bugün

insan vücudunda doğal olarak bulunan bir moleküldür... dışarıdan alındığında çok kısa süreli olağanüstü bir dünyaya geçişi sağlar cennet ya da cehennem de olabilir tabii bilinen klasik uyuşturucular gibi haz vermez.Bilhassa Phalaris aruninacea isimli otsu bitki, DMT ve türevleri bakımından çok zengindir.Doğumda, annede ve bebekte DMT sentezinin yüksek seviyede sentezi ile gerçekleştirilen bir trans ve mutluluk hâli söz konusudur. Bu molekül seviyesine bağlı olarak anne hem doğum sancısına daha rahat katlanır, hem de bebek çok fazla uyur. Araştırmalar bebeğin dünyaya geldiğinde, beyin omurilik sıvısında çok fazla miktarda 5-MeO-DMT bulunduğunu göstermektedir. Bebeklik ve çocukluk döneminde beyin % 40 daha aktiftir. Buna bağlı olarak öğrenmeye ve olağanüstü iletişime de daha açıktır....
insanda sadece doğum ve ölüm anında salgılandığı söylenen hormon.

güney amerika kökenli ayahuasca'nın temeli buna dayanır.

kullanımı durumunda oluşan görsellerin bir halüsinasyon değil, farklı bir boyutun gerçekliği olduğu iddia edilir. bu da kullanan herkesin hemen hemen aynı şeyleri görmesi, aynı hisleri yaşamasıyla desteklenir. *
vakti zamanında bir arkadaşım, ohaa olum ölüm kafası diye ballandıra ballandıra anlatıp, ne kadar doğru bilmiyorum ama tool'un şarkılarını bu maddenin etkisiyle yaptığından falan bahsetmişti.

(bkz: bir arkadaşım ekolü)
bazı araştırmacılara göre evrenin ortak moleküler dili.
insanın sinir sistemi, bitkiler, hayvanlar ve daha fazlası dmt ile kaplı.
avatar filminde gezegenle iletişime geçen canlılar dmt nin bu yönüne vurgu yapan öğelerdir.
aslında hepimiz bu iletişim donanımına sahibiz fakat bu donanımı bilinçli olarak kullanamıyoruz, yeti haline dönüştüremiyoruz.
dmt ancak aydınlanma ile gerçek işlevini kazanabilecek bir moleküldür.
Rüyalarımiz bizlere çok uzun gelir ancak sadece dört saniyelerdir. Aynı şey dogdugumuzda ve öldugumuzdede ( kısa zaman içinde hissedilen uzun zaman) salgilanir. Dmt ölmedende bunu yasamamizi sağlar.
Uyuşturucu madde yapımında kullanılır hatta direkt kendisi bile satılıyor-imiş. Diğer uyuşturuculara göre halüsinasyon etkisi daha fazla olduğundan müptalası olan bol-imiş.

Daha ilginci insan vücudunda ölüm anında salgılanıyor. Beyaz ışık denilen şey dmt etkisi.

Wiki copy-past: Dimetiltriptamin veya kısa adıyla DMT, beyin dolaylarındaki pineal bez tarafından uyku sırasında salgılanan bir çeşit halüsinojendir.

Edit: Enter The Void filminde yıllar önce görmüştüm. Filmi tavsiye ederim.
canlı metabolizması tarafından sentezlenen ve belli bir miktarın üzerinde sindirime girerse psychedelic etkileri bulunan bir uyuşturucudur. kafa olursunuz ve gerçekliği olduğundan farklı algılamaya başlarsınız. bazı kabileler zamanında bunu kullanıp kullanıp "aha öbür dünyaya gittim lan" falan demişlerdir. onlar için normaldir de şu anda hangi reseptöre nasıl bağlandığına ve hangi kimyasal tepkimeler sonucu neye neden yolaçtığına kadar tüm etki mekanizması bilindiği halde günümüzde bunu hala doğaüstü olaylara bağlamaya çalışan malların olması bana kalırsa normal değildir.
insan vücudunun doğarken ve ölürken salgıladığı molekül.
100.000.000 sene önce yaşamış atalarımızın epifiz bezinin şimdiki gibi mercimek kadar değil pinpon topu ya da golf topu kadar olduğu rivayet ediliyor. Epifizbezinin içerisinde bulunan sinir hücreleri yani nöronlar beynin diğer bölgelerinde bulunan sinir hücrelerinden yaklaşık 20 kat daha ufak ve 100 kat daha yoğun. yani birim milimetreküpe düşen hücre sayısı çok fazla. 100.000.000 sene önce yaşayan atalarımız da menfaat çelişkilerinin ve kavganın dövüşün olmadığı ve insanların yalnızca su ve çok az miktarda meyve tüketerek yaşadıkları, aşırı telepatik ve hatta tek bir ruha ait birçok beden gibi bir toplum oldukları rivayet ediliyor. Bu toplum da yaşayan bireyler gezegenin öteki ucunda yaşayan biriyle ruhsal koordinasyon içerisinde olduklarından tek vücut gibi hareket ediyorlarmış. bedenleri 3 boyutlu uzayda yer kaplasa da ruhları 4. ve 5. boyutta bulunduğundan tamamen beyin ve ruh gücü ile inşaat ve maddeye şekil verme güçleri varmış. bence bu DMT denen madde yüz milyon sene önce yaşayan atalarımızın yaşadığının milyonda biri kadar dahi olsa insanın kendisini bir atlantis vatandaşı gibi hissetmesini ve ruhunun bedenini uzay zamanda dışarıdan izlediği ve gezegenin ve insan ırkının ortak bilincine yükselip kendisini bütünün bir parçası olarak hissetmesini sağladığı özel bir bilinç hali yaratıyor. yani bunu deneyen kişinin epifiz bezi belki yüz milyon sene önce yaşayan atalarımız gibi golf topu kadar olmasa da o zamanlar salgıladığı kadar dmt yüklemesi ile insan beyninin gizli kalan maskelenmiş fonksiyonları açığa çıkıyor.

belki de normal insanların 23 çift kromozomu var iken 24x2-25x2 ya da 26x2 kromozomu bulunan ve epifiz bezi çok daha gelişmiş dmt salgılama düzeyi misli kadar yüksek olan arkaik insanlar şu an gizliden gizliye dünyayı izliyor ve nadiren bazı müdahelelerle kadrolaşarak dünyayı idare ediyor ancak ortak bilinç ve ortak ruh anlayışının ortaya çıkmasını istemiyorlar ve üretimi hiç de pahalı olmamasına rağmen dmt kullanılmasını ve deneyimlenmesini istemiyorlar çünkü o zaman hiç kimse onbinlerce milyonlarca dolar para kazanmak için çalışmak yorulmak kafa patlatmak sistemin çarklarında ezilmek istemiycek telepatik bir boyutta teklik bilinciyle yaşiycak insanlar tüketmiycek cep telefonu ya da televizyon internet olmadan sürekli haberleşebilecek sadece su ve nefes alarak ve hurma yiyerek yaşayabilecek ve bir yerden sonra yönetilmeleri kontrol altında tutulmaları zorlaşıcak. teklik hissi oluşucak ve insanlar savaşmayacak. psionik özelliklerimizi kazanmamız bu sebeple istenmiyor.

aynı şekilde büyük dünya devletleri gizli operasyonlarla insanların bilinçaltını daha iyi yönetebilmek için gezegenin atmosferin ruhsal katmanlarıyla ve insan ruhuyla bağlantılı düğüm noktalarına anten yerleşkeleri kuruyorlar. HAARP projesi gibi. yani biz aslında epifiz bezimizi kullanamıyoruz telepati için ancak derin devletler bizim beyin dalgalarımızı yönetmek için yarım yamalak minimal düzeyde de çalışsa epifiz bezimiz, yarı-psionik bir tür olduğumuz için bu özelliğimizi topluma ve bize karşı kullanmanın yollarını araştırıyorlar. bütün bunlar tesadüf mü?

eğer dmt maddesi şizofreniye sebep oluyorsa hepimiz şizofreniz çünkü annemizin karnındayken rahat 3-4 ay bunu salgılamış beynimiz. hoş, uyku esnasında da salgılanıyor ancak günümüzde kullanılan EEG cihazının keşfi insanda telepatik bulgulara rastlayan bir türk bilimadamının bunu araştırmak için geliştirdiği cihaz sayesinde bulundu. yani telepati gerçek. nokta.
kesinlikle izlemelisiniz: https://www.youtube.com/watch?v=3iJ2J6GNmZ8

tanım: ölmeden önce denemek istediğim tek maddedir. evrenin sırrını barındırır.
lsd benzeri ama daha kısa sureli olan bir halüsinojen
dmt ölmeden de bunu yaşamınızı sağlamaz, daha doğrusu eğer kullanırsanız ölmeyeceğinize garanti vermez ve eğer yaşarsanız şizofreni olmayacağınıza da garanti vermez, beyin bu amk buharlı makine değil, her bulduğunuz şeyi kullanmayın.
sadece uyuşturucu değildir.

farklı bir boyuta yolculuk. insanın doğasında bulunan, kendi içinde varolan bir molekül aynı zamanda. annelerin doğum sırasında canlarının beklenenden az yanmalarını sağlayan malzeme. doğum ve ölüm anlarında salgılandığı biliniyor. omurilik sıvısında yüksek miktarda bulunması da öğrenme yetisine ve sonradan öğrenmeye yardımcı oluyor bebek yaşta.

dmt, amazon yerlilerinin astral seyahat için kullandığı malzemelerden biridir. Ayahuasca dedikleri bu içecekle ilgili ilginç bir rivayet daha var efenim. o da şöyle ki; yanyana kullandığın zaman farklı boyuta açılan kapıda yolculuk edebiliyorsun yanındakiyle birlikte. ya da şöyle söyleyim; yanındaki insan 'susadım' demeden su istediğini anlayabiliyorsun. enter the void, avatar gibi filmlerde dmt'ye atıfta bulunuluyor aslında. zaten enter the void direk dmt kafası.

doğulu ülkelerde şamanlar insanları iyileştirmek içinde kullanıyor bu dmt'yi. aynı anda içiyorlar. ve karşı tarafın çözemediği, yüzleşemediği problemlere yolculuk yapılıyor. psikolojik olarak arınıyorlarmış. tabi ben denemedim, şaman bulsam da bana bu güzelliği yapar mı bilemiyorum. bir yandan da korkunç aslında; kendini tamamen şaman'a teslim ettiğinden mütevellit gerçekle bağı kopuyor ve geçmişinde yolculuğa çıkıyor. benim merak ettiğim adam seninle birlikte o anıları tekrar yaşıyor mu? yani farkında olmadan sırdaş mı ediniyorsun? olayla ilgili bir video yapmışlar misal;

https://www.youtube.com/watch?v=FINU71FyMto

belgeseli için; (bkz: the spirit molecule)
insan ırkının sorduğu sorunun cevabını verebilen tek şey.
azlığının veya çokluğunun insanın perspektifini etkilediği söylenen madde. uyuşturucu olarak sayılmaması ve bu aslında her şeyde var ya öyle çok abartmayın basit bişey diye öne sürülmesi garip. alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ve hattaa depresyon vb. vakalar için kullanılabileceği söyleniyordu ruh molekülünde ama işin daha da ilginç kısmı insanın beynin merkezinde yer edinen böyle bir maddeye takviye ihtiyacı duyması. alınması sonucu manevi haz denilebilecek ruhsal bir boyutlar arası yolculuk sağlaması işin tinsel boyutu ve söylendiği gibi ölümde-doğumda en yüksek oranda salgılanması bu boyutu destekler nitelikte. her insan aynı dürtüleri yaşasa da eğer ki her gün kullandığımız alkol kadar yaygınlaşmış bir madde olsaydı etkilerinin değişeceğini ve söylendiği kadar basite indirgeneceğini düşünüyorum. bilim her yeniliği büyük bir şehvetle karşılayıp sonradan sıradanlaştırıyor çünkü. en büyük manevi etkisi diğer boyutları ve evrenin genişliğinin aslında bizim algılayabileceğimizden daha fazla olduğunu kavramaksa bu bile yavaş yavaş basitleşen bir olgu zira nasıl ki yıllar önce kıtaların varlığından bihaberken şimdi kıtaların varlığını s.ktir edip diğer gezegenlere hatta evrenlere doyumsuz bir merak duyuyorsak bu etki de bu konuma gelecektir. yaşamın özü denilen bu madde ıskartaya çıkacak biz yine neden yaşıyoruz sorusuyla baş başa kalıcaz zannımca.
kargı kamışı ve üzerlik tohumu ile yapılabileceği aktarınsa da hangisinin hangi oranda kullanılacağı hiç bir yerde yazmamaktadır.
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026