bugün
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı5
- özlediniz mi beni6
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi3
- velvet26
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- o kızdan uzak dur diyen erkek4
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- amedspor4
- karı kıza para yedirir misiniz3
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- evlilik balonunun patlaması3
- türklere vize serbestisi4
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım8
- pirates of the caribbean2
- kendini değersizleştiren insan5
- insanoğlu kelimesinin cinsiyetçi olması2
- mor semsiyeli yabanci8
- çay yapacak hatunun olmaması3
- anın görüntüsü34
- sözlükte kavga oldu hissi2
- kuzey karolina'dan ındianapolis'e gitmek3
- evliliğin anlamı13
- butlancıların birbirine girmesi6
- dünyanın en değerli şeyi5
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- spotify blend list yapmak istenilen yazarlar5
- jalapeno turşusu2
- akide şekeri yiyip radyo dinlemek5
- kürtsüz türkiye11
- golden rose velvet matte ruj 202
- yahudiler neden hindistan'ı seviyor2
- alihan kuriş8
- duygulandıran ingilizce şarkılar2
- evde yoğurt yapmak5
- pancar küspesi2
- ahmet baran yazgan12
- türk ile kürt'ü rakip sanmak5
- bütün gece sokaklarda seri katilin izini sürmek5
- halife olacağım7
- tinder2
- nude var mı3
- sokakların mis gibi bok kokması2
- fenerbahçe15
- beyazconverse nickli yazar erkek mi5
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
kitabın ismi antipatik ve aşk üzerine yapılan geyikler gibi görünse de alain de botton'ın etkileyici çıkarımlarından oluşan gayet aklı başında bir kitaptır. küçük bi alıntı: "sevdiğimiz kişi sevgimize karşılık verirse o zaman kendi içimize dönerek o kişiyi neden sevdiğimizi anımsamak durumunda kalırız" gibi mantıklı cümlelerden oluşur.
(bkz: alain de botton)
(bkz: stendhal)
(bkz: montaigne)
(bkz: ask ustune)
Yeryüzündeki en büyük mutluluklardan biri, belki de birincisi, hiçbir endişe bulutuyla gölgelenmeden erkeğin sevdiği kadınla, kadının da sevdiği erkekle beraber olması galiba.
Böylesine güzel bir dünya kurmak ve yaşamak, sadece ve sadece kadınla erkeğin elinde olduğu halde; bu mutluluğa bir türlü eremeyenlerin sayısı, erenlerinki yanında neden çok daha fazla? Bu sorumun cevaplarını bulmak, atomun sırrını bulmaktan da önemli bir bakıma...
Bir defa doğuyorsun ve sevdiğinle, arzuladığınla kolay kolay beraber olamadan çekip gidiyorsun.
***
Bir anket yapılsa da araştırılsa, acaba kaç kişi gerçek aşkı dolu dolu tatmakta ve yaşamakta?
Herhalde pek az kişi. Yüzyıllar boyunca dünyayı kaplayan ve ortak duyguları dile getiren hüzünlü, sitemli kırık aşk şarkıları, aşk şiirleri, aşk hikayeleri, aşk romanları, aşk filmleri bunun en sağlam ispatı...
Milyonlarca erkek, milyonlarca kadın, gerçekten sevdiğini bulamamanın boşluğuyla devamlı bir aranış içinde...
***
Kazara bulanların da, büyük bir kısmı, aşılmaz duvarların önünde boynu bükük kalakalmış.
- Birbirimizi sevdik ama anası babası vermediler.
- Ben sevdim ama, o beni sevmedi.
- O da beni sevdi ama, koparamayacağı engelleri vardı.
- En çok onu sevdimdi ama, ecel aldı götürdü.
- En seviştiğimiz zamanda savaşa çağırdılar.
- Sevgimizi parasızlık yıktı.
- Tam birbirimizi bulmuştuk, uzaklara gitmek zorunda kaldı.
- Çok sevişiyorduk, fakat yetişiş tarzlarımız başkaydı.
- Seviyordum, inandıramıyordum.
***
Kadınla erkeğin arasına giren böyle binlerce engel... Ne gariptir ki, bu engeller hep sevişenlerin arasına giriyor. Sevişmeden beraber olanlar çoğunlukta bulunduğuna göre, onların arasına bu kadar engel girmiyor. Bir terslik var bunda. Bu tersliği ortadan kaldırmanın bir yolunu yordamını bulmak gerek. Gerçi:
- Aşk bir Çingene çocuğudur, kanun tanımaz, diyorlar ama; kanun tanımayan sadece aşk; aşıklar kolay kolay kanunlardan daha kuvvetli olamıyorlar.
***
insanları aşk konusunda, hiç değilse hayvanlar, hiç değilse ilk çağ insanları kadar olsun, rahat ettirecek bir ortamı sağlayamamışız.
Kadın erkek arasındaki en tabii, en mutlu olayları ayıplamış, küfür sözü yapmışız. Bunun nedenlerini araştıranlar, sosyal ve iktisadi korkunç gerçeklerle karşılaşıyorlar.
Vaktiyle kendi çıkarlarını bir muayyen düzende görenlerin; insanların rahatça seviştikleri zaman, bu düzenin disiplinine kolay kolay uyamayacaklarını sezdiklerini ve bunu önlemek için birtakım baskı unsurları yarattıklarını söylüyorlar...
Kadınla erkeğin beraber olmak arzusunu denetleyerek; bundan, kişileri bakım mükellefiyetlerine yöneltip, iktisaden boynu bükük bir duruma sürüklemek istediklerini iddia ediyorlar.
***
Doğru yanlış, ancak sevişenlerin çokçası beraber olamayışlarındaki en büyük sebeplerden birinin, iktisadi şartlar olduğu inkar edilemez. Fakiri fakirle evlenmeye zorlayan, sonra da:
- Ne yapayım, evde evlad - ü iyal var, diye baş eğdiren unsurlar nereden geliyor?
insanlık bunu hissettiği için, masallarında padişah kızlarını çobanlarla evlendirerek, isyanını haykırmak istemiştir.
***
Bekar:
- Ağaca çıksam pabucum yerde kalmaz, diye övünür.
Ancak tabiat kanunu icabı, bir kadına muhtaçtır ve onu bulmak için evlenmek ve bakım mükellefiyeti altına girmek zorundadır. Bu mükellefiyet bir defa boynuna dolandı mı, bir daha kimseye karşı kolay kolay dikilemez. Hele karşılıklı sevişmiyorlarsa, gücü büsbütün kırılır, küskünlüğe uğrar. Çeşitli telkinlerle bu usulün bozulması asla istenmez.
Çağımızda kadınların da çalışmaya başlaması, yüzyıllar sürmüş olan manevi işkenceleri nispeten yumuşatmıştır. Bağlar, telkinler, baskılar eski sertliğini kaybetmiştir.
Önümüzdeki çağda büsbütün kaybedecektir. insanlar günden güne sevdikleriyle beraber olmak imkanlarına kavuşuyorlar. ileride daha da çok kavuşacaklardır. Dünyamıza gerçek mutluluk o zaman gelecektir.
çetin altan
Böylesine güzel bir dünya kurmak ve yaşamak, sadece ve sadece kadınla erkeğin elinde olduğu halde; bu mutluluğa bir türlü eremeyenlerin sayısı, erenlerinki yanında neden çok daha fazla? Bu sorumun cevaplarını bulmak, atomun sırrını bulmaktan da önemli bir bakıma...
Bir defa doğuyorsun ve sevdiğinle, arzuladığınla kolay kolay beraber olamadan çekip gidiyorsun.
***
Bir anket yapılsa da araştırılsa, acaba kaç kişi gerçek aşkı dolu dolu tatmakta ve yaşamakta?
Herhalde pek az kişi. Yüzyıllar boyunca dünyayı kaplayan ve ortak duyguları dile getiren hüzünlü, sitemli kırık aşk şarkıları, aşk şiirleri, aşk hikayeleri, aşk romanları, aşk filmleri bunun en sağlam ispatı...
Milyonlarca erkek, milyonlarca kadın, gerçekten sevdiğini bulamamanın boşluğuyla devamlı bir aranış içinde...
***
Kazara bulanların da, büyük bir kısmı, aşılmaz duvarların önünde boynu bükük kalakalmış.
- Birbirimizi sevdik ama anası babası vermediler.
- Ben sevdim ama, o beni sevmedi.
- O da beni sevdi ama, koparamayacağı engelleri vardı.
- En çok onu sevdimdi ama, ecel aldı götürdü.
- En seviştiğimiz zamanda savaşa çağırdılar.
- Sevgimizi parasızlık yıktı.
- Tam birbirimizi bulmuştuk, uzaklara gitmek zorunda kaldı.
- Çok sevişiyorduk, fakat yetişiş tarzlarımız başkaydı.
- Seviyordum, inandıramıyordum.
***
Kadınla erkeğin arasına giren böyle binlerce engel... Ne gariptir ki, bu engeller hep sevişenlerin arasına giriyor. Sevişmeden beraber olanlar çoğunlukta bulunduğuna göre, onların arasına bu kadar engel girmiyor. Bir terslik var bunda. Bu tersliği ortadan kaldırmanın bir yolunu yordamını bulmak gerek. Gerçi:
- Aşk bir Çingene çocuğudur, kanun tanımaz, diyorlar ama; kanun tanımayan sadece aşk; aşıklar kolay kolay kanunlardan daha kuvvetli olamıyorlar.
***
insanları aşk konusunda, hiç değilse hayvanlar, hiç değilse ilk çağ insanları kadar olsun, rahat ettirecek bir ortamı sağlayamamışız.
Kadın erkek arasındaki en tabii, en mutlu olayları ayıplamış, küfür sözü yapmışız. Bunun nedenlerini araştıranlar, sosyal ve iktisadi korkunç gerçeklerle karşılaşıyorlar.
Vaktiyle kendi çıkarlarını bir muayyen düzende görenlerin; insanların rahatça seviştikleri zaman, bu düzenin disiplinine kolay kolay uyamayacaklarını sezdiklerini ve bunu önlemek için birtakım baskı unsurları yarattıklarını söylüyorlar...
Kadınla erkeğin beraber olmak arzusunu denetleyerek; bundan, kişileri bakım mükellefiyetlerine yöneltip, iktisaden boynu bükük bir duruma sürüklemek istediklerini iddia ediyorlar.
***
Doğru yanlış, ancak sevişenlerin çokçası beraber olamayışlarındaki en büyük sebeplerden birinin, iktisadi şartlar olduğu inkar edilemez. Fakiri fakirle evlenmeye zorlayan, sonra da:
- Ne yapayım, evde evlad - ü iyal var, diye baş eğdiren unsurlar nereden geliyor?
insanlık bunu hissettiği için, masallarında padişah kızlarını çobanlarla evlendirerek, isyanını haykırmak istemiştir.
***
Bekar:
- Ağaca çıksam pabucum yerde kalmaz, diye övünür.
Ancak tabiat kanunu icabı, bir kadına muhtaçtır ve onu bulmak için evlenmek ve bakım mükellefiyeti altına girmek zorundadır. Bu mükellefiyet bir defa boynuna dolandı mı, bir daha kimseye karşı kolay kolay dikilemez. Hele karşılıklı sevişmiyorlarsa, gücü büsbütün kırılır, küskünlüğe uğrar. Çeşitli telkinlerle bu usulün bozulması asla istenmez.
Çağımızda kadınların da çalışmaya başlaması, yüzyıllar sürmüş olan manevi işkenceleri nispeten yumuşatmıştır. Bağlar, telkinler, baskılar eski sertliğini kaybetmiştir.
Önümüzdeki çağda büsbütün kaybedecektir. insanlar günden güne sevdikleriyle beraber olmak imkanlarına kavuşuyorlar. ileride daha da çok kavuşacaklardır. Dünyamıza gerçek mutluluk o zaman gelecektir.
çetin altan
olmayan, hiç kaybetmeyen bir şey üzerine ne düşünülür, ne yazılır, ne de okunur. onu yaşamaya çalışmak ise bir mucizeyi bekliyor olmaktan başka bir şey değildir..
"eşşağan ala gazuğu"
"eşşağan ala gazuğu"
konuşuldukça bitmeyen, konuşuldukça konuşmak isteği uyandıran konudur.
kitap bir aşk romanı değil kesinlikle. Yazar aralarda girip, yaşanan olayları çözümlüyor bizlere. Kısacası aşk üzerine bir çözümleme.
özgün adı essays in love olan alain de botton'a ait kitap. bir solukta okunulasıdır. sanıldığı gibi aşk üzerine derin sohbetlere girmeyen yazar sıradan, hepimize ait şeyleri anlatır; anlatırken de sık sık 'evet bana da böyle olmuştu' dedirtir.
bir örnekle açıklayalım:
çekici olmayan bir insanla birlikteyken sezsizlik olduğunda sıkıcı olan karşınızdakidir.çekici bir insanla birlikteyken sezsizlik olduğunda ise sıkıcı olanın siz olduğunu düşünürsünüz.
bir örnekle açıklayalım:
çekici olmayan bir insanla birlikteyken sezsizlik olduğunda sıkıcı olan karşınızdakidir.çekici bir insanla birlikteyken sezsizlik olduğunda ise sıkıcı olanın siz olduğunu düşünürsünüz.
yazmam bir daha aşk şiiri ile cemal süreyya'dır.http://www.siirdostu.com/...azmam_daha_ask_siiri.html
ana hikayesi klişe olsa da yazarın durumlardan yaptığı çıkarımlar oldukça sıradışıdır. şemalar ve grafikler eşliğinde bir aşk hikayesi okumak az rastlanacak bir durumdur.
ölüm gibi aniden, su gibi hayati.
aşk sihirli bir sözcük olduğu müddetçe hokkabazlık aşkın işvesi olmaya mahkumdur.
yani,
aşka hangi anlam yüklenirse yüklensin, hep eşekten düşmüşe döner insanoğlu.
yani,
aşka hangi anlam yüklenirse yüklensin, hep eşekten düşmüşe döner insanoğlu.
söylenen her şey anlamsız, yaşanan en saçma şeylerse fazlasıyla anlamlıdır.
aramızda çok güzel yanlışlar var.
senin gözlerine takılıp, başkasının yüreğine düşüyorsa, vazgeç...
alain de botton un yazdığı çerezlik bir kitap. chole ırspısının son yaptığı beni bile dumura uğrattı.
çehov'un çok güzel bir kısa hikayesidir ayrıca.
10 dk sürer okuması maksimum, okuyunuz efendim buyrun.
http://shortstorydunyasi....kinda-anton-cehov/3459727
10 dk sürer okuması maksimum, okuyunuz efendim buyrun.
http://shortstorydunyasi....kinda-anton-cehov/3459727
Söylenecek o kadar çok şey var ki.
Ama ben susmayı tercih ediyorum.
Ama ben susmayı tercih ediyorum.
Ask yurekte olmali, dilde degil...
"Benim aşka dair yazdıklarımdan sonra aşk üzerine yazan anasının kızlık uçkurunu yazar." der karacaoğlan.
arifin manchester e attigi golu ararken nasil buraya geldim, hayret yani..
orospu chloe.söyleyeceklerim bu kadar. ayrıca sümüğünü kurutup ağzına atan kızıl saçlı çilli bi karıda ne buldu anlamıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar