir ses geldi" diye yanıtladı kadın ve kocasının geceleyin pijamayla pek ihtiyarlamış göründüğünü fark etti. yaşı kadar ihtiyarlamış. altmış üç yalında. gündüz bazen daha genç görünüyordu kocası. kadın için, artık
ihtiyarlamış diye düşündü adam. baksana, pijamayla hayli yaşlı görünüyor. ama belki de saçlarındandır. kadınların geceleri yaşlanmış görünmesi saçlardandır hep. saçlar geceleyin insanı birden kocamış gösteriyor. "terliklerini giyseydin bari. öyle yalınayak çiniler üzerinde. üşüteceksin."
kadın, bunları söylerken başka yana çevirmişti gözlerini, çünkü kocasının yalan söylemesine katlanamıyordu. otuz dokuz yıllı evlilik yaşamlarından sonra yalan
söylemesine.
"sandım ki bir şey oldu" dedi adam ve bir kez daha mutfağın köşelerine anlamsız baktı. "bir ses geldi kulağıma. sandım ki bir şey oldu mutfakta."
"ben de bir ses işittim. demek bir şey değilmiş." sonra tabağı masadan kaldırdı kadın ve ekmek kırıntılarını fiske vuruşuyla örtüden uzaklaştırdı.
"evet, demek bir şey değilmiş" dedi adam, kadının söylediklerini yankılar gibi, sesinde bir güvensizlik. kadın, adamın yardımına koştu: "gel sen! herhalde dışarıdan geldi ses. gel sen, yat yatağına! üşüteceksin. soğuk çiniler üzerinde."
adam pencereye çevirdi gözlerini, "evet, herhalde dışarıdan geldi. ben sandım ki, burada bir şey oldu." kadın, elini düğmeye uzattı. ışığı söndürmeliyim, yoksa tabağa bakmadan duramayacağım, diye düşündü. oysa tabağa bakmamalıyım. "gel sen!" dedi ve ışığı söndürdü.
"herhalde dışarıdan geldi ses. çatıdaki yağmur oluğu rüzgarda hep duvara vurur. yağmur oluğuydu mutlaka. rüzgarda tangırdar hep."
el yordamıyla karanlık holden geçerek yatak odasına döndüler. çıplak ayakları döşemede şap şup sesler çıkarıyordu. "hava da rüzgarlı" dedi adam. "bütün gece rüzgar vardı."
yatağa yattıklarında kadın dedi ki: "evet, bütün gece rüzgar vardı. yağmur oluğuydu herhalde."
"evet, ben sandım ki, mutfakta bir şey oldu. yağmur oluğuydu herhalde." bunu yarı uykudaymış gibi söylemişti adam. ama kadın, kocası yalan söylerken sesinin ne kadar yapmacık çıktığını fark etmişti. "hava soğuk" dedi ve usulcacık esnedi.
"ben yorganın altına giriyorum. iyi geceler."
"iyi geceler" diye yanıtladı adam. ardından, "hem de ne soğuk" diye ekledi. derken sessizleşti ortalık. bir zaman sonra kadın kocasının ağzının usulcacık ve dikkatle bir şey çiğnediğini fark etti. kocası kasten derinden ve düzenli nefes alıyor, karısının anlamamasını istiyordu. ama ağzındakini o kadar düzenli çiğniyordu ki, bu sesle yavaş yavaş uyudu kadın. ertesi akşam eve geldiğinde, kadın dört dilim ekmek kesip koydu önüne. o güne kadar yalnızca üç dilim ekmek yiyebiliyordu adam.
"dört dilim yiyebilirsin rahatlıkla" dedi kadın ve lambanın önünden çekildi. "benim midem kaldırmıyor bu ekmeği. bir dilim fazla ye sen. benim midem pek kaldırmıyor bu ekmeği." kadın, kocasının başını tabağın üzerine iyice eğdiğini gördü. adam başını tabaktan kaldırmıyordu. o anda içi cız etti kadının.
"ama sana yalnızca iki dilim yetmez" dedi adam, tabağına doğru.
"sen bana bakma" dedi kadın. "akşamleyin bu ekmeği midem kaldırmıyor pek. ye sen! ye!" ve ancak bir süre sonra gelip lambanın altına, masanın başına oturdu.
çeviren: bilmiyorum.
yazan: wolfgang borchert
ayağa kalktı ve karanlıkta el yordamıyla mutfağa doğru yürüdü. mutfakta karşılaştılar. saat iki buçuktu. dolabın yanı başında dikilen beyaz bir şey ilişti kadının gözüne. ışığı yaktı. üzerlerinde pijamaları yüzyüze geldiler. geceleyin. saat iki buçukta. mutfakta. masanın üzerinde ekmek tabağı duruyordu. kadın, kocasının ekmekten bir dilim kesmiş olduğunu gördü. bıçak hala tabağın yanı başındaydı. ve örtünün üzerindde ekmek kırıntıları seçiliyordu. akşam yatmadan masa örtüsünü temizlerdi hep. her akşam. ama şimdi kırıntılar seçiliyordu örtü üzerinde. ve bıçak da oracıkta duruyordu. döşemedeki çinilerden kalkan soğuğun ayaklarından nasıl yavaş yavaş yukarılara tırmanıp çıktığını hissetti kadın. ve başını tabaktan başka yana çevirdi.
"sandım ki bir şey oldu mutfakta" dedi adam ve çevresine bakındı.
"benim de kulağıma bir ses geldi" diye yanıtladı kadın ve kocasının geceleyin pijamayla pek ihtiyarlamış göründüğünü fark etti. yaşı kadar ihtiyarlamış. altmış üç yalında. gündüz bazen daha genç görünüyordu kocası. kadın için, artık
ihtiyarlamış diye düşündü adam. baksana, pijamayla hayli yaşlı görünüyor. ama belki de saçlarındandır. kadınların geceleri yaşlanmış görünmesi saçlardandır hep. saçlar geceleyin insanı birden kocamış gösteriyor. "terliklerini giyseydin bari. öyle yalınayak çiniler üzerinde. üşüteceksin."
kadın, bunları söylerken başka yana çevirmişti gözlerini, çünkü kocasının yalan söylemesine katlanamıyordu. otuz dokuz yıllı evlilik yaşamlarından sonra yalan
söylemesine.
"sandım ki bir şey oldu" dedi adam ve bir kez daha mutfağın köşelerine anlamsız baktı. "bir ses geldi kulağıma. sandım ki bir şey oldu mutfakta."
"ben de bir ses işittim. demek bir şey değilmiş." sonra tabağı masadan kaldırdı kadın ve ekmek kırıntılarını fiske vuruşuyla örtüden uzaklaştırdı.
"evet, demek bir şey değilmiş" dedi adam, kadının söylediklerini yankılar gibi, sesinde bir güvensizlik. kadın, adamın yardımına koştu: "gel sen! herhalde dışarıdan geldi ses. gel sen, yat yatağına! üşüteceksin. soğuk çiniler üzerinde."
adam pencereye çevirdi gözlerini, "evet, herhalde dışarıdan geldi. ben sandım ki, burada bir şey oldu." kadın, elini düğmeye uzattı. ışığı söndürmeliyim, yoksa tabağa bakmadan duramayacağım, diye düşündü. oysa tabağa bakmamalıyım. "gel sen!" dedi ve ışığı söndürdü.
"herhalde dışarıdan geldi ses. çatıdaki yağmur oluğu rüzgarda hep duvara vurur. yağmur oluğuydu mutlaka. rüzgarda tangırdar hep."
el yordamıyla karanlık holden geçerek yatak odasına döndüler. çıplak ayakları döşemede şap şup sesler çıkarıyordu. "hava da rüzgarlı" dedi adam. "bütün gece rüzgar vardı."
yatağa yattıklarında kadın dedi ki: "evet, bütün gece rüzgar vardı. yağmur oluğuydu herhalde."
"evet, ben sandım ki, mutfakta bir şey oldu. yağmur oluğuydu herhalde." bunu yarı uykudaymış gibi söylemişti adam. ama kadın, kocası yalan söylerken sesinin ne kadar yapmacık çıktığını fark etmişti. "hava soğuk" dedi ve usulcacık esnedi.
"ben yorganın altına giriyorum. iyi geceler."
"iyi geceler" diye yanıtladı adam. ardından, "hem de ne soğuk" diye ekledi. derken sessizleşti ortalık. bir zaman sonra kadın kocasının ağzının usulcacık ve dikkatle bir şey çiğnediğini fark etti. kocası kasten derinden ve düzenli nefes alıyor, karısının anlamamasını istiyordu. ama ağzındakini o kadar düzenli çiğniyordu ki, bu sesle yavaş yavaş uyudu kadın. ertesi akşam eve geldiğinde, kadın dört dilim ekmek kesip koydu önüne. o güne kadar yalnızca üç dilim ekmek yiyebiliyordu adam.
"dört dilim yiyebilirsin rahatlıkla" dedi kadın ve lambanın önünden çekildi. "benim midem kaldırmıyor bu ekmeği. bir dilim fazla ye sen. benim midem pek kaldırmıyor bu ekmeği." kadın, kocasının başını tabağın üzerine iyice eğdiğini gördü. adam başını tabaktan kaldırmıyordu. o anda içi cız etti kadının.
"ama sana yalnızca iki dilim yetmez" dedi adam, tabağına doğru.
"sen bana bakma" dedi kadın. "akşamleyin bu ekmeği midem kaldırmıyor pek. ye sen! ye!" ve ancak bir süre sonra gelip lambanın altına, masanın başına oturdu.
çeviren: bilmiyorum.
yazan: wolfgang borchert
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar