bugün
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- ekşi sözlük11
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay3
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- diamond bey biraderelle2
- gocu bak bi5
- dayatılmış güzellik algısı2
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- anın görüntüsü26
- togg t6x5
- güne bir şarkı bırak7
- düşün ki o bunu okuyor6
- fenerbahçe12
- suriye'nin medeniyete katkıları2
- köylü2
- enayimiknatisii36
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüleri3
- tek maçtan yatan iddaa kuponu2
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- dansöz izleme keyfi12
- iltica2
- bursa da yakıt dökülmesiyle zincirleme kaza2
- ölüm9
- evliliği zorlaştırmak2
- gocu51
- çocuklara verilen farklı isimler12
- aziz yıldırım12
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- süper lig3
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- uyuşturucu2
- beşiktaş9
- serhat kılıç13
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- saraca finch house3
- tai lung34
- futbol4
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- ismail kartal9
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- dün gece ne oldu14
- sözlükteki şer çetesi12
- iş kazasında ölen işçiye tali kusur3
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim dediğiniz kişiler girdi mi hayatınıza?
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar