bugün

/636
Aşk , ancak bu kadar güzel tarif edilir iste

Can Dündar - aşkın tarifi

Evinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...
Sokaga fırlayacaksin... i
Sokaklar da dar gelecek...
Tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaşlarindan etrafi göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini
kaldirip Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalniz kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...
Ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin...
Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...
Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
Ilaçlara siginacaksin...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
Bogazin dügümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çikana sarilmak isteyeceksin
...
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin...
telefonun çalmasini bekleyeceksin...
Aramayacagini bile bile...
Her çaldiginda yüregin agzina gelecek...
Aglamakli konuşacaksin arayanlarla...
Yüregin burkulacak...
Canin yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutuşacaksin...
Defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret
edeceksin...
Yasadigin şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu...
Bu umut seni gitmekten alikoyacak...
Gel gitler içinde yasayacaksin...
Buna yasamak denirse...

****
Razi misin bütün bunlara...?
Hazir misin sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde asik olabilirsin
aşk, 'bir kişiye adamaktır kendini' derlerdi hani.
düzeltiyorum, 'aşk bir kişiye hep aldanmaktır' oysa ki.
insanı yarım bırakan, yarım insan eden duygudur. Ne kadar yoğun, uzun yaşarsan yaşa bir gün elbet biter ve insana sadece kendine yetecek kadar akıl bırakır.
tanımsızlıktır. bazen görünenden fazlasıdır. bazen de bildiğin gibi 3 harflidir.
sevgili erdal güney'in dalgakıran şarkısının sözleri anlatır aslında tam anlamıyla ne olduğunu;
* Aşk herkesi kırar biraz
Eksilmesin acısı şükret
Varsın ağlasın dalda kiraz
Herkes kendine sürgün biraz
Çocuk gülüşün dünden bir yara
Aşk bize sıla
Günler gelir ve büyürüz elbet
Aşk bize gurbet
ilk baharın başında son bahar şarkıları dinlemektir.
bir adamın bir kadını sevmesi. o kadının da o adamı sevmesidir.
Biz biliyoruz da mı seviyoruz, git âşık ol bence.
iki kişiliktir demiş şair. iki kişilik olması tartışmalıdır. zira günümüzde aşk ortalık malıdır.
Anlatılmaz yaşanır.
Yalnız sanatçıların bildiği bir gerçek olarak geberip gidecek olan şeydir.
--spoiler--
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.
--spoiler--

şems-i tebrizi; "40"
Aşk bile bile acı çekmektir. Mazoşizimdir.
https://www.youtube.com/watch?v=ZHVhaC0VaBc
kelimelerle anlatılmayacak bir duygudur.
""kdır.
Aşk, Arapçadaki aşekadan gelirmiş. aşeka , bir ağacı saran, besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşığa denirmiş.
akıl ve fikri otomatik olarak devredışı bırakan duygudur.
Unutmak ne zor bir kelime..
Hele bir de sevdanın yükü üzerindeyse.
Umutlanamazsın ya da unutturamazsın.
Yüreğin fena halde çırpınır durur kendi derdine
Aşk öyle bir büyü ki öyle bir büyü ki anlayamazsın.
Göze alsan olmaz aşka gönül doymaz.
Seven kalbi istesen de susturamazsın..
günümüzde mekan olarak yatağı, bedel olarak pahalı hediyeleri seçmişler yüzünden sanallaşmış olan gerçekliktir.
korkudur.
teoman'ın da dediği gibi:

kırıklarını aldırdım kalbimin
zırhımı, çıkarttım astım port mantoya...
güzel vücutlar boş suratlar
benimse yenmiş tırnaklarım, titrek ellerim var..

evet dedi ben de seni aldattım
bir kez de değil üstelik
çünkü beni çok kanattın,
çok sevdiğim bir yalandın...
kimyasal bir olaydır.
kimyadan nefret ederim.
ne kadar inanırsan o kadar vardır...
ideal kişiyi hayatın boyu hayal etmek karşına bir gün çıkacak duygusuyla sevdiklerinde aramak gerçekle hayali karıştırmak karıştırdığını farkedince kaçmak kaçmayacak kişiyi aramak bulamamak bulduğunu zannedip inanmak karşıdan aynı etkiyi göremeyince hayal kırıklığına uğramak umudunu yitirmek başkasıyla karşılaşınca tekrar inanmak tekrar haydi dön başa...
© copyright 2005 - 2026