/636
--spoiler--
bulduğu her parayla bakkala koşan
bir çocuk olarak karşındayım, benim
aldığım en büyük hazzı seninle paylaşabilirim..
--spoiler--
kocaman bir takıntı.
öyle keskin kokar ki aşk, şöyle bir soluksuz kalırsın ,ölüm pahasına tutarsın son nefesi, o keskin koku bütün hücrelerini yakar. Dayanamaz bir nefes daha alırsın bir daha hiçbir şey aynı kokmaz!
Hiç gitmeyecek zannettiğimiz insanlarla hiç bitmeyecek gibi yaşadığımız bir şeydi aşk belki.

Ya da alışkanlıkların ortaya çıkarttığı bir şeydi.

Nefes almayı bile ona bağlayan bu duygu, yoksa bağımlılık mıydı?

Onu uyurken izlediğin zamanlarda içini kaplayan şey miydi yoksa aşk?

Yanında kendini rahat hissetmen, kollarındayken hiç korkmamaktı belki de. Güven miydi acaba?

Başını omzuna yasladığında duyduğun huzur muydu?

Başkasının ona baktığını gördüğün anda içinde kabaran öfke, kıskançlık mıydı?

Çok sinirlendiğinde, bunu bana nasıl söyler dediğinde ortaya çıkan o kızgınlık mıydı?

Bunu nasıl yapar, nasıl hatırlamaz, beni nasıl anlamaz dediğindeki o hayal kırıklığı mıydı yoksa?

Tek bir vücut olmayı istediğinde, teninin tenine değmesine duyduğun özlem had safhaya çıktığındaki tutku muydu yoksa aşk?

O ağladığında çocuk gibi, içinin acıması mıydı?

Onun üzüntüsünü keşke ben çeksem dediğindeki ruh hali miydi?

Yoksa o üzüntüyü geçirmek için bir şey yapamayacağını anladığındaki çaresizlikle karışık hüzün müydü?

Hastalandığında ateşi düşsün diye başında beklemek miydi aşk?

Üstünü açtığında sanki annesi gibi tekrar örtmek miydi, şefkat miydi?

Onun için vazgeçtiğin, yeter ki o olsun dediğin şeyler miydi, fedakarlık mıydı yoksa?

Sesini duymayı, yüzünü görmeyi, nefesini, kokusunu özlemek, hasret çekmek miydi?

Onun için harcadığın onca şeyin toplamı mıydı, emek miydi?

Onu öptüğünde başının dönmesi, her gördüğünde midendeki o kramp mıydı, heyecan mıydı?

O konuştuğunda, dünya üzerinde başka canlı kalmamış, tek o varmış gibi bakmak mıydı, hayranlık mıydı?

Onu herkesten korumak istemek miydi, anaçlık mıydı yoksa?

O gittiğinde kalbini söküp çıkartmışlar gibi hissetmek miydi yoksa, acısı bile güzel diyebilmek miydi aşk?

Ve aşk biter miydi?

Bir kere sevdiysen, aşkına tutulduysan bu geçici bir şey olabilir miydi?

Hiçbir şey olmamış gibi davranabilir miydin?

Yeniden sevebilir miydin?

Yoksa bunların hepsi miydi aşk? Tek bir şeyde aramak yerine hepsinin içinde olduğu o sevdamız bilmeden aşk mıydı yani?

Neden bu kadar kolaydı peki vazgeçmesi, terk etmesi?

Pişmanlık da aşka dahil miydi?

Yoksa aşk sadece saf duyguların işi miydi?

Aşk bazı şeylerle başa çıkar mıydı yoksa bazı şeyler olduysa dönüp bakmadan gitmek mi gerekirdi o aşkı hala temiz tutmak için?

Aşk neydi, neden bu kadar yakmıştı canımızı?

Daha ne olduğunu bilmeden biz nasıl girmişti kalbimize, aşk neydi sahiden? Cevabı var mıydı, tarifi mümkün müydü?
"Aşk" adını unatacak kadar kaybetmektir kendini..
artık varlığına inanmadığım duygudur.
aşk var veya yok durumuna değil de karşılıklı aşk mevzusuna değinmek gerekirse aşk hiçbir çiftte %50 %50 eşit oranda değil kanımca. illa ki bir taraf daha çok sever ve sevilen taraf bunu hissettiğinde aşk bir kabusa dönüşür. kullanır çünkü seveni. tecrübeyle sabittir. ayrıca nice örneklerine de rastlanmıştır. aksini iddia eden varsa tartışmaya açığımdır...
--spoiler--
Senin aşktan yana nasibin
varsa;
Dokunsan da yanacaksın
dokunmasan da.
iyi bil ki;
Bazıları hasrette yanar bazıları vuslatta.
--spoiler--

(bkz: Hz Mevlana)
insanın hayatını değiştiren müthiş duygu.ya hayata tutunursunuz yada hayattan soğursunuz sayesinde.
https://www.youtube.com/watch?v=yViYdKcQ9Yo&feature=related
(bkz: evlerden ırak)
(bkz: benden uzak bağdata sultan ol)
(bkz: defol)
kimisi için mutluluk kapısı, kimisi içinse işkence odası kapısıdır.
sanal duygu.
sınırları çok keskin.. sanki sürekli içinde kalman gereken çember gibi.. o çizginin dışına çıktığın an, aşk, en çok korktuğun şeye dönüşüyor.. çıkmadığın zaman en sevdiğin şeye.. ama asıl sorun şu ki o çember sürekli daralıyor.. ve her geçen gün çizgiyi aşmamak daha da zorlaşıyor.. bu yüzden zor..
yemeğin üzerindeki sos o..
ilk başta herkesin var zannettiği sonrasında ise yok saydığı saçmalık. *
ilk başta hissedilen keskin koku gibi, alıştıkca varlığı unutulan..
en güzeldir. en çok özlenendir.
hiç kimsenin, birinden kopmak istemediği bir hale gelene kadar anlamayacağı ve anlam veremeyeceği 3 harfli.. lan..
bana bu ruh halini yaşattığı için asla affetmicem.. aşk böyle bir şey işte, kendini adam yerine koydurtup laf anlattıran..
Hakkinda bu kadar entry girilince..

Neyse, siktir et ya.
Kavusamayinca olanindandir. O yuzden 'ben aska inanmiyoorooom' laflarini duyariz cokca. Cunku amk kimse sabretmez, beklemez sevdigi icin. Fedakarlik yapmaz, kavurucu gunesin altinda oruclu oruclu saatlerce beklemez, her turlu destek olmak istemez, korkar, herkes esgecer. Neden mi? Cunku onlarin aradiklari ask degildir aga, onlar sadece gonul eglendirme pesindedir.. Bir taraf yapiyorsa digeri siklemez. Bu yuzdendir ki aski tadamiyoruz. Murphy denen bir herif var, neymis efendim senin sevdigin seni sevmez demis. Katilmiyor da degelim fakat Nadir insanlar vardir, bu duygulari birbirine yasatmayi basarmis, birbirlerine deli gibi bagli, amma o da artik ask degildir. O meşk olmustur meşk. Ask dedigin sey bos ama hisli umutlarla her gun gectigi yola bi koseye cekilip bakmaktir, ask sabirdir, fedakarliktir. Arabalara binip gezmek degildir ask, el ele tutusup birbirine bakakta degildir. Onlar gelip gecicidir, kalici olan yuregindeki duygudur. iste o'dur ask amk.
hem gıcık olursun hem de onsuz olamazsın, 1 kelime söylediğinde yüzün güler, içinde kelebekler uçuşur,aşk o reklamda da dediği gibi bile bile tutsaklıktır.
Ansızın giden Elektriklerin gelmesi için gece yarısı tanrıya yalım yalım yalvarmak.(batarya zayıf)
iki insanın lastik bandı çekmesi gibi. biri bırakırsa tutanın canı herzaman yanar.
© copyright 2005 - 2026