bugün

/636
kendini kopyalayıp hayatta kalmaya çalışan genlerin, kullandıkları vücudu çeşitli kimyasallarla uyararak, kopyaları için en iyi vücudu yaratma çabasıdır. kalanı edebiyattır.
yoktan var edebilir, var olanı da yok edebilir. öyle büyüktür...
aşk boktur. laga lugaya gerek yok.
sırf ondan uzun olmamak için çok beğendiğin topuklu ayakkabıdan vazgeçebilmektir. *
zannediyorum subjektiftir. *
ansızın kapımızı çalan, bazen hayatımızı mahveden, bazen ise hayatımızı renklendiren; açıkcası ne olduğu belli olmayan bir şeydir.
aşk b.ktur
çok şey okursun ve görürsün, ama hissedemezsin ...
yazmak için seçtiğim en kötü zaman. 2 aylık bir zamandır pek kimseyle konuşmuyorum haliyle bazı kelimeleri kullanmakta zorlanıyorum bu sebeple cümle içinde nasıl kullanacağımı hatırlamakta zorlanıyorum. haa bir de ingilizce çalışmalarım... aşk.. en zor konu en zor deneyim en en bütün enler. öyle diyorlar evet aşk en acı.
en azından aklıma ilk gelen kelime "acı".
insan bilmedikleriyle ilgilenir bilmediklerine meraklanır bundan tabii ne var ... bana göre bu durum olmasaydı elimdeki araçla bu yazıyı yazamazdım ... bunun aşkla ilgisi ne olabilir bir düşüneyim ilgisini değil kafamdakileri nasıl yazacağım bunu bir düşneyim. ben düşünmeye devam edeyim .... daha henüz halen aşkı tadamamışken ama çok meraklıyken aslında çok yakınken farkına varamamışken aşka bu kadar borçlanmışken ...

keşke avatar ruhunda olsaydım diyorum çoğu zaman her varlığa onlar gibi derinden bağlanabilseydim . her şeyi duyabilseydim. samimiyetten uzak , çıkarcı ve kemirgen davranışlardan arınmış insanlarla yaşasaydım . bu beni aşka yaklaştırırdı. tadına bakardım.

aşk benim hayallerimde , rüyalarımda çok uzaklarda ... hayallerimle uykusuz gecelerde belkide.
ama aşkın kazandırdıklarıda var tabi mutluluk . saçmalarcasına gülümsemek. anlamsızca düşünmek. zamandan soyutlanmak.
ama anlıyorum ki bu konu bana ağır geldi uyuştum ve külçeleştim. bana hafif gelen gündelikler var yada ağrı kesiciler ve en önemlisi fransız öpücüğü değilde anne şefkati... şimdilik benden bu .
bu kadar şey yazılmış ama anlatılmaz be arkadaş yaşanır.
sonrasında saçma gelecek bir sürü hareketin pervasızca yapıldığı süreç.
cihanı hiçe satmaktır adı aşk
döküp varlığı gitmektir adı aşk

elinde sükkeri ayruğa sunup
ağuyu kendi yutmaktır adı aşk

belâ yağmur gibi gökten yağarsa
başını ona tutmaktır adı aşk

bu âlem sanki oddan bir denizdir
ona kendini atmaktır adı aşk

var eşrefoğlu rûmi bil hakikat
vücudu fâni etmektir adı aşk
(mevlana)
(bkz: hakkında bu kadar entry girilince dirildi sandım)
saçmalattıran, hayatı zehir eden, hayattan tat aldırtan, ağlatan, güldüren, uyutmayan, rüyanda görürsen uyanmak istemene engel olan, kederden içirten, feleğin çemberinden geçirten, hayaller kurdurtan, sonra aynı hayalleri geri yutturan, gözlerindeki ışığın nedeni, bazen ona rastlayan şanssız bedevi, tüm bedenini ele geçiren doğru, tüm bedenini mahveden yalan, bu kadar virgül koydurmasına rağmen hala bir tanımı olmayan.
insana psikolojik işkence eden, bir an canını sıkıp bir başka an mutluluktan havaya uçuran küçük psikopat.
Birçok kişi Tarafından Acıya şikayetsiz katlanmak olarak açılımı yapılan insan doğasına özgü 5 duyu organı ile iliklerine kadar hissedilen duygular bütünü.
196'lık erkekle 153 boyundaki kızın, bir ilişki yaşamak için kıçını yırtmasına "aşk" denir.
şahsen henüz tatmadığım duygu duygumu değilmi onu bile bilmiyorum.
bu dünya gibi fani olan duygu..
metüst'e göre; "iki püskevit arasındaki kremadır."
şuan içimi buran ne ise adı aşk idi bir zamanlar şimdi ise çok sular aktı köprünün altından, sadece ara ara zonklayan bir ağrılı diş!
aşk da neymiş? gavur icadı...*
aşk, serin sulardan kızgın kumlara atlamak gibisin.

ayrıca hakkında 7659 tane entry yazılmış. ahanda bununla 7660 oldu. ve acayipmiş yahu.
küçük yaşta öğretilmeye başlanan, çok büyük aldatmaca...
1 milyon tane entry girilse bile yaşamayanın anlayamacagı ılgınc bır duygular karısımı.
sevilmek kadar güzel olmayan çözümlenemeyen duygu.
© copyright 2005 - 2026