bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı45
- x de çinliler ve türklerin kavgası12
- kimsenin memleket takımı tutmaması6
- sözlükteki fenerbahçeliler5
- benim bileğim yamuk mu10
- ısparta da gece hayatı14
- sözlük erkeklerinin bicepsleri80
- modacı erkeklerin top olması7
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- erzurum vs sivas6
- eski sevgiliyle tinder da eşleşmek3
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız10
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- bir tırcı sevmek6
- sevgili adayını önce traveler'a göstermek5
- düşün ki o bunu okuyor6
- akplisin yani27
- duanın bir şeye yaramaması28
- fotosu yarım saatte 1500 beğeni alan kız2
- anın görüntüsü23
- hiç uçağa binmemek7
- ismail arı3
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz3
- erecto bey birader birader beydir4
- avrupa fatihi galatasaray2
- terlikle döven anne14
- pıttığını diktiren sözlük yazarı3
- samsun gece hayatı3
- reddedilince öldürmek3
- bicepsiz fakir erkek6
- ibrahim tatlıses'in 24 yaşında sünnet olması2
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar6
- nişanlının gay çıkması3
- uzaylılar futbol takımı tutuyorlar mı2
- sudekiray3
- kahraman tazeoğlu ahmet batman okuyan tip2
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey6
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- true nerede3
- marsupilami2
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır7
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- fon vurgunu52
- nusret3
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- arkadaşların evlenip çocuk sahibi olması3
- lille osc2
- fenerbahçe19
- fon mağduru 500 bin insan napacak3
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim dediğiniz kişiler girdi mi hayatınıza?
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar