bugün
- amedspor15
- dürüm yerken suikaste uğramak6
- iran düşmanlığı5
- ama yeni parti tüzüğü11
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması24
- siyahi arkadaşla ankarada eve çıkmak4
- hoşlanılan kızın 6 erkekle çırılçıplak poz vermesi6
- sezai karakoç3
- birader avanosta mı sorunsalı4
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- ayın 12 sinde meeş almak3
- evlenecek kız kalmaması12
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz4
- öyle bir sevişmek ki yatağın ağlaması5
- 16 eylül 2026 milan benfica maçı3
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- 10 eylül 2026 bayern münih bordo glimt maçı3
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı8
- talışlar2
- türk kızı10
- google reyiz3
- şiir2
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- şanghay işbirliği örgütü'nün 25 yılı3
- 9 eylül 2026 liverpool atletico madrid maçı2
- sarapci koala61
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- gocu31
- sözlükte bir şeylerin eksik olması10
- kadınınızı çalıştırır mısınız8
- hoşlanılan kızın senden daha çok meeş alması2
- müzik eşliğinde sevişmek3
- anya4
- seri eksici ezik11
- 2 eylül 20262
- beşiktaş 6 atınca anlık fenerbahçeliler3
- 2026 eylül ayı nasıl geçecek3
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- 15 eylül 20262
- yeni adli yıl2
- pozitif karmaya sahip olanların biraz şey olması7
- sikerim siyasetini deyip aşk konuşmak6
- koşun koşun havadis var7
- sevgili varken sarışın bir rus kızıyla karşılaşmak3
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan36
- kocasını seven külotsuz yatar4
- türk seküler devrimi11
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası14
- 1 eylül dünya barış günü2
- bir yazarın profiline girip entrylerini okumak6
yedi güzel adam, işaret çocukları, ıns, menziller eserlerinin yazarı.
Bu arada kendimle kalınca sakin ol diyorum ama ne zamana kadar.Bu kaçıncı gecedir kendi kendime onunla konuşuyorum. Geçmiş acılı günlerin tartışmasını yapıyorum. Anlatıyor ve bütün yanlış anlaşılmaları, haksızlıkları düzeltiyorum. Onları yeni baştan yaşanacak bir zamanın önüne getiriyorum. Konuşuyorum onunla. Boş zamanlarımda da değil. Günlük çalışmalar sırasında ama gören olmuyor bu yaptığımı. Dış görünüşüm ele vermiyor beni.
Kısa ya da uzun yürüyüşlerde oluyor nedense daha çok. Bir dalgınlığa koyulma gibi başlıyor. Arkadaşlarımı bilmiyorum ama yürüyüşler çok verimli benim için. Hem dışarda görünüyorsun hem içeriye kaybolabiliyorsun. Ayak seslerinin biraz arkasında az bir gayretle bir benzemeden dolayı başka bir ses duyulmaya başlıyor. Adi adıma geçilince bir çözülme, ayak seslerinin birbirine ve oraya buraya çarpması, bir dağınıklık başlıyor. Ama biraz dikkat edilince o dip sesin kaybolmadığını, görünüşte sadece beraberliğin bir parça dağıldığını, zira işin içine sesin sahiplerinin mizaçlarının karıştığını, bir nevi cezbenin başladığını görüyorum. Kendime dair düşüncelerim kayboluyor. Ve bu mizaçların sahiplerine, yüzlerine bakıyorum. Tanıyorum bu insanları. Ve görüyorum ki seslerine sahip çıkıyor değiller. Ve bilmiyorlar. ( ..) Ve daha bir çok günlük olay ve eşyanın hemen arkasında kullanmakta olduğum zamana en yakın bir içimde beraberliklerimizi düşünüyorum. Haşa, marifet bu olsaydı derecemle övünürdüm. -Bir gün biri çıkar, insanları ölçmek için meslekleri ne olursa olsun aşık olup olmadıklarını sorarsa, anlamaya muvaffak edildiği bir ince güzelliğin hakkını kullanıyor demektir.
Elimizdeki bütün işleri bırakıp, evlerde, parklarda, yollarda öbek öbek toplanıp ve dağ başlarında bir araya gelerek omuz omuza yaslanarak düşünelim.
Hiç aşık olduk mu?
Neye aşık olduk?
Onu nasıl karşıladık?
Onun ilk niyetiyle donduk kaldık mı yoksa ilk nimet gözlerimizi onun gizlediği daha büyük bir nimete mi açtı.
Ve ikincisi üçüncüsüne
ve böylece
gide gide
gerçek marifetle gelebildik mi içiçe.
Oysa ben neler düşünüyorum. Diyorum ki gururumun bu kadar incinmesine dayanmamalıydım. işte başıma gelen. Daha başlangıçta takılıp kalmışım bile. Böyle olacağına, insan, arkasının gelmeyeceğini bile bile, bir kaç zavallı lirasını ihtiyacı olanlarla bölüşebildiğini düşünüp böbürlensin daha iyi.
