bugün
- kadim kültürler4
- the merich9
- erkeklerin giderek feminenleşmesi9
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak8
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- gocusuz sözlük5
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- arkadaşlar beni gammazlayın6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- gammazların sanki biraz şey olması2
- excornist2
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip5
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- sözlük kızlarının burunları3
- sözlük kızlarının aletleri2
- şeytan6
- age of empire 23
- bira cips6
- ömer hayyam3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- sözlük kızlarının kombinleri20
- binlerce dansöz var3
- cin çarpma hikayeleri2
- velvet vs nervio19
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- arkadaşlar nasılsınız2
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- kafanızdaki ses4
- yazarların çocukken en sevdiği çizgi film4
- sözlük kızlarının göbek delikleri2
- laptop5
- sudekiray7
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- aga be şarkılar5
- zam2
- maden suyu4
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- ismet'in çok hızlı entry girmesi3
- tarot bakabilen sözlük yazarları3
- israil'in gazze'ye saldırısında 7 filistinli öldü2
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- oytun erbaş3
- ispanya20
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- friedrich hegel la bi cay icek2
- mezarlıkları sevmek5
entry'ler (410)
görsel
Özledik be.
Özledik be.
Aradan uzun bir zaman geçti. Onunla ilk tanıştığımızda adını söyledim. Kendi sesimden, dudaklarımdan onun isminin dökülmesi kadar güzel birşey olamazdı. Sanki dünyanın en güzel müziği. Hele kendi ismimi ondan duymak, tarif edilemez bir mutluluk. Dedim ya, aradan uzun zaman geçti. Yanılmışlıklar,hislerin terk etmişliği, kalp kırgınlığı ve daha birçoğu kaldı ortada kimsesiz. Şimdilerdeyse hayat, her zaman o güzel hayat.
Türkiye'nin en büyük amfilerinden birindeyiz. Amfi ağzına kadar dolu. En sona yetişmişim, geç kalmışım. Arkada, en sonda, ayaktayım çünkü yer yok.Etrafta dört seneyi birlikte geçireceğimiz insanlar. Birkaçı ile ayaküstü tanışmışız bile ama daha sonra kimse kimseye selam vermez olacakmış. Dekan cübbesini giymiş, konuşma yapıyor. Heyecanlı değilim, zaten hiç olmadım. Yalnızca dinliyorum.
'Erim' diyen bir anım öne çıka. illaki bir erkeğe mi hitap etmek gerekiyor kadının ağzına o kelimenin yakışması için? Konuşmasını bilene, söz söylemesini bilene, tatlı dile her şey yakışır. Küfrü hariç tutarız elbet.
Baba ister ki her zaman o küçük çocuk olarak kalsın çocuğu, onun dediklerini doğru bellesin, onaylasın çünkü baba doğruyu söyler. Ama zaman geçtikçe çocuk tek doğru olmadığını anlayacaktır, artık büyümüştür ve onun da kendine ait fikirleri, düşünceleri olacaktır. Ve baba çocuğunun büyüdüğünü bir türlü kabul etmeyecektir, bunun sonucu egemenlik çabası başlayacaktır. Olayın özeti budur efendim.
Grup Kibele-Turnam.
Hiç birşey kaybetmemiş insandır. Bu starbucks'ta içenler nereden bilecek bizim taburede içtiğimiz kaçak çayın, Türk kahvesinin tadını. Bilmezler.
Herhalde ülkesi dışında olunca günah yazılmaz diye düşünen Suudi prens. ilginç bir kafa yapısı. Müslümanların birbirlerini öldürmeleri, bir Avrupa ülkesi kadar gelişememesi sebebinin küçük görünümü gibidir. Bir millet-insan,topluluk vs.- kendini değiştirmedikçe, düzeltmedikçe Allah onların kaderini değiştirmez deniyor Kuran'da. Değişmeyecek misiniz?
Bundan sonra sözle söylenmemiş hiçbir şey için hislerimle hareket etmeyeceğim. Ama bir yandan da kızıyorum:Beni hissizleştirmelerine izin vermeyeceğim. Olmuyor be sözlük. insanlara olan güven çok çabuk kırılıyor.
Aksaray alt geçitte 5 veya 10 liraya satılan kulaklıklardan biri. Markası yok.
Bir ülkenin başbakanının konuştuğu şeye bakınız. Ülke evlenme programına döndü. Böyle bir samimiyetsizlik, kurgulanmış konuşmalar...
Çalışkan kimseye inek diyen bu milletten başka türlüsü beklemez. Hatta bazıları kitap okuyan erkeklerin kız düşürme amacı olduğunu iddia ediyor. Bu insanlar, küçük insandırlar. Hayatlarını ot gibi yaşarlar. Bir amaçları yoktur. Tek amaçları doymaktır.-midenin doyması, cinsel doyum vs.- insan olmanın misyonudur okumak ve düşünmek. Küçüksünüz efendim küçük. Ek:Okuma yazması olmasa dahi okuyana saygı duyan, düşünen insanları küçüklükten münezzeh tutarım. Onlar elleri öpülesidir. Okuyup da kibirlenenler de bu düşünmeyenden farksızdır.
inandığım üzere yaşamsal bir kural olarak insan kendi gibi insanları etrafına çeker. Bazen istisnaen gelenler olur ama vakti gelince ayıklanır. Bu kız da kimsenin derdi olacak kız değildir. Yaşam herkese en iyi cevabı verir. Cevabınız bu kız ise o kız sizi bulacaktır, merak etmeyiniz. Veya da cevap kevaşe bir erkek olabilir, ikisi de aynı kapının sonudur.
"insan değerini kendi biçer" desek de kabul etmek gerekir ki insan sevilmek değer görmek ister, sevdiği ve değer verdiği insan tarafından. Çok güçlü olmak, hayata karşı her daim direniş halinde olmak, bir damla gözyaşı dökmekte zorlanmak yeterli değildir. insan ne kadar güçlü olsa da zayıftır çünkü sevgi insana güç verir ama aynı zamanda sevgi beklediği için zayıflatır. Bu durum yine de insanı değersizleştirmez. Çünkü sen elmayı seviyorsun diye elma da da seni sevmek zorunda değildir. Tahir de Tahir'liğinden birşey kaybetmeyecektir. Demem o ki güzel insanlar her daim değerlidir, bazen değersiz hissetse de değerinden birşey kaybetmez.
Benimdir. Her anın fotoğraflanmasının anları değersizleştirdiğini düşünüyorum. Sosyal medyada fotoğraf paylaşma gibi bir endişem de yok. Hali ile her an fotoğraf çekinmekten çekiniyoruz.
Bir işi bitirip yenisine başlanılıyorsa imkansız olandır. Hayatın her zerresi bir istekten ibarettir zaten. Ölüm anı dahi ölmeme isteğinden ibarettir. Bu nedenle istenilen her şey gerçekleşmez. Asıl olan çabadır, kişinin tatmin olma eşiğidir.
Ülkemizde harika bir blues-jazz kültürü vardır efendim. Bu topraklarda hem müzik zevki olanlar vardır hem de çok iyi jazz blues sanatçıları vardır. Ah yurdum ah. Az da olsa vardır ama kimse ismini bilmez ülkemizdeki bu sanatçıların. Anca ella fitzgerald bil, nina simone bil. Hatta bilme.
Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak
Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk
"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"
Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak
Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk
"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"
Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
Staja başlayıp eğer sağ çıkarsak icra edeceğimiz meslektir. Herkes güzel meslek demiş fakat avukat olana kadar sevimli fakültelerimizde bizi muhteşem ölü gençler haline getirmeye çalışıyorlar. Rica edeceğim stajyer avukat çalıştıran veya çalıştıracak meslektaşlarım, bu yeni kanlara mesleği sevdirecek şekilde davranın, yol gösterin, abilik ablalık edin, mobbinge maruz bırakmayın.