bugün

arayıp da bulunamayan kan. eğlencesini bi* yana bırakıyorum absürd aksiyon kurgusu ve dizinin başlangıcı resmen kimyamı değiştirdi. malcolm in the middle'ın efsane babası, bryan cranstoncrystal meth üretirken görmek de varmış. hatta tv ekranında uyuşturucu imalatı izlemek kadar keyifli bişey yokmuş meğersem.
7 bölüm olan ilk sezon, e2'den izlenebilmekte. 13 bölüm olarak düşünülen ikinci sezonun ise ne zaman yayına gireceği henüz belli değilmiş.

konusu nedir diyenler için;

--spoiler--

sıradan bir aile babası ve kimya öğretmeni olan walter white, akciğer kanseri olduğunu öğrendiğinince pablo escobar'a dönüşür ve olaylar gelişir. daha ne olsun be!

--spoiler--

edit: sadece ilk bölüm ile değerlendirmek kesinlikle yanlış olur; yaşam dersi desek cuk oturur sanırım. ilk sezon itibariyle six feet under'dan sonra bu alanda izlediğim en iyi yapım.
ortalığın amına koyacak. demedi demeyin. bryan cranston müthiş oynayacak gibime geliyor. ilk bölüm itibari ile giriş sağlam. torbacı rolündeki fırlama eleman da iyi.

--spoiler--

intihar sahnesinde silahın tutukluk yapması güzeldi

--spoiler--
"dünyadaki bütün öğretmenler geçim sıkıntısındaymış lan" diyerek hayıflanmama neden olan dizidir.
ilk sezonu sadece 7 bölüm süren, amerika'da ünü çoktan yayılmış ve bizde de eminim gelecek aylarda en az niptuck kadar ünlü olacağına inandığım dizifilm. dizifilm diyorum çünkü bölüm uzunluğu normal amerikan 25 dakikalık dizi formatında değil 45 dakikadan uzundur. dizinin izlemeden önce okuduğunuz hikayesinin, yani normal bir fizik öğretmeninin uyuşturucu tüccarlığında patron olması hikayesinin ilk sezonda daha sadece 'uyuşturucuya giriş' bölümünü izledik. eğer dizi tutarsa diye bir kocamaan açık kapı bırakmışlar. ancak dizinin başrol oyuncusu olan bryan cranston, 60. emmy ödüllerinde drama dalında en iyi erkek oyuncu ödülünü bu rolle alınca artık devamının gelmesi ve hatta uzun soluklu bir dizi olması kaçınılmaz oldu. bu hem iyi hemde kötü bir haber. uzattıkça uzatılan hikayeler genelde reyting ve izleyici kaybı ile sonuçlanıyor. tek dileğimiz bu dizinin az ama öz olması. merak etmesinler. yeteri kadar iyi olunca insanlar tekrar tekrar izliyorlar.

kurgusal olarak çok yeni şeyler barındırmasada, gerek hikayenin yalın ama keyifli anlatımı, dizinin tek bir formata sıkışmayan ilerleyişi ve yine erkek dünyasında geçtiği için kim bilir, belkide unutulmazlar arasına girebilir. bekleyip görmekten başkada şansımız yok.
dizi tam hızını aldığında ilk sezon bitiveriyor. ikinci sezonun ne zaman başlayacağı ise meçhul.
efendim soundtrack olarak pink'in trouble isimli nadide eseri kullanılmıştır. hani e2'de çalan şarkı var ya,o işte.
kimya hep hayat kurtarak değil ya,bir de ters tarafından bakalım olaya..alt kültüre ait ingilizce kelimelerin öğrenimini kolaylaştırıyor.
izlenmesi gereken, ilk sezonu 7 bölüm olmasına rağmen her bölümkün 45 dakika olmasıyla bu açığı kapatan ve sanırım en iyi drama dalında bir ödülü* olan dizi.
herşeyi geçtim sırf bryan cranston un muhteşem oyunculuğu için izlenmeye değer bir dizi.

http://www.imdb.com/title/tt0903747/
2. sezonu başlamış ve hatta 2. bölümü yayınlanmış olan olağanüstü kıyak kurguya sahip olan muhteşemsi dizi.
ikinci sezonu üçüncü bölümü torrent aleminden indirilebilen ama bi türlü altyazısı bulunamayan dizidir.

---2.sezon spoiler---

walter ın burnu boktan kurtulmuyor. bu sefer de piskopat tuco nun paranoyaları yüzünden 2-3 gün evinden uzakta kalıyor. en sonunda tuco yu hank vuruyor ama o sırada walter çoktan tüymüş durumda.

---2.sezon spoiler---
aksiyonun gözüne vurmuya başlayan dizi.

--spoiler--

atm makinası ile kafa ezmeler mi dersiniz, 2-3 gün aralıksız meth pişirmeler mi yoksa taş gibi bir hatunla jesse pinkman ın sevgili olup her gün bafileşmesini mi dersiniz. hepsi var.

tuco öldükten sonra uyuşturucu için yeni bir kral aranıyordu ve bu işe walt kendi isteğiyle girdi. en başlardaki amacı; sadece uyuşturucu imal edip büyük dağıtıcılara temin etmekti. şimdi ise kendisi üretip kendisi satıyor. tek partide 600bin dolardan fazla kazanmaya falan başlayacaklar yakında. tabi işin içine jesse sıçmazsa.*
--spoiler--

son olarak s2e8 in en başında çalan parçayı bulana 100bin lira vereceğim.**
izlerken başroldeki adamın kanser olmasından dolayı her an ölecekmiş hissiyatı yaşatan film. -ki bu da oyunculuğun ve senaryonun gücünden geliyor olsa gerek- sanki 3-5 bölüm sonra bitecekmiş gibi, doğru düzgün keyifle izleyemiyoruz. tam tersi için (bkz: lost).
--spoiler--

kendi kusmuğunda boğulan taş gibi ancak keş kızın sahnesi ile bizi bizden almıştır.

--spoiler--
--spoiler--

sezon finali ile biraz olsun lost u andırdı. 2 uçağın havada çarpışması gibi bir şey oldu. tam olarak emin değilim ancak öyle bir şey oldu. havuzdaki mor renkli ayıcık ile garaj önündeki arabanın yanındaki 2 adet cesette uçaktan düşmüş. şahsen beni pek tatmin etmemiş olsa da güzel bir sezon finali bölümü izlediğimi söyleyebilirim.

keş kızın babasının hatası yüzünden uçak kazası yaşandı. o eleman da mavi methten içmiş olabilir.

uyuşturucu baronu olan siyahi adam gus ise amcaoğlu hank ile muhabbeti ilerletecek gibi. adam uyuşturucu baronu ama sosyal sorumluluklarını yerine getiriyor. uyuşturucuya karşı bir koşuya sponsor oluyor!

--spoiler--
dizi izlerken ağlanır mı lan? ağladım vallaha serde erkeklik vardı ama olmadı bu sefer. ağladım. ilk bölümünde her sahne hüzün dolu neredeyse. hem de türk filmi gibi gözüne sokmamışlar hüznü. hissettirmişler. gerçi duygusalım biraz ben ama olsun bence her insan duygulanır kanser olduğunu öğrendiği sahnede. ya da sakat olan oğluna pantolan alırken olan olaylar hüzün sebebidir. ya da öğretmeninin araba yıkmasına gülen orrospu çocuğu öğrenciler çok üzücüdür. hem de direk gözümüzün içine sokmayarak yapıyor bu dizi bunu. arkadan hüzünlü bir mzik dayatmıyor. stv ve kanal 7'deki filmler gibi iyiler çok iyi kötüler çok kötü de değil. hepsi etrafımızda görebileceğimiz tipler. hepsi hayattan. normal insanlar ama her normal insan arada piçlik yapıyorlar. insan insana niye böyle şeyler yapar diye sorguluyorsun ama sonra kendinin de böyle şeyler yaptığın aklına geliyor. işte budur gerçek hayatı anlatan dizi. ben uyuşturucuda,akıcı senaryoda değilim. ben mükemmel oyunculuktayım. zaten emmy ödülü de almış dayı bu perfonmansıyla. haketmiş.
bana göre tüm dizileri arkasında bırakacak kalitede bir senaryosu, oyunculuğu ve kurgusu vardır. diğer diziler gibi hiçbir işi oldu bittiye getirmiyor, her karakterin iç dünyasına uzun bölümlerle ışık tutuyor ve bir uyuşturucu baronunun doğuşunu anlatıyor adeta.

--spoiler--
9. bölümde artık kendini heisenberg'e kaptırmıştır. artık o heisenberg'dir. "get out of my territory" sözü ile godfather efsanesinin uyuşturucu versionunu izlemeye başlıyoruz. 0'dan bir uyuşturucu baronu yaratılıyor. muazzam bir dizi, her şeyi yavaş yavaş işliyor.

--spoiler--
ülkemin güzel kimyagerlerini-kimya öğretmenlerini yada kimya mühendislerini ''acaba bende bir karavan alsam mı lan?'' diye anlık bir düşünceye sevk edebileceğini düşündüğüm, kurgusuyla, oyunculuğuyla hayranlık yaratmış, ayrıca prison break'ten doğan dizi açığımı fazlasıyla kapatmıştır kendisi...

dizi yönetmenine-yazarlarına dipnot: Prison Break gibi 2. sezondan sonra sıçmayın...
yeni sezon bölümlerinin bugün başladığını öğrendiğim dizi. bu biter bitmez bilgisayarımı hunharca kapatıp... lan başladı!!
Televizyonda oynayan en iyi senaryoya sahip dizi. Oyunculuk kaliteli. özellikle Bryan Cranston ve Aaron Paul'un oyunculukları takdire şayan. Herşeyiyle mükemmel. Ayrıca walter'ın kullandığı takma isim için

(bkz: werner heisenberg)
amerika'da 2008 yılında yayınlanmaya başlamış ve 2 sezonu geride bırakmış olan film noir yüklü bir dizi.

başrolünde bryan cranston denilen bir adam. tek başına diziyi 2 seneden beri sırtlamış, pek ünlü olamamış 50'sinde bir adam. zamanında malcom in the middle'da oynamış, onun dışında da pek bir bilinmişliği yok. breaking bad ile birlikte resmen patlama yaptı adam. emmy ödüllerinde de en iyi erkek oyuncu ödülünü verdiler zaten adama.

diziye gelecek olursak; akciğer kanseri olduğunu ve çok az zamanı kaldığını öğrenen sıradan bir kimya öğretmeninin , hayvani boyutlarda çıldırıp ailesine para bırakmak için , eski bir serseri öğrencisiyle birlikte uyuşturucu yapıp (crystal meth) dağıtmaya karar vermesininin ve uyuşturucu baronu olmasının trajik hikayesi.

ilk sezon 7 bölüm sürmüştü amerika'daki senaristlerin grevi nedeniyle, ikinci sezon 13 bölümdü. 3.sezon için 2010 şubat- mart deniliyor.

e2 ise ikinci sezonunu vermeye bu sonbahar itibariyle başladı.

dizinin anlattığı belki bugüne kadar çok işlenmiş , daha doğrusu çok sorulmuş bir konu. 2 ayınız kaldı napardınız?

dünyayı gezmek, hayvanlar gibi para harcamak, depresyona girmek, aşık olmak vs...

cevabın farklı oluşu, yani uyuşturucu işine girip aileye para bırakmak, diziyi özelleştiren en büyük neden. gayet başarılı. *
üçüncü sezonu mart 2010'da başlayacak olan sarsıcı bir dizi bu ya. sarsan bir dram. *
walt'un büyük değişimi, rapci elamanın silik hayatı, ailesi tarafından bataklığa bırakılışı falan...
bryan cranston ve aaron paul un karşılıklı döktürdüğü,süper kurgulu dizi.ilk iki bölümü izler izlemez en sevdiğim ikinci dizi haline gelmiştir.birincisi için tabiki;
(bkz: lost)
nasıl diyor siz.. heh spoiler (dizi hakkında bilgi) içerir. sonra, "spoiler ibaresi koymadın" diye suçlanmak istemem.

herkesin farklı olabilir ancak benim bir diziyi sevme konusunda iki sebebim var; ya da
şöyle söylemek lazım: bir dizinin sevilmesi için o dizide iki şart ararım. bunlardan bir tanesi olsa da yeterlidir; ki zaten ikisi birden olursa saçma durur. neyse;

birinci sebep dizinin gerçeküstü bir konuya sahip olması. buna çokça örnek verilebilir özellikle yakın dönem dizilerinden. lost, carnivale. bu iki diziden ilki olan lost gerçeküstü bir konuyu bilimsellikle de harmanlayarak ortaya müthiş bir konu ve seyrine doyum olmaz bir dizi çıkartmıştır. carnivale ise (ki şahsım için tüm diziler içinde bambaşka bir yere sahiptir) tüm gnostik incillerden harmanlanan konusunu 20. yüzyıl amerikası'ndaki büyük buhran dönemine taşıyıp bizi prophetlere, sophialara boğarak, üstüne de gayet güzel özel efektler kondurarak kısa bir dinler tarihi turuna çıkartmış, ardından da kendisi sadece 2 sezonla hayatımızdan çıkmıştır. bu ilk kriterin en güzel örnekleri olan iki dizide ortak nokta konudaki gerçeküstücülük, bilimsellik/din ve özel efektlerdir. bunlar etkileyicidir.

ikinci sebpse; bir dizinin konusunun tamamen hayatın ta kendisinden, ta içinden gelmesidir. buna verilecek en güzel örnekse six feet under'dır. hele hele ölüm gibi en aymaz konuyu alıp, evirip çevirip öyle bir şekilde düşünmenizi sağlar ki izlerken hem zırıl zırıl ağlar hem de tepine tepine gülersiniz.

işte breaking bad de bu ikinci kategoriden, yani hayatın ta içinden gelen konusuyla ve bu konuyu ota boka sardırmadan, karakterlerin hakkını çalmadan işlemesiyle sevilen, daha doğrusu kendini sevdiren bir dizi.

konu kimi zaman aksar gibi olmuyor mu, elbette oluyor ama bu oluşlar es geçilebilecek kadar küçük ve rahatsız edici değiller esasen. bir kimya öğretmeninin kanser olduğunu öğrenmesiyle birlikte ölümünün ardından ailesine para bırakma çabası hem gerçeküstü hem de duygusal bir ortam yaratmada (hele hele bizim gibi aşırı duygusal olduğunu iddia eden bir toplumda oldukça ilgi çekici zaten) oldukça başarılı. konu buradan çıkıp inanılmaz yerlere uzanıyor. ve dizinin senaristleri de özellikle ikinci sezon için kocaman bir övgüyü, alkışı hak ediyorlar kanımca.

ikinci sezonun açılış sahnesinden itibaren gösterilen havuzdaki bir gözü çıkmış oyuncak ayının ne olduğunu sezon sonundaki on üçüncü bölüme kadar anlamıyoruz. bu oyuncak ayıyı hep waltla ya da ailesiyle bağdaştırıyoruz ama esasen durumun böyle olmadığını sezon finalinin final sahnesinde kavrayabiliyoruz. ve bu durum da biz diziyi izleyenlere ya da diziden "aman efenim uyuşturucu kullanımını özendiriyor bu" diye bahsedenlere olayın öyle olmadığını anlatacak kadar şok edici bir biçimde gösteriliyor. bir kişinin sırf kanser olduğu için uyuşturucu üretmeye başlaması gibi basite indirgenebilecek bir olayın kelebek etkisi gibi bir etkiyle nelere sebebiyet verebileceğinin en büyük göstergesidir ikinci sezonun kapanış sahnesi. üstelik koca bir sezon boyunca o kelebek etkisi gözümüze gözümüze sokulurken biz onun farkına bile varamıyoruz.

neyse; 2010 mart ayında 3. sezonu başlayacak, sabırsızlıkla bekliyoruz.
logosunda periyodik tablo bulundurarak içeriğini az çok belli eden güzide amerikan dizisi. başroldeki olağanüstü oyuncunun diğer bir dizisi içini sizi şöle alalım
(bkz: malcolm in the middle)
bryan cranston ın mükemmel performansıyla kendisine iki kere üst üste emmy getiren dizi. ha şimdi diyeceksiniz ki bir hugh laurie bir michael c. hall niye almadı emmy ona bişey diyemem. ama dizi gerçekten çok değişik bir senaryoya sahip ve bryan cranston da hiç de bu iki isimden aşağı kalır oynamıyor.
mart 2010'da 3. sezonu başlayacak dizidir. gelse de altyazısını ayıla bayıla çevirsem dediğim dizidir *
lost most derken esas beklenen dizi olan breaking bad'in başlamasına da az bi zaman kaldı.

mart 2010'da başlayacak.
bu dizi devam ettiği sürece aaron paul'a bir adet en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü verilmezse orospu çocukluğu kazanacak. bryan cranston'ın kabul görmeye başlaması çok güzel fakat hani aaron'a? adam hakediyo.
bu arada breaking bad harbiden insanlığa bir hediyedir, bunları izlemek lazım hep.
her bölümü bir turk filmine bedel olan lan ne den kısa dedigim filmdir.
diger tiky filmlerinin aksine cok gercekcidir. gecenin 11de babamdan:lan kapat ejdadın sikem yarın erken kalkacam sozlerini duymama neden olan dizidir.
Çok sevdiğim bir dizidir.
ilk izlediğim yabancı dizidir.
kesinlikle televizyonlardaki en güzel dizi. bir girişimci öğretmenin öyküsü aslında anlatılar. tıpkı hung dizisindeki gibi. breaking bad'de bir kimya öğretmeni kanserdir ve para kazanmak için uyuşturucu üretip satmaya çalışma girişimi anlatılmaktadır.
hung dizisinde ise bir beden eğitimi öğretmeni kendisini parasız olduğu için terk eden karısı ve çocuklarını geri kazanmak için jigololuk yapmaya çalışma girişimi anlatılmaktadır.
şimdi bu iki diziden amerikalı öğretmenlerin girişimci olduğu için sevinmeli miyiz? yoksa en uç yasadışı işleri yaptıkları için üzülmeli miyiz çözemedim.
* --spoiler--
emilio'nun cesedini -silahla birlikte- kimyasal olarak yok etmeye çalışırken dökülen asidin, küveti eritebileceği insanın aklına nasıl gelmez diye düşündürür.
--spoiler--

(bkz: süper)
inanılmaz bir sezon * finaliyle bitmiştir. 'işler karıştı, şimdi ne olacak?' diye düşündürür.
(bkz: beklemenin dayanılmaz olduğu gerçeği)
3.sezonunun başlamasına çok az zaman kalmıştır.
3.sezonun ilk bölümü 21 mart'ta yayınlanacakmış.
Sonunda yayınlanmıştır s03e01.

--spoiler--
walt'ın basket sahasındaki konuşmasına hayran kalınmıştır. mimik ve hareketleri " bu adam mafya olacak paşam " dedirtmiştir bize. ayrıca jesse'nin gitgide daha zeki biri olmaya başlayacağını gördük ilk bölümünde sezonun.
sahnenin başlarında görünen elemanlar büyük ihtimal sezon sonuna kadar,ufak ufak aralarda gösterilecek ve sezonun sonunda ne olduğu belli olacak. 2.sezon boyunca da aynı şekilde oyuncak ayı gösterilmişti sürekli ve sezonun sonunda belli olmuştu ne olduğu.
zenci kaçakçı abimizde bırakmak istememiştir mr.white'ı ilk bölümde. buradan anlaşılacağı gibi walt amcamız bırakmayacak bu işlerin peşini. koştursunlar efenim dizide.*
--spoiler--
sezonun 2.bölümü bomba gibi gelmiştir. mükemmel tad yakalanmıştır paşam.
spoiler olabilir yeğen

başladı birader kendine gel. sabırsızlıkla beklediğim lafını kullanıp abartacağım kadar güzel bir dizi olan breaking bad'in 3.sezonu başladı. lost'a değişmem o derece. en güzel uykularımı bölerim onun için, telefonları kapatırım, kitapları yarım bırakırım, gecenin 3'ün de yanına meze olsun diye tekel bayiine gidip sigaramı içkimi alırım. münzevi evimde kapatır ışıkları seyre dalarım bu güzel temaşayı.

bryan cranston top sakal yapmış yeni sezonda. sarı mı sarı kızıl mı kızıl. yine aşıyor oyunculuk meselesinde. tane tane on numara temiz aksanıyla yine mest ediyor insanı. karısı durumunu öğrendi. ev değiştirdi. bunalımda şu an 2 bölüm itibariyle. kanseri yendi karısı tarafından terkedildi.

jesse ise rehab'tan çıktı artık. yavaş yavaş sarıyor yaraları. işler karışıyor iyice. bakalım bu çılgın ikili ne zaman pişirmeye başlayacak yine yeni yeniden?

http://tinyurl.com/yhyk6hp
gerçekten çok sağlam bir dizi. türkiye de neden bu kadar az biliniyor bilmiyorum. uzun zamandır güzel bir dizi izlememişseniz tam aradığınız dizi.
created by vince gilligan.*
s01e01

40'ına basmış bir kimya öğretmeni. aynı zamanda bir aile babası. ek iş olarak araba yıkamacasında kasiyer olarak çalışıyor. evli, bir oğlu var. adam görülen o ki hayatı boyunca ezik bir hayat yaşamış. okulda öğrenciler, evde kayınbirader, işte patronu...

her şey yeterince boktandır hayatta, ama bir de bunun üstüne 40'ında akciğer kanseri olduğunu öğrenir... ve olaylar gelişir*

"walt is that u?" ya da walt'ın şahlanışı da diyebiliriz*
dizinin müzikleri de gayet başarılı.
7 bölümlük 1. sezonda ilk bölüm bomba gibidir! bir daha o tadı yine 1. sezonun 6. bölümünde yakalıyorsunuz!
tuco, tucooo... tuco salamanca sen nasıl bir insan evladısın!
american beauty tadında, bir tür amerikan rüyasının yıkılışını anlatan modern trajikomik dizi.
--spoiler--
s03e05 itibari ile son model bir labratuvar vaadedilen walter, hala cevabının hayır olduğunu söylemiştir ( the answers is still no) ama avukat bürosunda jesse ile didişirken büyük bir pişirme rekabetine gireceğini söylemiştir.
--spoiler--
--spoiler--
s03e05'te tekrar pişirme işine girişmiştir walter. çünkü hayır dedikten sonra, zenci eleman bir konuşma yapmış ve o konuşmadan sonra kabul ettiği anlaşılmıştır. jesse'de yakalanacak gibi gözüküyor aman allah korusun. hayırlısıdır efenim...
--spoiler--
git gide ilgi çeken dizidir. sürekli netten izlemem sebebiyle 6. bölümü izleyememişimdir efenim. ondan ziyade ekşideki çok feci spoilerlar üzmüştür beni. izledikten sonra uzun bir teori yazmayı düşünüyorum kolaylar geleler.
Sonunda izledim ve purpleboomerang Brba dizi yorumu her haftada ki gibi *
izlemeyen okumasın ...

- s03e06 - *
--ağır spoilerlar--
Son oynayan 3.sezonun 6. bölümünde walt işe başlamıştır pollos'un(zenci eleman) yanında. jesse ise tam bir bok çukuruna düşmüştür, çünkü hank onu takip edip, kapısının önüne demir atmıştır. jesse'nin çıkıp karavana gitmesini ve onu yakalamayı dört gözle beklemesine nazaran bir yandan da walt bunu duyup karavanı imha için araba çöplüğüne götürmüştür. jesse'de bunu duyup walt'ın yanında soluklanayım derken, akabinde hank'te bunu takip etmiş yaklaşık bir 200-300 metre arkadan. ardından jesse ile walt karavandayken hank dalmıştır hurdalığa. gerisinde olaylar çok fena gelişmiştir zaten o kadarı da izleyiyice kalsın.

Büyük ihtimalle walt jesse'yi yanına alacaklar. çünkü jesse son zamanlarda çok profesyonelleşti. bakmayın siz onun böyle şapşallıklar yaptığına, o walt'ın ona inat olsun diye karavanı yok edeceğini sandı. bundan sonra walt'a güvenir zaten. ondan ziyade artık walt, pollos'la çalıştığına göre, saul(avukatın)'ın da walt'ın bileğini bükmeye çalışmayacağını çalışmayacağını anladık.

çok büyük ihtimal ikiz kardeşler hank'i öldürmeye çalışacaklar, yalnız walter devreye girecek. ilerki bölümlerde hank'i de walt'ın sağ kolu olarak görmemiz olağan. zaten senaristler hank'in yavaş yavaş polislik olaylarından soğudunu gösteriyorlar. baş dönmeleri ani krizler vesaire, bize yakında bu işlerden elini ayağını çekip meth işine gireceğini söylüyor.~"pollos gibi büyük bir iş kovalayan adamın, ikizler gibi adamlara laf geçiremediğini görmek üzüyor bizi. koskoca meth satıcısısın arkadaşım, işlerin organize, bağlantılı, dallara ayrılmış. sen iki keli öldüremiyorsun." demeyin. keller de başka bir adam için çaışıyor.
yoksa iki kişiyle koskoca orduya nasıl kafa tutsunlar. iler ki bölümlerde görecez ne var ne yok. hoşçakalın anacım...
--ağır spoilerlar--