bugün

/636
--spoiler--
aşk denen illet; çorak arazide tilki misali kurnaz bekçi.
--spoiler--
kavuşamamayı gerektirir ; kavuşursan başka bi şey olur o. *
arapça kökenli bir kelimedir.
aşk=acı ötesi yok.
uzun süre aradan sonra tekrar aşık olmak isteyen kişiden geliyor:

+ bizde niye yok?
iki kişinin bindiği bir tahterevallidir. bu derin tanımım da oscar wilde'e kapak olsun.
duygu illüzyonudur.
yaz günü, samimiyetsiz, soğuk omuzlara çarparken ben, ölümüne kanat çırpan bir kelebek gibi, konduğum renksiz, kokusuz çiçekti. toprağa en yakın olandı, ondan sonrası topraktı işte. düştüğünde kimse seni önemsemeyecekti. bir temizlik işçisinin süpürgesine takılabilir, rüzgarda savrulup, deniz varsa kavuşabilirdin denize.

seni gördüm. tüm renklere rağmen, senin solgun renksizliğini, benimkine benzer kimsesizliğini sevdim. seni seçtim, senin beni seçmene şans vermeden, bunu düşünmeden hatta, aşk gibi aniden!

bir önceki hayatım…

karanlığa tercih ettiğim bir çift mavi, ışık gören son penceremi de aldı benden. ne kadar beklediysem, bilmiyorum. hatırladığım ben değildi, gördüğüm ben. aceleyle başladım uçmaya. önceki hayatımın sarhoş yürümeleri gibi özensizceydi uçuşum da.

alışırım dediğimde duydum:

+ ayılmak gibidir sanıyorsan alışmayı, yanılıyorsun. vaktin dar, sadece uç!

uçtum, anladım ki sorgulayacak zaman yoktu ve şimdiden yorulmuştum.

bir şey değişmedi uçarken, ayılmak gibi değildi alışmak, doğru.

savruluyordum, uçtuğumu, onlardan kaçtığımı sandı birileri.

savruluyordum, dokunduğum sevindi, dokunduğum üzüldü.

bu kadar mıydı, bu kadar kısa mıydı bahşedilen hayat!

…

savruldum, artık sadece rüzgardım, durdu kanatlarım…

bir adım var toprağa, bir adım var gökyüzüne!

seni seçtim, renksizliğine, kimsesizliğine vuruldum!
''ayrılık umrumda değil ki'' şeklinde bir evresi olan(mış). öğreniyoruz işte yavaş yavaş.
sır içinde sır, içinde sır...
bünyeler arası değişkenlik gösteren ruh, kalp, beyin hali.
başlangıcı ile dünyalar senin olur, bitişi ile dünya başına yıkılır.
tepkimesi, kişiler arası farklılık gösterebilir. sırf bunun için suçlanabilirsin.
muhakkak bi yerde bitmesi gerekir. çünkü bok gibi bir şeydir. ağzına sıçar. gereksizdir.
mantık neyine yetmiyor ki?
"insanlığın evrensel yara birimidir" demiş metüst.
bile bile yenilmektir bazen de.
her yalanı kabul eder aşk, her doğruyu reddeder.
sonucunun hüsran olacağını bilmenize rağmen yinede değiştirmeye çalışacağınız mağlubiyet.
aşk; onu topluma açık alanda öpememektir, koklayamamaktır. onun saçlarının bir telinin kopmasına bile kıyamamaktır. her zaman ona sarılma ihtiyacı duymaktır. onun karşısına geçip ömrünün sonuna kadar gülümseyişini izlemeyi istemektir. aşk anlatılmaz yaşanır bir olaydır. herkesin yaşaması gereken ama acısını cekmemesi gereken bir hadisedir.
şimdi herkes şiirler sözler ve cümleler kuracak sayfalarca ben de diyorum ki; HERKESiN AŞK tanımı yaşadığı KADARdır..
(bkz: AŞK MUTLULUK DEĞiLDiR)
tüm şarkıların tek notasıymışcasına her enstrümandan onun şen sesini duymaktır.
hayatın ritmi oymuşcasına yalnızca onda ritmini bulmaktır.
görsel
insana saçma sapan şeyler yaptıran ancak masalsı bir duygudur. insan aşkının şiddetinden korkabilir, ağlayabilir, bu ona hayat ışığı olabilir, onu mahvedebilir de. ancak yine de çok güzeldir. *
gelecek mesajın O'ndan olması ihtimalini yükseltmek için hiç kimseye mesaj atmamaktır aşk...
ben senin benim olabilme ihtimalini seviyorum. demektir.
üstüne şiirler, destanlar yazılan ve insanı kendinden alan tuhaf bir duygudur aşk. kişisel aşk daha çok acıtan ve bile bile tekraredilendir. karşındaki kişiyi ilah ya da ilahe yapandır. aynaya değil de sevgilinin gözünün içine bakılan durumdur. en güzel ya da en yakışıklı hissedilen durumdur aşk. yanındaki sevgiliyi düşünde de görebilmektir.

bazen hiç karşılık beklenmeyendir...

(bkz: sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı)
günümüzde adı şehvetle kirletilmiş masum değer.
karın ağrısı.
© copyright 2005 - 2026