/386
sadece ankaralılar tarafından değil Türkiyenin dört bir yanındaki izleyicilere kendini sevdirmeyi ve hatta kalplerinde taht kurarak uzun süre dillerden düşmeyecek bir efsane bir seri olabilmeyi başarmış nadir Türk dizilerindendir.
Efsane dizi.

Yeni çekilen 5. Sezonun ilk bölümünü izledim. Konu güzel, oyunculuklar zaten muazzam. "Göl yok göl" sahnesi ise fena yardı. Özlemiştik.
Yeni sezonun ikinci bölümü o kadar hüzünlendirdi ki bir şişe şarap bitirtti.
hayalet iyi ki varsın. 8 bölüm olacak dizi... gayet güzel gidiyor...

--spoiler--

"sikinde peynir görmüş,götünde mandıra var zannediyor"

--spoiler--
Yeni sezonu harika devam ediyor. Haftaya salı sezon finali olacak. 6. Sezonu da yaza doğru çıkar.

uzun yıllar önce saçma sapan nedenlerden dolayı ayrıldığınız ama hâlâ sevdiğiniz biri vardır hani. yıllar sonra kader sizi bir şekilde tekrar bir araya getirir ve o boşa geçen yılların da verdiği tutkuyla daha çok seversiniz onu. bir daha hiç kaybetmemek istersiniz. Çok daha şiddetli aşık olursunuz. behzat ç. de tam anlamıyla budur. 14 senedir hayatımızda. Umarım uzun yıllar daha devam eder.
Harun olmadan nasıl olur dedim ama oluyormuş. Bu sezon diğer sezonlara göre daha güzel daha keyifliydi.
eskilerden bir söz vardı; "siz benim ahmet kaya konserine gitme ihtimalimi çaldınız." diye.

benzer bir duyguyu bu diziyi izlediğimde hissediyorum.

sen bizim beraber behzat ç. izleme ihtimalimizin anasını siktin...

tanım: bir dizi.
Efsane dizi.

Tanım yaptığımıza göre 5. Sezonu (blue tv 2.sezonu) çekiç ve gül'ün sezon finali bölümünü izledim dün. Bundan sonrası spoiler.

5.sezon 8.bölüm
-spoiler-
Eskinin tadını tabi ki veremez ama gayet müthiş bir sezondu. Sadece finali biraz yavan kaldı. Karmaşıklığı geçtim, çok iyi şekilde yapamamışlar sezon finalini. Daha çarpıcı olabilirdi. Akbaba'nın müthiş sahnesi hariç, akılda kayda değer bir şey kalmadı. Behzat amirin yaşadıklarının bir kısmını halüsinasyona bağlayabilirler. Şule öldü mü, hayal miydi bilmiyorum. Son sahnede hastenede şule tekerlekli sandalyedeydi ama galiba alzheimer yazısı vardı bi Kapıda. Amirim hasta olup da onu ziyarete gelmiş de olabilirler ama çok kötü olur bu. Yeni sezonda bakacağız artık.
Eylül ekim gibi gelecekmiş diğer sezon
-spoiler-
Bu dizinin en tırt tarafı içindeki dergici solcular mıydı, yoksa bu solcuların tırtlığını göstermeleri mi diziyi çok iyi yapıyordu buna tam karar veremesem de bahar ve şurekası en kıl olduğum yanıydı açık ara.

Bence insanların şucu bucu olması da sorun değil. Nasılsa herkes x oldum demekle olabiliyor bu hayatta. O yüzden sıkıntı yok.

Ama roman bakımından değil de dizi bakımından konuşursak aslında gerçek sol karakter hayalet’ti. Akbaba da bir nebze olabilir ama geçmişi ve görüşleri bakımından bence emrah serbes bile hayalet olabilir.

Onun dışında dergici tayfaya dönersek her fırsatta kendi sözümona yoldaşları olan kadınlara asılmaları, cinsellik beklentisine girmeleri, sponsorluk lafını duydukları gibi en ağa kapitalist karşısında sevgi kelebeğine dönüşmeleri ve yaşadıkları küçük burjuva hayatına karşın çocuklarının adını ulaş falan koyunca vicdan rahatlatmaları gibi detaylar enfestir.
türk işi süper kahraman.

vakti zamanında sözlüklerin çok katkıda bulunduğu dizi.

harun sinanoğlu olmadan bir yanı eksik kalmış baş komiser.

sevket ç. olmasa ümüğü sıkılacak olan berduş tip.

ercüment çözer ve memduh başgan'ın sevdiği model.
buzdolabı birayla doludur.
görsel
noktası var bu başlığın.
“Seni kimse benim gibi sevemez diyenler olacaktır. Onlara benden bahset.”
“Bazı günler uyandığımda hangi günde olduğumuzu bir türlü hatırlayamıyorum.. Pazartesi? perşembe? pazar? insanın hayatında günlerin bir anlamı olmalı. Hafta yedi ayrı gün değil de üç gün olsaydı ne değişirdi hayatımda? Ya da saatin kaç olduğu hangi günde olduğundan daha mı önemli? Bilmiyorum..”
Diziyi izlerken hep arkadaşlarımla oturuyor sohbet ediyormuş gibi hissederdim ve hala arada yalnızlık çekince başvururum.
--spoiler--

Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen öyle olur; her şey üst üste gelir. Polis olmasaydım, katil olurdum. Çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir. Binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm. Seni, intihar etttiğin gün tanıdım kızım. Seninle o gün barıştım. Şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. Şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi, dağılan bir okul gibi. Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. Birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. Ağlamama asla müsade etmiyorsun. Her şey affedildi babacık diyorsun. Hiç ayrılmayacağız diyorsun. keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. Ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. Cesetler de benzemez. Ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar, yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. Beşikten mezara kadar. karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum sana? Affet beni kızım, affet. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım

--spoiler--
Torun: niye yatıyosun kalksana hasta mısın?
Aziz başkomiser: yok evladım, hayata küstüm
Torun: ne zaman?
Aziz başkomiser: geçenlerde, fazla olmadı
Torun: niye küstün, ne yaptı hayat sana?
Aziz başkomiser: yaşın küçük anlamazsın
hayatın beni üzmeye başladığı zamanlarda başlayıp bitirdiğim dizi. Polisiye tarafından çok buhran, melankoli, depresyon,çarpık insan ilişkilerinin işlenmesi beni çekmiştir.
Tipime bi bak la! Polise benzemiyor muyum?
torun: niye küstün, ne yaptı hayat sana?
aziz başkomiser: yaşın küçük anlamazsın.

En üstteki entrynin devamındaki diyalog şöyledir;

Torun: Kaç yaşına gelince anlarım?
Aziz başkomiser: Bak hevesini kırmayayım ama galiba sen büyüyünce de anlamazsın.
Torun: Anlat ama anlarsam bana istediğim çizgi filmi açacaksın?
Aziz başkomiser: Tamam lan! Gel otur. Bak şimdi 15 yıl önce 6 kişi öldürüldü. Katilini buldum sanıyordum, ama benim bulduğum adam katil değilmiş. Tekrar buna benzer cinayetler işlenmeye başlandı, soruşturmaya kaldığım yerden devam etmek istedim. Ama beni istemediler. izin vermediler daha doğrusu. Sonra katil peşimde sansınlar diye bir gece oturdum parmağımı kestim. Önce yediler. Ama daha sonra durum anlaşıldı. Sonra da beni fırlatıp bir kenara attılar.
Torun: Cins misin sen dede ya?
Aziz başkomiser: Terbiyeli konuş lan! Siktir git odana yok sana çizgi film falan.
Torun: Hasta mıdır nedir ya!
Aziz başkomiser: Anlatanda kabahat! Amına kodumun çocuğu!
- evini bulabilecek misin?
+ şimdi bana gidiyorum diye, sana geldiysem eğer ben. Sana gidersem? Eve giderim..
Eski bir dizidir.
-kayboldum ben
+sakarya da mı?
-yok genel bi kayboluş bu..
Bu film çocuklara polisliği sevdirmesi açısından çok başarılı.
© copyright 2005 - 2026