Niye yazıyorum ki bunları.
içimiz bir dolap değil ki açıp bakalım. Açıp gösterelim. Yine de anlatıyoruz ama. Bizi farkedince eşyaların arasına gizlenmeye çalışan bir böceğe benziyor anlattıklarım.
Gelecektim. Ama daha bir kötü hatıram olsun istemedim. Ona böyle yazdım. Merhametle bakarak gülümsedim. Görünüşü acımayı da zorlaştırıyor insana.
Nereye varacağı belli olmayan kendi sağlığım taşınmaz bir yük oluyor. Hayret o da gülümsüyor. Yine demiyorum. Bakıyor. Fakat bu defa sanki o değil.
Peki ben kimim?
Zarifoğlu
Kısa ya da uzun yürüyüşlerde oluyor nedense daha çok. Bir dalgınlığa koyulma gibi başlıyor. Arkadaşlarımı bilmiyorum ama yürüyüşler çok verimli benim için. Hem dışarda görünüyorsun hem içeriye kaybolabiliyorsun. Ayak seslerinin biraz arkasında az bir gayretle bir benzemeden dolayı başka bir ses duyulmaya başlıyor. Adi adıma geçilince bir çözülme, ayak seslerinin birbirine ve oraya buraya çarpması, bir dağınıklık başlıyor. Ama biraz dikkat edilince o dip sesin kaybolmadığını, görünüşte sadece beraberliğin bir parça dağıldığını, zira işin içine sesin sahiplerinin mizaçlarının karıştığını, bir nevi cezbenin başladığını görüyorum. Kendime dair düşüncelerim kayboluyor. Ve bu mizaçların sahiplerine, yüzlerine bakıyorum. Tanıyorum bu insanları. Ve görüyorum ki seslerine sahip çıkıyor değiller. Ve bilmiyorlar. ( ..) Ve daha bir çok günlük olay ve eşyanın hemen arkasında kullanmakta olduğum zamana en yakın bir içimde beraberliklerimizi düşünüyorum. Haşa, marifet bu olsaydı derecemle övünürdüm. -Bir gün biri çıkar, insanları ölçmek için meslekleri ne olursa olsun aşık olup olmadıklarını sorarsa, anlamaya muvaffak edildiği bir ince güzelliğin hakkını kullanıyor demektir.
Elimizdeki bütün işleri bırakıp, evlerde, parklarda, yollarda öbek öbek toplanıp ve dağ başlarında bir araya gelerek omuz omuza yaslanarak düşünelim.
Hiç aşık olduk mu?
Neye aşık olduk?
Onu nasıl karşıladık?
Onun ilk niyetiyle donduk kaldık mı yoksa ilk nimet gözlerimizi onun gizlediği daha büyük bir nimete mi açtı.
Ve ikincisi üçüncüsüne
ve böylece
gide gide
gerçek marifetle gelebildik mi içiçe.
Oysa ben neler düşünüyorum. Diyorum ki gururumun bu kadar incinmesine dayanmamalıydım. işte başıma gelen. Daha başlangıçta takılıp kalmışım bile. Böyle olacağına, insan, arkasının gelmeyeceğini bile bile, bir kaç zavallı lirasını ihtiyacı olanlarla bölüşebildiğini düşünüp böbürlensin daha iyi.
Niye yazıyorum ki bunları.
içimiz bir dolap değil ki açıp bakalım. Açıp gösterelim. Yine de anlatıyoruz ama. Bizi farkedince eşyaların arasına gizlenmeye çalışan bir böceğe benziyor anlattıklarım.
Gelecektim. Ama daha bir kötü hatıram olsun istemedim. Ona böyle yazdım. Merhametle bakarak gülümsedim. Görünüşü acımayı da zorlaştırıyor insana.
Nereye varacağı belli olmayan kendi sağlığım taşınmaz bir yük oluyor. Hayret o da gülümsüyor. Yine demiyorum. Bakıyor. Fakat bu defa sanki o değil.
Peki ben kimim?
Zarifoğlu
her satırında her mısrasında '' kendinizi '' değil ''kendini'' bulacağınız şair. Gözleri Rabbine sakalları şiire bulanmış gönül adamı.
işaret çocuklarının yazarı.
Aslen Kahramanmaraşlı'dır. ismi gibi zarif olan ve zarifliği şiirlerine yansımış güzel insan. Şiirleri oldukça kapalıdır ancak bir şeyler anlıyor olduğunuzda Zarif Adam'a karşı bir hayranlık duymaya başlarsınız, seversiniz onu. Onu diğer şairlerden ayıran tarafı salt kadına yönelmemesi, ışık tuttuğu konuların derin anlatımı ve genişliği olduğu kadar geçmişine bağlılığı, muhafazakarlığıdır.
"Şehirde sen benim en çok sakladığım
içine girip korktuğum
Çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım
Sen benim durup durup saplandığım"
içine girip korktuğum
Çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım
Sen benim durup durup saplandığım"
"anılar defterinde gül yaprağı
gibi unutuldum kurudum
başıma düştü sevda ağı
bir başıma tenhalarda kahroldum.
sen kimbilir rüzgarlı eteklerinle kimbilir
hangi iklimdesin
ben sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim
sensiz bu sessizlikle.
ayrılıkla başım belada
gözlerini çevir gözlerime
yoksa ben
sensiz bu sessizlikle
deli gibiyim
sensiz bu sensizlikle."
dizelerinin sahibi, Zarif insan.
gibi unutuldum kurudum
başıma düştü sevda ağı
bir başıma tenhalarda kahroldum.
sen kimbilir rüzgarlı eteklerinle kimbilir
hangi iklimdesin
ben sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim
sensiz bu sessizlikle.
ayrılıkla başım belada
gözlerini çevir gözlerime
yoksa ben
sensiz bu sessizlikle
deli gibiyim
sensiz bu sensizlikle."
dizelerinin sahibi, Zarif insan.
an itibariyle trt1'de belgeseli yayınlanan şair. Izlenmeli, öğrenilmeli.
Chp grup başkan vekili tarafından kan ve cihat şairi olmakla itham edilmiş, türk şiirinin güzel adamlarındandır.
"Düştümse sana bakarken düştüm" demiştir. "halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur." demiştir. Buna rağmen islamî bir yönü olduğu için kan ve cihat şairi diye anılmaktan kurtulamamıştır...
"ve elbette bunları, çabucak geçelim sevgilim."
"Düştümse sana bakarken düştüm" demiştir. "halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur." demiştir. Buna rağmen islamî bir yönü olduğu için kan ve cihat şairi diye anılmaktan kurtulamamıştır...
"ve elbette bunları, çabucak geçelim sevgilim."
politik fanatizmin bokunu çıkarmış ülkemizde sanatı koca bir sıfır olduğu halde yandaşları tarafından yere göğe sigdirilamamiş vasat yazar( şair demiyorum) trt de belgeseli yayınlandı geçenlerde aman allahım ne buyuk şairmiste haberimiz yokmuş, yeter arkadas yeter biraz gerçekçi olun, aynı politik fanatizm aziz nesin gibi vasat bir yazarida ünlü yapmıştır.
Postacı sen kaç katlısın
elinde bir balina kanadı
iliklerime dokunuyorsun
Postacı sen kaldırımı geçme
Ne kadar beklersen o kadar şişecek kemiklerim
Şapkanı çıkar at
Alnında bir şelale
Bir hitit mezarı girintisi
işte ilk kendini öldürme çiçeği miligram otuzbeş toplam
Yetmiş - yüzbeş.. tamam.. çıt
Aşksa posta aradan çekilebir
"bir olur alalım"
Devlet dairelirinden bir cümle
Postacı bekle önüme geçme
Akıllı kalalım
Cahit Zarifoğlu
yukarıdaki şiirden başka her şeye benzeyen şeylerin sahibi, büyük şair yakıştırması yapılıyor ayıptır.
Postacı sen kaç katlısın
elinde bir balina kanadı
iliklerime dokunuyorsun
Postacı sen kaldırımı geçme
Ne kadar beklersen o kadar şişecek kemiklerim
Şapkanı çıkar at
Alnında bir şelale
Bir hitit mezarı girintisi
işte ilk kendini öldürme çiçeği miligram otuzbeş toplam
Yetmiş - yüzbeş.. tamam.. çıt
Aşksa posta aradan çekilebir
"bir olur alalım"
Devlet dairelirinden bir cümle
Postacı bekle önüme geçme
Akıllı kalalım
Cahit Zarifoğlu
yukarıdaki şiirden başka her şeye benzeyen şeylerin sahibi, büyük şair yakıştırması yapılıyor ayıptır.
hükümet sayesinde değerli şair oluvermiş vasat kişi. evet.
'ne çok acı var.' dır. aslında acz'dır o hem de isminin baş harfleri.
kendisine taktığı abdurrahim ismindendir bu acz olayı.
kendisine taktığı abdurrahim ismindendir bu acz olayı.
Kimi vakit geldim sana. Ama hüznüm döndü. Baktım ki işgal gözlerin.
Cahit Zarifoglu
Cahit Zarifoglu
Bir çeşit sevdâm var
bir çeşit yalnızım kapında.
cahit zarifoğlu
bir çeşit yalnızım kapında.
cahit zarifoğlu
"otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür." dizelerinde adı geçen büyük şairdir.
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür." dizelerinde adı geçen büyük şairdir.
Filistin bir sınav kağıdı, her mü'min kulun önünde...
sacit onan'ın sesiyle birleşince muazzamlaşan şiirlere sahip yazar.
https://www.youtube.com/watch?v=U_sdNTrLgKA
https://www.youtube.com/watch?v=U_sdNTrLgKA
aklımdan çıkmıyorsun dedim
başka türlüsünü yorgunum anlatmaya...
başka türlüsünü yorgunum anlatmaya...
ne çok acı var diyen şahsiyet.
Motorlu kuş ibretlik hikayesidir.
An itibariyle trt belgeselde kendisiyle ilgili güzel bir program var.
içimden çocukça bir duyuşla, 'büyüklere küsüm' demek geçti...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar